{"title":"Doğan Kuban Kitapları","description":"\u003cdiv style=\"text-align: left;\"\u003e\u003cimg style=\"margin-right: 10px; margin-bottom: 10px; float: left;\" alt=\"\" src=\"https:\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/dogan_kuban_manset_480x480.jpg?v=1697454920\" width=\"199\" height=\"129\"\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eDoğan Kuban\u003c\/strong\u003e 1926 yılında Paris'te doğdu. 1949 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden Yüksek Mimar olarak mezun oldu. 1952'de aynı kurumun Mimarlık Tarihi ve Rölöve Kürsüsü'ne asistan olarak atandı. Burada, Türkiye'de ilk restorasyon dersini veren Paolo Verzone'nin çevirmenliğini yaptı, sonraları da bu dersi kendisi üstlendi.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eDOÇENT UNVANINI ALDI\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e1953'te Aspendos Tiyatrosu onarımında danışmanlık yapan Kuban, 1953-56 arasında Kapadokya ve Pisidia'daki Antik Çağ ve Hristiyan anıtlarının araştırılmasında Verzone'nin asistanlığını yapmış, 1954'te yeterlilik tezi olarak, Türkiye'de batılılaşmayı ilk kez bir mimarlık ya da sanat tarihi sorunsalı olarak ele alan \"Osmanlı Barok Mimarisi Hakkında Bir Deneme\" adlı çalışmasını hazırlamıştır. 1954'te İTÜ Mimarlık Fakültesi'nce Rönesans mimarlığının araştırılması amacıyla İtalya'da görevlendirilmiş, yurda döndükten sonra \"Osmanlı Dini Mimarisi'nde İç Mekan Teşekkülü - Rönesansla Bir Mukayese\" (1958) adlı teziyle doçent unvanını almıştır. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003e1965'TE PROFESÖR OLDU\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e1962-63 Fulbright doktora sonrası araştırma bursuyla ABD'de, Ann Arbor'daki Michigan Üniversitesi sanat tarihi bölümü'nde konuk öğretim üyesi olarak ders vermiş; 1963-64'te Washington DC'deki Dumbarton Oaks Bizans Araştırmaları Merkezi'nde Anadolu'daki Hristiyan Yapıları Kataloğu üzerinde çalışmış, 1966-76 arasında aynı kurumun finanse ettiği İstanbul Kalenderhane Camisi kazısı ve restorasyonunda Cecil Striker'la eşbaşkan olarak proje ve kontrolluk çalışmaları yapmış; 1964'te Suriye'de Oleg Grabar yönetimindeki Doğu Kasr-ül Hyr kazısının ilk mevsiminde kazı mimarlığını yürütmüş, yurda döndükten sonra 1965'te \"Anadolu Türk Mimarisinin Kaynak Sorunları\" adlı teziyle profesör olmuştur.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eİTÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ DEKANI OLDU\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÖğretim programında \"Modern Mimarlık Tarihi\"nin ayrıntılı olarak yer almasını sağlayan Kuban, doçentliğinden 1993 yılında emekli oluncaya kadar, sırasıyla İTÜ Mimarlık Tarihi ve Rölöve Kürsüsü, Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Kürsüsü ile Restorasyon Ana Bilim Dalı başkanlığı yapmış, 1974-77 arasında da İTÜ Mimarlık Fakültesi dekanlığı görevini üstlenmiştir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eBİRÇOK BİLİM KURUMUNDA KONFERANS VERDİ\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e1967'den başlayarak ABD ve Suudi Arabistan'da konuk öğretim üyesi olarak İslam ve Türk Sanatı üzerine ders vermiş, seminerler düzenlemiştir. Kuban, konuk öğretim üyeliklerinin yanı sıra 1963'ten başlayarak, çeşitli ABD eyaletleri, Danimarka, Hollanda, İsviçre, İtalya, Macaristan, Kanada, Pakistan, Sudan, Suudi Arabistan, Mısır, Fas, Endonezya ve Singapur'daki üniversite, müze ve araştırma merkezi gibi pek çok bilim kurumunda konferanslar vermiştir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eEDİRNE SARAYI KAZI ÇALIŞMALARINI YÜRÜTTÜ\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e1968-72 arasında İTÜ tarafından finanse edilen \"Edirne Anıtları Monografik Çalışması ve Alan Araştırmaları\" konulu proje ile Edirne Sarayı kazısını yürütmüş; 1968-78 arasında Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) Türkiye kolunun kurulması için çalışmıştır. 1974'te İTÜ Mimarlık Fakültesi'ne bağlı Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Enstitüsü'nü (MTRE) kuran ve başkanlığını üstlenen Kuban, 1979-80'de Uluslararası İslam Tarihi Sanatı ve Kültürü Araştırmaları Merkezi (IRCICA) başkanı seçilmiş ve merkezin İstanbul'da kurulması çalışmalarını gerçekleştirmiştir.\u003c\/p\u003e","products":[{"product_id":"turk-ahsap-konut-mimarisi","title":"Türk Ahşap Konut Mimarisi","description":"Mekân ile insan arasındaki ilişkinin öncül ve en özel ürünü olan “ev”, mimarlık alanının sınırlarını çoktan aşarak geniş bir disiplinler alanının göstergesi olarak benimsenmiştir. “Türk evi” ise tüm çeşitliliğine, geniş bir tarihi ve coğrafi alanı kapsamış olmasına rağmen ancak 20. yüzyıldan itibaren araştırma konusu olmuştur.\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eTürk konut geleneği, temel düzenini ve öğelerin yerleşimindeki özgünlüğünü yüzyıllarca korumuştur. Oda mekânının kökeninde, göçer geleneklerinin varoluş biçimi yatar; yaşam ve form iç içe geçer. Göçer pragmatizm ve İslam soyutlamasının örtüşmesiyle zenginleşen bu konut, Anadolu-Türk toplumunun yerel özelliklerini de yansıtır. 16. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı egemenliğinin sağlamlaşmasıyla doruk noktasına ulaşarak “hayatlı ev”de özgün ifadesini bulur. Türk evi, beş yüz yıldır seyahatnamelere, gravür ve resimlere konu edilerek betimlenmiş olmasına karşın özellikle ahşap olan yapı malzemelerinin kısıtlı ömrü, bu mimariyi tüm detaylarıyla inceleyecek yeterlilikte veri bırakmamıştır.