{"title":"Doğan Kuban ve Reha Günay Kitapları Fırsatı","description":"\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e","products":[{"product_id":"mimar-sinan-neden-bir-tasarim-dehasidir","title":"Mimar Sinan Neden Bir Tasarım Dehasıdır?","description":"\u003cp\u003eProf.Dr. Reha Günay’ın, “Sinan neden bir tasarım dehasıdır?” sorusunun peşine düştüğü ve bulduğu yanıtları okuyucularla paylaştığı kitabının yeni baskısı YEM Yayın’dan çıktı. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e Geçmişte yayımlanan kitaplarında Sinan’ı ve yapılarını son derece ayrıntılı olarak incelemiş olan Reha Günay, yeni çalışmasında, Mimar Sinan’ı diğer mimarlardan ayrıştıran niteliklerini başta mimarlık, iç mimarlık, tasarım, sanat, mühendislik, tarih vb. eğitimine yeni başlayanlar olmak üzere Türk ve Osmanlı mimarlığına, kültürüne ilgi duyan herkes için kolay anlaşılır bir dille açıklıyor. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eGünay, kitapta, bugüne kadar çeşitli efsaneler ve birçoğu abartılı öykülerle adeta bu dünyaya ait olmayan bir masal kahramanına dönüştürülen Mimar Sinan’ın aslında “gerçek bir kişi” olarak kim ve nasıl bir yaşama sahip olduğunu; hangi koşullarda neler başardığını; bu başarıyı hangi yöntem ve araçlarla elde ettiğini; bu sayede nasıl meslektaşlarından ayrılarak öne çıktığını, “soru-cevap-örnek” yöntemiyle kısa ve net olarak anlatıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eReha Günay, Mimar Sinan’ı bir de bu yönüyle aktarma ihtiyacı hissetme gerekçesini şöyle tanımlıyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e“Birçoğumuz Osmanlı mimarlarının isimlerini sayamayız ama Sinan’ın adını duymayanımız yoktur. Herkes onu büyük bir mimar olarak tanır; Sinan’la ilgili fazla bir şey bilmese de, en azından birkaç söylentiyi hatırlar; İstanbul Süleymaniye ve Edirne Selimiye camilerinin mimarı olduğunu da söyleyebilir. ‘Ama niçin büyük mimardır? Ne yapmıştır da bu kadar ünlü olmuştur? Öteki mimarlardan ne farkı vardır? Neden Sinan’a bir tasarım dehası diyoruz?’ gibi sorulara tam cevap vermek ise biraz zordur.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eOsmanlı Beyliği 1299 yılında kurulmuş ve hızla genişlemiştir. Bu küçük beylik, 1353’te Rumeli yakasına ulaşmış; İstanbul’u alıncaya dek Avrupa’da, Arnavutluk’tan Romanya’ya, Yunanistan’dan Bulgaristan’a kadar birçok yere hâkim olarak küçük bir beylikten bir imparatorluğa dönüşmüştür. 150 yıl içinde ortaya çıkan imparatorluk artık yeni bir dünya görüşüne de sahip olmuştu. İstanbul’da Fatih Sultan Mehmed’in yaptırdığı ilk külliye, işte bu yeni görüşün mimari ürünü; merkezinde caminin bulunduğu ve eksenleri üzerinde gelişen bir kompozisyondur. Ortaya çıkan bu yapı tipi, Doğu Roma’ya yakışan ama İslam öğeleriyle de Osmanlı olan bir kültür merkezidir. Böylece “Osmanlı Klasik Mimarlığı” dönemi başlar. Osmanlı sanatı, sonraki dönemlerde Greko-Romen sanattan daha çok etkilenecektir. Sinan’a gelinceye kadar Eski Fatih Camisi ve Bayezid Camisi bu etkileri taşıyan başarılı örnekler olarak Osmanlı Klasik Mimarlığı’nı şekillendirmişlerdir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSinan işte böyle bir mimarlık ortamında yetişmiş, iyi bir gözlemci ve düşünür olarak kendini geliştirmiş, askerlikten mimarlığa geçiş yapmış biridir. Bilinçli bir analiz ve düşünce sistemiyle, 50 yılda yarattığı yeniliklerle mevcut mimarlık sanatını oldukça yükseklere taşımış ve çevresini kendisine hayran bırakmıştır. Mimarlığa ilişkin ortaya koyduğu yeni ilkeler kendisinden sonra da benimsenmiş; Cerrahpaşa, Sultan Ahmed, Yeni Cami, Yeni Fatih gibi camilerle, Üsküdar Yeni Valide, Eyüp Sultan, Hekimoğlu Ali Paşa gibi külliyelerle âdeta Sinan’ı 150 yıl daha yaşatmaya devam etmiştir. O yüzden bizler, günümüzde Sinan’ın mimarlığa olan katkılarını tek tek ayıklamakta zorlanıyoruz. Ancak Sinan çağında yaşamış olsaydık, mimarlığa getirdiği her bir yenilik karşısında bizler de bugün olduğundan daha fazla şaşırır ve yaptıklarına hayran kalırdık. Bu kitapta biraz bu konulara değinerek, Sinan’ı meslektaşlarından öne çıkaran yönlerinin altını çizmeye çalışacağız...”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003e \u003c\/strong\u003e\u003cstrong\u003eİÇİNDEKİLER\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSİNAN KİMDİR?\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eMimar Sinan Kimdir?\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eNasıl Bir Ortamda Yaşamıştır?\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eToplumun Her Kesimi ile Uyumludur\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTam 50 Yıl Başmimarlık Yapmıştır\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eEn Çok Eser Vermiş Mimardır\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eİyi Bir Kent Planlayıcısıdır\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eEn Büyük Külliyeleri Planlamıştır\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eİstanbul’u Yaratan Mimardır\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDEHADIR ÇÜNKÜ...