{"title":"Arketon Yayınları","description":"","products":[{"product_id":"duran-her-sey-hareket-ediyor","title":"Duran Her Şey Hareket Ediyor","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eAtilla Yücel’in İstanbul yazılarından oluşan \u003cem\u003eDuran Her Şey Hareket Ediyor\u003c\/em\u003e yeni basımıyla raflarda.\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eAtilla Yücel’in İstanbul yazılarından oluşan ve Aykut Köksal’ın genel yayın yönetmenliğinde kurulan Arketon Yayınları’nın ilk kitabı olan, gördüğü genel ilgiyle kısa sürede tükenen \u003cem\u003eDuran Her Şey Hareket Ediyor,\u003c\/em\u003e yeni basımıyla okurlara ulaşıyor. 2018’de yitirdiğimiz Atilla Yücel, akademisyen ve entelektüel kimliğiyle mimarlık dünyasının önde gelen kişileri arasında yer alıyordu. İstanbul üzerine yazdığı metinlerden oluşan kitap, kentin modernleşme öyküsünden mimarlığına, siluet sorunundan 19. yüzyıl sıra evlerine, Taksim Meydanı’ndan Galata ve Pera’ya uzanan geniş bir çerçeve çiziyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eAtilla Yücel, kitaba yazdığı önsözde şöyle diyor: “\u003cem\u003eİstanbul Yazıları,\u003c\/em\u003e üzerinde binlerce, on binlerce yazının, yapıtın, düşün inşa edildiği bir gerçekliğin, İstanbul’un kent mekânı ve mimarlık ile ilgili görünümleri üzerine üretilmiş bazı satırların bir derlemesi. İstanbul bir kent, aynı zamanda bir kavram, aynı zamanda, yüzyıllar boyunca oluşmuş bir tarihsel birikime dayanan bir kültürün, bir aidiyetin adı, bir külliyatın nesnesi, belki bir mitos. Bugünün karmaşık megapol gerçekliği, farklı dönemlerdeki daha sade bir kozmopolit varoluşun küresel dinamikler sonucunda her gün yeniden biçim kazanmakta olan bir başka katmanı. İstanbul külliyatı edebiyattan düşünceye ve bilime bu katmanlaşmanın farklı dönemlerini, farklı izlerini, farklı izlenimlerini içeriyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cem\u003eİstanbul Yazıları  \u003c\/em\u003ebu zengin ve farklılıklar içeren külliyat içinde bir küçük halka olduğu kadar yazar açısından aynı zamanda kendi düşünce ve yazın yaşamının bir halkası, başka mekânlarla, başka deneyimlerle, başka düşüncelerle ve başka metinlerle ilişkileri var. Çünkü her metin nesnesini dile getirirken kendi öyküsünü ve kendi gerçekliğini de içinde barındırır ve örtülü biçimde de olsa ifşa eder.”\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343477911795,"sku":"9786057293695","price":344.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Yucel-Kapak-1.jpg?v=1709643094"},{"product_id":"susleme-ve-curum","title":"Süsleme ve Cürüm","description":"Adolf Loos’un yazılarından oluşan Süsleme ve Cürüm yeni basımıyla raflarda.\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eAdolf Loos’un kırk sekiz yazısını içeren, Arketon Yayınları'nın, Erdem Ceylan’ın çevirisi, giriş yazısı ve editoryal notlarıyla Türkçe'ye kazandırdığı Süsleme ve Cürüm yeni basımıyla raflarda. Aykut Köksal’ın genel yayın yönetmenliğinde yayımlanan Süsleme ve Cürüm'de yazılar sekiz ana başlıkta toplanıyor: Zanaat, Kültür, Sanat, Moda, Mobilya, Malzeme, Üslup ve Mimarlık. Süsleme ve Cürüm'de bir araya getirilen yazılar, Loos’un 1921 tarihli \"Boşluğa Söylenmiş” ve 1931 tarihli “Rağmen” başlıklı derlemelerinden seçildi.\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eErdem Ceylan, kitaba yazdığı önsözde şöyle diyor: “Okur, Loos’un metinlerini okurken ‘müellif’in çok sayıdaki kimliğine şahit olur. Mimarlık, sanat ve moda eleştirmeni, kâhin, öğretmen, reklamcı, denemeci, hikâye anlatıcısı, hatip. Kimi zaman aynı metinde birkaçı birden. Loos’un yazı dili bilimselliğin soğuk nesnelliğinden, entelektüelliğin derinliğinden, mesafeli duruşundan ve üstten bakışından uzaktır. Bu tutumun nedeni, mimarlık gibi yazının da entelektüelleştirilmesine karşı olması, dolayısıyla dili kültüre iade etmek istemesidir. Toplumun ortalama kesiminin kavrayabileceği, samimi ve dürüst bir dille, halkın yaşayan, gündelik konuşma diliyle yazar, kızar, sitem eder, hakkının yendiği iddiasında bulunur; ancak elbette nihayetinde konunun otoritesi daima kendisidir. ‘Doğru’ bilgi, bakış açısı, değerlendirme, yorum ve yargı ondadır. Tezlerini meşrulaştırmak, iddialarını haklı çıkarmak için tarihin derinliklerinden -okuruna tanıdık geleceğine inandığı- kanıtlar devşirir. Anlaşılmak ister, kelime oyunlarına yer vermez. Yine de ara sıra imalı ve alaycı olduğu da bir gerçektir. Amacı edebiyatın dolambaçlı yollarına sapmak değil, okuruyla -her kimse ve ne pahasına olursa olsun- mutlaka diyaloğa girmek, sansasyonel projeleriyle Viyanalılara yaptığı gibi, yazılarıyla da okuru soru sormaya ve düşünmeye sevk etmektir. \u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eAvusturya-Macaristan İmparatorluğu yurttaşı, Avusturya vatandaşı, Viyanalı, Amerika Birleşik Devletleri’nin ziyaretçisi, İngiliz kültürü sempatizanı, kısa süreliğine Secession’cu, Secession ve Wiener Werkstätte düşmanı, süsleme karşıtı, devlet memuru, Viyana kafelerinin müdavimi, Viyana modernistlerinden, mimar, mobilya tasarımcısı, yazar, eleştirmen, öncü, entelektüel, erkek, bir heykeltıraş ve duvar ustasının oğlu, on iki yaşına kadar sağır, her daim yalnız, koca, mizojen, kadınsever. Loos bunların hepsi. Ve çok daha fazlası.”\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343480762611,"sku":"9786057293640","price":344.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Loos-Yenikapak-5.jpg?v=1713270163"},{"product_id":"istanbul-un-yabanci-ve-levanten-mimarlari","title":"İstanbul'un Yabancı ve Levanten Mimarları","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eCengiz Can'ın, son dönem Osmanlı mimarlığının önemli bir yönünü ele aldığı çalışması yeni basımıyla Arketon kitapları arasındaki yerini aldı. Can'ın, 1993'te bir tez çalışması olarak kaleme aldığı araştırma, titiz bir editoryal süreç sonunda kitap formatına aktarılmış ve 2020 yılında ilk basımı gerçekleşmişti. Kısa sürede tükenin kitabın yeni basımı, yeni kapağıyla okura ulaşıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eAykut Köksal'ın bu kitap için çektiği fotoğraflarla bütünlenen çalışma, Melling'den Fossati kardeşlere, Barborini'den Montani'ye, Vallaury'den D'Aronco'ya, Mongeri'ye uzanıyor. Haklarında çok az bilgi sahibi olunan mimarları da ele alan Can, bir dönemi tüm boyutlarıyla gözler önüne seriyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eAykut Köksal, kitabın \"Sunuş\" yazısının bir bölümünde şunları söylüyor: \"Cengiz Can’ın kitabı, daha önce yüzeysel bilgilerle tanınan, yaşamları üzerine çok az şey bilinen yabancı ve Levanten mimarların, Osmanlı mimarlığının modernleşme sürecinin nihai noktasında belirleyici ve tayin edici bir rol yüklendiklerini ortaya koyuyor. Can, bu mimarların yaşamını, hiç bakılmamış kaynaklara giderek araştırıyor ve yerleşmiş belirli önyargıları çürütüyor. Örneğin, 'yabancı' olarak bilinen kimi mimarların 'Osmanlı Levanten mimarları' olduğunu saptıyor. Cengiz Can’ın ele aldığı mimarların önemli bir bölümünün İtalyan ya da İtalyan asıllı Levanten oldukları ise hemen göze çarpıyor. Can, bu olgunun da altını çiziyor, gerekçelerini irdeliyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eYabancı ve Levanten mimarların üretimleri, 18. yüzyılın Osmanlı mimarlığıyla keskin bir kopuş gösterir. Bu kopuş özellikle Osmanlı modernleşmesinin sonucu olan yeni yapı programlarının geleneksel programlara göre daha baskın olmasında görülüyor. Ayrıca, 19. yüzyıl Osmanlı modernleşmesinin aynı yüzyılın Avrupa mimarlığıyla koşutluklar taşıdığını söylemek yanlış olmaz. 19. yüzyılın seçmeci yaklaşımları İstanbul’da üretim yapan bu mimarlarda da yankılarını bulur.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eİstanbul’da çalışan Fossati, D’Aronco gibi yabancı mimarlar, Avrupa’nın her kentinde üretimleri saygıyla karşılanabilecek yaratıcı ve yetkin tasarımcılardır. Özellikle D’Aronco’nun Art Nouveau yapıları, Avrupa’da boy gösteren 'erken Modernist' çizginin, eşzamanlı olarak Osmanlı başkentinde görülen seçkin ve \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eunique\u003c\/em\u003e örneklerini oluşturur. Cengiz Can, bu mimarları ele alırken, Osmanlı modernleşmesinin gölgede kalmış bir yönüne ilişkin geniş bir çerçeve sunuyor.\"\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343478993139,"sku":"9786057293633","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/CengizCan-Kapak-22.jpg?v=1703501100"},{"product_id":"cam-mimarligi","title":"Cam Mimarlığı","description":"Bruno Taut'a adanmış Cam Mimarlığı\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eyeni basımıyla raflarda...\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003ePaul Scheerbart'ın Bruno Taut'a adadığı, Hüseyin Tüzün'ün Türkçeye aktardığı Cam Mimarlığı, yeni basımıyla raflarda. Scheerbart'ın 1914'te kaleme aldığı Cam Mimarlığı büyük yankı uyandırmış, Bruno Taut da, aynı yıl gerçekleştirdiği ünlü Cam Ev'i Scheerbart'a ithaf etmişti. Walter Benjamin'in de yazılarında pek çok kez bu kitaptan söz ettiği biliniyor. Benjamin'in \"Deneyim ve Yoksulluk\" başlıklı metni, yine Hüseyin Tüzün'ün çevirisiyle, kitapta önsöz olarak yer aldı. \u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eYüz on bir kısa metinden oluşan, yazarın her metni romen rakamıyla ve bir başlıkla tanımladığı Cam Mimarlığı -Scheerbart'ın mimar olmamasına karşın- vizyoner bir bakış taşıyor. Erdem Ceylan, kitaba yazdığı \"Kült ile Kültür Arasında Kırılan Cam: Paul Scheerbart\" başlıklı kapsamlı metninde, hem yazarı, hem de bu çalışmasını özgün bir bakışla ele alıyor.\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eWalter Benjamin, bu kitap üzerine yazdığı metinde şöyle diyor: \"Scheerbart en büyük önemi, insanlarını ve –onları örnek alarak– yurttaşlarını kendilerine layık konutlara yerleştirmeye veriyor, Loos ve Corbusier’nin bu arada inşa ettikleri yer değiştirebilen hareketli cam evler gibi. Camda hiçbir şeyin tutunamaması, öylesine sert ve pürüzsüz bir malzeme olması boşuna değil. Aynı zamanda soğuk ve tarafsız. Camdan nesnelerin 'aura'sı yoktur. Cam zaten gizemin düşmanıdır. Mülkiyetin de düşmanıdır. Büyük yazar André Gide bir keresinde şöyle demişti: 'Sahip olmak istediğim her nesne ışık geçirmez oluyor.' Yoksa insanlar acaba yeni bir yoksulluğun inananları oldukları için mi Scheerbart gibi cam yapıları düşlüyorlar? Ama belki burada yapılacak bir karşılaştırma kuramdan daha fazlasını söylüyordur. Birisi 1880’li yılların kentsoylu odasına girse, belki de odanın yaydığı bütün o 'rahatlıkta', 'senin burada işin yok' izlenimi en güçlü olanıdır. Senin burada işin yok –çünkü burada oturanın, pencere içlerindeki biblolarıyla, koltuklardaki küçük örtüleriyle, pencerelerin üzerindeki saydam malzemeyle, şöminenin önündeki paravanla ardında izini bırakmadığı tek bir yer yok. Brecht’in güzel bir sözü yine yardımcı bu konuda, hem de çok: 'Sil izleri!'– 'Kent Sakinleri İçin Okuma Kitabı'nın ilk şiirinde yinelenen dize. Burada, bu kentsoylu odasında karşıt davranışlar alışkanlık haline geldi. Öte yanda 'iç mekân' o evde oturanı, alışkanlıkları son sınırına kadar kabullenmeye zorluyor; bunlar orada oturanın kendinden çok, yaşadığı iç mekâna uyan alışkanlıklardır. Evde bir şey kırılınca, ev sakinlerinin pelüşlü odalarında içine düştükleri o saçma durumu hâlâ anımsayan herkes bunu anlar. Öfkeleniş tarzları bile –artık yavaş yavaş körelmeye başlayan bu ani ve şiddetli coşkuyu ustaca canlandırabildiler– özellikle, 'yeryüzündeki günlerinin izleri' silinmiş bir insanın tepkisiydi. Bunu Scheerbart camıyla, Bauhaus da çeliğiyle başardı: İz bırakmanın güç olduğu mekânlar yarattılar. 'Bu söylenenlerden sonra', diye açıklıyor Scheerbart bundan yirmi yıl önce, 'herhalde bir cam kültüründen söz edebiliriz. Cam ortamı insanı tamamen değiştirecektir.'\"\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343477846259,"sku":"9786259443102","price":256.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Scheerbart-Taut-Kapak-5.jpg?v=1713258724"},{"product_id":"kitle-iletisim-araci-olarak-mimarlik","title":"Kitle İletişim Aracı Olarak Mimarlık","description":"\u003cp style=\"margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding: 0px 0px 0px 12px; border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; line-height: 18px; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; vertical-align: baseline; color: #000000;\"\u003eRenato De Fusco'nun, ünlü çalışması \"Kitle İletişim Aracı Olarak Mimarlık\" yayımlandı. \"Mimarlık Göstergebilimi Üzerine Notlar\" altbaşlığını taşıyan kitap, \"Biçimi Olmayan İşlev\", \"İdeolojik Kriz İçindeki Mimarlık\", \"Kitle İletişim Aracı Olarak Mimarlık\", \"Kitle Kültüründe Eski ve Yeni\", \"Yeni Bir Değerlendirme İçin Ölçütler\" ve \"Bir Mimarlık Göstergebilimine Doğru\" başlıklı bölümlerden oluşuyor. De Fusco'nun kitabını Türkçeye Fatma Erkman Akerson aktardı. Türkiye'nin dilbilim alanında önde gelen bilim insanları arasında bulunan Fatma Erkman Akerson'un çevirisi, De Fusco'nun kitabının önemini daha da artırıyor. Akerson, De Fusco'nun çalışması üzerine şunları söylüyor: \"İkinci Dünya Savaşından sonra, İtalya’da köyden kente göçün hızlanmasıyla, kentlerin mimari düzeni alt üst olmuştu. Pek çok yeni yerleşim alanı açılmış, ama bu arada eski kent bölgeleriyle yeni kurulan bu yerleşim alanları arasında birçok uyuşmazlık ortaya çıkmıştı. Yeni binaların yapılması mutlaka gerekliydi, ama bu binalarla eski binalar arasında nasıl bir denge kurulacaktı? Eski binalar korunmalı mıydı? Nasıl korunmalıydı? Bu sorunları kim çözecekti? Bu konularda topluma duyarlık kazandırmak için ne yapılmalıydı? Bu kitap, bu sorunları sergiliyor ve bu sorunları çözmek için, önce mimarlığın nasıl bir sistem olduğu anlaşılmalı, diyor. Mimarlığın anlamı nedir, anlamı yalnız işlevinden mi ibarettir, bu anlam geniş kitlelere nasıl aktarılır gibi konuları işlerken, İtalya örneğinden çıkıyor olsa da, Türkiye’nin büyük kentlerinin sorunlarına da ışık tutuyor.\"\u003c\/p\u003e\n\u003cp style=\"margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-left: 0px; padding: 0px 0px 0px 12px; border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; line-height: 18px; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; vertical-align: baseline; color: #000000;\"\u003eArketon genel yayın yönetmeni Aykut Köksal ise, kitabın sunuş yazısında şöyle diyor: \"Ferdinand de Saussure, 20. yüzyıl başında dilbilimi yeni bir paradigmayla ele alırken, 'yapı' (structure) ve 'göstergebilim' kavramlarını öne sürüyordu. Yüzyıl boyunca, Saussure'ün temellerini attığı 'dilbilim' pek çok disiplin için yol gösterici oldu, mimarlık da bunun dışında kalmadı. 'Yapı' kavramının mimarlık üzerinden ele alınması, 'tip' ve 'tipoloji' kavramlarını gündeme taşırken, dil, anlam, iletişim konuları mimarlığın önde gelen sorunsalları arasına katılıyor, işlevselci paradigma sorgulanmaya başlıyordu. Bu bakış, İkinci Dünya Savaşı sonrasında -De Fusco'nun deyişiyle- yüzyıl başındaki \"etik ve estetik tutarlığını\" yitiren mimarlığın yoğun bir eleştiriye tabi tutulmasını getirdi ve 1960'ların kuramsal çalışmaları Modernizm sonrasını hazırlayan köşe taşlarını oluşturdu. Örneğin Aldo Rossi'nin Şehrin Mimarlığı da De Fusco'nun kitabıyla yakın bir tarih taşıyor. Bu arada, Umberto Eco'nun, 'Göstergebilim Araştırmasına Giriş' alt başlığını taşıyan ve içinde mimarlık göstergebilimine ilişkin bir bölümün yer aldığı La struttura assente ('Eksik Yapı') başlıklı çalışmasının da aynı tarihlerde yayımlandığını unutmamak gerek. Kısacası, Renato de Fusco'nun çalışması, göstergebilim üzerinden bir mimari okuma sunarken, aynı zamanda mimarlık düşüncesinin belirleyici dönüm noktalarından birini işaretliyor.