Aykut Köksal Kitapları Seti (4 Kitap)

Aykut Köksal Kitapları Seti (4 Kitap)

439.00TL

Yazar: Aykut Köksal

Marka: Arketon Yayınları (Set)

Basım Tarihi: 2020 2021 2022

Sayfa Sayısı: 780

Boyut: 13.5 x 21.0 cm

Boyut: 15.5 x 23.5 cm

Stokta

9786667455482

Title:  

Ürün Açıklaması

Set, Aykut Köksal’ın Arketon ve Topos Yayınları tarafından yayımlanan dört kitabından oluşuyor.

 

ANLAMIN SINIRI

Aykut Köksal’ın, ilk basımı 2009 tarihli olan Anlamın Sınırı başlıklı kuramsal metinler toplamı, yeni bir düzenleme ve çeşitlenmiş görsellerle Arketon Yayınları arasında yer aldı. Kitapta, Anlamın Sınırı’nın ikinci basımı üzerine Zühre Sözeri’nin değerlendirmesi de bulunuyor.

Bu önsöz metninde Zühre Sözeri şöyle diyor: “Anlamın Sınırı, Aykut Köksal’ın, 1973 sonrası yirmi yıllık yazma sürecini aktaran Zorunlu Çoğulluk kitabı ile başlayan dizinin ikincisi. 1994 sonrası kaleme aldığı kuramsal yazıları içeren toplam, Köksal’ın sanat ve mimarlık yazılarında vurgulamaya çalıştığı paradigma dönüşümünü sergiliyor. Köksal, bu paradigma dönüşümünü kurgularken tartışmanın temeline Doğal Dil ve Kurmaca Diller Çağı ayrımını koyarak, okuyucuya, anlaşılır, üretilebilir, dönüştürülebilir bir kurguyu, son derece zenginleştirici bir yol olarak sunuyor. Önerdiği bu yol, geleneksel anlamda mimarlık ve sanat tarihi yazımındaki çıkmazları ortadan kaldırmayı ve artık yeni sözlere alan açmayı mümkün kılıyor.

Kitap genel bir ifade ile, doğa-kültür ilişkisi, mimarlık, koruma, çağdaş sanat, müzik ve grafik tasarım üzerinden biçimlenen altı bölüm ve toplam yirmi altı metinden oluşuyor. Köksal’ın yetmişlerde başlayan yazma süreci, özellikle seksenlerde oluşturmaya başladığı bir eksen üzerinde, sanat ve mimarlığa ilişkin yaptığı değerlendirmelerden, yeni ve/veya yeniden okumalar ve kavramsallaştırmalardan oluşuyor. Köksal’ın mimarlık ve sanat tarihi yazımına yaptığı en önemli katkı, düşünsel üretimlerin gerçek anlamda dönüşebilmesinin ancak özgün kavramlar üreterek mümkün olacağı savını tekrarlamaktan asla vazgeçmemiş olması. Kuşkusuz çok önemli yeni sözler de seriyor önümüze Köksal. Okuyuculara, üzerinde düşünmeye yol açan ve yeni sözler üretilebilecek alanlar açıyor.

Sonuç olarak, Anlamın Sınırı’nda, çok iyi bir parça bütün ilişkisi kurulduğunu ve bir dizge oluşturulduğunu, metinlerin yan yanalığının hem eşzamanlı hem artzamanlı irdelendiğini, en önemlisi yeni araştırmalara yol açan, dönüşümlere/değişimlere zemin oluşturan Kurmaca Dil kavramının ne olduğunun ortaya konduğunu söyleyebiliriz.”

 

ZORUNLU ÇOĞULLUK - MİMARLIK VE SANATTA DİLİN SÜREKSİZLİĞİ

Aykut Köksal’ın, ilk basımı 1994 tarihli olan, Zorunlu Çoğulluk – Mimarlık ve Sanatta Dilin Süreksizliği başlıklı kitabı, tazelenmiş görseller içeren ikinci basımıyla Arketon Yayınları’nda. İlk yayımından sonra büyük bir ilgi gören ve kısa sürede tükenen kitap, o yıllarda, modernizm/postmodernizm tartışmalarına da yeni bir soluk taşımıştı.

