İtalya’dan İki Kuramcı: Zevi ve De Fusco Seti (2 Kitap)

İtalya’dan İki Kuramcı: Zevi ve De Fusco Seti (2 Kitap)

115.50TL

Yazar: Bruno Zevi, Renato De Fusco

Marka: Arketon Yayınları

Basım Tarihi: 2020 2021

Sayfa Sayısı: 376

Boyut: 15.5 x 23.5 cm

Stokta

9780456900709

Title:  

Ürün Açıklaması

Set, “İtalya’dan İki Kuramcı” Bruno Zevi ile Renato De Fusco’nun Arketon Yayınları tarafından yayımlanan iki kitabından oluşuyor.

 

MİMARLIĞI GÖREBİLMEK

Yirminci yüzyılın önde gelen mimarlık kuramcılarından Bruno Zevi'nin en ünlü çalışması olan Mimarlığı Görebilmek başlıklı kitabı, gözden geçirilmiş yeni basımıyla Arketon Yayınları arasındaki yerini aldı. Alp Tümertekin'in Türkçeye aktardığı, Aykut Köksal'ın yayın yönetmenliğini ve editoryal çalışmasını gerçekleştirdiği Mimarlığı Görebilmek, mimari gerçekliği çeşitli faktörler üzerinden tanımlayan ve farklı yaklaşımları irdeleyen Bruno Zevi'nin 1948'de kaleme aldığı ve bugüne dek tüm dillere aktarılmış çalışması. Zevi, bu kitabıyla, modernist mimarlık yazınının en parlak örneklerinden birini veriyor.

 Bülent Özer, 1961'de bu kitap üzerine şunları söylüyordu: "Çağdaş yapı sanatı alanında dünyaya ün salmış iki seçkin kişi bir üçüncüyü tanımlarken aşağı yukarı aynı övgülere başvuruyorlar. Övenler F.L.Wright ve Lewis Mumford, övülen insan ise Bruno Zevi. İlkin Mumford'a kulak verelim: 'Bruno Zevi, mimari düşüncenin değil yalnız İtalya'daki, fakat bütün Avrupa'daki önderidir!' Wright'ın yargısı bir bakıma daha da geniş, daha da kesin: 'Bruno Zevi, çağımızın en derin, en samimi eleştiricisidir. Onda, yapı sanatını görebilme, gördüklerini de korkusuz, aydınlatıcı terimlerle anlatabilme gücü var!'

 Bu olumlu yargıların en önemli dayanaklarından biri de, 'Saper vedere l'architettura' adlı denemede, yazarın büyük bir cesaretle ileri sürdüğü mimari görüş ve değerlendirmeler olsa gerek. Bu başlığı Mimariyi Görebilmek diye dilimize çevirebiliriz. Kitabın özü ve savunduğu tez, İngilizce baskısının başlığında üç kelimeyle anlatılıvermiş: 'Mekân olarak mimari'.

 Mimari çok kere sanıldığı gibi, birtakım genişlik, uzunluk ve yüksekliklerin toplamı demek olmayıp, kişinin duyup yaşadığı, içinde gezinip dolaştığı boşluğun, kapsanan bir mekânın, iç mekânın ta kendisidir. Yapı sanatıyla ilgili yargıların belirli bir kesinliğe ulaşması mekâna ait terimlerin mimariye uygulanmasına bağlıdır. Bu iş yapılamadığı sürece, mimarlık alanındaki inceleme ve araştırmalar, sosyal faktörlerin (fonksiyonun). konstrüksiyon verilerinin (tekniğin), volümetrik, ya da dekoratif niteliklerin (plastik ve pictural elemanların) sınırlarını aşamayacaktır.