\"\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343479058675,"sku":"9786056959554","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/9786056959554.jpg?v=1616017615"},{"product_id":"mimarlikta-icerigin-bes-gorunumu","title":"Mimarlıkta İçeriğin Beş Görünümü","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eRicardo Porro'dan Özgün Bir Mimarlık Düşüncesi: İçeriğin Beş Görünümü\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Fidel Castro'nun mimarlığını yapan, Küba asıllı Fransız mimar Ricardo Porro, belirli bir kalıba sokulamayan bir mimari üretim gerçekleştirmekle kalmamış, hem hocalığı hem de güçlü entelektüel formasyonuyla geçen yüzyılın sonunda kalıcı bir iz bırakmıştı. Porro'nun düşüncelerini yansıtan bu kitap, çalışmalarını bir araya getiren bir sergi dolayısıyla, 1993'te Fransızca yayımlanmış. Kitabı Türkçeye, Porro'nun yakınında bulunmuş, öğrencisi olmuş, usta mimarı çok iyi tanıyan Orhun Alkan aktardı. Alkan kitaba yazdığı önsözde şöyle diyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \"Birkaç yüzyıl önce Küba’ya gelip yerleşmiş Lombardiyalı aristokrat bir İtalyan ailesinin çocuğu olarak, Camagüey’de, 1925 yılında doğan Ricardo Porro, mimarlık eğitimini 1949 yılında Universidad de la Habana’da  tamamlar. İlk projesini Havana’da tasarlayan Porro ertesi sene bir bursla Fransa’ya gider ve Institut d'Urbanisme de Paris’de lisansüstü eğitimine başlar. Avrupa’ya yaptığı eğitim amaçlı bu gezi hem Avrupa kültürüyle tanışmasına hem de mimarlık eğitiminin yanında görsel sanatlar, felsefe, edebiyat gibi alanlarındaki bilgilerini derinleştirmesine olanak sağlar.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Gerek eğitimci gerekse de tasarımcı olarak Porro için 'içerik' kavramı birincil önemdedir. Porro için, mimarlığın bir sanat olduğu ve sanatın biçim ile içeriğin ayrılmaz birlikteliğinden oluştuğu bir ön kabuldür. İşte, Porro'nun, \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMimarlıkta İçeriğin Beş Görünümü\u003c\/em\u003e başlıklı kitabı bu ana paradigmaya dayanır. Mimarlık, içinde yaşanılan mekânlara dönüşen kültürdür. Kültür ise insanı çevreleyen, onun yaşam alanını oluşturan her şeydir. Bununla ifade edilen sadece insanın çevresi değil, çevresi ile etkileşim halindeki insanın, doğuştan gelen özellikleriyle de biçim kazanan iç dünyasıdır. Burada simgeler ön plana çıkar.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Porro’ya göre, yirminci yüzyılın özellikle ikinci yarısından itibaren, akademizme ve türlü şekilci yaklaşımlara, rasyonalizmin yaşam makinelerine, merkantilizmin çıkar temelli hedeflerine odaklı, uluslararasılaşmış bir modern mimarlık anlayışı kentlerimizin manzarasını çölleştirmiş, ruhu olmayan, yaşantısı olmayan yapılarla dünyayı doldurmuş ve bir kültür varlığı olarak insanı ihmal etmiştir. Kentleri çölleştirenler kendi iç dünyalarını da çölleştirmiş ve kurutmuşlardır. Ricardo Porro bir mimar olarak mekânlarına şiirselliğin onurunu kazandırmayı hedeflemişti. Mimarlıktan ne anladığını ve mimari tasara nasıl yaklaştığını anlatan bu kitap geçmişin olduğu kadar günümüzün mimarlığı için de önemli bir bakış açısı, bir yöntem öneriyor.\"\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cu data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/u\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343479943411,"sku":"9786057455420","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/Porro-Kapak-3.jpg?v=1627124713"},{"product_id":"nokta-ve-cizgiden-duzleme","title":"Nokta ve Çizgiden Düzleme","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eSoyut sanatın öncülerinden Vasili Kandinski'nin, resmin temel öğelerinin dilini çözümlediği ve daha önce çalıştığı renkler kuramının ardından biçimler kuramını öne sürdüğü ünlü kitabı \"Nokta ve Çizgiden Düzleme\", özgün dilinden yapılan çevirisiyle Arketon'dan yayımlandı. Kandinski'nin bu kitabını Hüseyin Tüzün Türkçeye aktardı, editörlüğünü Aykut Köksal gerçekleştirdi. Köksal, kitaba yazdığı sunuş yazısında şunları söylüyor: \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e\"\u003c\/span\u003e20. yüzyıl başında keskin bir kırılma noktasına ulaşan resim, dış dünya gerçekliğini yeniden üretmek yerine kendi iç gerçekliğine döner. İç gerçekliğin sunduğu öğeler resmi kuran ana öğelerdir: renk, leke, nokta, çizgi vb. Böylece resim yeni bir anlam dünyasının peşine düşer, modernist soyut resim bu sürecin getirdiği sonuç olacaktır. İşte tam bu noktada Kandinski'nin çifte rol yüklenen bir aktör olarak ortaya çıktığını görüyoruz. Bir yandan kendi üretimiyle modernist resme öncülük yapan bir sanatçıdır, bir yandan da soyut resmin kuramsal arka planını tanımlayan bir düşünce insanı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Bu bağlamda iki temel metin üretir Kandinski: 1912 tarihli 'Sanatta Tinsellik Üzerine' ve 1926 tarihli 'Nokta ve Çizgiden Düzleme'. İlk kitap renkler kuramı üzerinedir. Bu kitabı savaş yılları izleyecek, Kandinski kuramsal çalışmalarından uzaklaşacaktır. Ancak 1922'de Gropius'un daveti üzerine Bauhaus'da öğretmen olarak çalışmaya başlaması Kandinski'nin yaşamında yeni bir sayfa açar. O yıllarda Bauhaus, modernizmin kuramsal konularının tartışıldığı merkez konumundadır. Kandinski kuramsal çalışmalarını geliştirmek için en uygun ortamı bulmuştur, nitekim bu dönemin en önemli ürünü yayımladığı ikinci kitap, yani 'Nokta ve Çizgiden Düzleme' olur. İlk kitabında ele aldığı renkler kuramının ardından bu kez biçimler kuramına eğilir sanatçı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Bu kitapta Kandinski, nokta, çizgi, düzlem gibi resmin ana öğelerinin çözümlemesinden yola çıkar, bu öğeler arasındaki ilişkiler düzenini ele alan, soyut resmin grammaire'ini tanımlayan kuramını geliştirir. Kuramının en önemli özelliği son derece yenilikçi ve yaratıcı olmasıdır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e İlk yayınının üzerinden yüz yıla yakın bir süre geçmesine karşın, Kandinski'nin biçimler kuramı, modernist sanatı kavramak için önemli ipuçlarını taşımayı sürdürüyor.\"\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cu data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr\u003e\u003c\/u\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343480697075,"sku":"9786057455444","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/Kandinski-kapak.jpg?v=1633422917"},{"product_id":"modulor-modulor-2-2-cilt","title":"Modulor – Modulor 2 (2 cilt)","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Le Corbusier” adıyla tanınan ve 20. yüzyılın en önde gelen mimarları arasında yer alan Charles-\u003ca href=\"https:\/\/fr.wikipedia.org\/wiki\/Liste_des_pays_ayant_le_fran%C3%A7ais_pour_langue_officielle\" data-mce-fragment=\"1\" data-mce-href=\"https:\/\/fr.wikipedia.org\/wiki\/Liste_des_pays_ayant_le_fran%C3%A7ais_pour_langue_officielle\"\u003eÉ\u003c\/a\u003edouard Jeanneret’nin (1887-1965), mimarlığa bir norm getirmek amacıyla tasarladığı “Modulor”u açıklamak, tanıtmak ve farklı uygulamalarını göstermek için kaleme aldığı “Modulor” ve “Modulor 2” başlıklı kitapları, Aziz Ufuk Kılıç’ın çevirisi ve bir tıpkı basım özeniyle, Aykut Köksal ve Bahar Demirhan’ın editörlüklerinde Arketon tarafından yayımlandı. \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eMimarlık yazınının kült kitapları arasında yer alan, 1950 ve 1955 yıllarında iki cilt olarak yayımlanmış  “Modulor” ve “Modulor 2”, özgün tipografik düzenleri korunarak ve “nesne kitap” özellikleri önde tutularak yeniden üretildi. Yeni basımı ve yeni kutusuyla Modulor takımı, Le Corbusier’nin kitap tasarımındaki duyarlığını yansıtan bir koleksiyon nesnesi olarak da kitaplıklarda özel bir yere sahip olacak.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Modulor” insan bedeninden, altın orandan ve matematikteki Fibonacci dizisinden yola çıkan bir ölçü ve oran sistemi. Le Corbusier bu sistemle, insan yaşamını çevreleyen tüm nesnelerden tipografiye uzanan geniş bir bağlama, tasarımı denetleyecek bir norm taşımayı hedefliyor ve bu amaçla bir cetvel oluşturuyor. Usta mimar, “zamanımızda her şeyin kuralsızlaşmış olduğu saptaması”nın yapıldığını vurgulayarak, çağdaş üretimin tüm alanlarda tanımlanmış kurallara sahip olması gerektiğini ima ediyor ve şu soruyu yöneltiyor: “Uygarlığımızın, müziğin gerçekleştirdiği aşamayı görsel konularda, uzunluklar konusunda henüz gerçekleştirmemiş olduğunu biliyor muyuz?” Le Corbusier bu soruya, “nesneleri üretmekte kullanılan ölçüler yerel kalabilir mi?” sorusunu ekliyor ve yanıt olarak kendi evrensel ölçü sistemi olan Modulor’u öne sürüyor. Sistemi sorgulamak için pek çok kişiyle görüşen ve farklı yorumlara kitaplarında yer veren Le Corbusier, Albert Einstein’ın “bu öyle bir oranlar gamı ki, kötüyü zorlaştırıyor, iyiyi kolaylaştırıyor” dediğini aktarıyor. \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eModulor’un simgeleşmiş göstergesi ise kolunu kaldırmış insan imgesi. Le Corbusier bu imgeyi kendi imzası gibi kullanıyor ve Modulor ölçüleriyle tasarladığı Marsilya’daki Unit\u003c\/span\u003eé\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003ed’habitation gibi yapılarda Modulor insanını brüt beton rölyefe dönüştürüyor. Mimarlık kuramcısı Siegfried Giedion, Lenardo da Vinci’nin Vitruvius adamıyla Modulor insanını karşılaştırarak, Lenardo’nun statik insanının statik bir mimarlığa karşılık geldiğini, Modulor’un dinamik insanının ise dinamik bir mimarlığı gösterdiğini söylüyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eModulor sistemi yalnızca Le Corbusier’nin mimarlığı bağlamında değil, modernizmin denetim normlarını arayışını kavramak için de önemli bir ipucu. İki ciltten oluşan Modulor kitapları ise, bu sistemi aktaran bir kaynak olmanın ötesinde, modernizmin ikonik değer taşıyan kült nesnelerinden birini oluşturuyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343480402163,"sku":"9786057455451","price":1200.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/Modulor-Kapak-001.jpg?v=1641239264"},{"product_id":"sehircilik-1","title":"Şehircilik","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eLe Corbusier'nin kent tasavvurunda önemli bir yeri olan ve modernist kentin manifestosu olarak tanımlanabilecek olan 1925 tarihli \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eUrbanisme \u003c\/em\u003ebaşlıklı çalışması, Pelin Kotas'ın çevirisiyle Arketon Yayınları arasında yerini aldı. \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehircilik\u003c\/em\u003e, Aykut Köksal'ın genel yayın yönetmenliğinde mimarlık ve kent kitapları yayımlamak üzere kurulan Arketon Yayınları’nın ikinci Le Corbusier kitabı. İlk kitap olan \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eModulor\u003c\/em\u003e gibi, \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehircilik\u003c\/em\u003e de özgün formatı ve özgün tipografisiyle, ikonik değeri özenle korunarak basıldı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Aykut Köksal, kitaba yazdığı önsözde şöyle diyor: \"Le Corbusier'nin \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehircilik\u003c\/em\u003e'i, 20. yüzyılın şehir tasavvurunda  belirleyici bir rolü olan ilk kapsamlı çalışması. Ünlü mimarın endüstri şehrini nasıl okuduğunu, bu okumanın hangi paradigmayı meşrulaştırdığını görmek için \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehircilik\u003c\/em\u003e doğru bir kaynak. Ne var ki metnin anlamı bundan ibaret değil, özellikle bugünün okurunu ilgilendirecek başka bir boyutu var: \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehircilik\u003c\/em\u003e aynı zamanda \"ütopya\" tarihinin önemli metinlerinden biri ve iki ütopya türünün, \"yazınsal ütopyalar\" ile \"mimari ütopyalar\"ın buluştuğu yerde duruyor. Yazınsal ütopyalar mekânsal model önerisini metinlerinin baş köşesine oturtur, mimari ütopyalar ise, kaçınılmaz bir zorunlulukla tasarımlarını toplumsal model önerisiyle bütünler. İşte Le Corbusier'nin metni tam da bu ortak alanda var oluyor, hatta kimi kez yazınsal ütopyalara daha çok yaklaşıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehircilik\u003c\/em\u003e'in Türkiyeli okurlarının dikkatini çekecek noktalardan biri de İstanbul'a yapılan çok sayıda atıf olacaktır. Tüm ütopya yazarlarının kendi modellerini uzak ve gizemli coğrafyalarda bulmaları gibi, Le Corbusier de, aradığı şehrin pek çok özelliğini, \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehircilik'\u003c\/em\u003ei kaleme aldığı tarihe dek gittiği en uzak yer olan ve 20. yüzyıl başında henüz gizemini yitirmemiş İstanbul'da bulmak istiyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eLe Corbusier'nin \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehircilik\u003c\/em\u003e'i farklı okumalara açık bir metin. Anlamı sadece mimarlık bağlamıyla sınırlı olmayan bu metnin Türkçe yayımlanması, yeni bir dilin taşıyıcılığında, yeni okumaların ortaya çıkmasını sağlayacak.\"\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cu data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/u\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343480959219,"sku":"9786057455482","price":712.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/LeCorbusier-Kapak-2.jpg?v=1648195668"},{"product_id":"yirminci-yuzyilda-kent-utopyalari","title":"Yirminci Yüzyılda Kent Ütopyaları","description":"Yirminci Yüzyılda Kent Ütopyaları, şimdi Arketon'da!\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eRobert Fishman’ın, Yirminci Yüzyılda Kent Ütopyaları başlıklı kitabı, Duygu Toprak’ın çevirisiyle Arketon Yayınları arasına katıldı. Aykut Köksal'ın genel yayın yönetmenliğinde Türkçeye kazandırılan Yirminci Yüzyılda Kent Ütopyaları, Ebenezer Howard, Frank Lloyd Wright ve Le Corbusier’nin ideal kent tasarılarını ele alıyor.\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eModern teknolojinin gücü ve güzelliği ile sosyal adalete dair en aydın fikirleri en iyi şekilde yansıtan yirminci yüzyılın ideal kenti nasıl bir kenttir? Robert Fishman, 1890 ila 1930 yılları arasında, üç plancının, Ebenezer Howard, Frank Lloyd Wright ve Le Corbusier’nin bu soruyu nasıl cevaplamaya çalıştıklarını irdeliyor. Bu plancılardan her biri, yalnız başına başladığı çalışmalarında, genel planından oturma odasının düzenine kadar yeni kenti her yönüyle ele alan yüzlerce maket ve çizim üretti. Fabrikalar, ofis binaları, okullar, parklar, ulaşım sistemleri için hazırladıkları detaylı planlar, kent formunun devrimci bir biçimde yeniden yapılandırılmasıyla bütünleştirilmiş, kendi içlerinde yenilikçi tasarımlardı. \u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eHoward, Wright ve Le Corbusier toplumların yeni kentlere ihtiyacı olduğuna inanmışlardı. Toplumsal çatışma ve sefalet içinde yüzen eski kentler kendi hallerine bırakıldığı takdirde medeniyet açısından doğuracakları sonuçlardan büyük bir korku duyuyorlardı. Aynı zamanda, kentlerin radikal bir şekilde yeniden inşa edilmesiyle, yalnızca içinde bulundukları dönemin kentsel krizine değil toplumsal krize de çözüm getirileceği fikrinden ilham almışlardı. İdeal kentlerinin bütünlüklü tasarımı, kapsamlı programlar yapma ve kent planlamanın ilkeleri üzerine etraflıca düşünme zamanının geldiğine dair inançlarını yansıtıyordu. Aşamalı ıslah olasılığını reddediyorlardı. Eski kentlerin iyileştirilmesini değil, kentsel çevrenin bütünüyle dönüştürülmesini amaçlıyorlardı.\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eRobert Fishman, Yirminci Yüzyılda Kent Ütopyaları başlıklı çalışmasında, üç plancının bu olağanüstü serüvenini tüm boyutlarıyla işliyor. \u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343481254131,"sku":"9786259443126","price":520.