\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eİyi Bir İş Programcısıdır\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eİyi Bir Gözlemci ve Analizcidir\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTasarımları Analitik ve Bilimseldir\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÇalışkan, Azimli ve Disiplinlidir\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eYapı Ekonomisini İyi Bilir\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBezemeden Arınmış; Hız ve Ekonomi Sağlamıştır\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eYer Seçimini İyi Bilir ve Topografyayı Doğru Değerlendirir\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eYapı Hiyerarşisini İyi Belirler\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDaima Güvenlikten Yana Olmuştur\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eİyi Bir Su Mühendisidir\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eGeleneksel Mimarlığa Yenilikler Getirmiştir\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eHer Yapısına Özellik ve Yenilik Katmıştır\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eYığma Yapıyı Karkas Yapı Sistemine Dönüştürmüştür\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eStrüktür ve Mekânı Uzlaştırmış; Merkezi Yapıyı Geliştirmiştir\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSinan’ın Camileri Daha Aydınlıktır\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKubbeler Senfonisi Yazmıştır\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eToplumsal İşlevlere Uygar Çözümler Bulmuştur\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSONUÇ OLARAK...\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eO Kadar Yapının Ardından Ayasofya’yı Geçme Tutkusu Oluşmuştur\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eYerel Değil Evrensel Bir Mimardır\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÖnemli İşler Yaptığının Farkındadır\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp class=\"MsoNormal\"\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp class=\"MsoNormal\"\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370208407795,"sku":"9786058043428","price":175.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/Mimar_Sinan_Neden_Tasarim_Dehasidir_ONKAPAK_3BASKI.jpg?v=1637049907"},{"product_id":"mimarlik-kavramlari","title":"Mimarlık Kavramları - 19. Baskı","description":"\u003cp\u003eMimarlık, iç mimarlık, tasarım, mühendislik, şehircilik, kentleşme, endüstri ürünleri tasarımı, peyzaj tasarımı, arkeoloji, kültür, sanat vb. konu başlıklarında kitaplar yayımlayan YEM Yayın'ın, Mimarlık Kavramları adlı kitabının 19. baskısı çıktı.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e“Bilgi edinme süreci kuramsal öğretiden, basılı kâğıttan geçmektedir. Mimarlık öğretimini en iyi yapacak olanın (özel haller dışında) yine mimar olması gerekliliği kabul edilince, mimarın kendini anlatmak ya da meslektaşları tarafından kendisine söylenenleri anlamak için yapı eylemini sözle anlatma yeteneğine sahip olma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu küçük kitabın mimar adaylarına kendi uğraşlarını dile getirme yollarını az da olsa gösterebileceğini umuyorum.”\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eDOĞAN KUBAN\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eÖzellikle mimarlık ve tasarım eğitimine yeni başlayanlar için mimarlık etkinliğinin genel ve kavramsal düzeyde doğru tanımlanmasını amaçlayan Mimarlık Kavramları, yapı üretiminin nesnel koşullarının sınırlarını, toplum örgütlenmesini, yapım sürecini, yapı biçimini, kişi ve toplum arasındaki ilişkileri kuramsal bir örgü içinde bütün olarak değerlendiriyor.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eDoğan Kuban, başlangıçta mimarlık tarihine giriş derslerine yönelik hazırlanmasına karşın sonraki baskılarda geliştirilerek Türkiye'deki mimarlık eğitiminin temel başvuru kaynaklarından birine dönüşen Mimarlık Kavramları adlı kitabında, mimarlığın abecesi denebilecek temel kavramların ortaya çıkışını ve gelişimini mimarlık tarihi içinde adım adım işliyor.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eKitapta, mimarlığın taş, toprak, ahşap, harç gibi yapı malzeme ve tekniklerinden sütun, kemer, tonoz, kubbe gibi strüktür öğelerine kadar tüm bileşenleri tanımlanıyor; sanat, estetik, kent ve toplumla kurduğu ilişkiler ayrıntılı olarak irdeleniyor.\u003c\/p\u003e\r\n","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370208669939,"sku":"9786058136663","price":273.