Zorunlu Çoğulluk’ta yer alan yazılar dört ayrı bölümde toplanıyor. ‘Kurmaca Diller Çağı’ adını taşıyan ilk bölümde yer alan yazılar, tarımsal üretim çağının doğal dil tekilliği ile endüstriyel üretim çağının kurmaca diller çoğulluğu karşıtlığını eksen alıyor. Çağdaşlık bağlamı, ‘Geleceğe Uzananlar’ bölümünün ana izleğini oluşturuyor: Sanat yapıtını düşünsel arka düzlemde sorgulayan ve geleceğe ilişkin yanıtlar arayan sanatçılar, ya da kısaca “geleceğe uzananlar”. ‘Mekân Yazısı’ ana başlığı altında toplanan yazılar ise, sanatsal anlatımın farklı gerçeklik düzlemlerinde mekân boyutunu irdeliyor. Bu bölümdeki yazılar, tiyatroda, müzikte, sinemada, yazında mekân olgusunu ele alıyor. Kitabın son bölümü, ‘Dünü Kavramak’ başlığı altında, tarihsel kenti var eden öğelerin örgütlenme mantığını tartışan yazılar içeriyor ve bölüm bir Sinan değerlendirmesiyle sona eriyor.

Kitaba yazdığı önsözde Enis Batur Şöyle diyor: “Yapıtlar, yapılar, kentler mi yer alıyor Köksal’ın ufkunda? Daha çok: Zaman, Uzay, Dil diyeceğim ben. Ölçüm’ü handiyse kutsamasında işte bunun, bundan, ağırlıklı payı okunuyor: Sonuçlara bakıyor bakmasına, ama, durmadan nedenleri kurcalıyor – kökeni, oluşumu, tasarımı. Birebir yakınlık aramak gerekmiyor, gene de üzerinde durmadan edemeyeceğim: Bu kitabın her parçasında, birkaç parçasında değil de, toplamında Valéry’nin yazı yontusunu anıştıran bir duruş var: Aykut Köksal’ın -insan zihninin belki de en özel köşesini yaratan- soyutlama gücü, tuttuğu konunun görünmeyen, daha az görünen yönüne büyüteç gibi uzanıyor. Bu anlamda gölge uzmanı, gölgealtı uzmanı bir yazarla karşıkarşıya olduğumuz ortada: Oraya bakanlara öyle az rastlanıyor ki.”

Necmi Sönmez ise kitap üzerine kaleme aldığı yazıda şu değerlendirmeyi yapıyor: “Zorunlu Çoğulluk’un ‘Mimarlık ve Sanatta Dilin Süreksizliği’ alt başlığı, yazarın, sanat tarihinin kendine özgü olarak gerçekleştirdiği sanılan sürekliliğine karşı çıktığını gösteriyor. Bu alt başlığın hangi hedefe ok gönderdiğini anlamak için kitabın Kurmaca Diller Çağı isimli ilk bölümünü büyüteç altına almak gerekecek. Köksal bu bölümde, Bauhaus’un modernist kopuşu gerçekleştirirken kullandığı mantıktan yola çıkıyor ve hemen ardından buna karşı çıkan postmodernistlerin ‘kurmaca dil yaratma özgürlüğü’ne getiriyor sözü. Bu yaklaşım, kitaptaki birbirine karşıt ama ‘eş’ yazılardan da anlaşılacağı gibi bir metod olarak kullanılmış. Köksal süreksizliğin altını çizmek için contra-adversus’u devreye sokuyor. Neden? Çünkü çağdaş sanat tarihini ilginç kılan ve sürekli olarak canlı tutan özellik, Köksal’ın kullandığı ‘eş-karşıtlıklar’ dünyasında yatıyor.”

 

BU MEKÂN ARTIK BU YER DEĞİL

Aykut Köksal’ın kitaplaşmamış kuramsal metinleri Bu Mekân Artık Bu Yer Değil başlığı altında bir araya geldi. Modern/izm/i Tartışmak alt başlığını taşıyan kitapta, mimarlıktan kente, çağdaş sanat değerlendirmelerinden tarihyazımına ulaşan yazılar, belirli bir izlek içinde buluşuyor.

Kitaba yazdığı önsözde Rifat Gökhan Koçyiğit şöyle diyor: “Aykut Köksal’ın, kuramsal çalışmalar yoluyla sanata ama özellikle de mimarlığa katkısında zaman ve mekân yoluyla yapmış olduğu çözümlemeler önemli bir yer tutuyor. Bu yönüyle Kantçı bakışı çağdaş mimarlık ve sanat gerekleri doğrultusunda yeniden yorumlayan Köksal, görsel sanatların yalnız kendi içinde değil, aynı zamanda bu sanatların müzik, edebiyat gibi sıralı düzene dayalı sanatlarla ilişkisini a priori koşullar bağlamında güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.