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Fishman-Kapak-12.jpg?v=1713305741"},{"product_id":"sehirler-ve-yapilar-1","title":"Şehirler ve Yapılar","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eSteen Eiler Rasmussen’in “Şehirler ve Yapılar” başlıklı kitabı gözden geçirilmiş çevirisiyle yayımlandı. Aykut Köksal’ın genel yayın yönetmenliğinde, Pınar Gökbayrak’ın editörlüğünde yayımlanan kitabı Türkçe’ye Deniz Özden aktardı. Rasmussen’in kaleminden çıkma çizimlerle mimarlık literatüründe ayrı bir yere sahip olan “Şehirler ve Yapılar”, ilk basımıyla büyük bir ilgi görmüştü. Sadece mimar ve şehircilere değil, kültür tarihiyle ilgilenen herkese seslenen,ele alınan konuların bir deneme özgürlüğü ve lezzetiyle işlendiğikitap, son derece özenli ikinci basımıyla, okurlarına, şehirler arasında keyifli bir yolculuk sunuyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Rasmussen, kitaba yazdığı önsözde şöyle diyor: “Herhangi bir sokaktaki sıra dışı bir ev, ilgiyi hemen üzerine çeker ama sokağın bütünü hakkında hiçbir izlenim akılda kalmaz. Belirli bir ayrıntıyı fark etmek kolaydır, ancak tam aksine ne kadar basit olsa da bütünü kavramak oldukça zordur. Çoğu insanın doğal gördüğü, bütünden kopuk ayrıntılara olan ilgiyi, yapılan okumalar daha da kışkırtır. Tarihsel üsluplar üzerine sayısız kitap yazılmıştır. Bu kitaplar farklı dönemlerdeki üretimlerin küçük ve önemsiz gözüken özelliklerle nasıl birbirinden ayrıldığını gösterir. Mimarlığı tanımlama ve sınıflandırma becerisi, seyahat ederken genellikle işe yarar; görülmesi gereken her bir esere dikkat çeken gezi rehberleri vardır. Böylesi rehberler bir gezginin hayran olması gereken tüm yapıları da sıralar. Fakat bu gezginler şehirlerin kendisinde, sanat eserlerinin yer aldığı müze bölümlerinde gördüklerinden daha fazlasını görmezler.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Elinizdeki kitap okura, kentlerin belirli ideallere işaret eden varoluşlarını göstermeye çalıştı. Böylece, anıtlar ve yapılar tek tek bir bütünün parçası haline geldiler. Buradaki şehirler, belirli bir yöntemle veya benzer biçimde ele alınmadılar. Kitabın bölümleri, işlenen konular kadar çeşitli, çünkü dünyada birbiriyle özdeş iki şehir bile yoktur. Bazı durumlarda, aynı koşullar altında ve aynı nedenlerden oluşan ortak özellikleri gözlemlemekle çok şey öğrenilebilirken, bazılarında kendine has gelişimin izlerini araştırmak gerekir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Kitabın amacı, şehircilik ve mimarlık tarihinin sistemli bir sunumundansa, yazarın çalışmaktan keyif aldığını hissettiği, şehirler ve yapılarla ilgili konuları, belirli bir kurala bağlı olmadan sıraladığı bölümler aracılığıyla toplamaktı. Kitabın, tıpkı tümüyle yeni şeyler keşfettiğimiz, eski, tanıdık şeylerde şimdi yeni bir anlam bulduğumuz bir seyahatte olduğu gibi, ilgili okuyucuya yeni bir izlenim bırakacağını umuyoruz.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cu data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/u\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343480991987,"sku":"9786057455499","price":712.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/Rasmussen-Kapak-Yeni-2.jpg?v=1649247104"},{"product_id":"zorunlu-cogulluk","title":"Zorunlu Çoğulluk","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eAykut Köksal’ın, ilk basımı 1994 tarihli olan, \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eZorunlu Çoğulluk – Mimarlık ve Sanatta Dilin Süreksizliği\u003c\/em\u003e başlıklı kitabı, tazelenmiş görseller içeren ikinci basımıyla Arketon Yayınları’nda. İlk yayımından sonra büyük bir ilgi gören ve kısa sürede tükenen kitap, o yıllarda, modernizm\/postmodernizm tartışmalarına da yeni bir soluk taşımıştı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/em\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eZorunlu Çoğulluk\u003c\/em\u003e’ta yer alan yazılar dört ayrı bölümde toplanıyor. ‘\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eKurmaca Diller Çağ\u003c\/em\u003eı’ adını taşıyan ilk bölümde yer alan yazılar, tarımsal üretim çağının doğal dil tekilliği ile endüstriyel üretim çağının kurmaca diller çoğulluğu karşıtlığını eksen alıyor. Çağdaşlık bağlamı, ‘\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eGeleceğe Uzananlar’\u003c\/em\u003e bölümünün ana izleğini oluşturuyor: Sanat yapıtını düşünsel arka düzlemde sorgulayan ve geleceğe ilişkin yanıtlar arayan sanatçılar, ya da kısaca “geleceğe uzananlar”. ‘\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMekân Yazısı’\u003c\/em\u003e ana başlığı altında toplanan yazılar ise, sanatsal anlatımın farklı gerçeklik düzlemlerinde mekân boyutunu irdeliyor. Bu bölümdeki yazılar, tiyatroda, müzikte, sinemada, yazında mekân olgusunu ele alıyor. Kitabın son bölümü, ‘\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eDünü Kavramak’\u003c\/em\u003e başlığı altında, tarihsel kenti var eden öğelerin örgütlenme mantığını tartışan yazılar içeriyor ve bölüm bir Sinan değerlendirmesiyle sona eriyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Kitaba yazdığı önsözde Enis Batur Şöyle diyor: “Yapıtlar, yapılar, kentler mi yer alıyor Köksal’ın ufkunda? Daha çok: Zaman, Uzay, Dil diyeceğim ben. \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eÖlçüm\u003c\/em\u003e’ü handiyse kutsamasında işte bunun, bundan, ağırlıklı payı okunuyor: Sonuçlara bakıyor bakmasına, ama, durmadan nedenleri kurcalıyor – kökeni, oluşumu, tasarımı.Birebir yakınlık aramak gerekmiyor, gene de üzerinde durmadan edemeyeceğim: Bu kitabın her parçasında, birkaç parçasında değil de, toplamında Valéry’nin yazı yontusunu anıştıran bir duruş var: Aykut Köksal’ın -insan zihninin belki de en özel köşesini yaratan- soyutlama gücü, tuttuğu konunun görünmeyen, daha az görünen yönüne büyüteç gibi uzanıyor. Bu anlamda gölge uzmanı, gölgealtı uzmanı bir yazarla karşıkarşıya olduğumuz ortada.: Oraya bakanlara öyle az rastlanıyor ki.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Necmi Sönmez ise kitap üzerine kaleme aldığı yazıda şu değerlendirmeyi yapıyor: “\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eZorunlu Çoğulluk\u003c\/em\u003e’un ‘\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMimarlık ve Sanatta Dilin Süreksizliği\u003c\/em\u003e’ alt başlığı, yazarın, sanat tarihinin kendine özgü olarak gerçekleştirdiği sanılan \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003esürekliliğine\u003c\/em\u003e karşı çıktığını gösteriyor. Bu alt başlığın hangi hedefe ok gönderdiğini anlamak için kitabın \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eKurmaca Diller Çağı\u003c\/em\u003e isimli ilk bölümünü büyüteç altına almak gerekecek. Köksal bu bölümde, Bauhaus’un modernist kopuşu gerçekleştirirken kullandığı mantıktan yola çıkıyor ve hemen ardından buna karşı çıkan postmodernistlerin ‘kurmaca dil yaratma özgürlüğü’ne getiriyor sözü. Bu yaklaşım, kitaptaki birbirine karşıt ama ‘eş’ yazılardan da anlaşılacağı gibi bir metod olarak kullanılmış. Köksal \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003esüreksizliğin\u003c\/em\u003e altını çizmek için \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003econtra-adversus\u003c\/em\u003e’u devreye sokuyor. Neden? Çünkü çağdaş sanat tarihini ilginç kılan ve sürekli olarak canlı tutan özellik, Köksal’ın kullandığı ‘eş-karşıtlıklar’ dünyasında yatıyor.”\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343481286899,"sku":"9786057141316","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/AykutKoksal-ZorunluCogulluk-KAPAK.jpg?v=1651837791"},{"product_id":"modern-anit-kultu","title":"Modern Anıt Kültü","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eMimarlık yazınının temel kitapları arasında olan ve modern koruma düşüncesinin paradigma kurucu metinlerinin başında gelen, Aloïs Riegl'ın \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eModern Anıt Kültü\u003c\/em\u003e, ilk kez 2015te yayımlanmış, kısa sürede tükenmişti. \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eModern Anıt Kültü,\u003c\/em\u003e bu kez görsellerle de zenginleştirilen yeni basımıyla Arketon Yayınları arasında raflardaki yerini aldı. Avusturyalı sanat tarihçisi Aloïs Riegl'ın 1903'te kaleme aldığı \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eModern Anıt Kültü\u003c\/em\u003e, sanat tarihçileri için olduğu kadar mimar ve restoratörler için de yol gösterici bir metin. Aykut Köksal’ın editoryal çalışmasıyla yayımlanan \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eModern Anıt Kültü\u003c\/em\u003e’nü, özgün metinden Türkçeye Erdem Ceylan aktardı. Kitapta, Erdem Ceylan'ın son derece kapsamlı giriş yazısı ile bu basım için hazırladığı kavram sözlüğü yer alıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Erdem Ceylan, arka kapakta yer alan kısa tanıtım metninde şöyle diyor: “Avusturyalı sanat tarihçisi Aloïs Riegl’ın 1903'te kaleme aldığı \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eModern Anıt Kültü\u003c\/em\u003e, 19. yüzyılın tarihselci ve restorasyoncu yaklaşımlarının belirlediği tarihi eserler kuramından, 20. yüzyılın modernist ve korumacı düşüncesine geçiş sürecinde, yeni paradigmanın temellerini atan bir \"kült\" metin. Geçiş sancılarının görüldüğü yüzyıl dönümünde, zamanın ruhunu yakalamaya çalışan bu metin, sanat ve mimarlık tarihi ile restorasyon kuramının kesiştiği yerde duruyor. Metnin etkisi, gerek disiplin içindeki özgül bilgi alanıyla, gerekse kendisinin tarihsel, toplumsal ve kültürel bağlamıyla sınırlandırılamayacak kadar güçlü. İnsanın, ürettiği eserlerle, dolayısıyla geçmişiyle kurduğu ilişkinin modern zamanların başlangıcındaki dönüşümünü sorunsallaştıran metin, hem anıt değerlerindeki genelgeçer hiyerarşiyi sorguluyor, hem de, tespit ve öngörüleriyle, zaman ve mekân üstü bir geçerliliğe sahip.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Modernle tarihi miras arasındaki ilişkiye odaklanan \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eModern Anıt Kültü\u003c\/em\u003e, aynı zamanda modernin de artık bir tarihi olduğunu ilan eden postmoderni çözümleyecek araçları barındırıyor. Riegl'ın metni, sekülerleşmiş modern insanın geçmişle ilgisine, tarihi eser sevgisine, 20. yüzyılda, dinsel bir duygulanımın hakim olacağını ilan ediyor, dinsel ve ruhsal olan ile dünyevi ve maddi olan arasında yeni bir ilişki tarif ediyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eModern Anıt Kültü\u003c\/em\u003e’nün Türkçe yayımlanması, Türkiye’de, tarihe ve tarihi eserlere yeni yaklaşımların ortaya çıkmasına, yeni düşüncelerin geliştirilmesine imkân veriyor.”\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48497859756275,"sku":"9786057141347","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/AloisRiegl-ModernAnitKultu2-ONKAPAK.jpg?v=1654696039"},{"product_id":"mimarligin-modern-dili","title":"Mimarlığın Modern Dili","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eModernizmin en parlak mimarlık kuramcılarından Bruno Zevi’nin, Arketon Yayınları içinde yer alan ikinci kitabı \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMimarlığın Modern Dili\u003c\/em\u003e, Orhun Alkan’ın çevirisiyle yayımlandı. Daha önce \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMimarlığı Görebilmek\u003c\/em\u003e başlıklı çalışmasıyla okurla buluşan Zevi, bu kitabın ilk bölümünde modern mimarlığın kodlarını çözümlüyor ve 20. yüzyıl mimarlığını okumak için temel değişmezleri sergiliyor. İkinci bölümde ise mimarlığın tarihyazımını ele alıyor, tarihöncesinden Le Corbusier’nin poetikasına uzanan geniş bir panorama çiziyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Bruno Zevi kitabın ilk bölümünde yer alan “Mimarlık Konuşmak” başlıklı yazıda şöyle diyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e “Binlerce mimar ve mimarlık öğrencisi modern dilin sözcük dağarcığını, dilbilgisini ve sözdizimini bilmeden proje yapıyor. Aslında bunlar klasisizme göre karşı-sözcük dağarcığı, karşı-dilbilgisi ve karşı-sözdizimidir. Eleştirmenler hem profesyonel hem de eğitsel bir bakış açısından görüş bildiriyorlar. İyi de hangi ölçütlere göre bunu yapıyorlar? İşte biz üreticiler ve kullanıcıların yüzleşmesi gereken asıl meydan okuma budur: Birbirimizi anlamak için aynı dili kullanmamız ve terimlerle yöntemler üzerinde anlaşmamız gerekir. Bu sorun sadece bugüne değin pek araştırılmadığı için gözümüze fazlasıyla büyük görünüyor. Bizimkisi bilerek kışkırtıcı bir hedeftir: Modern mimarlığın dili için en anlamlı ve zorlayıcı yapıtları temel alan bir ‘değişmezler’ dizisi belirlemek. Bu durumsa bir konuyu akla getiriyor: Sözel dilde kod vazgeçilmezdir, yoksa hiçbir iletişim söz konusu olmayabilir. Ne var ki mimarlıkta bu kodu kullanmaktan vazgeçen birinin bu yüzden inşa etmeye de son vermesi gerekmeyebilir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Mimari dil konusunu üniversite hocalarıyla, uygulayıcı mimarlarla ve özellikle de kafası karışık, kimsenin kendilerine konuşabilecekleri bir dili öğretmemesinden rahatsız, endişeli öğrencilerle konuştum. Bu görüşmelerden şöyle bir sonuç çıktı: Her ne kadar böylesine zor ve acı verici bir konuyla yüzleşmemek için dört dörtlük nedenler olsa da, bu, kördüğümden çıkılamaz ve işe bir yerden başlanamaz demek değildir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Mimarlığın modern dili, bir kodu olmadığı halde geniş çapta nasıl konuşuluyor olabilir? Bu araştırma herhangi bir sapkın hareketle aynı hedefe sahiptir: Tartışma başlatmak. Eğer bir tartışmayı kışkırtabilirse amacına erişmiş demektir. Mimarlık üzerine konuşmak yerine artık mimarlık konuşabiliriz.”\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343479812339,"sku":"9786057141361","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/Zevi-Gugg-3.jpg?v=1661338928"},{"product_id":"sehrin-taci","title":"Şehrin Tacı","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eBruno Taut’tan Bir Mimarlık Ütopyası: \u003c\/strong\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehrin Tacı\u003c\/em\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Bruno Taut’un, 20. yüzyıl mimarlık yazınının önemli kitapları arasında yer alan \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehrin Tacı\u003c\/em\u003e başlıklı çalışması, Arketon Yayınları’nın ikinci Taut kitabı olarak yayımlandı. İlk kitap olan \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMimarlık Öğretisi\u003c\/em\u003e gibi, Taut’un bu çalışmasını da Hüseyin Tüzün Türkçe’ye kazandırdı. Bir “mimarlık ütopyası” olarak tanımlanabilecek olan \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehrin Tacı\u003c\/em\u003e’nda, Paul Scheerbart, Adolf Behne ve Erich Baron’un metinleri de bulunuyor. Kitabın önemli bir özelliği ise, anlatımda görsellere çok sayıda yer verilmesi. Bu Türkçe basımda, \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMimarlık Öğretisi\u003c\/em\u003e’nde olduğu gibi, tüm görseller yenilendi. Yenileme süreci bir bölümünün özgün kopyalarına ulaşılmasıyla, bir bölümünün ise tümüyle yenilenmesiyle gerçekleşti.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Aykut Köksal, kitabın “Sunuş” yazısında özetle şöyle diyor: “\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehrin Tacı\u003c\/em\u003e, tüm mimarlık ütopyaları içinde ayrı bir yerde duruyor. Onu ayrı kılan, önerilen modelin sunumundan ibaret olmaması, kavramsal açılımın da ağırlık taşıması. Bu yüzden mimarlık ütopyalarından çok, toplumsal ya da yazınsal ütopyalara daha yakın olduğu bile söylenebilir. Yine aynı nedenle, ütopik modelin temsiline, farklı zamanlardan ve farklı coğrafyalardan seçilmiş yapıların görselleri eşlik ediyor. Taut’un kitapta metinlerine yer verdiği yazarların daha çok mimarlık dışı disiplinlerden gelmesi de aynı nedene bağlı. Daha \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003emükemmel\u003c\/em\u003e bir dünya özlemindeki bu yazarlar Paul Scheerbart, Adolf Behne ve Erich Baron. \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehrin Tacı\u003c\/em\u003e’nın yayım tarihi 1919. Bruno Taut, 20. yüzyıl başlarında, Almanya’nın gölgede kalmış mimarlarından biriydi; \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehrin Tacı\u003c\/em\u003e, Taut’un, I. Dünya Savaşı’ndan sonra yayımladığı ilk kitabı. Taut, kitap yayımlandığında 39 yaşındaydı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehrin Tacı\u003c\/em\u003e, Bruno Taut’un ütopyacı dönemine ait çalışmaları içinde tek değil; 1919 tarihli \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eAlp Mimarlığı\u003c\/em\u003e da yine bu dönemin çalışmalarından biri. Bu yıllarda Taut’un beslenme kaynakları arasında, Ebenezer Howard’ın 1897 tarihli \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eYarının Bahçe Kentleri\u003c\/em\u003e’ni ve Nietzsche’nin metinlerini sayabiliriz. Taut’un, yeni bir toplumun inşasında mimara yüce bir görev yüklemesinde bu düşüncelerin etkili olduğunu söylemek yanlış olmaz. \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehrin Tacı\u003c\/em\u003e da yine bu beklentinin belirli bir bağlamda dile getirilmesi olarak okunmalı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/em\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞehrin Tacı\u003c\/em\u003e’nın, görselleri iyileştirilmiş ve yenilenmiş bu biçimiyle, bugüne dek tüm dillerde yapılmış basımlar içinde en özenlilerden biri olduğunu söyleyebiliriz.”