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Mimarlik_Kavramlari.jpg?v=1686646173"},{"product_id":"sile-deki-ev","title":"Şile’deki Ev","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eProf.Dr. Reha Günay’ın, Şile’de doğup büyüdüğü evin öyküsünü ve koruma-restorasyon-yenileme sürecini samimi bir dille anlattığı yeni kitabı \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞile’deki Ev\u003c\/em\u003e YEM Yayın’dan çıktı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBugüne kadar mimarlık tarihi, sanat tarihi, geleneksel yapı ve yapım teknikleri, fotoğraf, arkeoloji vb. alanlarda yaptığı özgün çalışmalarıyla tanıdığımız Reha Günay, tüm bu alanlardan beslenerek damıtılmış bir yaklaşımla Şile’de doğup büyüdüğü “ataevi”ni anlatıyor. Elbette tüm kitaplarında olduğu gibi, bu çalışmasında da eşsiz fotoğrafları metne eşlik ediyor, canlılık ve duygu katıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eReha Günay, bu kitabı yayıma hazırlama gerekçesini şu şekilde özetliyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“... Bu kitapta Şile’de çocukluğumun bir bölümünü geçirdiğim evle ilgili anılarımı bulacaksınız. Bunların özellikle sadece evle ilgili olmalarına çaba gösterdim. Şile’yi ve diğer anılarımı buna katmadım. Çocukluğumda duyduklarımı, evde gördüklerimi ve bulduklarımı daha iyi anlamak için onları çeşitli kaynaklardan araştırdım. O yüzden anılarımın uçuşan hikâyeleriyle o zamanın gerçeklerini yan yana bulacaksınız. Bu sayede ben de bir bakıma ayaklarımı yere basmış oluyorum. Kim bilir, belki ‘basmasaydın’ da diyebilirsiniz! Kitapta yer alan eşyalar ve nesneler benim için evle özdeştir. Onlar olmadan ‘Şile’deki Ev’i düşünemiyorum. Ayrıca bu nesneler yüz yıl önceki bir Osmanlı ailesinin envanteri sayılır. Maddi değeri olmasa da halkbilimi ve kültür tarihi açısından önemlidir. Bu tür günlük kullanım eşyaları artık pek az evde veya müzelerde kaldı. Bu nesnelerin evle birlikte yaşaması en büyük dileğimdir...”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞile’deki Ev\u003c\/em\u003e’in editörlüğünü Burçin Yılmaz, kapak tasarımını Gökçen Yanlı Atmaca, redaksiyonunu Mecit Demir, grafik uygulamasını Hüseyin Aktürk, baskı hazırlıklarını Kemal Kara yaptı.\u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370210111731,"sku":"9786257008310","price":350.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/YEM_Siledeki_Ev_Kapak.jpg?v=1618904812"},{"product_id":"istanbul-un-kaybolan-ahsap-konutlari","title":"İstanbul’un Kaybolan Ahşap Konutları","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eProf.Dr. Reha Günay’ın, İstanbul’un yüzyıllar boyu karakteristik bir özelliği olmasına karşın yitip giden ahşap yapı dokusunu belgelediği kitabı “İstanbul’un Kaybolan Ahşap Konutları”nın yeni baskısı çıktı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eKitabın yeni versiyonu içeriğinden, niteliğinden ve sayfa sayısından ödün vermeksizin, okuyucular için kolay taşınabilir ebatta ve ulaşılabilir fiyatta olması planlanarak ilk baskılara oranla daha küçük boyda hazırlandı ve hafif olmasını sağlayacak bir kağıt seçilerek basıldı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eYEM Yayın'ın hazırladığı kitap iki ana bölümden oluşuyor: Birinci kısım ahşap konut yapımının tarihçesinden başlayarak \"Türk evi\" kavramını mimari ve yapım tekniği açısından anlatıyor. Ardından da bu geleneğin günümüze kadar gelebilmiş seçkin örneklerini planlar, resimler, gravürler ve fotoğraflar eşliğinde sunuyor. İkinci kısım ise Reha Günay tarafından 1960 yılından günümüze kadar farklı tarihlerde çekilmiş 4000'e yakın fotoğraf arasından seçilen 200'ü aşkın siyah-beyaz fotoğrafla İstanbul konut dokusunun izini semt semt sürmeye çalışıyor. Günay’ın objektifi ile Zeyrek’ten Süleymaniye’ye, Cibali’den Beşiktaş’a, Üsküdar’dan Anadoluhisarı’na, Kadıköy’den Göztepe’ye uzanan bir tarih yolculuğuna çıkarıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003col start=\"15\" data-mce-fragment=\"1\"\u003e\n\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eve 16. yüzyıldan günümüze Türk evi geleneğinin en sıradışı örneklerinin vücut bulduğu İstanbul, yakın zamana kadar koruduğu ahşap konut dokusunu ve buna paralel gelişen yaşama kültürünü bugün yitirmiş görünüyor. Bu geleneğin örneklerini eşsiz fotoğraf kareleriyle ölümsüzleştiren kitap, bu tipolojiyi ve ortaya çıkardığı konut dokusunu gelecek kuşaklara aktaracak önemli bir belgeleme çalışması olarak dikkat çekiyor. \u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e İstanbul'un Kaybolan Ahşap Konutları, yalnızca bir yapı tipolojisi ya da yapım tekniğinin anlatımının ötesinde, bir dönemin ev yaşantısı ve sosyal ilişkileri hakkında da fikir veren, ayrıca \"zamanın değişimini ve toplumun, ekonominin, teknolojinin, kentleşmenin nereden nereye gittiğini gösteren\" bir belgeleme çalışması olmayı amaçlıyor. \u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e Prof. Dr. Reha Günay kitabı ve bu çalışmada yer verdiği fotoğrafları şöyle anlatıyor:\u003c\/li\u003e\n\u003c\/ol\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“1960 yılında İTÜ’den mezun olduktan sonra, bir mimar olarak sadece kendi olanaklarımla bu zamana kadar çevremi belgelemeye çalıştım.Oturduğum sokak, okula gittiğim yollar, mahalleler hep ahşap evlerden oluşuyordu. Giderek kaybolan, yıkılıp yerine apartmanlar yapılan ahşap evler, fakültede de aldığımız eğitimle hep ilgimi çekmiştir. Fırsat buldukça sokaklarda dolaşır, mimari özelliği olan evleri arar, fotoğraflarını çekmeye çalışırdım. Nitelikli evler aradığımdan harabeye dönmüş veya onarılarak değişmiş, kat kat kiraya verilmiş evler, konaklar hep konu dışında kalırdı. Şimdi geriye baktığımda ‘Keşke sokak fotoğrafları