Bruno Zevi Seti (2 Kitap)

Bruno Zevi Seti (2 Kitap)

265.00TL

Yazar: Bruno Zevi

Marka: Arketon Yayınları (Set)

Basım Tarihi: 2021 2022

Sayfa Sayısı: 300

Boyut: 15.5 x 23.5 cm

Stokta

9782227455482

Title:  

Ürün Açıklaması

Set, İtalyan mimarlık kuramcı Bruno Zevi’nin Arketon Yayınları tarafından yayımlanan iki kitabından oluşuyor.

 

MİMARLIĞI GÖREBİLMEK

Yirminci yüzyılın önde gelen mimarlık kuramcılarından Bruno Zevi'nin en ünlü çalışması olan Mimarlığı Görebilmek başlıklı kitabı, gözden geçirilmiş yeni basımıyla Arketon Yayınları arasındaki yerini aldı. Alp Tümertekin'in Türkçeye aktardığı, Aykut Köksal'ın yayın yönetmenliğini ve editoryal çalışmasını gerçekleştirdiği Mimarlığı Görebilmek, mimari gerçekliği çeşitli faktörler üzerinden tanımlayan ve farklı yaklaşımları irdeleyen Bruno Zevi'nin 1948'de kaleme aldığı ve bugüne dek tüm dillere aktarılmış çalışması. Zevi, bu kitabıyla, modernist mimarlık yazınının en parlak örneklerinden birini veriyor.

Bülent Özer, 1961'de bu kitap üzerine şunları söylüyordu: "Çağdaş yapı sanatı alanında dünyaya ün salmış iki seçkin kişi bir üçüncüyü tanımlarken aşağı yukarı aynı övgülere başvuruyorlar. Övenler F.L.Wright ve Lewis Mumford, övülen insan ise Bruno Zevi. İlkin Mumford'a kulak verelim: 'Bruno Zevi, mimari düşüncenin değil yalnız İtalya'daki, fakat bütün Avrupa'daki önderidir!' Wright'ın yargısı bir bakıma daha da geniş, daha da kesin: 'Bruno Zevi, çağımızın en derin, en samimi eleştiricisidir. Onda, yapı sanatını görebilme, gördüklerini de korkusuz, aydınlatıcı terimlerle anlatabilme gücü var!'

Bu olumlu yargıların en önemli dayanaklarından biri de, 'Saper vedere l'architettura' adlı denemede, yazarın büyük bir cesaretle ileri sürdüğü mimari görüş ve değerlendirmeler olsa gerek. Bu başlığı Mimariyi Görebilmek diye dilimize çevirebiliriz. Kitabın özü ve savunduğu tez, İngilizce baskısının başlığında üç kelimeyle anlatılıvermiş: 'Mekân olarak mimari'.

Mimari çok kere sanıldığı gibi, birtakım genişlik, uzunluk ve yüksekliklerin toplamı demek olmayıp, kişinin duyup yaşadığı, içinde gezinip dolaştığı boşluğun, kapsanan bir mekânın, iç mekânın ta kendisidir. Yapı sanatıyla ilgili yargıların belirli bir kesinliğe ulaşması mekâna ait terimlerin mimariye uygulanmasına bağlıdır. Bu iş yapılamadığı sürece, mimarlık alanındaki inceleme ve araştırmalar, sosyal faktörlerin (fonksiyonun). konstrüksiyon verilerinin (tekniğin), volümetrik, ya da dekoratif niteliklerin (plastik ve pictural elemanların) sınırlarını aşamayacaktır.

Mimarinin özü iç mekândır derken, mimari bir yapıtın bütün bütüne mekân verileriyle olup bittiğini söylemek istemiyoruz. Nitekim her bina, ekonomik, sosyal, teknik, fonksiyonel, estetik, dekoratif, volümetrik ve spasyal faktörlerin etkisi altında meydana gelir. Hatta, bunların herhangi birine göre yorumlamalar da yapılabilir. Gelgelelim, bir yapıdaki realitenin bütün bu faktörlerin toplamında bulunduğunu da unutmamak gerekiyor."

 

MİMARLIĞIN MODERN DİLİ

Modernizmin en parlak mimarlık kuramcılarından Bruno Zevi’nin, Arketon Yayınları içinde yer alan ikinci kitabı Mimarlığın Modern Dili, Orhun Alkan’ın çevirisiyle yayımlandı. Bruno Zevi, kitabın ilk bölümünde modern mimarlığın kodlarını çözümlüyor ve 20. yüzyıl mimarlığını okumak için temel değişmezleri sergiliyor. İkinci bölümde ise mimarlığın tarihyazımını ele alıyor, tarihöncesinden Le Corbusier’nin poetikasına uzanan geniş bir panorama çiziyor.

Bruno Zevi kitabın ilk bölümünde yer alan “Mimarlık Konuşmak” başlıklı yazıda şöyle diyor:

“Binlerce mimar ve mimarlık öğrencisi modern dilin sözcük dağarcığını, dilbilgisini ve sözdizimini bilmeden proje yapıyor. Aslında bunlar klasisizme göre karşı-sözcük dağarcığı, karşı-dilbilgisi ve karşı-sözdizimidir. Eleştirmenler hem profesyonel hem de eğitsel bir bakış açısından görüş bildiriyorlar. İyi de hangi ölçütlere göre bunu yapıyorlar? İşte biz üreticiler ve kullanıcıların yüzleşmesi gereken asıl meydan okuma budur: Birbirimizi anlamak için aynı dili kullanmamız ve terimlerle yöntemler üzerinde anlaşmamız gerekir. Bu sorun sadece bugüne değin pek araştırılmadığı için gözümüze fazlasıyla büyük görünüyor. Bizimkisi bilerek kışkırtıcı bir hedeftir: Modern mimarlığın dili için en anlamlı ve zorlayıcı yapıtları temel alan bir ‘değişmezler’ dizisi belirlemek. Bu durumsa bir konuyu akla getiriyor: Sözel dilde kod vazgeçilmezdir, yoksa hiçbir iletişim söz konusu olmayabilir. Ne var ki mimarlıkta bu kodu kullanmaktan vazgeçen birinin bu yüzden inşa etmeye de son vermesi gerekmeyebilir.

Mimari dil konusunu üniversite hocalarıyla, uygulayıcı mimarlarla ve özellikle de kafası karışık, kimsenin kendilerine konuşabilecekleri bir dili öğretmemesinden rahatsız, endişeli öğrencilerle konuştum. Bu görüşmelerden şöyle bir sonuç çıktı: Her ne kadar böylesine zor ve acı verici bir konuyla yüzleşmemek için dört dörtlük nedenler olsa da, bu, kördüğümden çıkılamaz ve işe bir yerden başlanamaz demek değildir.

Mimarlığın modern dili, bir kodu olmadığı halde geniş çapta nasıl konuşuluyor olabilir? Bu araştırma herhangi bir sapkın hareketle aynı hedefe sahiptir: Tartışma başlatmak. Eğer bir tartışmayı kışkırtabilirse amacına erişmiş demektir. Mimarlık üzerine konuşmak yerine artık mimarlık konuşabiliriz.”

 

 

Bunları da beğenebilirsiniz

Sizin için seçtiğimiz ilgili diğer ürünlere göz atın