\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343481024755,"sku":"9786057141309","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/Taut-SehrinTaci-2-Yeni.jpg?v=1663678873"},{"product_id":"bilimsel-ozyasamoykusu","title":"Bilimsel Özyaşamöyküsü","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eAldo Rossi’nin, Arketon Yayınları içinde yer alan ilk kitabı \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eBilimsel Özyaşamöyküsü\u003c\/em\u003e, Berk Cankurt’un çevirisi ve Pınar Gökbayrak'ın metin editörlüğüyle yayımlandı. Kitapta, Rossi’nin anlatısına fotoğraflar ve kendi çizimleri eşlik ediyor. Aldo Rossi’nin yazıları mimarlığının ve çizimlerinin oluşturduğu yapıtından ayrılamaz. Bu özyaşamöyküsü basit bir kendine bakışın ya da kuramsal bir soyutlamanın ötesinde, mimari imgelemin ürünü olan yazınsal bir yaratımdır. Rossi’nin kendi geçmişiyle kurduğu söyleşi, bir yandan çocukluk anılarını ve felsefi düşüncelerini içeriyor, bir yandan da sanatsal ve yazınsal etkilenmelerini, yinelemenin, kolajların ve tiyatro saplantısının yapıtına taşıdığı büyüyü gösteriyor. Rossi’nin yazısı mimarlığına benziyor: nostaljik, yalın, zarif ve keskin.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Rossi kitabında şunları söylüyor: “Bu notları tutmaya başlayalı on yıldan fazla oluyor. Ve şimdi onları, basit birer anı yazısına dönüşmesinler diye bir sonuca bağlamaya çalışıyorum. Yaşamımın belli bir döneminden itibaren mesleği ya da sanatı şeylerin ve kendimizin bir izdüşümü olarak düşünmeye başladım. Bu nedenle Dante’nin otuzlu yaşlarındayken yazdığı \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eİlahi Komedya\u003c\/em\u003e’ya her zaman büyük bir hayranlık beslemişimdir. İnsan otuz yaşına bastığında belirli bir şeye son halini vermiş veya en azından ona başlamış olmalı ve aldığı eğitimin bilançosunu çıkarabilmeli.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Çizimlerimin ya da yazılarımın her biri bana iki farklı anlamda değiştirilemez görünüyordu: Bir yandan deneyimlerimi kesin bir sonuca bağlıyorlar, diğer yandan da üzerine başka bir söz söyleme fırsatı bırakmıyorlardı. Her yaz mevsimi bana sonuncusuymuş gibi geliyordu. İşte bu sürekli değişmezlik hissi birçok projemi açıklamaya yarayabilir. Ama mimarlığımı anlamak veya açıklamak için olayların ve izlenimlerin kökenine bir kez daha inmem, onları betimlemem veya betimlemenin bir yolunu bulmam gerekiyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Bu kitapta projelerimi, yazılarımı ve çalışmalarımı, onları yorumlayarak, betimleyerek ve aynı zamanda yeniden tasarlayarak aralıksız bir biçimde çözümlemeyi düşünüyordum. Ama tüm bunları kaleme alarak, öngörülememiş ve öngörülemeyecek şeylere yol açan başka bir projenin ortaya çıktığını görüyorum.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Benim için her şeye rağmen değerli olmayı sürdüren özgün projeyi değiştirecek başka anılar, başka gerekçeler beliriyor; elbette, ölçülü bir düzensizlik içerisinde. Ve belki de yalnızca tek bir projenin öyküsünü anlatan bu kitabı, birtakım küçük değişiklikler ve düzenlemeler aracılığıyla da olsa yeni projelere, yeni mekânlara, yeni tekniklere ve yaşamdaki diğer bütün biçimlere uydurulabilsin diye artık burada sonlandırmam gerekiyor.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cu data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr\u003e\u003c\/u\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343469424883,"sku":"9786057141354","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/Kapak-Rossi.jpg?v=1666686394"},{"product_id":"anlamin-siniri","title":"Anlamın Sınırı","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eAykut Köksal’ın, ilk basımı 2009 tarihli olan \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eAnlamın Sınırı \u003c\/em\u003ebaşlıklı kuramsal metinler toplamı, yeni bir düzenleme ve çeşitlenmiş görsellerle Arketon Yayınları arasında yer aldı. Kitapta, \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eAnlamın Sınırı\u003c\/em\u003e’nın ikinci basımı üzerine Zühre Sözeri’nin değerlendirmesi de bulunuyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Bu önsöz metnindeZühre Sözeri şöyle diyor: “\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eAnlamın Sınırı\u003c\/em\u003e, Aykut Köksal’ın, 1973 sonrası yirmi yıllık yazma sürecini aktaran \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eZorunlu Çoğulluk\u003c\/em\u003e kitabı ile başlayan dizinin ikincisi. 1994 sonrası kaleme aldığı kuramsal yazıları içeren toplam, Köksal’ın sanat ve mimarlık yazılarında vurgulamaya çalıştığı paradigma dönüşümünü sergiliyor. Köksal, bu paradigma dönüşümünü kurgularken tartışmanın temeline \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eDoğal Dil\u003c\/em\u003e ve \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eKurmaca Diller Çağı\u003c\/em\u003e ayrımını koyarak, okuyucuya, anlaşılır, üretilebilir, dönüştürülebilir bir kurguyu, son derece zenginleştirici bir yol olarak sunuyor. Önerdiği bu yol, geleneksel anlamda mimarlık ve sanat tarihi yazımındaki çıkmazları ortadan kaldırmayı ve artık yeni sözlere alan açmayı mümkün kılıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Kitap genel bir ifade ile, doğa-kültür ilişkisi, mimarlık, koruma, çağdaş sanat, müzik ve grafik tasarım üzerinden biçimlenen altı bölüm ve toplam yirmi altı metinden oluşuyor. Köksal’ın yetmişlerde başlayan yazma süreci, özellikle seksenlerde oluşturmaya başladığı bir eksen üzerinde, sanat ve mimarlığa ilişkin yaptığı değerlendirmelerden, yeni ve\/veya yeniden okumalar ve kavramsallaştırmalardan oluşuyor. Köksal’ın mimarlık ve sanat tarihi yazımına yaptığı en önemli katkı, düşünsel üretimlerin gerçek anlamda dönüşebilmesinin ancak özgün kavramlar üreterek mümkün olacağı savını tekrarlamaktan asla vazgeçmemiş olması. Kuşkusuz çok önemli yeni sözler de seriyor önümüze Köksal. Okuyuculara, üzerinde düşünmeye yol açan ve yeni sözler üretilebilecek alanlar açıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Sonuç olarak, \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eAnlamın Sınırı\u003c\/em\u003e’nda, çok iyi bir parça bütün ilişkisi kurulduğunu ve bir dizge oluşturulduğunu, metinlerin yan yanalığının hem eşzamanlı hem artzamanlı irdelendiğini, en önemlisi yeni araştırmalara yol açan, dönüşümlere\/değişimlere zemin oluşturan Kurmaca Dil kavramının ne olduğunun ortaya konduğunu söyleyebiliriz.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cu data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr\u003e\u003c\/u\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343468343539,"sku":"9786057141330","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/AnlaminSiniri-onkapak.jpg?v=1668501670"},{"product_id":"mimari-bicimin-dinamikleri","title":"Mimari Biçimin Dinamikleri","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eRudolf Arnheim’ın mimarlığın biçimlenme ilkelerini ele alan temel kitabı:\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMimari Biçimin Dinamikleri\u003c\/em\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eTürkiye’de özgün kuramsal çalışmalarıyla tanınan Rudolf Arnheim’ın, mimarlığın biçimlenme ilkelerini ele olan kitabı \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMimari Biçimin Dinamikleri\u003c\/em\u003e, Aykut Köksal’ın editörlüğü ve Deniz Özden’in çevirisiyle yayımlandı. Kitap, mekânın öğelerinden düşeyde ve yatayda çözümlenmesine uzanan; mekânın etkileşimini ve algısını ele alan; hareketlilik, düzen, düzensizlik, ifade, işlev gibi özellikleri işleyen geniş bir kapsam içeriyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Arnheim, kitabın giriş yazısında şunları söylüyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e “Yapıların görünümüne bu kadar çok odaklanmak için yeterli neden var mı? Ve eğer varsa, böyle bir çözümleme toplumsal, ekonomik ve tarihsel çağrışımlar ile yapı sanatına ayrılamaz şekilde dahil olan teknolojinin çoğunu bir kenara bırakmayı göze alabilir mi?\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Pek çoğumuz, sokakta yürürken, öyle ya da böyle önünden geçtiğimiz yapıların görünüşlerinden ve yerleşimlerinden etkileniriz. Üstelik, görsel olarak nitelikli yapıların, günümüzde herhangi bir dönem ya da uygarlıktakinden daha ender olduğu izleniminden sıyrılmak da zordur. Böylesi yargılar, ne türden gözlemlere dayanır? Soruyoruz: Bir yapı, onu insan gözünde anlaşılır kılan görsel bütünlüğü sunar mı? Yapının görünüşü, tasarımın hedeflediği fiziksel ve psikolojik işlevleri yansıtır mı? Toplumu canlandıran veya canlandırması gereken ruhtan bir şey sergiler mi? İnsan aklı ve imgelemindeki en iyileri iletir mi? Bu soruların yerinde ve akla yatkın olduğunu bize anımsatması için bu istekleri karşılayacak mimari bir yapıtla zaman zaman yüzleşmek gerekir. Bu zevki günümüz yapı ustalarından birine değil de geçmişten birine borçlu olduğumuzu fark ettiğimizde bu yapıtın görüntüsünün uyandırdığı coşku azalır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Tasarım, bir yapının elle tutulur ve görünür biçimlerinin yaratımından başka bir şey değildir. O halde tasarım, nasıl kendisi olmadan yapılabilecek bir şey olarak kabul görülmeye başlandı? Bu, geçmişin tapınaklarını, kiliselerini ve kalelerini günümüzün postanelerinde, bankalarında ve amfilerinde yeniden canlandırmaya çalışan tarihi döneme yalnızca bir tepki mi? Yoksa bu kaçınma, insani dürtülerin çeşitliliğini düzenli ancak genellikle boş bir geometride gizleyen yakın dönem yalınlaştırma akımına karşı bir isyan mı? Neden ne olursa olsun, mimarın nihai yükümlülüğünden kaçınmasına yol açan her girişim boşuna olmalıdır. Bir nesnenin biçimi göz ardı edilebilir ancak onsuz yapılamaz.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343479156979,"sku":"9786057141385","price":712.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/Arnheim-Kapak-P.jpg?v=1677178860"},{"product_id":"rusya-da-konstruktivist-mimarlik","title":"Rusya’da Konstrüktivist Mimarlık","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eArketon Yayınları’nda, El Lisitzki’nin kaleminden, konstrüktivizmin kaynak metinleri: \u003c\/strong\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eRusya’da Konstrüktivist Mimarlık\u003c\/em\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eEl Lisitzki’nin metinlerinden oluşan \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eRusya’da Konstrüktivist Mimarlık\u003c\/em\u003e, Arketon Yayınları arasındaki yerini aldı. Aykut Köksal’ın editörlüğü ve Mehmet Kerem Özel’in çevirisiyle yayımlanan kitap, dönemin kaynak niteliğindeki yazı, çizim ve fotoğraflarını içeriyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Toplamın ana metnini El Lisitzki, 1929’da yazmış; metin 1930’da Viyana’da, \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eRussland.\u003c\/em\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eDie Rekonstruktion der Architektur in der Sowjetunion\u003c\/em\u003e (Rusya. Sovyetler Birliği’nde Mimarlığın Yeniden İnşası) başlığıyla yayımlanmış. Toplamda bu ana metnin yanı sıra, El Lisitzki’nin 1921-1926 yılları arasında kaleme aldığı beş sanat yazısı da bulunuyor. Rus avangardının kaynak metinleri arasında bulunan bu yazılar, süprematist sanattan konstrüktivist mimarlığa geçiş sürecini sergiliyor. Özellikle Proun Odası’nı ele aldığı 1923 tarihli metin bu geçiş noktasını gösteren bir belge.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Toplamın ekinde, biri Rusya’dan, diğeri Almanya’dan, dönemin önde gelen iki mimarının, Rusya’nın mimarlık ortamına, özellikle de konstrüktivist mimarlığa bakışını aktaran iki yazısı yer alıyor. Moisei Ginzburg’un yazısı 1928, Bruno Taut’un yazısı ise 1929 tarihli.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Kitapta, El Lisitzki, konstrüktivizmin doğuşunu şöyle anlatıyor: “…iki ayrı görüş ortaya çıktı. İlki, ‘dünyayı görme yoluyla, renkler aracılığıyla kavrarız’, ikincisi  ise ‘dünyayı dokunma yoluyla, maddeler aracılığıyla kavrarız’ idi. Her ikisi de dünyayı geometrik bir düzen olarak kabul ediyordu. Madde aracılığını öne süren ikinci görüş, nesnelere yalnızca bakmayı değil, aynı zamanda dokunmayı da gerektiriyordu. Tasarımın kurulması, her seferinde varsayılan malzemeye özgü özelliklerden yola çıkıyordu. Bu hareketin öncüsü (Tatlin), malzemeye sezgisel bir sanatsal ustalıkla hükmetmenin, malzemelerin sağladığı temel bilgilerden yola çıkarak nesnelerin kurulabileceği buluşlara yol açacağını ve bunun bilimsel tekniğin rasyonel yöntemlerinden bağımsız olacağını varsayıyordu. Bunu Üçüncü Enternasyonal Anıtı tasarısında kanıtlayabileceğine inanıyordu. Bu çalışmayı herhangi bir özel teknik veya statik bilgi olmadan yapmış ve böylece görüşünün doğruluğunu ispatlamıştı. Bu, ‘teknik’ ile ‘sanatsal\" arasında bir sentez yaratmaya yönelik ilk girişimlerden biridir. Yeni inşa sanatının, hacmi gevşetme ve dış ile için mekânsal olarak iç içe geçmesini yaratma çabası burada ifadesini buluyor. Bu tasarımda, örneğin Horsabad'daki Sargon piramidinde de gördüğümüz, çok eski bir biçim kurulumu yeni bir malzemeyle, yeni bir içeriğe hizmet etmek üzere gerçekten yeniden yaratılmıştı. Bu çalışma ve malzeme ile modellerin dahil olduğu bir dizi başka deney ‘konstrüktivizm’ adlandırmasını doğurdu…”\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343480729843,"sku":"9786057141392","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/ElLisitzki-Kapak.jpg?v=1677753622"},{"product_id":"mimarlik-ve-dekonstruksiyon","title":"Mimarlık ve Dekonstrüksiyon","description":"\u003cp\u003eDekonstrüksiyon düşüncesinin yaratıcısı ve geliştiricisi olan felsefeci Jacques Derrida’nın \u003cem\u003eMimarlık ve Dekonstrüksiyon\u003c\/em\u003e başlıklı kitabı Arketon Yayınları’nın son kitabı olarak raflardaki yerini aldı. Aziz Ufuk Kılıç’ın Türkçeye çevirdiği kitabın editörlüğünü Aykut Köksal, redaktörlüğünü ise Amber Niksarlıoğlu Eroyan ve Bihter Sabanoğlu gerçekleştirdi.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003cem\u003eMimarlık ve Dekonstrüksiyon\u003c\/em\u003e, Derrida’nın söyleşilerinden, girdiği tartışmalardan ve yazılarından oluşuyor. Ünlü felsefecinin yazıştığı, tartıştığı, söyleştiği mimarlar arasında, dekonstrüktif mimarlığın öncülerinden Daniel Libeskind ve Peter Eisenman da yer alıyor. Derrida’nın katkıda bulunduğu Paris La Villette projesinin mimarı Bernard Tschumi ise tüm tartışmaların odak noktasında bulunuyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e Jacques Derrida, bir söyleşisinde, yöntem olarak mimari dekonstrüksiyon üzerine şunları söylüyor: “Dekonstrüksiyon, inşa edilmiş olanı dekonstrüksiyona uğratmayı bekleyen mimarın yönteminden ibaret değil; daha ziyade tekniğin kendisine, mimari mecazın otoritesine dokunan ve tam da bu sebeple kendi mimari retoriğini dekonstrüksiyona uğratan bir sorgulama.