çekseydim’ diye düşünüyorum. Ahşap evlerin oluşturduğu sokak perspektifleri; evler tek tek niteliksiz veya bozulmuş olsalar da çok güzeldi. Mimarlık diliyle, organik bir yapıları vardı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eİstanbul’un Kaybolan Ahşap Konutları’nda sunduklarım benim küçük koleksiyonumun bir parçası! Bu küçük dediğim koleksiyon, İstanbul’dan neredeyse üç dört bin kareyi içeriyor. Fotoğrafları hazırlarken ve seçerken evleri çevreleriyle beraber vermeye çalıştım. Bazen henüz yapılaşmamış ağaçlı yan parselle, bazen telefon, elektrik direkleri ve telleriyle, pencerelerden uzanan soba boruları ve altına takılan is toplayıcı konserve kutularıyla, bunların bağlantı telleriyle, ahşap ev kaplamalarındaki çürümüş bir parçayı çıkarıp kendine yuva kurmuş karga ve güvercinleriyle, içinden otlar sarkan küçücük serçe yuvalarıyla daha sonraları çatılara konulan televizyon antenleriyle… Bütün bunlar o zamanki ev yaşantısının bir parçası olarak tarihe geçecek belgelerdir. Zaman zaman yıkılmış, bozulmuş ev resimleri de göreceksiniz. Yıkık evler yapım yöntemi hakkında bize önemli bilgiler verdiğinden benim çok beğendiklerim arasındadır. Ayrıca bozulan daha doğrusu apartmanlaşan bir çevre içinde kalan tek tük evler de o mahallenin eski dokusu hakkında bize bilgi verdiği gibi, zamanın değişimini ve toplumun, ekonominin, teknolojinin, kentleşmenin nereden nereye gittiğini gösteren belgelerdir. İster ders alırsınız, ister ‘değişim esastır başka türlüsü olamazdı’ der geçersiniz...”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eİÇİNDEKİLER\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eGİRİŞ\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eAnılarımda Ahşap Evler\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eSedad Hakkı Eldem’in Gözünden İstanbul Evleri\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eTÜRK EVİ GELENEĞİ\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eTürk Evi Nedir?\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eYaşama Biçimi\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eOdalar\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eTürk Evi Plan Tipleri\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eTÜRK EVİNDE AHŞAP KULLANIMI\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eAhşap Evin Tarih Boyunca Gelişimi\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eTürk Ahşap Evinin Kökeni Nerededir?\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eİSTANBUL EVLERİ\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eİstanbul Evlerinin Tarihsel Gelişimi\u003c\/p\u003e\n\u003col start=\"15\" data-mce-fragment=\"1\"\u003e\n\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eve 16. Yüzyıl Evleri\u003c\/li\u003e\n\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eYüzyıl Klasik Osmanlı Evleri (Birinci Devir)\u003c\/li\u003e\n\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eYüzyıl Osmanlı Barok Dönemi Evleri (İkinci Devir)\u003c\/li\u003e\n\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eYüzyıl Ampir Evleri –Napolyon Dönemi Klasizmi– (Üçüncü Devir)\u003c\/li\u003e\n\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eYüzyılda İstanbul’da Vezir ve Devlet Adamlarının Konakları\u003c\/li\u003e\n\u003c\/ol\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eANADOLU YAKASI’NDAN AHŞAP KONUT ÖRNEKLERİ\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eRUMELİ YAKASI’NDAN AHŞAP KONUT ÖRNEKLERİ\u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370207686899,"sku":"9786257008419","price":175.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/ISTANBUL_KAYBOLAN_AHSAP_KONUTLAR_ON_Kapak.jpg?v=1637049316"},{"product_id":"istanbul-adalarinin-yasayan-ahsap-konutlari","title":"İstanbul Adalarının Yaşayan Ahşap Konutları","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eProf.Dr. Reha Günay’ın, İstanbul adalarının hâlâ canlılığını sürdüren ahşap yapı dokusunu belgelediği kitabı “İstanbul Adalarının Yaşayan Ahşap Konutları”nın yeni baskısı çıktı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eKitabın yeni versiyonu içeriğinden, niteliğinden ve sayfa sayısından ödün vermeksizin, okuyucular için kolay taşınabilir ebatta ve ulaşılabilir fiyatta olması planlanarak ilk baskılara oranla daha küçük boyda hazırlandı ve hafif olmasını sağlayacak bir kağıt seçilerek basıldı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eİstanbul’un Kaybolan Ahşap Konutları adlı kitabında İstanbul’un yitip giden ahşap konut dokusunun hüznünü ortaya koyan Reha Günay, İstanbul Adalarının Yaşayan Ahşap Konutları’nda ise yapılaşmaya, nüfus artışına ve tüm duyarsızlığımıza inat hâlâ coşkuyla yaşamayı sürdüren Adalar’daki yapılardan bir seçki sunuyor.\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e Kitap, İstanbul’un adalarına, Reha Günay’ın 50 yılı aşan mimar, fotoğrafçı, akademisyen, yazar kimliklerinden damıtılmış objektifinden bakabilmemizi sağlıyor.