 Mimarinin özü iç mekândır derken, mimari bir yapıtın bütün bütüne mekân verileriyle olup bittiğini söylemek istemiyoruz. Nitekim her bina, ekonomik, sosyal, teknik, fonksiyonel, estetik, dekoratif, volümetrik ve spasyal faktörlerin etkisi altında meydana gelir. Hatta, bunların herhangi birine göre yorumlamalar da yapılabilir. Gelgelelim, bir yapıdaki realitenin bütün bu faktörlerin toplamında bulunduğunu da unutmamak gerekiyor."

 

KİTLE İLETİŞİM ARACI OLARAK MİMARLIK

Renato De Fusco'nun, ünlü çalışması Kitle İletişim Aracı Olarak Mimarlık yayımlandı. "Mimarlık Göstergebilimi Üzerine Notlar" altbaşlığını taşıyan kitap, "Biçimi Olmayan İşlev", "İdeolojik Kriz İçindeki Mimarlık", "Kitle İletişim Aracı Olarak Mimarlık", "Kitle Kültüründe Eski ve Yeni", "Yeni Bir Değerlendirme İçin Ölçütler" ve "Bir Mimarlık Göstergebilimine Doğru" başlıklı bölümlerden oluşuyor. De Fusco'nun kitabını Türkçeye Fatma Erkman Akerson aktardı. Türkiye'nin dilbilim alanında önde gelen bilim insanları arasında bulunan Fatma Erkman Akerson'un çevirisi, De Fusco'nun kitabının önemini daha da artırıyor. Akerson, De Fusco'nun çalışması üzerine şunları söylüyor: "İkinci Dünya Savaşından sonra, İtalya’da köyden kente göçün hızlanmasıyla, kentlerin mimari düzeni alt üst olmuştu. Pek çok yeni yerleşim alanı açılmış, ama bu arada eski kent bölgeleriyle yeni kurulan bu yerleşim alanları arasında birçok uyuşmazlık ortaya çıkmıştı. Yeni binaların yapılması mutlaka gerekliydi, ama bu binalarla eski binalar arasında nasıl bir denge kurulacaktı? Eski binalar korunmalı mıydı? Nasıl korunmalıydı? Bu sorunları kim çözecekti? Bu konularda topluma duyarlık kazandırmak için ne yapılmalıydı? Bu kitap, bu sorunları sergiliyor ve bu sorunları çözmek için, önce mimarlığın nasıl bir sistem olduğu anlaşılmalı, diyor. Mimarlığın anlamı nedir, anlamı yalnız işlevinden mi ibarettir, bu anlam geniş kitlelere nasıl aktarılır gibi konuları işlerken, İtalya örneğinden çıkıyor olsa da, Türkiye’nin büyük kentlerinin sorunlarına da ışık tutuyor."

Arketon genel yayın yönetmeni Aykut Köksal ise, kitabın sunuş yazısında şöyle diyor: "Ferdinand de Saussure, 20. yüzyıl başında dilbilimi yeni bir paradigmayla ele alırken, 'yapı' (structure) ve 'göstergebilim' kavramlarını öne sürüyordu. Yüzyıl boyunca, Saussure'ün temellerini attığı 'dilbilim' pek çok disiplin için yol gösterici oldu, mimarlık da bunun dışında kalmadı. 'Yapı' kavramının mimarlık üzerinden ele alınması, 'tip' ve 'tipoloji' kavramlarını gündeme taşırken, dil, anlam, iletişim konuları mimarlığın önde gelen sorunsalları arasına katılıyor, işlevselci paradigma sorgulanmaya başlıyordu. Bu bakış, İkinci Dünya Savaşı sonrasında -De Fusco'nun deyişiyle- yüzyıl başındaki "etik ve estetik tutarlığını" yitiren mimarlığın yoğun bir eleştiriye tabi tutulmasını getirdi ve 1960'ların kuramsal çalışmaları Modernizm sonrasını hazırlayan köşe taşlarını oluşturdu. Örneğin Aldo Rossi'nin Şehrin Mimarlığı da De Fusco'nun kitabıyla yakın bir tarih taşıyor. Bu arada, Umberto Eco'nun, 'Göstergebilim Araştırmasına Giriş' alt başlığını taşıyan ve içinde mimarlık göstergebilimine ilişkin bir bölümün yer aldığı La struttura assente ('Eksik Yapı') başlıklı çalışmasının da aynı tarihlerde yayımlandığını unutmamak gerek. Kısacası, Renato de Fusco'nun çalışması, göstergebilim üzerinden bir mimari okuma sunarken, aynı zamanda mimarlık düşüncesinin belirleyici dönüm noktalarından birini işaretliyor."