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e Derrida, dekonstrüktif mimarlığın kendisini giderek daha çok ilgilendirdiğini ise şöyle anlatıyor: “Dekonstrüktif mimarlıkla değil de mimarlık hakkında dekonstrüktif söylemle ilk karşılaştığımda tepkim şaşkınlık ve güvensizlik oldu. İşin içinde bir analojinin, yer değiştirmiş bir söylemin, kesinlik değil analoji içeren bir şeyin olduğunu düşündüm. Daha sonra dekonstrüksiyonu hayata geçirmenin en etkili yolunun sanattan ve mimarlıktan geçmek olduğunu fark ettim. Bildiğiniz gibi dekonstrüksiyon bir söylem sorunundan ya da söylemin anlamsal içeriğinin, kavramsal yapısının yerinin değiştirilmesi sorunundan ibaret değildir. Dekonstrüksiyon, bazı politik ve toplumsal yapıları boydan boya kat eder, yol üstünde dirençle karşılaşır ve kurumları yerinden eder. Tüm bu sanat biçimlerinde ve her türlü mimarlıkta geleneksel -kuramsal, felsefi, kültürel- kabulleri dekonstrüksiyona uğratmak için yerinden edilmesi gereken ‘katı’ yapılardır, yalnızca maddi yapılar oldukları için değil, kültürel, pedagojik, politik ve ekonomik yapılar olmaları anlamında da katı oldukları için. Ve dekonstrüksiyonun (bu terimi kullanmam uygunsa eğer) hedef tahtasında olan tüm o kavramlar, teoloji, duyulur olanın anlaşılır olana tabiyeti ve bunun gibi bütün bu kavramlar ‘dekonstrüktif mimarlık’a dönüşmek amacıyla bilfiil yerinden ediliyorlar. Yani dekonstrüktif mimarlık beni gitgide daha çok ilgilendiriyor, teknik olarak yetkin olmasam da.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003e\u003cu\u003e \u003c\/u\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343479877875,"sku":"9786057293602","price":632.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Derrida-Kapak-4.jpg?v=1683881991"},{"product_id":"uluslararasi-uslup","title":"Uluslararası Üslup","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eHenry-Russell Hitchcock ve Philip Johnson’ın 1932 yılında yayımladıkları, modernizmin paradigma kurucu yapıtı \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eUluslararası Üslup, \u003c\/em\u003eArketon Yayınları’nın son kitabı olarak raflardaki yerini aldı. Modern mimarlık yazınının önde gelen klasiklerinden biri olan \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eUluslararası Üslup\u003c\/em\u003e, ikonik bir kitap olarak da özel bir değere sahip. Aykut Köksal’ın yayın yönetmenliğinde hazırlanan kitabın çevirisini Murat Çınar Büyükakça, metin editörlüğünü Melek Kılınç gerçekleştirdi.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eAlfred H. Barr, kitaba yazdığı sunuş yazısında şöyle diyor: “Hitchcock ve Johnson, antik ve ortaçağ dönemlerine gösterilen türden bir bilimsel özen ve eleştirel kesinlikle çağdaş mimarlık üzerine çalıştılar. Kanımca bu kitap, onların sıradışı ve belki de çığır açıcı önemdeki çıkarımlarını sunuyor. Hatta günümüzde modern üslubun, geçmişteki herhangi bir üslup kadar özgün, tutarlı, mantıklı ve yaygın bir biçimde var olduğunu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak düzeyde kanıtladılar ve buna Uluslararası Üslup adını verdiler.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eYazarlar, Uluslararası Üslup’un üç ayırt edici estetik ilkesi olduğunu belirtir: kütle ve sağlamlık izlenimi yerine ince düzlem ya da yüzeylerle çevrelenmiş hacim-mekân vurgusu, simetri ya da diğer açık denge türlerinin aksine düzenlilik ve son olarak eklenmiş süslemenin aksine malzemelerin içkin zerafeti, teknik mükemmeliyet ve hassas oranlara bağlılık. Kitabın, işlevselcilik üzerine olan bölümünün özellikle Amerikalı mimar ve eleştirmenleri ilgilendireceği kanısındayım. Baskın bir ilke olarak işlevselcilik, bundan birkaç yıl önce, önemli modern Avrupalı mimarlar arasında doruk noktasına ulaştı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBir giriş yazısı kuşkusuz okurun dikkatini metne yönlendirmeli. Bu kitaptaki metin, seçilen görseller için bir sunuş olarak yazıldı. Bu nedenle haklarında uzun uzadıya söz söylemeye pek gerek yok. Yazarlar görsellerin seçildiği fotoğraf ve yazılı belgeleri bir araya getirmek için neredeyse iki yıl harcadılar. Böylece Almanya, Hollanda ve Fransa’da gelişip Finlandiya’dan İtalya’ya, İngiltere’den Rusya’ya ve daha ötede Japonya ve Birleşik Devletler’e uzanarak tüm dünyaya yayılan Üslup’un özenle derlenmiş bir seçkisini oluşturdular.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343481057523,"sku":"9786057293626","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Hitchcock-Johnson-Kapak-3.jpg?v=1697445502"},{"product_id":"modern-islevsel-yapi","title":"Modern İşlevsel Yapı","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eAdolf Behne’nin 1926 yılında yayımladığı, modernist mimarlık yazının öncü çalışmaları arasında yer alan \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eModern İşlevsel Yapı, \u003c\/em\u003eArketon Yayınları’nın son kitabı olarak raflardaki yerini aldı. Mimarlık yazınının temel klasiklerinden biri olan \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eModern İşlevsel Yapı\u003c\/em\u003e, özgün görselleri, özenli çevirisi ve nitelikli basımıyla Türkçe mimarlık kitaplığına önemli bir katkı oluşturuyor. Aykut Köksal’ın yayın yönetmenliği ve editörlüğünde hazırlanan kitabın çevirisini Hüseyin Tüzün, metin ön okumasını Erdem Ceylan gerçekleştirdi.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eAdolf Behne, kitaba yazdığı önsözde şöyle diyor : «Avrupa mimarlık tarihinin son yüzyılları için, biçim ile işlev arasında bir dengenin varlığından söz edilemez. Üstün olan biçimdi ve ev biçime karşın işlevsel kalabildiği, yani biçim işlevi tamamen ortadan kaldırmadığı sürece bu, işlev için pekâlâ yeterliydi. Herhalde bir şekilde insanın ilgisini çeken, bir çitten ya da bir sundurmadan fazlası olan yapı, biçim olarak yapıydı: bir sanatçının emeğiyle ortaya koyduğu yapı. Onun amaca uygunluğu tamamen ikincildi. Bunun yanında işlevsel yapılar da vardı tabii; çit, sundurma, kütükten yapılmış ev, ahır: Bunlar da herhangi birinin emeği. Biçim ve işlev birbirinden ayrı olmakta direndiğinden, biçimsel yapıyla işlevsel yapı da birbirinin çok uzağındaydı. Oysa uygulamada, varsayıldığı gibi, işlevsel yapının biçime yabancılığı estetik olarak hiç de o kadar kötü değildi, biçimsel yapının da özellikle basit işlevsel yapıya olan üstünlüğünün hiç de beklendiği kadar hayranlık uyandırıcı olmadığı görüldü. Sağduyulu, modern insanların zamanın biçimsel yapılarına hor gözle baktığı, ama demir köprüler, vinçler, makinelerin bulunduğu büyük mekânlar gibi işlevsel yapıları severek izledikleri deneyimle doğrulandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003ePeki bu nasıl mümkün oldu? Estetik duygu bir devrim geçirdi. Daha doksanlı yıllarda her gereksiz biçim fazlalığına bir görevmiş gibi hayranlık duyulur ve sanat neredeyse bezeme ile bir tutulurken, yüzyıl dönümünde aydınlık, az ve öz, açık seçik olana duyulan coşku bu cepheyi utkuyla yarıp geçti ve gözleri işlevselin güzelliğine açtı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBu kitapta, esas olarak belli bir yapılar grubunun tanımlanmasıyla yerleşmiş olan eski işlevsel yapı kavramını izleyeceğiz, ama aynı zamanda burada diğer görev çevrelerindekinden daha güçlü olarak sözünü geçiren mimarlığın yapıyı nasıl yeniden belirlediğini göstereceğiz.»\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cu data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr\u003e\u003c\/u\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343480008947,"sku":"9786057293619","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Behnekapak-Fagus_Werk.jpg?v=1700486229"},{"product_id":"ledouxdan-le-corbusier-ye-ozerk-mimarligin-kokeni-ve-gelisimi","title":"Ledoux'dan Le Corbusier'ye","description":"\u003ch3\u003eKant'ın felsefesinden mimarlığa uzanan bir okuma: Ledoux'dan Le Corbusier'ye\u003c\/h3\u003e\n20. yüzyılın önde gelen mimarlık tarihçilerinden olan, çağdaş kuramcılardan Colin Rowe ve Aldo Rossi'yi derinden etkilediği bilinen Emil Kaufmann'ın 1933'te yayımladığı Ledoux'dan Le Corbusier'ye, Özerk Mimarlığın Kökeni ve Gelişimi başlıklı çalışması, Arketon Yayınları’nın son kitabı olarak raflardaki yerini aldı. Aykut Köksal’ın yayın yönetmenliği ve editörlüğünde hazırlanan ve yayımlandığı dönemde, \"son yılların en orijinal sanat tarihi tezi\" olarak nitelenen kitabı, Hüseyin Tüzün özgün metinden Türkçe'ye aktardı. Kaufmann, Ledoux ile Le Corbusier arasındaki sürekliliğe dikkat çektiği çalışmasında, Immanuel Kant'ın \"özerk ahlak\" kavramından yola çıkarak, mimarlığın modernleşme öyküsü içinde \"özerk mimarlık\"ın izini sürüyor. Kitabın bir başka özelliği ise, Claude-Nicolas Ledoux üzerine, ünlü mimarın özgün çizimleriyle ve nitelikli bir basımla yayımlanan ilk Türkçe kitap olması.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eEmil Kaufmann, kitaba yazdığı önsözde şöyle diyor: \"Bu kitabın yazarı, Fransız Devrim mimarlığının önemini, Claude-Nicolas Ledoux’nun sanat tarihinde hak ettiği özel değeri ve ilk önce onda görülmeye başlayan düşüncelerin yaşamayı sürdürdüğünü, daha önceki bir dizi yayınında göstermişti. Şimdi bu çalışmaların sonuçlarından elde edilen verilerin devamı olarak, sanatçının yapıtlarının toplu bir betimlemesinin, daha önce yayımlanmamış belgelere dayanılarak en özlü biçimde verilmesi ve bunun da ötesinde, 19. ve 20. yüzyılların mimarlık gelişimine yeni bir anlam kazandırılması öngörülüyor. Burada salt bir monografiden, bir sanatçının yaşamını aktaran yalın bir yaşamöyküsünden daha farklı bir şey deneniyor; Ledoux’nun yapıtlarının açılımıyla mimarlık tarihinin bu bölümünün yeni bir ışıkta görülmesi ve 1800 yılı dolaylarındaki büyük düşünsel devinimin sanat alanındaki yansımasının sergilenmesi amaçlanıyor.\"\u003cbr\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343479124211,"sku":"9786057293664","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/KAUFMANN-KAPAK-3.jpg?v=1708686782"},{"product_id":"modern-mimarlikta-degisen-idealler","title":"Modern Mimarlıkta Değişen İdealler","description":"\u003ch3\u003ePeter Collins'ten dev bir yapıt: Modern Mimarlıkta Değişen İdealler\u003c\/h3\u003e\n\u003cp\u003eYirminci yüzyılın en büyük mimarlık tarihçileri arasında yer alan Peter Collins (1920-1981), modern mimarlığın 1750'den 1950'ye ulaşan öyküsünü, Modern Mimarlıkta Değişen İdealler başlıklı, son derece kapsamlı çalışmasında ele alıyor. Kenneth Frampton'ın \"Avrupa mimarlığının köklerinin çok yönlü bir yorumu\" olarak tanımladığı çalışma, Hale Gönül'ün çevirisiyle, Aykut Köksal'ın genel yayın yönetmenliğindeki Arketon Yayınları arasına katıldı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKenneth Frampton, kitabın ikinci basımı için yazdığı önsözde şöyle diyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\"Peter Collins'in 1965'te yayımlanan klasik hermenötik yapıtı Modern Mimarlıkta Değişen İdealler, pek çok açıdan ihmal edilmiş, hatta unutulmuş bir çalışmadır. İçeriğinin büyük kısmı, izleyen çalışmalarda ayrıntılarıyla irdelenmiş olmasına rağmen, bugün bile öncü bir eser olmayı sürdürür. Modern hareketin oldukça geniş bir dönemi kapsayan ideolojik bir tarihçesini sunan çalışma, baştan sona keskin bir eleştirel yaklaşımla ele alınmıştır. Collins’in kitabının ufuk açıcı özgünlüğü, modern mimarlığın son iki yüzyıllık evriminde strüktürel biçimin oynadığı belirleyici rolü sorgulayışından ileri gelir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eCollins'in çalışması, çağdaş Avrupa mimarlığının köklerinin ve bu gelişmelerin Batı kültürünün bütünü üzerindeki sonuçlarının çok yönlü bir yorumudur. Yeninin başlangıcını, tarihin kendi başına epistemik bir disipline dönüşmesiyle belirler. Bu dönüşüm, Voltaire'in Le Siècle de Louis XIV isimli eseriyle 1751'de ortaya çıkan, tarihsel yöntemin icadıyla gerçekleşmişti. \u003cbr\u003e \u003cbr\u003eDeğişen İdealler, Greko-gotik gelişim çizgisini takip etmekle beraber, tekniğin yapı üretimi ve mimari biçim üzerindeki belirleyici etkisini de dikkate alır. Collins, 1750 ile 1850 yılları arasında ortaya çıkan çeşitli canlandırmacı üslupları inceledikten sonra, dikkatini tekno-bilimsel ilerlemelerin tetiklediği farklı türden 'işlevselci analojilere' yöneltmişti.  Bunlar, kuramcıların mimari biçim yaratımında yeni bir temele ulaşmak için başvurdukları biyolojik, mekanik, gastronomik ve dilbilimsel benzeşimlerden oluşuyordu.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eCollins, teknolojinin gelişimine ampirik bir ilgi besler. Mimarların uyum sağlamaları beklenen zamanların hızlı değişen kısıtlarıyla her defasında baş edebilme hallerini de duyarlılıkla takdir eder. Ancak klasik ruha inancı, amansız eleştirisini tüm bunlara rağmen sürdürmüştü. Avangardın romantik özlemlerine kuşkuyla yaklaşan ve bu nedenle politik bir tarih okumasına doğrudan karşı çıkan Collins, gerçek anlamda bir materyalistti.\" \u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343480369395,"sku":"9786057293657","price":1000.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/PeterCollins-Kapak-9.jpg?v=1714320510"},{"product_id":"godel-escher-bach-uzerine","title":"Gödel, Escher, Bach Üzerine","description":"\u003ch3\u003eYapay zekâ tartışmalarına \"Gödel, Escher, Bach\" üzerinden bir bakış.\u003c\/h3\u003e\n\u003cp\u003eArketonses dizisinin ilk kitabı, Aykut Köksal ve Bülent Gözkân'ın gerçekleştirdiği, Douglas R. Hofstadter'in Gödel, Escher, Bach: Bir Ebedi Gökçe Belik adlı çalışmasını konu alan söyleşi dizisinden oluşuyor. Yirmi iki yıl önce, Açık Radyo'da, Aykut Köksal'ın Minima Musica başlıklı programında gerçekleşen ve on sekiz hafta süren dizinin, kitap formatına aktarılmış dökümü kitabın içeriğini oluşturuyor. Sınıflandırması oldukça zor, oldukça da hacimli bir çalışma olan Hoftstadter'in kitabı, yayımlandığı günden bugüne dek hep ilgi odağı olmuş. İçerdiği konuların çok boyutluluğu, atıf alanlarının son derece zengin olması, göndermelerin müzikten resime uzanan geniş bir bağlam oluşturması, her seferinde okurun metinden büyük bir tat almasını sağlayan parlak buluşlara, saptamalara yer vermesi ve yapay zekâ tartışmasını hâlâ güncelliğini koruyan bir çerçevede ele alışı, Hofstadter'in kitabını bugün de ilginç kılıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eAykut Köksal ile Bülent Gözkân'ın gerçekleştirdiği bu söyleşi dizisinin amacı, Hofstadter'in kitabını tanıtmak, yorumlamak, ilk bakışta ulaşılmaz gibi görünen metinleri anlaşılır kılmak. Ama söyleşi dizisi bunun da ötesine geçiyor, kitabın açtığı kanallardan farklı disiplinlere, farklı konulara doğru yol alan saptamalarla ve Hofstadter'in kitabının okuruna yeni perspektifler sunan açılımlarla, yazarın belirlediği içeriğin epey ötesine ulaşıyor.\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343477944563,"sku":"9786057293688","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/GEBKapak.jpg?v=1714511149"},{"product_id":"mimarlik-ogretisi","title":"Mimarlık Öğretisi","description":"\u003cp\u003eBruno Taut'un yapıtı Mimarlık Öğretisi, gözden geçirilmiş yeni basımıyla raflarda...\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBruno Taut'un, ilk basımı 1938 tarihini taşıyan Mimarlık Öğretisi adlı kitabı, yeni çevirisi ve yenilenmiş\/güncellenmiş görselleriyle, 2021'de Arketon tarafından yayımlanmıştı. Büyük bir ilgi gören ve kısa sürede tükenen Mimarlık Öğretisi, gözden geçirilmiş yeni basımıyla raflardaki yerini aldı. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eHüseyin Tüzün'ün, Taut'un Almanca metninden Türkçeye aktardığı Mimarlık Öğretisi'nin editörlüğünü Aykut Köksal, Zeynep Kuban ve Pınar Gökbayrak gerçekleştirdi. Arketon genel yayın yönetmeni Aykut Köksal, sunuş yazısında şöyle diyor:     \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\"Taut'un Architekturlehre başlıklı kitabının yayın serüveni, pek çok açıdan benzeri olmayan bir öykü. Kitap önce Türkçe çevirisiyle yayımlanıyor, ardından bunu Japonca yayını izliyor, yazıldıktan tam kırk yıl sonra kendi dilinde, yani Almanca ilk yayını gerçekleşiyor. Bu serüvenin Türkçe yayın ile başlamasının nedeni ise, kitabın yazılma sürecinde Taut'un Türkiye'de, Güzel Sanatlar Akademisi'nde çalışmaya başlaması. Taut'un kitabı Türkçe'ye çevrilerek 1938 sonunda basıma hazır hale geliyor ve Aralık 1938'de basıma giriyor. 24 Aralık 1938'de bu dünyadan ayrılan Taut, kitabın basılı halini göremiyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKitap, Mimarî Bilgisi adıyla, 'Güzel Sanatlar Akademisi Neşriyatı' olarak, Taut'un Akademi'de aynı adla verdiği dersi için basılmış. O dönemin koşullarının elverdiği ölçüde çevrilmiş olması ve oldukça eskimiş olan dili, kitabın bugün yeniden çevrilmesini zorunlu kıldı. 