\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e Kitapta Büyükada, Heybeliada, Burgaz ve Kınalıada’daki sokak dokusunun yanı sıra çok küçük geleneksel konutlardan da Neo-Klasik veya Art-Nouveau görkemli köşklerden de örnekler sunan Reha Günay, bu yapıların mimari ve sanatsal özelliklerine ilişkin oldukça özgün açıklamalar getiriyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eReha Günay, Adalar’da yıllar boyunca çektiği siyah-beyaz fotoğraflar arasından özenle seçerek bir kitap hazırlama gerekçesini özetle şöyle ifade ediyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“İstanbul’un Kaybolan Ahşap Konutları kitabını hazırlarken Ada konutlarını da katmayı düşünüyordum ancak hem çok önemli bir konut grubu olmaları hem de hâlâ yaşamaya devam etmelerinden dolayı onlara yer vermemiştim. Bu kitapla kaybolan konutların hüznü yerine yaşamakta olan konutların coşkusunu yaşıyoruz. Gerçekten İstanbul’un hemen dibinde duran bu yapılar sahiplerinin kim bilir ne kadar sıkıntı ve gayretiyle yaşamaya devam ediyor. Bu sayede biz, anakarada kaybettiğimiz kültür değerlerini topluca bu doğa harikası coğrafyada hazır buluyor ve doya doya seyrediyoruz. Kültür mirası bize zamanın bir geçişi olarak tarihi öğretiyor. Yalnız olayları değil, insanı, ekonomiyi, teknolojiyi, sanatı ve kültürü de... Bu yapıları korumak için hiçbir çaba sarf etmeden sadece bir vapura binerek görmek ne kadar kolaycı bir tutum değil mi? O yüzden Adalılara bir teşekkür borcumuz olmalı. Adalar'da dolaşan yabancı turistlere bakarsak galiba Adalar mimarlığının değerini onlar bizden daha iyi anlamış durumda. Adaya gitmek sadece yemek, içmek, faytona binmek, denize girmek, bir ağaç altında yatmak veya bir kahvede oturmak olmamalıdır. Adayı yaya olarak dolaşmak, en basit evinden en görkemli köşklere kadar yapılarını görmek, anlamak, hikâyelerini öğrenmek ve hattâ onlardan zevk alma zorunluluğunu hissetmek gerekir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eKitapta verilen fotoğraflar daha çok yakın zamanda çekilenlerdir. Bütün önemli yapıları toplamak gibi bir çabamız olmadı. Daha çok, çeşitli kesimlerin konutlarından seçmeler yaptık. Çok küçük veya geleneksel konutlardan da Neo-Klasik, Art-Nouveau görkemli köşklerden de örnekler aldık. Adalar'da restorasyonun gadrine uğramış bazı yapılar varsa da çoğu yakın tarihte derlenip toparlandılar, boyandılar, süslendiler. Bu yapıları yaşayan haliyle görmek doğrusu insanın gönlünü ferahlatıyor…\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eAdalar bugün 19. yüzyıl Avrupa mimarlığının çeşitli üsluplarını yansıtan bir açıkhava müzesi gibidir. Hemen yakınındaki binlerce yıllık İstanbul ise artık geleneksel ahşap konut dokusunu tümüyle kaybetmiş; eski kâgir toplum yapılarını zar zor korurken tarihsel çevresini ise yitirmiştir. Buna karşılık Adalar’ın şimdiki zamanda oldukça korunmuş bir şekilde karşımızda durması sanki bir mucizedir. Bu mucizeyi yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak, kültürümüze gelecekte olağanüstü katkılar sağlayacaktır...”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eİÇİNDEKİLER\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eADALARIN TARİHİNE VE MİMARİSİNE BAKIŞ\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eTanzimat Fermanı ve Azınlıklar\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBatılılaşan Mimarlık\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eİstanbul Yerleşme Sınırlarında Genişlemeler\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eAdalar Mimarlığı\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBÜYÜKADA\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eHEYBELİADA\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBURGAZADA\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eKINALIADA\u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370207654131,"sku":"9786257008426","price":175.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/ADALARIN_YASAYAN_AHSAP_KONUTLAR_ON_Kapak.jpg?v=1637049702"},{"product_id":"cennetin-kapilari-gates-of-paradise","title":"Cennetin Kapıları \/ Gates of Paradise","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eCENNETİN KAPILARI \/ GATES OF PARADISE\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eDivriği Ulucamisi ve Sifahanesi’nde Hürremşah’ın Yontu Sanatı \/ \u003c\/strong\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eThe Sculpture of Hürremşah at Divriği Ulucami and Şifahane\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Prof. Doğan Kuban’ın, Divriği Ulucamisi ve Şifahanesi’nin Anadolu’daki mimari gelişme içinde tek kalmış ve İslam sanat tarihinde eşi olmayan taş yontularını anlatan kitabı “Cennetin Kapıları \/ Gates of Paradise”ın sabırsızlıkla beklenen yeni baskısı Rönesans Holding'in değerli katkılarıyla, YEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Türkçe-İngilizce yayımlanan kitapta, Cemal Emden’in çok özel fotoğrafları eşliğinde 12.