DOĞAN KUBAN Kitapları Seti (4 Kitap)

DOĞAN KUBAN Kitapları Seti (4 Kitap)

520.00TL

Yazar: Doğan Kuban

Marka: YEM Kitabevi

Basım Tarihi: 2021

Sayfa Sayısı: 1374

Boyut: 14.0 x 21.0 cm.

Boyut: 16.5 x 24.0 cm

Boyut: 24.0 x 32.0 cm.

Stokta

9786238998500

Title:  

Ürün Açıklaması

 

 OSMANLI MİMARİSİ (Siyah-Beyaz, Karton Kapak)

Bu kitap, Prof. Doğan Kuban’ın “Osmanlı tarihine, kültürüne ve sanatına ilişkin önyargıları ortaya koymak ve 19. yüzyıldan bu yana yabancılar ve hatta bizzat Türkler tarafından oluşturulan klişelere son vermek” iddiasıyla kaleme aldığı “Osmanlı Mimarisi”nin, kolay taşınabilir boyutta ve hafiflikte, siyah-beyaz, karton kapaklı versiyonu.

Merkezî Asya ve Avrupa’nın ara kesitinde yer alan Osmanlı İmparatorluğu’nun, İslam ve Hıristiyan toplumlarının oluşturdukları hetorejen yapısına paralel olarak gelişen Osmanlı mimarisi Akdeniz, Yakın ve Ortadoğu mimari geleneklerinin bir sentezidir. “Osmanlı Mimarisi”, Prof. Doğan Kuban’ın yarım yüzyılı aşan inceleme, araştırma ve yazılarına dayanan yorumlarını içeriyor. Osmanlı mimarisinin tarihçesinin kayıt altına alınması 1873 Viyana Sanayi Sergisi için oluşturulan albümle başlamıştır. Fakat özellikle Cumhuriyet Dönemi’nde değişik görüşleri yansıtan yayınların sayısı artarak devam etmiştir. Ancak Osmanlı mimarlık tarihi ilk kez bu yapıt ile imparatorluğun çoklu kültürel yapısının bilinciyle ve tarihi gelişmelerle ilişkiler irdelenerek sunuluyor. Özenle bir araya getirilen akademik verilerin yer aldığı geniş kapsamlı bu kaynak yapıt, özel çekilmiş 1.000’e yakın fotoğraf, mimari çizim, gravür, karşılaştırmalı tablo ve haritanın yanı sıra bir Osmanlıca-Türkçe Mimarlık Sözlüğü de içeriyor.

 

CENNETİN KAPILARI / GATES OF PARADISE

Renkli, büyük boy, Türkçe-İngilizce bu kitapta, Cemal Emden’in çok özel fotoğrafları eşliğinde 12.-14. yüzyıllar arasında, Anadolu Selçuklu Mimarisi adıyla anılan sanat çağında, 1228/29 tarihli Divriği Ulucamisi ve Şifahanesi’nin Anadolu’daki mimari gelişme içinde tek kalmış ve İslam sanat tarihinde de eşi benzeri bulunmayan taş yontuları sunuluyor. Doğan Kuban, İslam ve Türk sanatlarında olduğu kadar dünya sanat tarihinde de başka paraleli olmayan bu yontuların evrensel heykel kavramı içinde konumunu irdeleyen kitabında şunları söylüyor: “Yapının ustaları içinde sadece bir tanesinin adı, cami ve şifahanede birer kez ‘Ahlatlı Hürremşah’ olarak verilmiştir. Olasılıkla yapıların tasarımı ve taş yontuların bir bölümü Ahlat kökenli bu sanatçının yaratmasıdır. Yapıdaki anıtsal taçkapıları süslemek için gerçekleştirilen yontu programı, bezemeyi mimariyi tamamlayıcı rolünden uzaklaştırmış, taşoymayı heykelleştiren olağanüstü bir yapıt ortaya çıkarmıştır. Divriği sanatını özgün kılan ve ün kazandıran, bu heykel nitelikli taşoymalardır. Fakat bu estetik nitelik ötesinde sanal bir Cennet Kapısı olarak tasarlanmış olan Kuzey (Kıble) Taçkapısı, İslam sanat tarihindeki belki de tek cennet kapısı imgesidir. Bu bakımdan da İslam kültüründe çok önemli bir yeri olmalıdır.

 

İSTANBUL 1600 YILLIK BİR MÜZEDİR

Doğan Kuban, İstanbul’un Romalı-Bizanslı kimliğinden bugüne uzanan süreçte yaşadığı gelişim ve değişimi yapılar, meydanlar, mimarlar, hükümranlık kuran kültürler ve onların yaklaşımları üzerinden çok geniş bir perspektifte ele alıyor; adeta kadim kentin tam anlamıyla bir biyografisini sunuyor. Kentin kültürel kimliğinden planlamasına, arkeolojisinden ulaşımına, Batılılaşma çabalarından yasadışılığa karşı verdiği savaşa kadar çok ayrıntılı bir değerlendirme yapıyor. Kuban, İstanbul’u “tam olarak anlamak” isteyenlere şöyle sesleniyor: 

“Topografyanın ve tarihin mirası olmasa, İstanbul’da güzeli bulmanın artık çok zor olduğunu itiraf etmeliyim. Ancak İstanbul’un hâlâ yok edemediğimiz doğal mekânları var. Deniz ve tepelerle oluşan, kıyılarla insanın gözünü uzaklara sürükleyen mekânlar. Üsküdar’la Beşiktaş ve Eminönü arasında gidip gelirken, Bebek’ten Kandilli’ye geçerken, Kadıköy’den Köprü’ye gelirken, Sarayburnu’ndan Boğaz’a bakarken, köprülerden geçerken, kıyı yollarında dolaşırken, Boğaz’dan Karadeniz’e açılır ya da Karadeniz’den Boğaz’a girerken, Marmara’dan ya da Salacak’tan İstanbul’a bakarken, hangi kültür tabakasından gelirseniz gelin bakmaya doyamayacağınız güzellikler var. Hele bunları baharın dumanla kirlenmemiş bir sabahında, güneş sizi ısıtmaya başladığı zaman, İstanbul’un bir kıyısında, bir kahvesinde, hafif sisler içinde, Sisley’den bir tablo gibi algıladığınız zaman insanların yaptığı bütün kötülükleri unutabilirsiniz. Hafif bir kader ezikliğiyle belki affedebilirsiniz bile. Düşünceyi katmadığınız saf algı anlarında İstanbul’dan daha güzel bir kent olmadığını, dünyayı burada yaşadığınız için şanslı olduğunuzu bile düşünmeye başlayabilirsiniz...”

 

MİMARLIK KAVRAMLARI

Prof. Doğan Kuban, kitabın önsözünde şunları söylüyor: “Bilgi edinme süreci kuramsal öğretiden, basılı kâğıttan geçmektedir. Mimarlık öğretimini en iyi yapacak olanın (özel haller dışında) yine mimar olması gerekliliği kabul edilince, mimarın kendini anlatmak ya da meslektaşları tarafından kendisine söylenenleri anlamak için yapı eylemini sözle anlatma yeteneğine sahip olma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu küçük kitabın mimar adaylarına kendi uğraşlarını dile getirme yollarını az da olsa gösterebileceğini umuyorum.”

Bunları da beğenebilirsiniz

Sizin için seçtiğimiz ilgili diğer ürünlere göz atın