 

Returns Policy

You may return most new, unopened items within 30 days of delivery for a full refund. We'll also pay the return shipping costs if the return is a result of our error (you received an incorrect or defective item, etc.).

You should expect to receive your refund within four weeks of giving your package to the return shipper, however, in many cases you will receive a refund more quickly. This time period includes the transit time for us to receive your return from the shipper (5 to 10 business days), the time it takes us to process your return once we receive it (3 to 5 business days), and the time it takes your bank to process our refund request (5 to 10 business days).

If you need to return an item, simply login to your account, view the order using the 'Complete Orders' link under the My Account menu and click the Return Item(s) button. We'll notify you via e-mail of your refund once we've received and processed the returned item.

Shipping

We can ship to virtually any address in the world. Note that there are restrictions on some products, and some products cannot be shipped to international destinations.

When you place an order, we will estimate shipping and delivery dates for you based on the availability of your items and the shipping options you choose. Depending on the shipping provider you choose, shipping date estimates may appear on the shipping quotes page.

Please also note that the shipping rates for many items we sell are weight-based. The weight of any such item can be found on its detail page. To reflect the policies of the shipping companies we use, all weights will be rounded up to the next full pound.

TEŞEKKÜRLER İlk baskısının ardından YEM Yayın’a “Memet Fuat Yayıncılık Ödülü” de kazandıran “Osmanlı Mimarisi”, çok sayıda uzmandan oluşan bir ekip tarafından hazırlandı. Uzun yıllara yayılan bir çalışma ve emek sonucunda ortaya çıkan bu eşsiz esere emeği geçenlerden bahsetmenin en iyi yolu, Doğan Kuban’ın kaleminden bir kez daha “Teşekkür” etmek: “Bu kitabın ortaya çıkmasına yardım eden, bilinçli bir sorumlulukla çaba gösteren pek çok insan var. Genelde yazar adı ile kitabın bütünleşmesi bir ürün olarak kitabı ortaya koyanların emeklerini unutturmamalı. Kitabın yayımlanması bağlamında Yapı-Endüstri Merkezi’nin, başta Doğan Hasol olmak üzere, idarecilerinin sürekli ilgisini vurgulamak istiyorum. Fakat ürünün asıl işçileri uzun, sabırlı, güleryüzlü fedakâr emekleri ile editörler Gülçin İpek ve Dilşad Aktaş’tır. Kitabın fotoğraflarını büyük bir duyarlık ve sorumlulukla tekrar tekrar çeken Cemal Emden’i başarılı çalışması için kutluyorum. Dil editörü Gültekin Tarı’ya, çizili belgelerin zenginleşmesine yardımcı olan Şirin Akıncı ve Nadide Seçkin’e, Kani Kuzucular’a, Nur Akın’a, Ayla Ödekan’a; Doğu Anadolu’ya ilişkin bazı fotoğrafları kullanmamıza izin veren Bünyad Dinç’e, Osmanlıca-Türkçe küçük yapı sözlüğünü hazırlayan Münevver Eminoğlu’na, geniş bir kaynak çalışması yapan Yonca Erkan’a, Sema Altındağ’a ve YEM Yayın’ın bütün ilgililerine teşekkür ediyorum.”

Bunları da beğenebilirsiniz

Sizin için seçtiğimiz ilgili diğer ürünlere göz atın