-14. yüzyıllar arasında, Anadolu Selçuklu Mimarisi adıyla anılan sanat çağında, 1228\/29 tarihli Divriği Ulucamisi ve Şifahanesi’nin Anadolu’daki mimari gelişme içinde tek kalmış ve İslam sanat tarihinde de eşi benzeri bulunmayan taş yontuları sunuluyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eDoğan Kuban, İslam ve Türk sanatlarında olduğu kadar dünya sanat tarihinde de başka paraleli olmayan bu yontuların evrensel heykel kavramı içinde konumunu irdeleyen kitabında şunları söylüyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Yapının ustaları içinde sadece bir tanesinin adı, cami ve şifahanede birer kez ‘Ahlatlı Hürremşah’ olarak verilmiştir. Olasılıkla yapıların tasarımı ve taş yontuların bir bölümü Ahlat kökenli bu sanatçının yaratmasıdır. Yapıdaki anıtsal taçkapıları süslemek için gerçekleştirilen yontu programı, bezemeyi mimariyi tamamlayıcı rolünden uzaklaştırmış, taşoymayı heykelleştiren olağanüstü bir yapıt ortaya çıkarmıştır. Divriği sanatını özgün kılan ve ün kazandıran, bu heykel nitelikli taşoymalardır. Fakat bu estetik nitelik ötesinde sanal bir Cennet Kapısı olarak tasarlanmış olan Kuzey (Kıble) Taçkapısı, İslam sanat tarihindeki belki de tek cennet kapısı imgesidir. Bu bakımdan da İslam kültüründe çok önemli bir yeri olmalıdır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBatı kültürü kendi tarihi açılımları içinde bir dünya sanatı tarihi vizyonu yaratmıştır ve bütün dünyanın sanat gelenekleri, Avrupalı sanat vizyonunun süzgecinden geçmiş yorumlarla sunulmaktadır. Avrupa heykel tarihinde konu temelde insan figürüdür. İslam geleneği figüratif sanatı ilke olarak reddettiği için İslam taş oyması dünya sanat tarihinde bezeme kategorisinde değerlendirilmiştir. Gerçi soyut sanat kavramının gelişmesinden bu yana figür konusu resim ve heykel kavramının zorunlu bir özelliği olmaktan çıkmıştır. Fakat bu durum, figüratif sanat geleneği üzerine kurulmuş geniş bir kuramsal ve eleştirel düşüncenin ne varlığını ne de etkisini ortadan kaldırmıştır. Kaldı ki binlerce yıllık figüratif sanat geleneğinin dışında bırakılmış İslam sanatı yapılarının, evrensel boyutlarda da olsa, dünya sanat tarihindeki yeri sınırlıdır. Divriği yontusu, İslam sanatı içinde başka örneği olmayan bir sanat fenomenidir...\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBu kitabın yazarı için Divriği Ulucamisi ve Şifahanesi taçkapıları Batı sanat tarihinin ‘sculpture’ adı altında tanımladığı sanat etkinliği kategorisine koyacağımız özellikler taşımaktadır. Gerçi değişik kültür ortamlarında, yontusal teknik ve biçimlerde rastlanabilecek benzerliklerin üslupsal benzerlikler olarak değerlendirilmesi söz konusu değildir. Taşı yontan sanatçı ile malzeme arasında oluşan profesyonel buluşmanın benzer davranışlara yol açtığı, yadsınamayacak örneklerle bu kitapta gösterilmiştir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBu kitapta yapılan karşılaştırmalar Hürremşah’ın yontusunun karakteri açısından aydınlatıcıdır. Fakat bütün ölçütleri insan figürü “temsili”ne dayalı Batı sanat geleneğinde Divriği yontusunu “heykel” olarak adlandırmak ancak 20. yüzyıla geldiğimiz zaman olası görünmektedir.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cstrong\u003eGATES OF PARADISE\u003c\/strong\u003e\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eTheSculpture of Hürremşah at Divriği Ulucami and Şifahane\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan\u003e“The book you are holding in your hand is devoted to the description of the Stones culpture of the Divriği Ulucami and Şifahane (Great Mosque and Hospital of Divriği) (1228\/29), a glorious example of 12\u003csup\u003eth \u003c\/sup\u003eto 14\u003csup\u003eth \u003c\/sup\u003ecentury Anatolian Seljuk architecture and a truly unique phenomenon in the history of Islamic art. Of the craftsmen in volved in the work the name of only one has survived – that of ‘Hürremşah of Ahlat’, whose name appears once in both them osqueand the hospital. It seems probable that this master builder and stone Carver from Ahlat was responsible for the design of the buildings and for the creation of part of the sculpture. He created a sculptural programme for the decoration of the monumental portals which gave the ornamentation a sculptural dimensionan dremoved it from its traditional role as a me resubsidiary element and complement to the architecture. It is this sculptural stone work that is responsible for the unique quality and fame of Divriği art, but besides this aestheticquality, the Qibla portal, designed as an imaginary ‘Gate of Paradise’, is probably the only example of a symbolic paradisegate in thehistory of Islamic architecture. From that point of view, it deserves to be awarded a very important place in Islamic culture...''\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370206671091,"sku":"9786257008464","price":875.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/CENNETIN_KAPILARI_3BASKI_ON_KAPAK_YEM.jpg?v=1639734840"},{"product_id":"osmanli-mimarisi-karton-kapak","title":"Osmanlı Mimarisi - Karton Kapak (2.Baskı)","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eProf. Doğan Kuban’ın “Osmanlı tarihine, kültürüne ve sanatına ilişkin önyargıları ortaya koymak ve 19. yy'dan bu yana yabancılar ve hatta bizzat Türkler tarafından oluşturulan klişelere son vermek” iddiasıyla kaleme aldığı “Osmanlı Mimarisi”nin yeni baskısı YEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eÖzenle bir araya getirilen akademik verilerin yer aldığı geniş kapsamlı bu kaynak yapıt, özel çekilmiş 1.000’e yakın fotoğraf, mimari çizim, gravür, karşılaştırmalı tablo ve haritanın yanı sıra bir Osmanlıca-Türkçe Mimarlık Sözlüğü de içeriyor.