\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eTürk ahşap konut mimarisinin, kapsamlı bir tarih araştırması ve derinlemesine bir kuramsal yaklaşımla değerlendirilmeye çalışıldığı bu kitapla, evrensel mimarlık tarihinde hak ettiği konuma ve değere ulaşmasını diliyoruz.","brand":"İş Bankası Kültür Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":39408956801219,"sku":"9786052951071","price":288.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/turk-ahsap-konut-mimarisi.webp?v=1740951755"},{"product_id":"mimar-doganlare280a6-uc-dogan_352130-html","title":"Mimar Doğanlar… Üç Doğan","description":"\u003cp\u003e\u003cspan style=\"color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;\"\u003eTürkiye’nin kültür ve mimarlık hayatını uzun yıllara yayılan üretimleri ve benzersiz katkılarıyla zenginleştiren mimarlar Doğan Kuban, Doğan Tekeli, Doğan Hasol 2010 ve 2015 yıllarında Cumhuriyet gazetesi için bir araya gelip İstanbul ekseninde mimarlık ve kent politikaları üzerine söyleştiklerinde, bu buluşma geniş yankı uyandırmıştı. Mimarlık dünyasının bu üç önemli figürü beş yıl aradan sonra yine Ceren Çıplak Drillat’ın soruları eşliğinde söyleşilerini kaldıkları yerden sürdürüyorlar, mimarlık ve kentleşmeye dair pek çok güncel konuyu tartışmaya açıyorlar. Mimarlığın kültür ve teknolojiyle, inşaatın ekonomiyle ilişkisinden kentleşme ve kentlileşme sorunlarına uzanan geniş bir yelpazede görüşlerini dile getiriyorlar. Türkiye’nin mimarlık politikalarından yola çıkarak güncel mimarlık pratiklerini, koruma ve restorasyon uygulamalarını, kentsel dönüşüm projelerini ve ülkenin gündemini meşgul eden mimarlık merkezli daha pek çok önemli konuyu mercek altına alıyorlar. Yaşadıkları kentle geçmişten bugüne mimar olarak kurdukları ilişkiden hareketle İstanbul’un kentleşmeyle ilgili sorunlarını ortaya yatırıyorlar, kentin geleceği üzerine düşünürken bir yandan da kurdukları hayalleri dile getiriyorlar.\u003c\/span\u003e\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"Kırmızı Kedi Yayınevi","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":39408958341315,"sku":"9786052987674","price":315.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/9786052987674.jpg?v=1616017314"},{"product_id":"mimarlik-kavramlari","title":"Mimarlık Kavramları - 19. Baskı","description":"\u003cp\u003eMimarlık, iç mimarlık, tasarım, mühendislik, şehircilik, kentleşme, endüstri ürünleri tasarımı, peyzaj tasarımı, arkeoloji, kültür, sanat vb. konu başlıklarında kitaplar yayımlayan YEM Yayın'ın, Mimarlık Kavramları adlı kitabının 19. baskısı çıktı.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e“Bilgi edinme süreci kuramsal öğretiden, basılı kâğıttan geçmektedir. Mimarlık öğretimini en iyi yapacak olanın (özel haller dışında) yine mimar olması gerekliliği kabul edilince, mimarın kendini anlatmak ya da meslektaşları tarafından kendisine söylenenleri anlamak için yapı eylemini sözle anlatma yeteneğine sahip olma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu küçük kitabın mimar adaylarına kendi uğraşlarını dile getirme yollarını az da olsa gösterebileceğini umuyorum.”\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eDOĞAN KUBAN\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eÖzellikle mimarlık ve tasarım eğitimine yeni başlayanlar için mimarlık etkinliğinin genel ve kavramsal düzeyde doğru tanımlanmasını amaçlayan Mimarlık Kavramları, yapı üretiminin nesnel koşullarının sınırlarını, toplum örgütlenmesini, yapım sürecini, yapı biçimini, kişi ve toplum arasındaki ilişkileri kuramsal bir örgü içinde bütün olarak değerlendiriyor.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eDoğan Kuban, başlangıçta mimarlık tarihine giriş derslerine yönelik hazırlanmasına karşın sonraki baskılarda geliştirilerek Türkiye'deki mimarlık eğitiminin temel başvuru kaynaklarından birine dönüşen Mimarlık Kavramları adlı kitabında, mimarlığın abecesi denebilecek temel kavramların ortaya çıkışını ve gelişimini mimarlık tarihi içinde adım adım işliyor.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eKitapta, mimarlığın taş, toprak, ahşap, harç gibi yapı malzeme ve tekniklerinden sütun, kemer, tonoz, kubbe gibi strüktür öğelerine kadar tüm bileşenleri tanımlanıyor; sanat, estetik, kent ve toplumla kurduğu ilişkiler ayrıntılı olarak irdeleniyor.\u003c\/p\u003e\r\n","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370208669939,"sku":"9786058136663","price":199.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Mimarlik_Kavramlari.jpg?v=1686646173"},{"product_id":"istanbul-1600-yillik-bir-muzedir","title":"İstanbul 1600 Yıllık Bir Müzedir - 4. Baskı","description":"\u003cp class=\"MsoNormal\"\u003e Türkiye’nin yetiştirdiği, dünyaca ünlü mimarlık tarihçimiz, “Hocaların Hocası” olarak da tanımlanan Prof. Doğan Kuban’ın “İstanbul 1600 Yıllık Bir Müzedir” başlıklı kitabı YEM Yayın’dan çıktı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e Prof. Doğan Kuban, 1953’ten itibaren İstanbul kentinin tarihçisi ve yazarı olan bir İstanbullu’nun gözüyle, İstanbul’u, betimlemeden çok eleştirel gözlemlere ağırlık veren bir üslupla irdeliyor. Mimarın,plancının ve bilinçli aydınların içinde yaşadıkları bu kenti sevmeleri kadar sorgulamalarının da önemine dikkat çekiyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e Doğan Kuban, İstanbul’un Romalı-Bizanslı kimliğinden bugüne uzanan