{"title":"99 TL KELEPİR Kitap FIRSATI!","description":"\u003cdiv data-widget-id=\"l85175\"\u003e\n\u003cdiv class=\"RootQuote_wrapper_mCHD7 RootQuote_flatQuoteWrapper_sZGVz qa-MessageViewer-RootQuote-Wrapper\" aria-label=\"Quote area\"\u003e\n\u003cdiv class=\"RootQuote_quotes_aQk-K\"\u003e\n\u003cdiv class=\"FlatQuote_wrapper_Du10O qa-MessageViewer-Quote-wrapper\"\u003e\n\u003cdiv class=\"FlatQuote_content_elF7k\"\u003e\n\u003cdiv class=\"FlatQuote_inner_d5tIA\"\u003e\n\u003cdiv dir=\"ltr\"\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003cstrong\u003e\u003cspan style=\"color: #666666; font-family: red Hat Display, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: medium;\"\u003eYEM Kitabevi'nde 99 TL KELEPİR Kitap FIRSATI!\u003c\/span\u003e\u003c\/strong\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003cspan style=\"color: #666666; font-family: red Hat Display, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: medium;\"\u003e\u003cb\u003e\u003cbr\u003e\u003c\/b\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\n\u003cspan style=\"color: #666666; font-family: red Hat Display, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: medium;\"\u003eBinlerce kitabımızı, çoook büyük indirimlerle 9\u003c\/span\u003e\u003cspan\u003e9 TL SABİT FİYAT avantajıyla sunuyoruz.\u003c\/span\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003cspan\u003eSeçili kitaplarda geçerli STOKLARLA SINIRLI bu çok özel fırsatı ancak hızlı davrananırsanız yakalayabileceksiniz.\u003c\/span\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\u003cspan\u003eAcele etmenizi tavsiye ederiz!\u003c\/span\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv\u003e\n\u003cbr\u003e\n\u003cdiv data-widget-id=\"l85176\"\u003e\n\u003cdiv class=\"RootQuote_wrapper_mCHD7 RootQuote_flatQuoteWrapper_sZGVz qa-MessageViewer-RootQuote-Wrapper\" aria-label=\"Quote area\"\u003e\n\u003cdiv class=\"RootQuote_quotes_aQk-K\"\u003e\n\u003cdiv class=\"FlatQuote_wrapper_Du10O qa-MessageViewer-Quote-wrapper\"\u003e\n\u003cdiv class=\"FlatQuoteControls_wrapper_CeGaB FlatQuote_controls_ua9L4\"\u003e\n\u003cdiv class=\"FlatQuoteControls_expander_yfD0G qa-MessageViewer-QuoteControls-Expander FlatQuoteControls_nonCollapsible_MxAHg FlatQuoteControls_fullHeight_1Ti0R\"\u003e\n\u003cdiv class=\"FlatQuoteControls_lineContainer_L31g7 qa-MessageViewer-QuoteControls-LineContainer\"\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003cdiv class=\"FlatQuote_content_elF7k\"\u003e\n\u003cdiv class=\"FlatQuote_inner_d5tIA\"\u003e\n\u003cdiv dir=\"ltr\"\u003e\n\u003cdiv dir=\"ltr\"\u003e\u003cspan\u003e\u003ci\u003eNOT: Kampanyada yer alan ve \"kelepir\" fiyatıyla sunulan bu kitaplar orijinal kitaplarla aynı özelliklere sahiptir. Taşıma, kargolama, depolama vb. sırasında renk değişimi, ezilme, yıpranma gibi çok küçük hasarları bulunabilmektedir.\u003c\/i\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e\n\u003c\/div\u003e","products":[{"product_id":"mimarlik-okulunda-hayatta-kalma-kilavuzu","title":"Mimarlık Okulunda Hayatta Kalma Kılavuzu","description":"YEM Yayın’ın, mimarlık eğitimi alan öğrencilere öğrenim hayatları boyunca yardımcı olması hedeflenen \u003cem\u003eMimarlık Okulunda Hayatta Kalma Kılavuzu\u003c\/em\u003e adlı yeni kitabı çıktı.\u003cbr\u003e \u003cbr\u003eHer yıl eğitime yeni başlayan mimarlık öğrencileri tasarım sırasında benzer hataları yaparlar; önemli elemanları projelerine yerleştirmeyi unuturlar. Bu derli toplu rehber kitap, öğrencilere yardımcı olacak en önemli ve temel ipuçlarını, yazarın esprili ve birbirinden güzel el çizimleri eşliğinde sunuyor.