\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eDOĞAN KUBAN “OSMANLI MİMARİSİ”Nİ ANLATIYOR\u003c\/strong\u003e\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Sosyal tarih ve mimarlık tarihi arasındaki ilişki kurma deneyimi; aynı zamanda mimarlığın aynasından Osmanlı tarihine bakmak olarak da” değerlendirilebilir diyen Doğan Kuban’ın bu eşsiz çalışmaya ilişkin görüşleri şöyle:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Osmanlı mimarisi, Osmanlı kültürünün en uluslararası niteliğe sahip üretimi ve ürünüdür. Osmanlı, dünya mimarlık tarihinde özel bir yeri olduğuna inandığım büyük yapıtlar üretmiş, bunlar bugüne kadar var olmuş ve dünyadaki belli başlı sanat tarihçileri ile mimarları da etkilemiştir. Ben bunun tarihçisiyim. 60 yılı aşan bir süredir bu alanda çalışıyorum. Bu işin hocası olarak, şimdiye kadar yapılanlardan daha farklı bir anlayışla, mimariyi Osmanlı tarihi ve kültürüyle iç içe geçmiş bir biçimde, biraz daha ayrıntılı anlatmak gereğini hissettim.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e‘Osmanlı Mimarisi’ni çok uzun yılların çalışmaları sonucunda derlediğim düşünceler, incelemeler, başka yapıtlarda yazdığım araştırmalar ve karşılaştırmalarla bir araya getirerek hazırladım. Aslında bir ansiklopedi niteliği taşıyan ve çok sayıda insanın yapabileceği bir işi tek bir yapıtta özetledim diyebilirim. ‘Özetledim’ diyorum, çünkü bütün Osmanlı mimarlığını 720 sayfaya sığdırmak mümkün değil. Ancak bu tür yapıtlar ansiklopedik olarak okunmaz. Bence, kendi içinde bütünlüğü olan bir tavırla değerlendirilerek hazırlanmış olan kitaplar daha aydınlatıcıdır. Çünkü kendi içinde tutarlılığı vardır. İşte, 60 yılımı harcadığım bir alanda bunu gerçekleştirmeye çalıştım ve başardım. O nedenle mutluyum.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Mimarlık tarihi” sadece büyük, zengin ve güzel yapıların öyküsü olabilir. Yapıya ilişkin kişisel ve toplumsal isteklerin öyküsü de olabilir, fakat bu parametreye çoğu kez yeterli ağırlık verilmemiştir. Oysa bu istekler bir yapı programına dönüşmeden yapılar gerçekleşmezler. Bu istek ve programların arkasında, toplumsal işlevler, toplumsal değer yargıları, kişisel zevkler, görgüler, bilgiler ve teknikler vardır. Örneğin mimarlık tarihinin en görkemli öğelerinden biri olan merdivenin Osmanlı mimarlığında 19. yy’dan önce önemli bir tasarım öğesi olarak kullanılmaması, bir Scala Reggia ya da Würzburg Sarayı’nın merdiven evi gibi tasarımların Türkiye’de hiç gelişmemesi, nedeni üzerinde düşünülecek bir mimarlık tarihi sorunudur. Aynı şekilde boyutlar, simetri ve bezeme ile ilgili sorgulara yanıt aramak; evleri, sarayları, camileri yaratan iradelerin arkasındaki istek ve arzuların içeriğini irdelemek; yapıları bir vitrine kültür gösterisi olarak dizmekten daha önemlidir. Sinan’ın Selimiye’ye varana kadar araştırmalarını bırakmaması; Hekimoğlu Ali Paşa Camisi’nden 20 yıl sonra yapılan Nuruosmaniye’nin o dönemde, bu denli cesur bir yorumla tasarlanması ve uygulanabilmesi olguları, yapıların kendileri kadar önemlidir. Çünkü onları özgün ve çekici kılan, bu yorum ve zevklerdir. Bunların ne kadarının gelenek, ne kadarının düşünce, ne kadarının patron emri ve zevki, ne kadarının sanatçı iradesinin ifadesi olduğunu anlamak ve anlatmak, mimarlık tarihini yazmaya ve okunmaya değer kılan çabalardır. Eğer yeteri kadar gelişmiş bir sezgi ile yazılırsa, bu çaba, tarihî üretimin gerçek doğasını daha iyi açıklayabilir. Mimarlık tarihinin ancak böyle yazılırsa bir anlam taşıyacağını, yoksa bir mal teşhirinden öteye gidemeyeceğini düşünüyorum. \u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBu yapıtın okuyucuları şimdiye kadar cami olarak bildikleri yapıların burada zaviye ya da imaret olarak adlandırılmasını yadsıyabilirler. Bu uzun zamandan bu yana tartışılan sorunun artık belgelerin açık kanıtlarıyla bir sonuca ulaşması gerekiyordu. Çünkü bu sorun Osmanlı tarihinin başlangıcında devletin yapısı ile ilgilidir.\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBu anlatıya giren bilgiler neredeyse bir yüzyıldır bu konu üstünde çalışan yüzlerce uzmanın çalışmalarından yararlanmadan derlenemezdi. Onun için, yargılarını ne denli yadsırsam yadsıyayım, kitabımı bu alanda samimiyetle emek vermiş araştırmacıların anılarına sunuyorum...”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370209358067,"sku":"9786257008471","price":910.