süreçte yaşadığı gelişim ve değişimi yapılar, meydanlar, mimarlar, hükümranlık kuran kültürler ve onların yaklaşımları üzerinden çok geniş bir perspektifte ele alıyor; adeta kadim kentin tam anlamıyla bir biyografisini sunuyor. Kentin kültürel kimliğinden planlamasına, arkeolojisinden ulaşımına, Batılılaşma çabalarından yasa dışılığa karşı verdiği savaşa kadar çok ayrıntılı bir değerlendirme yapıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003cspan class=\"metinnormal165x240\"\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; letter-spacing: .1pt;\"\u003eBir yandan geçmişin gurur veren fakat giderek varlığı yeni kent kaosu içinde kaybolan mirasını, öte yandan geleceğin düşündürücü karanlığını dile getirdiği kitap aracılığıyla, okuyucuları tarihe sevgi beslemeye ve geleceği eleştirel bir yaklaşımla ele almaya davet eden K\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; letter-spacing: -.15pt;\"\u003euban, İstanbul’u “tam olarak anlamak”isteyenlere şöyle sesleniyor:\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e “Topografyanın ve tarihin mirası olmasa, İstanbul’da güzeli bulmanın artık çok zor olduğunu itiraf etmeliyim. Ancak İstanbul’un hâlâ yok edemediğimiz doğal mekânları var.Deniz ve tepelerle oluşan, kıyılarla insanın gözünü uzaklara sürükleyen mekânlar. Üsküdar’la Beşiktaş ve Eminönü arasında gidip gelirken, Bebek’ten Kandilli’ye geçerken, Kadıköy’den Köprü’ye gelirken, Sarayburnu’ndan Boğaz’a bakarken, köprülerden geçerken, kıyı yollarında dolaşırken, Boğaz’dan Karadeniz’e açılır ya da Karadeniz’den Boğaz’a girerken, Marmara’dan ya da Salacak’tan İstanbul’a bakarken, hangi kültür tabakasından gelirseniz gelin bakmaya doyamayacağınız güzellikler var. Hele bunları baharın dumanla kirlenmemiş bir sabahında, güneş sizi ısıtmaya başladığı zaman, İstanbul’un bir kıyısında, bir kahvesinde, hafif sisler içinde, Sisley’den bir tablo gibi algıladığınız zaman insanların yaptığı bütün kötülükleri unutabilirsiniz. Hafif bir kader ezikliğiyle belki affedebilirsiniz bile. Düşünceyi katmadığınız saf algı anlarında İstanbul’dan daha güzel bir kent olmadığını, dünyayı burada yaşadığınız için şanslı olduğunuzu bile düşünmeye başlayabilirsiniz...”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003cb\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt;\"\u003ePROF. DOĞAN KUBAN KİMDİR?\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e2021 yılının Eylül ayında yitirdiğimiz Doğan Kuban 1926 yılında Paris’te doğdu. \u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eİstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden 1949 yılında mezun oldu. Aynı üniversitenin Mimarlık Tarihi kürsüsüne asistan oldu. Tezini Türk Barok Mimarisi üzerine yapan Kuban, 1954-55’te İtalya’da Rönesans Mimarisi üzerinde çalışarak “Osmanlı Mimarisi’nde İç Mekan Teşekkülü ve Rönesans’la Bir Mukayese” adlı çalışmasıyla doçent oldu. 1962-63’te Fulbright bursuyla ABD’de Michigan Üniversitesi İslam Sanatı bölümünde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. 1963-64 yıllarında Harvard Fellow’u olarak Washington’da, Dumbarton Oaks Bizans Araştırmaları Merkezi’nde Anadolu Bizans Mimarisi üzerinde çalıştı. 1965’te Anadolu Türk Mimarisinin Kaynak ve Sorunları adlı kitabıyla profesör oldu. Kuban, 1967’den sonra Michigan ve Minnesota üniversitelerinde İslam Sanatı ve Mimarisi, 1980-81’de MIT’de misafir Ağa Han profesörü olarak İslam Mimarisi Tarihi dersleri verdi. 1965-75 yılları arasında Harvard Üniversitesi’nin sponsorluğunu üstlendiği, İstanbul’daki Kalenderhane Camisi kazısı ve restorasyonunda Prof. L. Striker ile birlikte direktör olarak çalıştı. Kalenderhane, Tahtakale Hamamı, Kazakistan’da Yesevi Türbesi, Türkmenistan’da Merv kentinde Sultan Sancar Türbesi restorasyonlarının danışmanlığını yaptı. İstanbul, İzmir, Gaziantep, İznik, Kastamonu, Sivas ve Erzurum kentlerinin tarihi çevre koruma rapor ve projelerini hazırladı. 1975’te Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Enstitüsü’nü kurdu ve başkanlığını yürüttü. İTÜ’de Mimarlık Tarihi ve Restorasyon kürsüleri başkanlığı (1958-93) ve Mimarlık Fakültesi Dekanlığı (1974-77) yaptı. 1978-83 yılları arasında Ağa Han Mimarlık Ödülü yürütme komitesinde çalıştı. 1968-83 yılları arasında Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu üyesi (1981-83’te başkan yardımcısı) oldu. 1993’te emekli olan Kuban, Kültür Bakanlığı, Mimarlar Odası ve TÜBİTAK Hizmet Ödülleri aldı. 2019 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri “Mimarlık Ödülü” sahibi olan Doğan Kuban 1994 yılında American Institute of Architects’e yabancı şeref üyesi seçildi. Sinan’ın Sanatı ve Selimiye (1997) adlı kitabıyla \u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eAydın Doğan Ödülü alan Kuban’ın YEM Yayın’a Memet Fuat Yayıncılık Ödülü kazandıran Osmanlı Mimarisi (2007) adlı kitabının İngilizcesi, 2010 yılında \u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eACC Publishing Group tarafından Ottoman Architecture adıyla yayımlandı. Kuban’ın YEM Yayın tarafından yayımlanan kitapları, Osmanlı Mimarisi, Mimarlık Kavramları, Cennetin Kapıları \/ Gates of Paradise, Kaybolan Kent Hayalleri Osmanlı Sarayları, Vanished Urban Places Ottoman’s Palaces, Osmanlı’nın İstanbul’u, Ottoman’s \u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003eIstanbul ve İstanbul 1600 Yıllık Bir Müzedir adlarını taşıyor. Bir dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’ya da danışmanlık yapmış olan Kuban, TÜBA şeref üyesiydi.