1977'den bugüne birkaç kez yayımlanmış olan Almanca metne ulaşılabilmesi buna olanak tanıyordu; kitap özenli ve titiz bir çeviriyle yeniden dilimize kazandırıldı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKitapta fotoğraf ve çizimlerin önemli bir yeri var. Sayısı 112'yi bulan görsellerin bir bölümü Taut'un kendi çektiği fotoğraflardan, mimarlık dergilerinden ve usta mimarın kendi yayınlarından alınmış görsellerden oluşuyor. Yeni basıma konacak görsellerin belirlenmesinde, metnin bugüne taşınmasındaki yol izlendi ve reprodüksiyonu niteliksiz sonuç verecek -ve değiştirilmesi kitabı zedelemeyecek- tüm görseller güncellendi. Güncellemenin son adımı ise, kitabın, özgün adı olan Mimarlık Öğretisi'ne kavuşması oldu. Kitabın bu son biçimiyle, Taut okurlarına yeni ve taze sözler söylemeyi sürdüreceğini söylemek yanlış olmayacaktır.\"\u003c\/p\u003e\n\u003c!----\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343479845107,"sku":"9786259443119","price":344.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Taut-Kapak-2.Basim_e116c10e-6a29-4ffb-ba91-728295cc8d42.jpg?v=1715939189"},{"product_id":"wittgenstein-ve-mimarlik-felsefe-mimarlik-iliskisi","title":"Wittgenstein ve Mimarlık","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eWittgenstein Üzerinden Felsefe-Mimarlık İlişkisi: Wittgenstein ve Mimarlık\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eWittgenstein'ın mimarlıkla ilişkisi üzerine 13 kuramsal metnini yer aldığı Wittgenstein ve Mimarlık, bugüne dek bu kapsamda yapılmış tek çalışma özelliğini taşıyor. Metinleri Türkçeye Burcu Bilgiç aktardı, Türkçe basımın editörlüğünü Aykut Köksal yaptı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eLudwig Wittgenstein, 1926’dan 1928’e kadar, Viyana’da, kız kardeşi Margaret için o günden bugüne 'Wittgenstein Evi' olarak anılan bir ev tasarlar ve inşa eder. Bu projenin ardından, 1929’da Cambridge’e, birkaç yıl nadasa bıraktığı öteki 'şantiye'sine döner ve 'Wittgenstein Düşüncesi'nin inşasını sürdürür. Peki, Kundmanngasse yapısı, 20. yüzyılın en etkileyici felsefi düşüncelerinden birinin inşasıyla ne ölçüde ilişkilendirilebilir? Wittgenstein muamması, en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş, kimi kez temel konfor kurallarının ihmali pahasına tasarlanmış, inşa edilmiş bu konut sayesinde açıklığa kavuşuyor mu? İşte, Montréal’deki Québec Üniversitesi Tasarım Okulu’nda, Céline Poisson’un bir araya getirdiği filozoflar, tarihçiler, mimarlar ve görsel sanatçılar bu sorulara yanıt arıyorlar. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e2005 yılında gerçekleşmiş bu kolokyumun programında, 13 katılımcının, Wittgenstein-mimarlık ilişkisini farklı yönleriyle ele alan metinleri yer alıyor. Katılımcılar, sundukları çalışmalarda, Wittgenstein'ın tüm kitaplarını ele alıyorlar, ünlü felsefecinin mimarlık üzerine yazdıklarını derliyorlar ve değerlendiriyorlar. Toplantıyı örgütleyen Céline Poisson, editörlüğünü de yüklenerek bu metinlerin kitaplaşmasını sağlamış. Poisson, kitaba yazdığı giriş yazısında toplamda yer alan metinleri ayrı ayrı değerlendiriyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eWittgenstein ve Mimarlık başlıklı bu toplamla birlikte Arketon'un mimarlık-felsefe ilişkisini ele alan yayınlarına bir yenisi eklenmiş oluyor. Bu yayınlar, Türkiye'de, temel felsefe metinlerinden bağımsız olarak yürütülen mimarlık-felsefe ilişkisi tartışmalarının daha doğru bir bağlama oturmasına önemli bir katkı sağlayacaktır. \u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343481680115,"sku":"9786259443157","price":472.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/WittgensteinveMimarlikKAPAK.jpg?v=1735249933"},{"product_id":"sanatta-tinsellik-uzerine","title":"Sanatta Tinsellik Üzerine","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eKandinski'nin Kaleminden Modernizmin Başyapıtı: Sanatta Tinsellik Üzerine\u003c\/strong\u003e\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eModernist sanat kuramının öncüleri arasında yer alan Vasili Kandinski'nin 1912 tarihli Sanatta Tinsellik Üzerine adlı çalışması, Nokta ve Çizgiden Düzleme başlıklı çalışması ile birlikte, modernist sanatın yeni bir paradigma inşa eden öncü metinlerinin başında geliyor. Hüseyin Tüzün'ün özgün dilinden çevirdiği, Aykut Köksal'ın editörlüğünü yaptığı kitabın Sunuş yazısını Uşun Tükel yazdı. Tükel, kitabın arka kapağında da yer alan yazısında şunları söylüyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\"Vasili Kandinski’nin, yazımı 1911’de tamamlanıp ertesi yıl basılan Sanatta Tinsellik Üzerine başlıklı kitabı, gerek resmin diline yönelik incelikli saptama ve gözlemleri, gerek yer yer öznel izlenimlere varan kimi yorumları ve hepsinden önemlisi müzikle olan sıkı bağıntısı nedeniyle erken modernist dönemin en önemli metinlerinden biridir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKandinski, resimde nesne temsilinin zorunlu olmadığı gözlemi ile başladığı serüveninde modern sanatın kurucu figürlerinden birine dönüşür ve bu kitapta 'zorunlu olmama' halini bir 'içsel zorunluluk' ilkesi üstünden temellendirir. Başka bir deyişle, tinsel dünyanın olgularına zihinsel bir pratikle can verir. Metinde bir yandan  sanat bilimi (kunstwissenschaft) üstüne sonraki yıllarda geliştireceği ilk gözlemlerini, bir yandan da resimsel öğelere ilişkin yorumlarını ve buna koşut olarak kendi yapıtının şifrelerini buluruz. Kandinski, bütün bu süreci müzikle paralellik içinde ele aldığı için farklı kulvarlarda geleneksel anlatımların yerine geçmekte olan kodlara tanıklık ederiz.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBu yüzden, Sanatta Tinsellik Üzerine'nin modern sanatın ilk kuramsal metinlerinden biri olarak tarihsel önemini günümüzde de sürdürdüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz.\"\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343481712883,"sku":"9786259443140","price":344.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Kandinski-SanattaTinsellikUzerineKAPAK.jpg?v=1735290091"},{"product_id":"sanatsal-i̇lkelere-gore-sehirlerin-i̇nsasi","title":"Sanatsal İlkelere Göre Şehirlerin İnşası","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eCamillo Sitte'den Bir Klasik: Sanatsal İlkelere Göre Şehirlerin İnşası\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eCamillo Sitte'nin Şehirciilik disiplininin kurucu metinlerinden biri olan Sanatsal İlkelere Göre Şehirlerin İnşası başlıklı kitabı, özgün dilinden yapılan çeviriyle Arketon Yayınları arasındaki yerini aldı. Hüseyin Tüzün'ün çevirisi ve Aykut Köksal'ın editörlüğünde yayına hazırlanan kitaba yazdığı sunuş yazısında Köksal şöyle diyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\"Camillo Sitte bir mimar, Viyana İmparatorluk Kraliyet Uygulamalı Sanatlar Okulu'nun yöneticisi. 1889'da yayımladığı Sanatsal İlkelere Göre Şehirlerin İnşası başlıklı kitabıyla şehircilik disiplininin öncü kuramcıları arasında bulunuyor. Sitte, kitabında ortaçağ ve Rönesans şehirlerini ele alarak, endüstri öncesi dönemde şehir mekânının örgütlenme mantığını ortaya koyuyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSitte'nin temel meselesi, endüstri toplumunun talep ettiği ve 19. yüzyılda, Haussmann'ın Paris'te gerçekleştirdiği modern dönüşümün bir öntip oluşturduğu yeni şehir mekânının eleştirisi idi. Sitte'nin şehir tasavvuru, Le Corbusier'nin çağdaş şehir tasarısını taşıyan 'şehircilik düşüncesi' ile de tam bir çatışma içindedir. Nitekim, Le Corbusier, Şehircilik adlı kitabında doğrudan Camillo Sitte'yi hedef alır. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eCamillo Sitte, modernleşme ile birlikte kentsel mekânın biçimlendirilmesinin 'teknik' bir sorunsal olarak görülmesine karşı çıkarak, 'sorunun yalnızca bir yanının çözümünün değil, diğer yanının, sanat yanının da en azından onun kadar önem taşıdığını bir kez daha göstermek gerekir' diyor. Sitte'nin eski şehirlerin sanat yanı ile kastettiğini yapısalcı bir dile tercüme edersek, endüstri öncesi geleneksel şehrin mekânsal örgütlenme mantığıyla karşılaşırız. Geleneksel şehir, doğal dillerde olduğu gibi, dışarıdan müdahaleyle ya da iradi bir tasarımla değil belirli bir kendiliğindenlikle oluşmuş bir dizge, giderek bir yapı (structure) oluşturur. Şehir mekânının örgütlenme mantığını okumak için bu yapının kodlarını çözmek gerekir. Sitte de bu kitapta, bu kodları çözmeye çalışıyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSon bir sözle, Sanatsal İlkelere Göre Şehirlerin İnşası başlıklı bu çalışma, şehircilik disiplininin kuramsal arka planını belirleyen temel kilometre taşlarının başında geliyor. Taşıdığı önemin son derece geç bir tarihte farkına varılmış olması ise bu disiplinin zafiyetinin bir göstergesi olmalı.\"\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343482073331,"sku":"9786259443133","price":472.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/CamilloSitteSehirlerinInsasiKAPAK.jpg?v=1735292259"},{"product_id":"mimarlik-ve-dil-gunther-fischer","title":"Mimarlık ve Dil","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eGünther Fischer'in \"Mimarlık ve Dil\"i Arketon'da...\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eGünther Fischer'in, mimarlık ve dil ilişkisini ele alan ve mimarlık kuramının özgün çalışmaları arasında yer alan \"Mimarlık ve Dil\" başlıklı kitabı, Fatma Erkman Akerson'un çevirisi ile yayımlandı. Editörlüğünü Aykut Köksal'ın yaptığı kitap, gözden geçirilmiş yeni basımıyla  Arketon Yayınları arasındaki yerini aldı. \"Mimarlık ve Dil\", 20. yüzyılda dilbilimin açtığı yoldan ilerleyen disiplinlerarası çalışmalar arasında bulunuyor. Mimar ve akademisyen Günther Fischer'in 1991'de kaleme aldığı çalışmada, ünlü mimarlık kuramcı ve tarihçisi Jürgen Joedicke'nin Almanca basıma yazdığı önsöz ve yazarın Türkçe basım için yazdığı giriş yazısı yer alıyor. Jürgen Joedicke önsözde şöyle diyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\"Göstergebilimin ortaya çıkması ve yaygınlaşmasıyla, özellikle de Max Bense’nin ve Stuttgart Okulu’nun çalışmalarıyla, mimarlıkta anlam yaratma olgusunu, göstergebilim ve iletişim kuramlarıyla açıklama denemelerine Almanya’da da girişildi, üstelik bu denemeler çok ilginç sonuçlar da verdi. Bu bağlamda, göstergenin üçlü yapısının çok basitleştirilerek mimari dile 'biçim ve düzenleme', 'anlam' ve 'etki' olarak çevrildiğine de değinmek isterim. Ayrıca göstergenin çift işlevliliği de ele alındı, gösterge belli bir nesneye gönderme yapmanın (düzanlam) yanı sıra, duygusal imgeleri de çağrıştırabiliyordu (yananlamlar). İçinde bulunduğu bağlam da göstergeyi etkiliyordu, yani bir gösterge nerede bulunduğuna bağlı olarak kendisi hiç değişmediği halde, bambaşka anlamlar kazanabiliyordu. Bu durum için klasik örneği Umberto Eco verir: Bir kentte yürüyen bir insan kitlesinin önündeki kırmızı bayrakla, kıyıdaki bir teknenin direğine çekilmiş kırmızı bayrak bambaşka anlamlar taşır. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eAlmanya’daki bu girişimler gene de oldukça soyut bir düzlemde kaldı, mimara seslenebilecek bir dile çevrilemedi. Ayrıca bu çeşit saptamaların proje üretme sürecinde somut olarak ne işe yarayacakları da sınanmadı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eİşte Günther Fischer’in çalışmasını farklı kılan, mimarlıkla mimari pratik arasında kurduğu bağlantılardır. Kendisi de mimar olan Fischer, kuramlara eleştirel bir gözle bakıyor, kuramların, mimarın çalışmasına katabileceği değerleri araştırıyor. Fischer geniş bir alana yayılıyor, göstergebilim, dilbilim ve algı psikolojisi üzerinde duruyor ve pek çok somut örnek vererek dille mimarlık arasında yapısal benzerlikler bulunduğunu ileri süren tezleri geliştiriyor.\"\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343479910643,"sku":"9786259443195","price":472.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Fischer-Kapak-5.jpg?v=1745919539"},{"product_id":"restore-etmeyelim-koruyalim","title":"Restore Etmeyelim, Koruyalım!","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eRestorasyon kıyımına karşı çıkan metinler: Restore Etmeyelim, Koruyalım! \u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\"Restore Etmeyelim, Koruyalım!\" başlığını taşıyan kitap, Georg Dehio ve Aloïs Riegl'ın, eski eserleri tamamlamaya, hatta yeniden inşaya odaklı restorasyon anlayışını eleştiren ve somut örnekler üzerinden tartışan metinlerini içeriyor. Heidelberg Kalesi'ndeki bir yapının restorasyon projesinin eleştirisiyle başlayan tartışma daha geniş bir bir bağlama yayılıyor ve 20 yüzyıl başında yeni bir koruma anlayışını öne süren temel metinlerle sürüyor. Kitaba alınan Dehio ve Riegl makalelerini, kitabın ekinde yer alan ve yine Aloîs Riegl'e ait paradigma kurucu bir metin olan \"Modern Anıt Kültü\" başlıklı yazı tamamlıyor. Dehio ve Riegl'ın üç metnini Hüseyin Tüzün çevirdi, \"Modern Anıt Kültü\"nün çevirisi ise Erdem Ceylan'ın imzasını taşıyor. Kitabın editörlüğü ve sunuş yazısı Aykut Köksal'a ait. Köksal bu yazının bir bölümünde şöyle diyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\"'Restore Etmeyelim, Koruyalım!' başlıklı kitabın içeriğini oluşturan metinlerin bildirisi, Dehio'nun 'Doğru olan restore etmek değil, korumaktır' sözleriyle özetlenebilir. 19 yüzyıl, restorasyon ve koruma bağlamında iki karşıt görüşün çatışmasına sahne olmuştu. Bu görüşlerden ilki, anıtı kendi saf üslubuna götürmeyi amaçlayan Viollet-le-Duc'e, ikincisi ise, tarihsel yapıya dokunmaya hiçbir şekilde hakkımız yok diyen John Ruskin'e aitti. John Ruskin için, anıt ölmeliydi; onun güzel ölümü geleceğin mimarlarına örnek olacaktı. Ruskin'in düşüncelerinin arka planında, kökleri 17 yüzyıla kadar giden 'harabe kültürü' ve 'harabe estetiği' yer alıyor. 18 yüzyıl, 'harabe kültürü'nün doruğa ulaştığı yüzyıl olur. Diderot, harabe resimlerinden oluşan bir Salon'u gezdikten sonra 'Bir anıtı ilginç kılmak için harabeye dönüştürmek gerek.' der. İngiliz mimar John Soane bu kültürü, kendi kurduğu müzenin ana konseptine dönüştürür, harabe estetiğini bir sonraki yüzyıla taşır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eİşte, Georg Dehio'nun 'Doğru olan restore etmek değil, korumaktır' sözlerinin arkasında, üç yüzyıllık bir sürecin Ruskin'de ifadesini bulan düşünsel sonucu var. Bu bakışı 'Modern Anıt Kültü'nde, kendi kavramsallaştırmalarıyla sistemleştiren ise Aloïs Riegl oluyor.\"\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343480467699,"sku":"9786259586601","price":472.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Dehio-Riegl-Kapak-11.jpg?v=1747356064"},{"product_id":"muzik-ve-acik-yapit-aykut-koksal-mehmet-nemutlu","title":"Müzik ve Açık Yapıt","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eArketonses dizisinden yeni bir kitap:\u003cbr\u003e\u003c\/span\u003eMüzik ve Açık Yapıt\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eArketon Yayınları'nın son kitabı Arketonses dizisinden: Müzik ve Açık Yapıt. Aykut Köksal ve Mehmet Nemutlu'nun bir söyleşi dizisinden oluşan kitapta, modernist müziğin paradigma kurucu bir kavramı olan \"açıklık\"ın, farklı müzik ekollerinde ve farklı bestecilerin üretiminde ortaya çıkışı, müzikler üzerinden aktarılıyor, tartışılıyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eMüzik ve Açık Yapıt\u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e, Köksal ve Nemutlu'nun, Açık Radyo'da gerçekleştirdikleri 29 söyleşiden oluşan program dizisinin kitap formatına aktarılmasıyla ortaya çıktı. Kitapta, farklı temsil biçimlerine sahip açık yapıt örnekleri zengin bir görsel belgelemeyle sunuluyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eSöyleşiler, modernizmin 20. yüzyıl başındaki ilk ürünlerinin açıklık bağlamında irdelendiği, ardından Umberto Eco'nun açık yapıt kavramsallaştırmasının ve aynı adı taşıyan kitabında örnek olarak sunduğu yapıtların ele alındığı üç giriş programıyla başlıyor. Bu ilk söyleşileri, açık yapıtın öncüleri olan Amerikalı deneyciler izliyor. Charles Ives, Henry Cowell, John Cage, Earle Brown ve Morton Feldman'ın, bir tarih bagajıyla yüklü olmamanın getirdiği rahatlıkla, açıklığı uç noktalara taşıyan, yeni ses ortamları yaratan, geleneksel notasyonun yerine yeni temsil olanakları araştıran müzikleri, söyleşilerde tek tek yapıtlar ele alınarak tartışılıyor. \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eSöyleşilerin üçüncü kesiminde, 1950'lerin Avrupalı modernistlerinde, açık yapıtın doktrinleşmiş hali ana izleği belirliyor. Bu kez, Luciano Berio, Iannis Xenakis, Karlheinz Stockhausen, Pierre Boulez ve Luigi Nono'nun, hem gelişen elektronik olanakları kullanan, hem de dönemin mekânsal müzikleriyle buluşan çalışmaları inceleniyor. Bu bestecilerin, serbest denemeler yapmak yerine, özgün kavramsallaştırmaları ses ortamına aktaran, tanımlanmış doktriner çerçeveler çizen müzikleri söyleşilerin ana tartışma konusu oluyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp class=\"MsoNormal\"\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eKısa bir anlatımla, Müzik ve Açık Yapıt, 20. yüzyıl müziğinin en parlak ürünlerinin doğuşuna olanak sağlayan bir kavramın tarihsel öyküsünü aktarıyor.