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/OSMANLI_MIMARISI__Karton_Kapak.jpg?v=1639735379"},{"product_id":"osmanli-mimarisi-ciltli","title":"Osmanlı Mimarisi (Ciltli)","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eProf. Doğan Kuban’ın “Osmanlı tarihine, kültürüne ve sanatına ilişkin önyargıları ortaya koymak ve 19. yy'dan bu yana yabancılar ve hatta bizzat Türkler tarafından oluşturulan klişelere son vermek” iddiasıyla kaleme aldığı “Osmanlı Mimarisi”nin özlenen yeni baskısı RÖNESANS Holding’in değerli katkılarıyla, YEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eÖzenle bir araya getirilen akademik verilerin yer aldığı geniş kapsamlı bu kaynak yapıt, özel çekilmiş 1.000’e yakın fotoğraf, mimari çizim, gravür, karşılaştırmalı tablo ve haritanın yanı sıra bir Osmanlıca-Türkçe Mimarlık Sözlüğü de içeriyor.\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eDOĞAN KUBAN “OSMANLI MİMARİSİ”Nİ ANLATIYOR\u003c\/strong\u003e\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Sosyal tarih ve mimarlık tarihi arasındaki ilişki kurma deneyimi; aynı zamanda mimarlığın aynasından Osmanlı tarihine bakmak olarak da” değerlendirilebilir diyen Doğan Kuban’ın bu eşsiz çalışmaya ilişkin görüşleri şöyle:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Osmanlı mimarisi, Osmanlı kültürünün en uluslararası niteliğe sahip üretimi ve ürünüdür. Osmanlı, dünya mimarlık tarihinde özel bir yeri olduğuna inandığım büyük yapıtlar üretmiş, bunlar bugüne kadar var olmuş ve dünyadaki belli başlı sanat tarihçileri ile mimarları da etkilemiştir. Ben bunun tarihçisiyim. 60 yılı aşan bir süredir bu alanda çalışıyorum. Bu işin hocası olarak, şimdiye kadar yapılanlardan daha farklı bir anlayışla, mimariyi Osmanlı tarihi ve kültürüyle iç içe geçmiş bir biçimde, biraz daha ayrıntılı anlatmak gereğini hissettim.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e‘Osmanlı Mimarisi’ni çok uzun yılların çalışmaları sonucunda derlediğim düşünceler, incelemeler, başka yapıtlarda yazdığım araştırmalar ve karşılaştırmalarla bir araya getirerek hazırladım. Aslında bir ansiklopedi niteliği taşıyan ve çok sayıda insanın yapabileceği bir işi tek bir yapıtta özetledim diyebilirim. ‘Özetledim’ diyorum, çünkü bütün Osmanlı mimarlığını 720 sayfaya sığdırmak mümkün değil. Ancak bu tür yapıtlar ansiklopedik olarak okunmaz. Bence, kendi içinde bütünlüğü olan bir tavırla değerlendirilerek hazırlanmış olan kitaplar daha aydınlatıcıdır. Çünkü kendi içinde tutarlılığı vardır. İşte, 60 yılımı harcadığım bir alanda bunu gerçekleştirmeye çalıştım ve başardım. O nedenle mutluyum.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Mimarlık tarihi” sadece büyük, zengin ve güzel yapıların öyküsü olabilir. Yapıya ilişkin kişisel ve toplumsal isteklerin öyküsü de olabilir, fakat bu parametreye çoğu kez yeterli ağırlık verilmemiştir. Oysa bu istekler bir yapı programına dönüşmeden yapılar gerçekleşmezler. Bu istek ve programların arkasında, toplumsal işlevler, toplumsal değer yargıları, kişisel zevkler, görgüler, bilgiler ve teknikler vardır. Örneğin mimarlık tarihinin en görkemli öğelerinden biri olan merdivenin Osmanlı mimarlığında 19. yy’dan önce önemli bir tasarım öğesi olarak kullanılmaması, bir Scala Reggia ya da Würzburg Sarayı’nın merdiven evi gibi tasarımların Türkiye’de hiç gelişmemesi, nedeni üzerinde düşünülecek bir mimarlık tarihi sorunudur. Aynı şekilde boyutlar, simetri ve bezeme ile ilgili sorgulara yanıt aramak; evleri, sarayları, camileri yaratan iradelerin arkasındaki istek ve arzuların içeriğini irdelemek; yapıları bir vitrine kültür gösterisi olarak dizmekten daha önemlidir. Sinan’ın Selimiye’ye varana kadar araştırmalarını bırakmaması; Hekimoğlu Ali Paşa Camisi’nden 20 yıl sonra yapılan Nuruosmaniye’nin o dönemde, bu denli cesur bir yorumla tasarlanması ve uygulanabilmesi olguları, yapıların kendileri kadar önemlidir. Çünkü onları özgün ve çekici kılan, bu yorum ve zevklerdir. Bunların ne kadarının gelenek, ne kadarının düşünce, ne kadarının patron emri ve zevki, ne kadarının sanatçı iradesinin ifadesi olduğunu anlamak ve anlatmak, mimarlık tarihini yazmaya ve okunmaya değer kılan çabalardır. Eğer yeteri kadar gelişmiş bir sezgi ile yazılırsa, bu çaba, tarihî üretimin gerçek doğasını daha iyi açıklayabilir. Mimarlık tarihinin ancak böyle yazılırsa bir anlam taşıyacağını, yoksa bir mal teşhirinden öteye gidemeyeceğini düşünüyorum. \u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBu yapıtın okuyucuları şimdiye kadar cami olarak bildikleri yapıların burada zaviye ya da imaret olarak adlandırılmasını yadsıyabilirler. Bu uzun zamandan bu yana tartışılan sorunun artık belgelerin açık kanıtlarıyla bir sonuca ulaşması gerekiyordu. Çünkü bu sorun Osmanlı tarihinin başlangıcında devletin yapısı ile ilgilidir.\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBu anlatıya giren bilgiler neredeyse bir yüzyıldır bu konu üstünde çalışan yüzlerce uzmanın çalışmalarından yararlanmadan derlenemezdi. Onun için, yargılarını ne denli yadsırsam yadsıyayım, kitabımı bu alanda samimiyetle emek vermiş araştırmacıların anılarına sunuyorum...”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370209325299,"sku":"9786257008488","price":2100.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/OSMANLI_MIMARISI_ONKAPAK_3BASKI_YEM.jpg?v=1639736051"}],"url":"https:\/\/yemkitabevi.com\/collections\/dogan-kuban-ve-reha-gunay-kitaplari\/basimtarihi_mart-2026.oembed","provider":"YEM Kitabevi","version":"1.0","type":"link"}