\u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370207621363,"sku":"9786257008204","price":399.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/9786257008204.jpg?v=1616018055"},{"product_id":"dogan-kuban-yazilari-antolojisi-1-cilt","title":"Doğan Kuban Yazıları Antolojisi 1.Cilt","description":"\u003cp\u003e\"Osmanlı felsefeyi, resmi, heykeli dışlamış bir toplum olarak sanata, mimariye ve estetiğe ilişkin hiçbir kuramsal düşünce geliştirmemiştir. Günümüzde bu boşluğu aşmış okullar, sanatçılar, akademisyenler ve bir kamuoyu var. Fakat Türk toplumu bu entelektüel uğraşa, yani estetiğe, sanat tarihine, sanat eleştirisine Cumhuriyet'in ardından, yani Avrupa'dan 500 yıl sonra başladı. Günümüzde de dünyadan 500 yıl geride bir sanat düşüncesine sahip bir politik ortam var.\"\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eTopçu Kışlası ve Çamlıca Camisi gibi günümüzde çok tartışılan mimari projelerle ilgili görüşlerinden, Ortaçağ'da Anadolu-Türk Sanatı kavramıyla ilgili bir denemeye, Divriği Ulu Camisi'nden, canlının estetiğini anlatan bir makaleye geniş bir seçkiden oluşan Doğan Kuban'ın yazıları bu kitapta yer alıyor.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eİki parça olarak tasarlanan antolojinin ilk cildi olan çalışma, 1960'lı yıllardan günümüze mimarlık, tarih, kent ve koruma konularının yanı sıra sanat, kültür ve eğitim üzerine de yazmakta olan, mimarlık tarihi denildiğinde ülkemizde ilk akla gelen isimlerden Prof. Doğan Kuban'ın geçtiğimiz yarım asır boyunca farklı yerlerde yayınlanan çalışmalarını bir araya getiriyor.\u003c\/p\u003e","brand":"Boyut Yayın Grubu","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":39409038131395,"sku":"9789752311459","price":387.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/9789752311459.jpg?v=1616018236"},{"product_id":"dogan-kuban-yazilari-antolojisi-2-cilt","title":"Doğan Kuban Yazıları Antolojisi 2.Cilt","description":"\u003cp\u003eTürk mimarlığının yaşayan efsanelerinden Doğan Kuban'ın ses getiren makalelerinden seçkiler...\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eBirinci ciltte olduğu gibi ikinci ciltte de makaleler, zaman bağlamında değil, içerik bağlamında bu Antoloji de yer almaktadır. İkinci ciltte de Doğan Kuban'ın değişik dönemlerde, çeşitli yapı ve konularda üzerinde durduğu temalar sunulmaktadır.\u003c\/p\u003e","brand":"Boyut Yayın Grubu","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":39409038164163,"sku":"9789752311923","price":485.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/9789752311923.jpg?v=1616018237"},{"product_id":"cennetin-kapilari-gates-of-paradise","title":"Cennetin Kapıları \/ Gates of Paradise","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eCENNETİN KAPILARI \/ GATES OF PARADISE\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eDivriği Ulucamisi ve Sifahanesi’nde Hürremşah’ın Yontu Sanatı \/ \u003c\/strong\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eThe Sculpture of Hürremşah at Divriği Ulucami and Şifahane\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Prof. Doğan Kuban’ın, Divriği Ulucamisi ve Şifahanesi’nin Anadolu’daki mimari gelişme içinde tek kalmış ve İslam sanat tarihinde eşi olmayan taş yontularını anlatan kitabı “Cennetin Kapıları \/ Gates of Paradise”ın sabırsızlıkla beklenen yeni baskısı Rönesans Holding'in değerli katkılarıyla, YEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Türkçe-İngilizce yayımlanan kitapta, Cemal Emden’in çok özel fotoğrafları eşliğinde 12.-14. yüzyıllar arasında, Anadolu Selçuklu Mimarisi adıyla anılan sanat çağında, 1228\/29 tarihli Divriği Ulucamisi ve Şifahanesi’nin Anadolu’daki mimari gelişme içinde tek kalmış ve İslam sanat tarihinde de eşi benzeri bulunmayan taş yontuları sunuluyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eDoğan Kuban, İslam ve Türk sanatlarında olduğu kadar dünya sanat tarihinde de başka paraleli olmayan bu yontuların evrensel heykel kavramı içinde konumunu irdeleyen kitabında şunları söylüyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Yapının ustaları içinde sadece bir tanesinin adı, cami ve şifahanede birer kez ‘Ahlatlı Hürremşah’ olarak verilmiştir. Olasılıkla yapıların tasarımı ve taş yontuların bir bölümü Ahlat kökenli bu sanatçının yaratmasıdır. Yapıdaki anıtsal taçkapıları süslemek için gerçekleştirilen yontu programı, bezemeyi mimariyi tamamlayıcı rolünden uzaklaştırmış, taşoymayı heykelleştiren olağanüstü bir yapıt ortaya çıkarmıştır. Divriği sanatını özgün kılan ve ün kazandıran, bu heykel nitelikli taşoymalardır. Fakat bu estetik nitelik ötesinde sanal bir Cennet Kapısı olarak tasarlanmış olan Kuzey (Kıble) Taçkapısı, İslam sanat tarihindeki belki de tek cennet kapısı imgesidir. Bu bakımdan da İslam kültüründe çok önemli bir yeri olmalıdır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBatı kültürü kendi tarihi açılımları içinde bir dünya sanatı tarihi vizyonu yaratmıştır ve bütün dünyanın sanat gelenekleri, Avrupalı sanat vizyonunun süzgecinden geçmiş yorumlarla sunulmaktadır. Avrupa heykel tarihinde konu temelde insan figürüdür. İslam geleneği figüratif sanatı ilke olarak reddettiği için İslam taş oyması dünya sanat tarihinde bezeme kategorisinde değerlendirilmiştir. Gerçi soyut sanat kavramının gelişmesinden bu yana figür konusu resim ve heykel kavramının zorunlu bir özelliği olmaktan çıkmıştır. Fakat bu durum, figüratif sanat geleneği üzerine kurulmuş geniş bir kuramsal ve eleştirel düşüncenin ne varlığını ne de etkisini ortadan kaldırmıştır. Kaldı ki binlerce yıllık figüratif sanat geleneğinin dışında bırakılmış İslam sanatı yapılarının, evrensel boyutlarda da olsa, dünya sanat tarihindeki yeri sınırlıdır. Divriği yontusu, İslam sanatı içinde başka örneği olmayan bir sanat fenomenidir...