\u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"font-family: 'Helvetica',sans-serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: minor-bidi;\" lang=\"EN-US\"\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343480434931,"sku":"9786259586625","price":520.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/MuzikveAcikYapit.jpg?v=1750456175"},{"product_id":"mimarlik-kuramina-katki-auguste-perret","title":"Mimarlık Kuramına Katkı","description":"\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eArketon Yayınları, mimarlık okurları için küçük bir sürpriz hazırladı: Auguste Perret'nin aforizmalarının tıpkıbasım anlayışıyla yayını. Aykut Köksal'ın Türkçeye aktardığı aforizmaları içeren kitap, Mimarlık Kuramına Katkı başlığıyla Arketon külliyatına katıldı. Küçük ve ince bir kitap formatında olan Mimarlık Kuramına Katkı, okuru, kendi boyutunun ötesine ulaşan bir düşünce dünyasına götürüyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eAuguste Perret'nin aforizmalara düşkün olduğu bilinir. Yaşamı boyunca not ettiği aforizmalar, Wright, Rodin, Choisy gibi mimar ya da sanatçılardan, Proust, Baudelaire, Montaigne gibi yazın insanlarına dek uzanıyor. Ne ki Perret, yalnızca aforizma derlemekle kalmamış, mimarlık üzerine kendi düşüncelerini de kısa ve öz tümcelerle yazıya dökmüş. Bunları ilk kez, 1945'te Techniques et Architecture adlı dergide yayımlamış. Kitaplaşmaları ise 1952'de gerçekleşmiş. Contribution à une théorie de l'architecture başlığını taşıyan ve André Wahl'ın editörlüğünde yayımlanan kitapta on beş aforizma yer alıyor. Kitabın sayfa düzeni Henri Jonquières'in imzasını taşıyor. Perret'nin bu ikonik kitabı Türkçeye aktarılırken, 1952 basımının tüm kararları korundu; tek değişiklik özgün boyutun belirli bir oranda küçülmesi oldu. \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343482171635,"sku":"9786259586649","price":76.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Perret-Kapak.jpg?v=1751964412"},{"product_id":"birlikte-i̇nsa-etmek-yeni-gurnanin-oykusu","title":"Birlikte İnşa Etmek - Yeni Gurna'nın Öyküsü","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eHasan Fethi'den Bir Mücadele Öyküsü: Birlikte İnşa Etmek\u003c\/span\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eMısırlı mimar Hasan Fethi'nin (1900-1989) Birlikte İnşa Etmek, Yeni Gurna'nın Öyküsü adlı kitabı, Serpil Özaloğlu Merzi'nin çevirisi ve Aykut Köksal'ın editörlüğüyle, Arketon Yayınları arasındaki yerini aldı. Hasan Fethi, kitabında, mimarlık serüveninin iki boyutunu iç içe anlatıyor: Bunlardan ilki, geleneksel bir yapı malzemesi olan kerpici güncel uygulamalara taşımak; ikincisi ise, arkeolojik bir alan üzerinde olduğu için yeri değiştirilen Gurna köyünü, yeni yerinde köylülerle birlikte inşa etmek. Hasan Fethi, 1946'dan 1952'ye dek süren inşa sürecini anlatmakla kalmıyor, köylülerin yaşam ve sağlık koşullarını iyileştirme çalışmalarından, süreci yürütmek için devlet bürokrasisiyle girdiği mücadeleye uzanan geniş bir anlatı çerçevesi kuruyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eHasan Fethi, kitaba yazdığı önsözde şöyle diyor:\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e\"Bu kitap, kırsal kesimin yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik yeni bir yaklaşım için çağrıdır. Dünyanın en yoksul köylülerinin yaşam standardı ve kültürü katılımcı yapılaşma sayesinde yükseltilebilir. İnşa sürecine katılım kırsal konut sorununa yeni bir yaklaşım anlamına gelir. Bu yaklaşım, mimarın ilgisini çeken teknik sorunlardan daha fazlasını içerir: Karmaşık ve hassas toplumsal ve kültürel sorunlar, ekonomik sorunlar, projenin hükümet tarafından nasıl karşılanacağı vb, bunlardan hiçbiri dışlanamaz, çünkü her biri diğeriyle birlikte çözüm bekler. Metinde her sorun kendi mantığı içerisinde ama karmaşık bir bütünün parçası olarak ele alınmıştır. Böylece okuyucu, özel ilgi alanı ve nitelikleri ne olursa olsun, planlama felsefesini kavrayabilecektir.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eÖnerilerim özellikle köylüyü ilgilendirdiği için kitap ona ithaf edilmiştir. İsterdim ki kitabımı özellikle onlar okusun ve değerlendirsin. Bunun yakında gerçekleşmesini ümit ediyorum. Fakat şu an için metin, onun yazgısını ellerinde tutanlar içindir: Mimarlar, şehirciler, toplumbilimciler, antropologlar, konutla ve kırsal kesimin yaşam standardıyla ilgilenen tüm bölgesel, ulusal ve uluslararası görevliler, politikacılar ve tüm hükümetler, kırsal kesime yönelik resmi bir politika oluşturmaya yardım eden herkes...\"\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48346034962675,"sku":"9786259586632","price":632.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/HasanFethi-2.jpg?v=1752653970"},{"product_id":"mimarligi-gorebilmek-bruno-zevi","title":"Mimarlığı Görebilmek","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eBruno Zevi'nin \"Mimarlığı Görebilmek\" adlı kitabı yeni basımıyla raflarda!\u003c\/span\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eYirminci yüzyılın önde gelen mimarlık kuramcılarından Bruno Zevi'nin en ünlü çalışması olan Mimarlığı Görebilmek başlıklı kitabı, gözden geçirilmiş yeni basımıyla raflardaki yerini aldı. Alp Tümertekin'in Türkçeye aktardığı, Aykut Köksal'ın editoryal çalışmasını gerçekleştirdiği \"Mimarlığı Görebilmek\", mimari gerçekliği çeşitli faktörler üzerinden tanımlayan ve farklı yaklaşımları irdeleyen Bruno Zevi'nin 1948'de kaleme aldığı ve bugüne dek tüm dillere aktarılmış çalışması. Zevi, bu kitabıyla, modernist mimarlık yazınının en parlak örneklerinden birini veriyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eMimarlık tarihçisi Bülent Özer, 1961'de bu kitap üzerine şunları söylüyordu: \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e\"\u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eÇağdaş yapı sanatı alanında dünyaya ün salmış iki seçkin kişi bir üçüncüyü tanımlarken aşağı yukarı aynı övgülere başvuruyorlar. Övenler F.L.Wright ve Lewis Mumford, övülen insan ise Bruno Zevi. İlkin Mumford'a kulak verelim: 'Bruno Zevi, mimari düşüncenin değil yalnız İtalya'daki, fakat bütün Avrupa'daki önderidir!' Wright'ın yargısı bir bakıma daha da geniş, daha da kesin: 'Bruno Zevi, çağımızın en derin, en samimi eleştiricisidir. Onda, yapı sanatını görebilme, gördüklerini de korkusuz, aydınlatıcı terimlerle anlatabilme gücü var!'\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eBu olumlu yargıların en önemli dayanaklarından biri de, 'Saper vedere l'architettura' adlı denemede, yazarın büyük bir cesaretle ileri sürdüğü mimari görüş ve değerlendirmeler olsa gerek. Bu başlığı 'Mimariyi Görebilmek' diye dilimize çevirebiliriz. Kitabın özü ve savunduğu tez, İngilizce baskısının başlığında üç kelimeyle anlatılıvermiş: 'Mekân olarak mimari'.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eMimari çok kere sanıldığı gibi, birtakım genişlik, uzunluk ve yüksekliklerin toplamı demek olmayıp, kişinin duyup yaşadığı, içinde gezinip dolaştığı boşluğun, kapsanan bir mekânın, iç mekânın ta kendisidir. Yapı sanatıyla ilgili yargıların belirli bir kesinliğe ulaşması mekâna ait terimlerin mimariye uygulanmasına bağlıdır. Bu iş yapılamadığı sürece, mimarlık alanındaki inceleme ve araştırmalar, sosyal faktörlerin (fonksiyonun). konstrüksiyon verilerinin (tekniğin), volümetrik, ya da dekoratif niteliklerin (plastik ve pictural elemanların) sınırlarını aşamayacaktır.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp class=\"MsoNormal\"\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eMimarinin özü iç mekândır derken, mimari bir yapıtın bütün bütüne mekân verileriyle olup bittiğini söylemek istemiyoruz. Nitekim her bina, ekonomik, sosyal, teknik, fonksiyonel, estetik, dekoratif, volümetrik ve spasyal faktörlerin etkisi altında meydana gelir. Hatta, bunların herhangi birine göre yorumlamalar da yapılabilir. Gelgelelim, bir yapıdaki realitenin bütün bu faktörlerin toplamında bulunduğunu da unutmamak gerekiyor.\"\u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\" style=\"font-family: 'Helvetica',sans-serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';\"\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343479779571,"sku":"9786259443171","price":344.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Zevi-Kapak-6.jpg?v=1753102813"},{"product_id":"yarinin-bahce-kentleri-ebenezer-howard","title":"Yarının Bahçe Kentleri","description":"\u003cp class=\"MsoNormal\" style=\"line-height: 115%;\"\u003e\u003cb\u003e\u003ci\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\" style=\"font-size: 18.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Helvetica',sans-serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';\"\u003eYarının Bahçe Kentleri\u003c\/span\u003e\u003c\/i\u003e\u003c\/b\u003e\u003cb\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\" style=\"font-size: 18.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Helvetica',sans-serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';\"\u003e, yeni çevirisiyle Arketon'da!\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp class=\"MsoNormal\" style=\"line-height: 115%;\"\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\" style=\"font-family: 'Helvetica',sans-serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';\"\u003eEbenezer Howard'ın \u003ci\u003eYarının Bahçe Kentleri\u003c\/i\u003e adlı ikonik kitabını, Arketon için, Selin Tosun çevirdi, editörlüğünü Aykut Köksal gerçekleştirdi. Kitap, Howard'ın \"Bahçe Kent\" ütopyası ile bu ütopyanın hayata geçmiş hali olan Letchworth'u peş peşe sunan iki bölümden oluşuyor. \u003ci\u003eYarının Bahçe Kentleri\u003c\/i\u003e (\u003ci\u003eGarden Cities of To-morrow\u003c\/i\u003e) adını taşıyan metnin yer aldığı ilk bölüm, kitabın ana gövdesini oluşturuyor. Kitabın ikinci kesiminde ise, okurun, \"Bahçe Kent\" kuramının nasıl hayat bulduğunu görmesini sağlayacak ek bir bölüm bulunuyor. Bu bölüm, Robert Fishman'ın \u003cspan style=\"color: #1f1f1f; background: white;\"\u003e\"Bahçe Kent'i İnşa Etmek\" başlıklı metniyle başlıyor,\u003c\/span\u003e bunu, Letchworth'un mimarlarının tasarladığı yerleşim planından ev projelerine, inşa sürecinde ve çeşitli dönemlerde çekilmiş fotoğraflara, tanıtım ve iletişim çalışmalarına, hatta Letchworth'daki yaşamı anlatan dokümanlara uzanan görsellerin yer aldığı sayfalar izliyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp class=\"MsoNormal\" style=\"line-height: 115%;\"\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\" style=\"font-family: 'Helvetica',sans-serif; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';\"\u003eKitabın girişinde ise, \u003ci\u003eGarden Cities of To-morrow\u003c\/i\u003e'un 1946 basımı için Lewis Mumford'un kaleme aldığı \"Bahçe Kentler ve Modern Kent Planlaması\" başlıklı metnin Ruşen Keleş tarafından yapılmış çevirisi yer alıyor. Mumford bu giriş yazısında şöyle diyor:\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e\"Köylerin ve kentlerin ıslahını tek bir problem olarak ele almakla Ebenezer Howard, yaşadığı çağa göre çok ileride bulunduğunu ve kentlerin, kent olarak değerden düşmesi olayını çağımızın şehircilerinin çoğundan daha iyi saptayabildiğini göstermiştir. Onun 'Bahçe Kentler' düşüncesi, yalnız büyük kentlerdeki yoğunlaşmayı hafifletmeyi ve böylece düşen arsa değerlerinden yararlanarak kentlerin yeniden imarına olanak vermeyi amaçlayan bir girişim değil, aynı zamanda, büyük kentlerdeki yoğunlaşma ile, yatakhane haline gelen banliyölerin oluşturduğu kaçınılmaz beraberliği ortadan kaldırma amacını güden bir öneridir. Büyük kentlerin açık planlarının ve köysel yerlerle olan bağlantılarının geçici olması, yatakhane banliyölerin ise sanayi nüfusunun ve bir istihdam temelinin olmayışı, bu banliyöleri şimdiye kadar insanlar için hazırlanmış en işe yaramaz çevre haline getirmektedir. Bu tür banliyöler, Versailles’da ve Nymphenburg’da kendileri için hayal âlemleri yaratan mutlak hükümdarların saraylarındaki anlamsızlıkların, orta sınıflar tarafından uygulanan bir benzeridir. Howard’ın anladığı anlamdaki Bahçe Kentler ise banliyö olmayıp, banliyönün tam karşıtıdır. Bahçe Kent, daha çok köysel karakter taşıyan kendi halinde bir yerleşme değil, verimli kent hayatının bulunabileceği daha mükemmel bir kuruluştur.\"\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343482106099,"sku":"9786259586656","price":344.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/EbenezerHoward-10.jpg?v=1754821438"},{"product_id":"modern-mimarlik-kopya","title":"Modern Mimarlık","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eOtto Wagner'in ünlü yapıtı Modern Mimarlık, yeni basımıyla raflarda.\u003c\/span\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eMimarlık yazının temel metinlerinden biri olan Modern Mimarlık, özgün dilinden yapılan çevirisiyle Arketon yayınlarının son kitabı olarak raflardaki yerini aldı. Bir mimarlık tarihçisinin deyişiyle \"19. yüzyılın son büyük mimarı, 20. yüzyılın ise ilk büyük mimarı\" olan Otto Wagner'in kitabını Türkçeye Hüseyin Tüzün aktardı, editörlüğünü Aykut Köksal gerçekleştirdi. Wagner'in ikinci basıma yazdığı önsözde dile getirdiği arzusu doğrultusunda kitapta, usta mimarın tüm çalışmalarının fotoğraflarına yer verildi. Fotoğraflar metne paralel bir düzende akarak Wagner'in sözüne eşlik etti. \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eArketon yayınlarının genel yayın yönetmeni Aykut Köksal, sunuş yazısında şöyle diyor: \"Mimarlık tarihinde, yapıtında bir dönüşüm sürecinin izlenebildiği mimarların başında Otto Wagner gelir. Wagner'in ilk çalışmaları, 19. yüzyıl seçmeciliğinin Oryantalizme dek uzanan örnekleri arasındadır. Bu dönemi Art Nouveau hareketinin Avusturya versiyonu olan Secession çizgisinde yapıtlar izler. Bu erken modernist hareket Wagner'in üretiminde belirleyici bir ağırlık taşır. Ne var ki, usta mimar bu ara durakta da çok zaman yitirmeyecek, hızla Modernizme doğru yol alacaktır. Bu bağlamda 1895'te verdiği konferanslar bir kırılma noktası oluşturur. 1896'da yayımladığı Modern Mimarlık, bu dönüşümün ilk yazılı ürünü olur. Modern Mimarlık paradigma kurucu bir metindir; neredeyse bir manifesto olarak da tanımlanabilir. Wagner 19. yüzyılın tarihselci eğilimlerini toptan mahkûm eder, Modernizmin temel ilkelerini ortaya koyar. Modern Mimarlık yayımlandıktan sonra, tarihselciliğin savunucuları yoğun bir eleştiri salvosuna girişir. Bunun üzerine Wagner, Secession'a kesin katılımını duyurur ve Viyana'nın bir dönemini temsil eden çevrelerle ilişkisini tümüyle keser.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eWagner'in düşünceden üretime uzanan bu dönüşümünü anlamlandırmak için, o yılların Viyanası'na daha yakından bakmak, farklı disiplinlerde görülen değişimi izlemek ilginç olacaktır. 