Kant’ın duyarlığın ön koşulu olarak ortaya koyduğu zaman ve mekân, sanatsal varoluşun da ön koşulu olarak hâlihazırda, a priori olarak verilidir. Kant’ta a priori, nesneye ait bir şart değil, bilen öznenin bilinen nesneye kattıklarının bilgisidir. Bu yalnızca deneyimden bağımsız ve deneyimi önceleyen değil, aynı zamanda evrensel ve zorunludur. Kant zaman ve mekânı öznenin içine almakla birlikte öznenin aktif etkilerinin ulaşamayacağı bir yere koyar. Buna göre mekân nesnelere, zaman da olaylara göre belirlenmez, tam tersine mekânın sunduğu a priori şartlar nesnelerin, zaman da olayların belirleyici formudur.

Köksal, sanatın kurgusallığından ve temsil gücünden yararlanarak bu a priori şartların doğasını, insan duyarlığındaki sınırlarını, çerçevesini kuramsal alanda farklı perspektiflerden ortaya çıkarıyor. Sanatın temsil gücünü, dönüşlü düşünceyi harekete geçiren bir manivela gibi kullanıyor. Mekânın mekânda temsili, zamanın zamanda temsili gibi ikinci düzey temsil etkinliklerinde, öznenin a priori koşulları nasıl değiştirip dönüştürerek sanatsal üretimin kurucu koşullarını belirleyebildiğini gösteriyor. Köksal bu yolla, Kant’ın izleğini takip etmesine rağmen Kant’tan farklı olarak zaman ve mekânı öznenin aktif etkilerinin ulaşamayacağı yerden çıkarıyor. Daha da ileri giderek sanatsal etkinliklerde zamanın mekânda temsil edilerek mekânsallaşması, mekânın da zamanda temsil edilerek zamansallaşması yönünde yaratıcı öznenin nasıl aktif bir konum üstlenebildiğini göstererek izleyiciyi sanatın beliriş koşulları konusunda uyarıyor.”

 

BAROK DÖNÜŞÜM – MÜZİĞİN MODERNLEŞME SERÜVENİ

Aykut Köksal’ın Barok Dönüşüm adlı çalışması, Topos Cep Kitapları’nın ilk kitabı olarak raflardaki yerini aldı. Barok çağı bir “modernleşme” öyküsü olarak okuyan Köksal, kitapta Barok dönemi ele almadan önce, “Başlangıcından Barok Öncesine Batı Müziğine Genel Bir Bakış” başlığı altında, müziği 17. yüzyıla ulaştıran serüveni anlatıyor, ardından Barok müziği dönemler, ülkeler ve ekoller üzerinden işliyor, tek tek bestecilerin üretimini inceliyor. Kitabın bir başka özelliği ise dönemlerin yalnızca metinle değil görsellerle de ele alınması. Kitabın tasarımını Ersu Pekin gerçekleştirdi. Pekin, metni kuru bir müzik tarihi olmaktan çıkarıp keyifle okunan bir kitaba dönüştürüyor. Mehmet Nemutlu, Barok Dönüşüm’e yazdığı Sonsöz’de, kitabı şöyle değerlendiriyor: “Aykut Köksal’ın Barok Dönüşüm, Müziğin Modernleşme Serüveni kitabı, yalnızca uzmanı olanlar için yazılmış alışıldık bir müzik tarihi metni değil. Yenilikleri, önemli atılımları, rolleri, değişen düşünsel arka planı ve bunlar arasındaki çapraz bağlantılarıyla, bir bütün olarak ‘Barok serüven’in izini süren bir kılavuz metin aynı zamanda. Sözü uzatmıyor; çağa en anlamlı katkıyı yapan üretim, tutum ve ilişkilerin altını çiziyor. Bizi bugün bile hayrete düşürecek yoğunluktaki bir üretimin arka planındaki sosyal, bireysel, kültürel ilişkilere ışık düşürüyor. Kitabın yapılanışına baktığımızda, ülkeler ve yerel kültürler bağlamında bir çapraz okuma yapılmış olduğu görülüyor. Barok müziğin kimliğini oluşturan bileşenler, her birinin katkı derecesi ve ağırlığıyla ele alınıyor. 17. yüzyıla gelindiğinde, kitabın sistematiğinde önemli bir değişiklik gözleniyor: Önceleri konu başlıkları ve tematik alt başlıklar halinde anlatılan gelişmeler bu noktadan sonra belli bestecilerin adları altında özetleniyor. Kitabın sonuna doğru Corelli, Vivaldi, Rameau, Telemann, Haendel ve Bach üzerinden bütün Barok dönemin panoramik bir görüntüsüne ulaşılıyor. Bu durum Barok modernleşmesinin bireysel müzik yazısını nasıl merkeze taşıdığını gösteren bir işaret aynı zamanda.

Bunları da beğenebilirsiniz

Sizin için seçtiğimiz ilgili diğer ürünlere göz atın