\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBu kitabın yazarı için Divriği Ulucamisi ve Şifahanesi taçkapıları Batı sanat tarihinin ‘sculpture’ adı altında tanımladığı sanat etkinliği kategorisine koyacağımız özellikler taşımaktadır. Gerçi değişik kültür ortamlarında, yontusal teknik ve biçimlerde rastlanabilecek benzerliklerin üslupsal benzerlikler olarak değerlendirilmesi söz konusu değildir. Taşı yontan sanatçı ile malzeme arasında oluşan profesyonel buluşmanın benzer davranışlara yol açtığı, yadsınamayacak örneklerle bu kitapta gösterilmiştir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBu kitapta yapılan karşılaştırmalar Hürremşah’ın yontusunun karakteri açısından aydınlatıcıdır. Fakat bütün ölçütleri insan figürü “temsili”ne dayalı Batı sanat geleneğinde Divriği yontusunu “heykel” olarak adlandırmak ancak 20. yüzyıla geldiğimiz zaman olası görünmektedir.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cstrong\u003eGATES OF PARADISE\u003c\/strong\u003e\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eTheSculpture of Hürremşah at Divriği Ulucami and Şifahane\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan\u003e“The book you are holding in your hand is devoted to the description of the Stones culpture of the Divriği Ulucami and Şifahane (Great Mosque and Hospital of Divriği) (1228\/29), a glorious example of 12\u003csup\u003eth \u003c\/sup\u003eto 14\u003csup\u003eth \u003c\/sup\u003ecentury Anatolian Seljuk architecture and a truly unique phenomenon in the history of Islamic art. Of the craftsmen in volved in the work the name of only one has survived – that of ‘Hürremşah of Ahlat’, whose name appears once in both them osqueand the hospital. It seems probable that this master builder and stone Carver from Ahlat was responsible for the design of the buildings and for the creation of part of the sculpture. He created a sculptural programme for the decoration of the monumental portals which gave the ornamentation a sculptural dimensionan dremoved it from its traditional role as a me resubsidiary element and complement to the architecture. It is this sculptural stone work that is responsible for the unique quality and fame of Divriği art, but besides this aestheticquality, the Qibla portal, designed as an imaginary ‘Gate of Paradise’, is probably the only example of a symbolic paradisegate in thehistory of Islamic architecture. From that point of view, it deserves to be awarded a very important place in Islamic culture...''\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370206671091,"sku":"9786257008464","price":875.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/CENNETIN_KAPILARI_3BASKI_ON_KAPAK_YEM.jpg?v=1639734840"},{"product_id":"osmanli-mimarisi-karton-kapak","title":"Osmanlı Mimarisi - Karton Kapak (2.Baskı)","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eProf. Doğan Kuban’ın “Osmanlı tarihine, kültürüne ve sanatına ilişkin önyargıları ortaya koymak ve 19. yy'dan bu yana yabancılar ve hatta bizzat Türkler tarafından oluşturulan klişelere son vermek” iddiasıyla kaleme aldığı “Osmanlı Mimarisi”nin yeni baskısı YEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eÖzenle bir araya getirilen akademik verilerin yer aldığı geniş kapsamlı bu kaynak yapıt, özel çekilmiş 1.000’e yakın fotoğraf, mimari çizim, gravür, karşılaştırmalı tablo ve haritanın yanı sıra bir Osmanlıca-Türkçe Mimarlık Sözlüğü de içeriyor.\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eDOĞAN KUBAN “OSMANLI MİMARİSİ”Nİ ANLATIYOR\u003c\/strong\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Sosyal tarih ve mimarlık tarihi arasındaki ilişki kurma deneyimi; aynı zamanda mimarlığın aynasından Osmanlı tarihine bakmak olarak da” değerlendirilebilir diyen Doğan Kuban’ın bu eşsiz çalışmaya ilişkin görüşleri şöyle:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Osmanlı mimarisi, Osmanlı kültürünün en uluslararası niteliğe sahip üretimi ve ürünüdür. Osmanlı, dünya mimarlık tarihinde özel bir yeri olduğuna inandığım büyük yapıtlar üretmiş, bunlar bugüne kadar var olmuş ve dünyadaki belli başlı sanat tarihçileri ile mimarları da etkilemiştir. Ben bunun tarihçisiyim. 60 yılı aşan bir süredir bu alanda çalışıyorum. Bu işin hocası olarak, şimdiye kadar yapılanlardan daha farklı bir anlayışla, mimariyi Osmanlı tarihi ve kültürüyle iç içe geçmiş bir biçimde, biraz daha ayrıntılı anlatmak gereğini hissettim.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e‘Osmanlı Mimarisi’ni çok uzun yılların çalışmaları sonucunda derlediğim düşünceler, incelemeler, başka yapıtlarda yazdığım araştırmalar ve karşılaştırmalarla bir araya getirerek hazırladım. Aslında bir ansiklopedi niteliği taşıyan ve çok sayıda insanın yapabileceği bir işi tek bir yapıtta özetledim diyebilirim. ‘Özetledim’ diyorum, çünkü bütün Osmanlı mimarlığını 720 sayfaya sığdırmak mümkün değil. Ancak bu tür yapıtlar ansiklopedik olarak okunmaz. Bence, kendi içinde bütünlüğü olan bir tavırla değerlendirilerek hazırlanmış olan kitaplar daha aydınlatıcıdır. Çünkü kendi içinde tutarlılığı vardır. İşte, 60 yılımı harcadığım bir alanda bunu gerçekleştirmeye çalıştım ve başardım. O nedenle mutluyum.