20. yüzyılın başlarında, Viyana'da, mimarlıktan müziğe, plastik sanatlardan felsefeye, yeni bir çağı haber veren, düşünceleriyle, üretimleriyle yeni yüzyılda belirleyici olmuş aktörler öne çıkar. Bu kişilerin üretimleri, Otto Wagner'in üretimiyle birlikte okunduğunda şaşırtıcı bir eşzamanlılık görülecektir. \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eSon olarak, Modern Mimarlık'ın, mimarlık yazınının temel metinlerinden biri olduğu, daha sonra yazılan metinleri de derinden etkilediği, bunun en bilinen örneklerinden birinin \u003ca href=\"https:\/\/yemkitabevi.com\/products\/mimarlik-ogretisi\" target=\"_blank\" rel=\"noopener\"\u003eBruno Taut'un Mimarlık Öğretisi\u003c\/a\u003e adlı kitabı olduğu belirtilmeli.\"\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343480271091,"sku":"9786259443188","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Wagner-Kapak-3.jpg?v=1762419578"},{"product_id":"suprematizm-otuz-dort-cizim-kazimir-malevic","title":"Süprematizm, Otuz Dört Çizim","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eKazimir Maleviç'ten bir sanat kitabı: \u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eSüprematizm, Otuz Dört Çizim\u003c\/span\u003e\u003c\/strong\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eKazimir Maleviç'in 1920 tarihli \"Süprematizm, Otuz Dört Çizim\" başlıklı çalışması Aykut Köksal'ın çeviri ve tasarımıyla Arketon kitaplarına katıldı. Sanatçının süprematizm düşüncesini sistemleştirdiği temel çalışmaları arasında yer alan kitap, kısa bir giriş yazısının ardından 34 çizim içeriyor ve hem kuramsal hem de biçimsel olarak süprematizmin mimarlığa ve mekânsal düşünceye doğru genişlediği dönemi temsil ediyor. Maleviç’in 1915 tarihli “Siyah Kare”den sonra, süprematizmi evrensel bir estetik ve kozmik düşünce sistemi olarak sunma çabası bu kitapta belirginleşiyor. Kitap, hareketin temel biçimlerini (kare, daire, haç, çizgi) kompozisyon ilkelerini ve renk–biçim–hareket ilişkisini çizimlerle gösteriyor. Bu çizimler, Maleviç’in resimden hacimsel süprematizme ve mimari modellere yöneldiği evrenin belgeleri. Sanatçı bu kitapta süprematizmin yalnızca bir resim hareketi değil,\u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eyeni bir mekân ve dünya kurma girişimi\u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eolduğunu kanıtlamak istiyor. Kısa bir deyişle, bu çalışma, Maleviç’in düşüncesinde kuram ile biçimin birbirinden ayrılmaz olduğunu, süprematizmin, Rönesans perspektifinin sona erdiği ve mekân algısının kökten değiştiği bir eşikte yer aldığını ortaya koyuyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eMaleviç kitabın giriş yazısında şöyle diyor: \"\u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eSüprematizmle ilgili çalışmalarımın yer aldığı bu küçük kitapta az sayıda inşa, siyahtan griye varan renklerle basıldı. Süprematizm siyah, kırmızı ve beyaz karelerin sayısına göre üç döneme ayrılıyor: Siyah, renkli ve beyaz dönemler. Son dönemde beyaz biçimler beyaz üzerine uygulandı. Üç gelişim dönemi 1913'ten 1918'e kadar sürdü. Dönemlerin inşai gelişimi tümüyle düzlem üzerinde gerçekleşti. Bunların temelinde, tek bir düzlemde statik gücü ya da dinamik dinginliği aktarmanın ekonomik ilkesi yatıyordu. Eğer şimdiye dek, her türlü biçim, bu dokunma duygusunu, birbiriyle bağlantılı biçimler arasındaki sayısız karşılıklı ilişkiler yoluyla -biçimlerin oluşturduğu organizmadaki çeşitli ilişkiler aracılığıyla- ifade ediyorsa, bunun nedeni, düzlemde ya da hacimde ekonomik geometrizmle elde edilmiş olmalarıdır. Eğer bütün biçimler tümüyle faydacı bir yetkinliğin anlatımı olarak görünüyorsa, süprematik biçim de eylemin ayrımsanan gücünün ve somut dünyanın faydacı yetkinliğinin göstergesinden başka bir şey değildir. Biçim, sadece durumun dinamizmini gösterir ve bir uçağın mekânda izlemesi gereken yolun göstergesidir.\"\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eKazimir Maleviç'in \"Süprematizm, Otuz Dört Çizim\" başlıklı bu kitabı, 1920 basımıyla aynı boyutlarda, sınırlı sayıda basıldı ve tümü numaralandı.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343482695923,"sku":"9786259586663","price":440.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Malevic-OtuzDortCizim-Kapak.jpg?v=1763236845"},{"product_id":"bu-mekan-artik-bu-yer-degil-1","title":"Bu Mekân Artık Bu Yer Değil","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eBu Mekân Artık Bu Yer Değil, \u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eyeni basımıyla raflarda.\u003c\/span\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eAykut Köksal’ın kuramsal metinlerini içeren Bu Mekân Artık Bu Yer Değil başlıklı kitabı ikinci basımıyla raflardaki yerini aldı. Kitapta, mimarlıktan kente, çağdaş sanat değerlendirmelerinden tarihyazımına ulaşan yazılar, belirli bir izlek içinde buluşuyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eKitaba yazdığı önsözde Rifat Gökhan Koçyiğit şöyle diyor: “Aykut Köksal’ın, kuramsal çalışmalar yoluyla sanata ama özellikle de mimarlığa katkısında zaman ve mekân yoluyla yapmış olduğu çözümlemeler önemli bir yer tutuyor. Bu yönüyle Kantçı bakışı çağdaş mimarlık ve sanat gerekleri doğrultusunda yeniden yorumlayan Köksal, görsel sanatların yalnız kendi içinde değil, aynı zamanda bu sanatların müzik, edebiyat gibi sıralı düzene dayalı sanatlarla ilişkisini a priori koşullar bağlamında güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eKant’ın duyarlığın ön koşulu olarak ortaya koyduğu zaman ve mekân, sanatsal varoluşun da ön koşulu olarak hâlihazırda, a priori olarak verilidir. Kant’ta a priori, nesneye ait bir şart değil, bilen öznenin bilinen nesneye kattıklarının bilgisidir. Bu yalnızca deneyimden bağımsız ve deneyimi önceleyen değil, aynı zamanda evrensel ve zorunludur. Kant zaman ve mekânı öznenin içine almakla birlikte öznenin aktif etkilerinin ulaşamayacağı bir yere koyar. Buna göre mekân nesnelere, zaman da olaylara göre belirlenmez, tam tersine mekânın sunduğu a priori şartlar nesnelerin, zaman da olayların belirleyici formudur. \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNormal\"\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eKöksal, sanatın kurgusallığından ve temsil gücünden yararlanarak bu a priori şartların doğasını, insan duyarlığındaki sınırlarını, çerçevesini kuramsal alanda farklı perspektiflerden ortaya çıkarıyor. Sanatın temsil gücünü, dönüşlü düşünceyi harekete geçiren bir manivela gibi kullanıyor. Mekânın mekânda temsili, zamanın zamanda temsili gibi ikinci düzey temsil etkinliklerinde, öznenin a priori koşulları nasıl değiştirip dönüştürerek sanatsal üretimin kurucu koşullarını belirleyebildiğini gösteriyor. Köksal bu yolla, Kant’ın izleğini takip etmesine rağmen Kant’tan farklı olarak zaman ve mekânı öznenin aktif etkilerinin ulaşamayacağı yerden çıkarıyor. Daha da ileri giderek sanatsal etkinliklerde zamanın mekânda temsil edilerek mekânsallaşması, mekânın da zamanda temsil edilerek zamansallaşması yönünde yaratıcı öznenin nasıl aktif bir konum üstlenebildiğini göstererek izleyiciyi sanatın beliriş koşulları konusunda uyarıyor.”\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48343532372211,"sku":"9786259586687","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Koksal-Kapak-39.jpg?v=1764463546"},{"product_id":"modern-mimarlik-elestirel-bir-tarih","title":"Modern Mimarlık - Eleştirel Bir Tarih","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eModern mimarlık tarihinin başyapıtı şimdi Türkçe!\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKenneth Frampton'ın, mimarlık tarihyazımına yeni bir paradigma taşıyarak bir dönüm noktası oluşturan \u003cem\u003eModern Mimarlık - Eleştirel Bir Tarih\u003c\/em\u003e başlıklı kapsamlı çalışması, Arketon'un Türkçe mimarlık yazınına kazandırdığı kitaplar arasındaki yerini aldı. Frampton, bugüne dek kaleme alınmış en önemli modern mimarlık tarihi olarak kabul edilen kitabın 2020 yılındaki beşinci basımına \"Dünya Mimarlığı ve Modern Hareket\" başlığı altında yeni bir bölüm ekleyerek çalışmasının kapsamını küresel bir boyuta taşıdı, böylece kitabın hacmi de kapsamını yansıtan bir büyüklüğe ulaştı. Kitabın genişletilmiş bu son basımı Türkçeye aktarıldı. \u003cem\u003eModern Mimarlık\u003c\/em\u003e'ı Haluk Uluşan çevirdi, editörlük çalışmasını Amber Niksarlıoğlu Eroyan, Pınar Gökbayrak ve Semire Bayatlı gerçekleştirdi.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eArketon Yayınları'nın genel yayın yönetmeni Aykut Köksal, kitabın sunuş yazısında şöyle diyor: \"İlk basımı 1980'de gerçekleşen \u003cem\u003eModern Mimarlık\u003c\/em\u003e, yayımlandığı tarihten bugüne, yakın dönem tarihyazıcılarının kült metinlerinden birine dönüşmüş, Frampton'ın izini sürmek ya da onunla hesaplaşmak tüm tarihyazıcıları için kaçınılmaz olmuştur. Tarih okuması geniş bir kültürel bağlama oturan Frampton, Walter Benjamin'den Jürgen Habermas'a uzanan göndermeleriyle, mimarlık tarihyazıcılığına, ideolojik, ekonomik ve toplumsal bağlamı küresel bir çerçevede gören eleştirel bir bakış taşır. Sonraki basımlarda yer alan ve Frampton'ın eleştirel bakışının ana kavramına dönüşen 'eleştirel bölgeselcilik', 20. yüzyıl mimarlığının kırılma noktalarından biriyle birleşerek, mimarlık kuramına önemli bir katkı getirir. Geç modernizmin anonim içeriksizliğinin yerini modernizm sonrasının denetimsizliğine bıraktığı yıllarda, 'eleştirel bölgeselcilik', sığ bir bölgeselciliğin ötesine geçen, modernizmin evrenselci boyutunu, yerin, kültürün, iklimin ve topografyanın verileriyle buluşturan bir savı öne sürer.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eFrampton, kitabın 2007 yılında gerçekleşen dördüncü basımına yazdığı önsözde, Gustav Adolf Platz'dan Reyner Banham'a, modern mimarlığın tüm kabul görmüş tarihçiliğinde rahatsız edici bir Avrupa merkezli önyargının göze çarptığını belirtir. Kendi çalışmasını da bu bağlamda özeleştiriye tabi tutan yazar, kitabın 2020 tarihli son basımına büyük bir bölüm ekleyerek çalışmanın kapsamını genişletiyor ve küresel modern mimarlığın özlü bir tarihini sunmaya girişiyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eModern mimarlık tarihyazımının ikonik bir yapıtı olan \u003cem\u003eModern Mimarlık\u003c\/em\u003e, bu son biçimiyle güncel bir boyut taşıyor. Bu kitap, mimarlık tarihyazımına getirdiği yeni bakış açılarıyla, çağdaş dünya mimarlığının küresel tarihini incelemeye başlamak için mevcut olan en iyi kitaplardan biri, hatta en iyisi.\"\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48406021308659,"sku":"9786057293671","price":1200.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Frampton-Kapak.jpg?v=1768910851"},{"product_id":"katedraller-beyazken-utangaclar-ulkesine-seyahat","title":"Katedraller Beyazken - Utangaçlar Ülkesine Seyahat","description":"\u003cp\u003e\u003cstrong\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eLe Corbusier’nin ünlü yapıtı Katedraller Beyazken, gözden geçirilmiş yeni basımıyla Arketon'da! \u003c\/span\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eLe Corbusier'nin gezi izlenimlerini içeren ve Türkçeye Alp Tümertekin tarafından aktarılan  Katedraller Beyazken, gözden geçirilmiş yeni bir basımla, Arketon Yayınları'nın 41. kitabı olarak raflardaki yerini aldı. Le Corbusier'nin Şehircilik ve Modulor I-II başlıklı kitapları da Arketon Yayınları'nın Türkçeye kazandırdığı kitaplar arasında bulunuyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eKatedraller Beyazken,\u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e Le Corbusier'nin ABD izlenimlerinden oluşuyor. Ünlü mimar New York ile ilk kez 1934 yılında, kentin belediye başkanından aldığı davet üzerine, boş bir yük gemisiyle yapılan bir deniz yolculuğunun sonunda tanışır. Sonra, biri konforlu Normandie gemisiyle olmak üzere iki yolculuk daha yapar. En uzun gelişinde ABD’de iki ay kadar kalır. Katedraller Beyazken: Utangaçlar Ülkesine Seyahat (Quand les cathédrales étaient blanches, Voyage au pays des timides) bu uzunca yolculuğun ardından yazılır ve ilk kez 1937 yılında yayımlanır.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eAtilla Yücel, kitabın Türkçe basımına yazdığı önsözde şöyle diyor: “Alt başlığı olmasa 'Katedraller Beyazken' başlık olarak kitabın içeriği hakkında tereddüt uyandıran bir ifade. Le Corbusier yazınına aşina olanlar okumadan da bunun mecazi bir anlamı olduğunu sezebilirler, ama bu mecazın bir ABD yolculuğu sonrasında bu ülke hakkında ve bu ülke üzerinden yazarın kendi ülkesine yansıyan görüşleri hakkında içerdiği anlamı sezmek zordur. Bu ancak sayfalar, izlenimler, bireysel aktarım ve yorumlar arasında gezinmeye başladıktan sonra anlaşılacaktır.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eKatedraller Beyazken\u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e'i, kendi metin akışı içinde, çapraz okumalarla bir tür 'açık yapıt' olarak açımlamak, bu çapraz okumayı yazarın diğer metinleri ve yazın külliyatına yönelen bakışlarla genişletmek ve giderek bu genişletmeyi gerek ABD ve New York gerçekliği, gerekse ortaçağ ve katedraller ile ilgili metinleri de kapsayacak şekilde yapmak, buna zengin sinema külliyatını katmak mimar olanlar ve olmayanlar için keyifli birer düşünsel macera olabilir.”\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48645521735923,"sku":"9786259586694","price":400.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/LeCorbusier-KatedrallerBeyazken-Kapak.jpg?v=1773675952"},{"product_id":"mimarligin-halleri","title":"Mimarlığın Halleri","description":"\u003cp\u003eAykut Köksal'dan yeni bir kitap: \u003cem\u003eMimarlığın Halleri\u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cbr\u003eAykut Köksal'ın mimarlık yazılarını içeren son kitabı Mimarlığın Halleri, raflardaki yerini aldı. Köksal'ın yeni yazılarıyla \u003cem\u003eKarşı Notlar\u003c\/em\u003e toplamından bir seçki içeren kitap şu bölümlerden oluşuyor: Düşüncenin İzinde; Özneler, Durumlar; Kent Dinamikleri; Korumanın Olanaksızlığı; Kitaplar.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eMimarlığı farklı bağlamlarda ele alan bu bölümler, felsefeden Türkiye'nin önde gelen mimarlarının üretimine, taklitten korumaya, tiyatrodan çağdaş sanata, kent yazılarına ve mimarlık kitaplarını değerlendiren metinlere uzanıyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKöksal, kitapta yer alan 'Türkiye'de Mimarlık' başlıklı yazısında şöyle diyor: \"Bugün Türkiye’de mimarlığın iki ayrı görüntüsü var: İlki, mimarlık medyasına, mimarlık yayınlarına, toplantılara, söyleşilere, ödüllere yansıyan görüntü: dergilerde yayımlanan mimar profilleri, mimar monografileri, antolojiler, televizyonlardaki mimarlık söyleşileri, dağıtılan ödüller, 'büyük ödül' sahibi mimarlar...vb. Ama bir de yapılanmış çevredeki görüntü var. Artık 'mimarlık' sözcüğünü kullanmada epey zorlanacağımız bir görüntü bu. Formel öznelere sahip (yani kâğıt üzerinde 'mimar' özneler taşıyan) yapılanmış çevreyle informel çevrenin de bir farkı yok, her ikisi de mimarlığın bilgi üretimini aynı kertede dışarıda bırakıyor. Hiç kuşkusuz modernleşme sürecini tamamlamamış bir toplum için anlaşılmayacak bir durum değil, çünkü mimari bilginin gündelik olana eklemlenmesi ancak modernleşmeyle olası. Bu anonim bağlamın sunduğu görüntüyle ilk görüntü arasında en ufak bir akışkanlık yok. Sanki birbirinden tümüyle farklı iki üretim bağlamı gibi. Bu manzaraya son yirmi yıl içinde kendini gösteren, kısa sürede ikinci görüntüdeki anonim bağlamın bir parçasına dönüşen iki katman daha eklendi: İşyeri ya da konut kulelerinden sitelere, alışveriş merkezlerine uzanan yok-yer mimarlığı ile resmi siyasetin dayattığı, özellikle kamusal yapılarda ortaya çıkan 'sözde yeni-Osmanlı' mimarlığı. Kısa bir deyişle bu durum, yüzyıllık Cumhuriyet serüveninin ardından mimarlığın bugün geldiği noktayı gösteriyor.\"\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"Arketon Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48907312857331,"sku":"9786259234403","price":464.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Kapak-20.jpg?v=1777966015"}],"url":"https:\/\/yemkitabevi.com\/collections\/arketon-yayinlari\/basimtarihi_nisan-2026.oembed","provider":"YEM Kitabevi","version":"1.0","type":"link"}