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Mimarlık tarihi” sadece büyük, zengin ve güzel yapıların öyküsü olabilir. Yapıya ilişkin kişisel ve toplumsal isteklerin öyküsü de olabilir, fakat bu parametreye çoğu kez yeterli ağırlık verilmemiştir. Oysa bu istekler bir yapı programına dönüşmeden yapılar gerçekleşmezler. Bu istek ve programların arkasında, toplumsal işlevler, toplumsal değer yargıları, kişisel zevkler, görgüler, bilgiler ve teknikler vardır. Örneğin mimarlık tarihinin en görkemli öğelerinden biri olan merdivenin Osmanlı mimarlığında 19. yy’dan önce önemli bir tasarım öğesi olarak kullanılmaması, bir Scala Reggia ya da Würzburg Sarayı’nın merdiven evi gibi tasarımların Türkiye’de hiç gelişmemesi, nedeni üzerinde düşünülecek bir mimarlık tarihi sorunudur. Aynı şekilde boyutlar, simetri ve bezeme ile ilgili sorgulara yanıt aramak; evleri, sarayları, camileri yaratan iradelerin arkasındaki istek ve arzuların içeriğini irdelemek; yapıları bir vitrine kültür gösterisi olarak dizmekten daha önemlidir. Sinan’ın Selimiye’ye varana kadar araştırmalarını bırakmaması; Hekimoğlu Ali Paşa Camisi’nden 20 yıl sonra yapılan Nuruosmaniye’nin o dönemde, bu denli cesur bir yorumla tasarlanması ve uygulanabilmesi olguları, yapıların kendileri kadar önemlidir. Çünkü onları özgün ve çekici kılan, bu yorum ve zevklerdir. Bunların ne kadarının gelenek, ne kadarının düşünce, ne kadarının patron emri ve zevki, ne kadarının sanatçı iradesinin ifadesi olduğunu anlamak ve anlatmak, mimarlık tarihini yazmaya ve okunmaya değer kılan çabalardır. Eğer yeteri kadar gelişmiş bir sezgi ile yazılırsa, bu çaba, tarihî üretimin gerçek doğasını daha iyi açıklayabilir. Mimarlık tarihinin ancak böyle yazılırsa bir anlam taşıyacağını, yoksa bir mal teşhirinden öteye gidemeyeceğini düşünüyorum. \u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBu yapıtın okuyucuları şimdiye kadar cami olarak bildikleri yapıların burada zaviye ya da imaret olarak adlandırılmasını yadsıyabilirler. Bu uzun zamandan bu yana tartışılan sorunun artık belgelerin açık kanıtlarıyla bir sonuca ulaşması gerekiyordu. Çünkü bu sorun Osmanlı tarihinin başlangıcında devletin yapısı ile ilgilidir.\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBu anlatıya giren bilgiler neredeyse bir yüzyıldır bu konu üstünde çalışan yüzlerce uzmanın çalışmalarından yararlanmadan derlenemezdi. Onun için, yargılarını ne denli yadsırsam yadsıyayım, kitabımı bu alanda samimiyetle emek vermiş araştırmacıların anılarına sunuyorum...”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370209358067,"sku":"9786257008471","price":910.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/OSMANLI_MIMARISI__Karton_Kapak.jpg?v=1639735379"},{"product_id":"osmanli-mimarisi-ciltli","title":"Osmanlı Mimarisi (Ciltli)","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eProf. Doğan Kuban’ın “Osmanlı tarihine, kültürüne ve sanatına ilişkin önyargıları ortaya koymak ve 19. yy'dan bu yana yabancılar ve hatta bizzat Türkler tarafından oluşturulan klişelere son vermek” iddiasıyla kaleme aldığı “Osmanlı Mimarisi”nin özlenen yeni baskısı RÖNESANS Holding’in değerli katkılarıyla, YEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eÖzenle bir araya getirilen akademik verilerin yer aldığı geniş kapsamlı bu kaynak yapıt, özel çekilmiş 1.000’e yakın fotoğraf, mimari çizim, gravür, karşılaştırmalı tablo ve haritanın yanı sıra bir Osmanlıca-Türkçe Mimarlık Sözlüğü de içeriyor.\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eDOĞAN KUBAN “OSMANLI MİMARİSİ”Nİ ANLATIYOR\u003c\/strong\u003e\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Sosyal tarih ve mimarlık tarihi arasındaki ilişki kurma deneyimi; aynı zamanda mimarlığın aynasından Osmanlı tarihine bakmak olarak da” değerlendirilebilir diyen Doğan Kuban’ın bu eşsiz çalışmaya ilişkin görüşleri şöyle:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Osmanlı mimarisi, Osmanlı kültürünün en uluslararası niteliğe sahip üretimi ve ürünüdür. Osmanlı, dünya mimarlık tarihinde özel bir yeri olduğuna inandığım büyük yapıtlar üretmiş, bunlar bugüne kadar var olmuş ve dünyadaki belli başlı sanat tarihçileri ile mimarları da etkilemiştir. Ben bunun tarihçisiyim. 60 yılı aşan bir süredir bu alanda çalışıyorum. Bu işin hocası olarak, şimdiye kadar yapılanlardan daha farklı bir anlayışla, mimariyi Osmanlı tarihi ve kültürüyle iç içe geçmiş bir biçimde, biraz daha ayrıntılı anlatmak gereğini hissettim.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e‘Osmanlı Mimarisi’ni çok uzun yılların çalışmaları sonucunda derlediğim düşünceler, incelemeler, başka yapıtlarda yazdığım araştırmalar ve karşılaştırmalarla bir araya getirerek hazırladım. Aslında bir ansiklopedi niteliği taşıyan ve çok sayıda insanın yapabileceği bir işi tek bir yapıtta özetledim diyebilirim. ‘Özetledim’ diyorum, çünkü bütün Osmanlı mimarlığını 720 sayfaya sığdırmak mümkün değil. Ancak bu tür yapıtlar ansiklopedik olarak okunmaz. Bence, kendi içinde bütünlüğü olan bir tavırla değerlendirilerek hazırlanmış olan kitaplar daha aydınlatıcıdır. Çünkü kendi içinde tutarlılığı vardır. İşte, 60 yılımı harcadığım bir alanda bunu gerçekleştirmeye çalıştım ve başardım. O nedenle mutluyum.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Mimarlık tarihi” sadece büyük, zengin ve güzel yapıların öyküsü olabilir. Yapıya ilişkin kişisel ve toplumsal isteklerin öyküsü de olabilir, fakat bu parametreye çoğu kez yeterli ağırlık verilmemiştir. Oysa bu istekler bir yapı programına dönüşmeden yapılar gerçekleşmezler. Bu istek ve programların arkasında, toplumsal işlevler, toplumsal değer yargıları, kişisel zevkler, görgüler, bilgiler ve teknikler vardır. Örneğin mimarlık tarihinin en görkemli öğelerinden biri olan merdivenin Osmanlı mimarlığında 19. yy’dan önce önemli bir tasarım öğesi olarak kullanılmaması, bir Scala Reggia ya da Würzburg Sarayı’nın merdiven evi gibi tasarımların Türkiye’de hiç gelişmemesi, nedeni üzerinde düşünülecek bir mimarlık tarihi sorunudur. Aynı şekilde boyutlar, simetri ve bezeme ile ilgili sorgulara yanıt aramak; evleri, sarayları, camileri yaratan iradelerin arkasındaki istek ve arzuların içeriğini irdelemek; yapıları bir vitrine kültür gösterisi olarak dizmekten daha önemlidir. Sinan’ın Selimiye’ye varana kadar araştırmalarını bırakmaması; Hekimoğlu Ali Paşa Camisi’nden 20 yıl sonra yapılan Nuruosmaniye’nin o dönemde, bu denli cesur bir yorumla tasarlanması ve uygulanabilmesi olguları, yapıların kendileri kadar önemlidir. Çünkü onları özgün ve çekici kılan, bu yorum ve zevklerdir. Bunların ne kadarının gelenek, ne kadarının düşünce, ne kadarının patron emri ve zevki, ne kadarının sanatçı iradesinin ifadesi olduğunu anlamak ve anlatmak, mimarlık tarihini yazmaya ve okunmaya değer kılan çabalardır. Eğer yeteri kadar gelişmiş bir sezgi ile yazılırsa, bu çaba, tarihî üretimin gerçek doğasını daha iyi açıklayabilir. Mimarlık tarihinin ancak böyle yazılırsa bir anlam taşıyacağını, yoksa bir mal teşhirinden öteye gidemeyeceğini düşünüyorum. \u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBu yapıtın okuyucuları şimdiye kadar cami olarak bildikleri yapıların burada zaviye ya da imaret olarak adlandırılmasını yadsıyabilirler. Bu uzun zamandan bu yana tartışılan sorunun artık belgelerin açık kanıtlarıyla bir sonuca ulaşması gerekiyordu. Çünkü bu sorun Osmanlı tarihinin başlangıcında devletin yapısı ile ilgilidir.\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBu anlatıya giren bilgiler neredeyse bir yüzyıldır bu konu üstünde çalışan yüzlerce uzmanın çalışmalarından yararlanmadan derlenemezdi. Onun için, yargılarını ne denli yadsırsam yadsıyayım, kitabımı bu alanda samimiyetle emek vermiş araştırmacıların anılarına sunuyorum...”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370209325299,"sku":"9786257008488","price":2100.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/OSMANLI_MIMARISI_ONKAPAK_3BASKI_YEM.jpg?v=1639736051"},{"product_id":"batiya-gocun-sanatsal-evreleri","title":"Batıya Göçün Sanatsal Evreleri","description":"\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eTürk sanatının, yüzyıllar içinde Asya bozkırlarından başlayıp batıya, Anadolu’ya ve Balkanlara süren göçe paralel olarak evrilişinin kesintisiz bir hikâyesi... Geniş bir coğrafi mekana ve yüzyıllara yayılan bu uzun hikâye, çoğu zaman coğrafi bölgeler ya da farklı kültürel-siyasal gelenekler çerçevesinde ele alınır. Batıya Göçün Sanatsal Evreleri, tarihöncesi bozkır toplumlarının sanat geleneklerinden başlayarak Orta Asya, Timurlu ve Selçuklu sanatlarını, batıya süren uzun göçün süreklilik gösteren aşamaları olarak ele alıyor. Bozkır toplumlarının, başta Çin olmak üzere yerleşik toplumların yaratılarıyla; Timurlu sanatının Hint ve İran tarzlarıyla; Anadolu-Türk sanatının Ortadoğu gelenekleriyle girdiği etkileşimin çarpıcı bir tablosunu çiziyor. Aynı sanat geleneğinin, her yeni coğrafyada, bir öncekine benzemeyen toplumsal, ekonomik ve dinsel gelenekler zemininde nasıl yeni biçimler ve tarzlarla yeşerdiğinin hikâyesini çizimler, planlar, haritalar ve fotoğraflar eşliğinde okumak için... Doğan Kuban 1926’da, babasının Fransız Harp Akademisi’nde eğitim gördüğü Paris’te doğdu. 1949’da yüksek mühendis ve mimar olarak İTÜ’den mezun olarak meslek hayatına atıldı, 1952’de Mimarlık Tarihi kürsüsünde asistan olarak girdi. 1958’de doçent, 1965’te profesör oldu. Bu yıllarda katıldığı pek çok mimari yarışmada dereceler ve mansiyonlar kazandı. Avrupa’da ve Amerika’da çeşitli üniversitelerde konuk öğretim üyesi olarak bulundu ve eski eserlerin korunması konusundaki çalışmalarıyla öne çıktı. 1966-76 arasında İstanbul-Vezneciler’deki Kalenderhane Camisi’ndeki kazı ve restorasyon çalışmalarını yönetti. Başta Tüba şeref üyeliği, American Institute of Architects yabancı şeref üyeliği, Alman Arkeoloji Enstitüsü muhabir üyeliği olmak üzere, önde gelen pek çok ulusal ve uluslararası koruma kurumu ile mesleki örgütte görevler üstlendi. Aralarında Türk Hayatlı Evi, Selçuklu Çağında Anadolu Sanatı, Sinan’ın Sanatı ve Selimiye, İstanbul - Bir Kent Tarihi ve Osmanlı Mimarisi’nin de bulunduğu 25 kitap, yayın yönetmenlerinden olduğu İstanbul Ansiklopedisi’nde 68 madde ile düzenli olarak yazmaya devam ettiği gazete yazılarının yanı sıra 150’yi aşkın bilimsel makalesi vardır.\u003c\/span\u003e","brand":"İş Bankası Kültür Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43021010272499,"sku":"9789944885614","price":74.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/KB9789944885614.jpg?v=1658825080"},{"product_id":"the-turkish-hayat-house","title":"The Turkish Hayat House","description":"\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eThe Turkish House is both a picturesque image and a historical fact. Since the sixteenth century, descriptions of travelers and the engravings and paintings of western artists depicting Ottoman lands introduced to the world images of a different urban tradition and the existence of a different dwelling concept. Europeans regarded the physiognomy of the Ottoman capital, Istanbul, and other great cities of the Empire such as Edirne, Bursa, Izmir, Konya, Amasya and lesser towns from the Balkans to Iran and Mesopotamia with a mixed feeling of wonder and disdain. The Turkish urbanscape - the khans and caravansaries, covered bazaars, Turkish baths, the wooden houses with their lattice-screenned windows and bold overhaning projections aligned along the narrow and tortuous streets, well-lit and lavishly-decorated rooms in which dignified men in magnificent robes sat in characteristic postures on low divans, women of the harem looking over the streets from behind wooden screens - all these idiosyncratic images of a preindustrial society, idealized, romanticized and distorted by narrators and artists, excited the imagination of the western public about the nonchalant life of the Turks and the so-called Orient.\u003c\/span\u003e","brand":"Eren Yayıncılık","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43049707700467,"sku":"9789757622147","price":600.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/51TXK2KNQRL.jpg?v=1659520623"},{"product_id":"istanbul-bir-kent-tarihi","title":"İstanbul - Bir Kent Tarihi","description":"\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eİlk yerleşimlerin 8.000 yıl öncesine uzandığı, 1.600 yıl kesintisiz olarak Doğu Akdeniz'in siyasi, ekonomik ve kültürel başkenti olan bu kadim kent tarihi 600 sayfalık bir kitapta… \u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eDoğan Kuban'ın onlarca yıllık depolamayla kaleme ulaştığı İstanbul: Bir Kent Tarihi'nin, yeni baskı 370'i aşkın fotoğraf, gravür, plan, harita, çizim ve belge ile merak ve renkli bir geçmişin sayısını bulabilirsiniz: \u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eTarihöncesi ilk sakinler buranın coğrafyasının hangi benzersiz özelliklerinin çekilmesine kapılmıştı? \u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eRoma imparatorlarının neden burayı kurduklarının yeni ve doğal başkentini kabul ederek imar etmişlerdi? \u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003ePaganlık, Hıristiyanlık ve Müslümanlık farklı dönemlerde kentlerin şekillenmesi nasıl etkilemişti? \u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eLatince işgali kentten neler alıp götürmüş, kentte ne izlemişti? \u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eKentin pek çok zararı tarih içinde yok olur ya da yeniden inşa edilirken hangi ögeleri neredeyse değişmeden kalmış? \u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e27 yüzyıl boyunca kent sınırları da yayılmışlardı, ne zaman bulaşmış olabilirdi? \u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eNüfus artışı ve suyun ne biriktirdiği İstanbul'un olumsuz sorunlarıydı? \u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eİmparatorlar, kumandanlar ve Alimler dışında, kentte yaşayanlar kimler olmuştu? \u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eOsmanlı eski İstanbul'u 20. yüzyılda mı tarihe karışmıştı, yoksa daha önce mi? \u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e20. yüzyılda dünya değişirken İstanbul bundan nasıl etkilenmişti? \u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eİstanbul: Bir Kent Tarihi bu incelemelere ve daha pek çoğuna, usta bir kalemin yazdığı uzun ve renkli bir öyküyle cevap veriyor. \u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eEtek boyu, etek ucu İngilizce bilen yabancı dostlarınıza…\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e","brand":"İş Bankası Kültür Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":43262602510579,"sku":"9786053600640","price":2592.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/0000000352730-1.jpg?v=1663929751"},{"product_id":"turk-ve-islam-sanat-uzerine-denemeler","title":"Türk ve İslam Sanatı Üzerine Denemeler","description":"\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eÇağdaş kültürün tutarlı bir yorumuna dayalı bir tarih yazının gelişmesi, kavramsal bir durulaşmayı gerektiriyor. Oysa günümüz Türkiyesi’nde bir geçit dönemi kültürünün yarı aydınlık tanımları içinde yaşıyoruz. Türk-İslâm, Anadolu-Orta Asya, Doğu-Batı kutupları ve ideolojik gerginliklerin çarpıttığı yorumlar arasında böyle bir durulaşmadan söz etmek olası değil. Sadece tarih ya da sanat tarihi değil, bütün sosyal bilim dallarında kurumsallaşma sürecine yeni yeni geliyoruz. Kuban’ın, bu kitapta biraraya getirilen ve bir bölümü daha önce “Sanat Tarihimizin Sorunları” adı altında yayımlanan makaleleri genel tarihi ve kültürel perspektifler içinde kavramsal sorunlara bir açıklık getirme amacıyla yazılmış denemelerdir.\u003c\/span\u003e","brand":"Arkeoloji ve Sanat Yayınları","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":44738277572851,"sku":"9789757538738","price":255.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/71znKuNWojL._SL1144.jpg?v=1707304676"}],"url":"https:\/\/yemkitabevi.com\/collections\/dogan-kuban-kitaplari\/basimtarihi_nisan-2026.oembed","provider":"YEM Kitabevi","version":"1.0","type":"link"}