\u003cbr\u003e \u003cbr\u003eTürkçe’ye Prof.Dr. Özlem Erdoğdu Erkarslan tarafından çevrilen\u003cem\u003e Mimarlık Okulunda Hayatta Kalma Kılavuzu\u003c\/em\u003e’nun, mimarlık öğrencileri için temel başvuru kaynağı olması amacıyla hazırlayan kitabın yazarı Iain Jackson’ın kitaba ilişkin görüşleri şöyle:\u003cbr\u003e \u003cbr\u003e“\u003cem\u003eElinizde tuttuğunuz Mimarlık Okulunda Hayatta Kalma Kılavuzu, hem kendinizi daha etkili biçimde ifade etmenize hem de tasarımlarınızı daha dikkate değer ve doğru biçimde sunmanıza yardımcı olacaktır.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eHer bir sayfa, mimarlığın temel bilgilerine ilişkin önemli tavsiyeler içerir. Burada verilen ipuçlarını, ilkeleri ve rehber olma niteliği taşıyan bilgileri tasarımlarınızı daha etkin kılmak için kullanın. Mimarlık öğrencileri, genellikle, eleştiri (veya jüri) sırasında düşüncelerini aktarmak veya eleştirenin (jürinin) yanlış anlamalarını düzeltmek için çok uzun zaman harcar. Bu da, ortaya koydukları mimari değerleri ve fikrin gerçek bileşenlerini anlatabilmeleri için gerekli olan zamandan çalar. Basit çizim hatalarının ve dikkatsizliklerin iyi tasarımların niteliğini düşürmesine izin vermeyin.\u003cbr\u003e\u003cbr\u003eKitabın en önemli amacı, tasarım çalışmalarınızda sizlere yardımcı olmak ve düşüncelerinizi karşı tarafa doğru aktarabilmek için ihtiyaç duyacağınız becerileri geliştirmektir. Burada okuyacaklarınız ve gözlemleyecekleriniz dünyadaki mimarlık okullarında hemen her gün tartışılan konulardır. Bunları, tasarımlarınızı daha eğlenceli ve cesur hale getirebilmek, söylemek istediklerinizi doğru biçimde iletebilmek amacıyla, derse ve eleştiriye (jüriye) katılmadan önce yararlanabileceğiniz anımsatıcı notlar olarak kullanın.\u003c\/em\u003e” \u003cbr\u003e \u003cbr\u003e\u003cstrong\u003eİÇİNDEKİLER\u003c\/strong\u003e\u003cbr\u003eÇEVREMİZDEKİ DÜNYA 8\u003cbr\u003eBir kâşif\/kent gezgini olun\u003cbr\u003eBir not defteri ya da günlük tutun\u003cbr\u003eArazi gezileri: gezgin olun\u003cbr\u003eBir yapının fotoğrafı yapının kendisi değildir\u003cbr\u003eEskiz\u003cbr\u003eOkumak \u003cbr\u003eGeleneksel\u003cbr\u003eYoğunluk\u003cbr\u003eSokak\u003cbr\u003eKonturlar ve eğim\u003cbr\u003eÖrnek inceleme çalışması\u003cbr\u003eBir köşeyi dönmek\u003cbr\u003e100 köşe\u003cbr\u003eEğlenmek için çizim\u003cbr\u003eYerleşim (vaziyet) planı\u003cbr\u003eGündelik olan\u003cbr\u003eParçaların toplamı\u003cbr\u003e \u003cbr\u003eÖLÇEK HAKKINDA DÜŞÜNMEK 42\u003cbr\u003eSokak genişliği - yapı yüksekliği oranı\u003cbr\u003eYüzey alanı - hacim oranı\u003cbr\u003eÖlçekli çizim\u003cbr\u003eÖlçek her şeydir\u003cbr\u003eBir küpü ölçeklendirmek\u003cbr\u003e \u003cbr\u003eYAPI BİLEŞENLERİ VE TASARIM ÖLÇÜTLERİ \u003cbr\u003eKolon, kiriş ve duvar\u003cbr\u003eKolonun yerleştirilmesi\u003cbr\u003eBiçim için sorular\u003cbr\u003eYapı kabuğu\u003cbr\u003eDuvar\u003cbr\u003ePencere\u003cbr\u003eÇatı\u003cbr\u003eMerdiven \u003cbr\u003eSirkülasyon ve ıslak hacim\u003cbr\u003eYapının yönlenmesi\u003cbr\u003eYalıtım\u003cbr\u003eKapı\u003cbr\u003eKonsol\u003cbr\u003eBazen dokunmamız, bazen dokunmamamız istenir!\u003cbr\u003eMalzemeler\u003cbr\u003eSürdürülebilirlik\u003cbr\u003eDijital (sayısal) miras \u003cbr\u003e \u003cbr\u003eİLETİŞİM 90\u003cbr\u003eKimin için çiziyorsunuz?\u003cbr\u003eÇizgi kalınlıkları\u003cbr\u003eÇizimlerinizi adlandırın\u003cbr\u003eYazı tipi (font)\u003cbr\u003eAksonometri\u003cbr\u003ePlan\u003cbr\u003eKuzey işareti\u003cbr\u003eKesit \u003cbr\u003eGörünüş (cephe)\u003cbr\u003eYapının ana fikrini 20 saniyede çizin\u003cbr\u003eİnsanlar \u003cbr\u003eIzgara sistem (grid)\u003cbr\u003eIzgara sistemin bozulması \u003cbr\u003e \u003cbr\u003eSÜREÇ 116\u003cbr\u003eBağlam\u003cbr\u003eMüthiş bir zevk\u003cbr\u003eTören, mit ve ritüel\u003cbr\u003eMimarlığı salt mekâna, biçime ve ışığa indirgemeyin\u003cbr\u003eÖn-arka \/ kamusal-özel\u003cbr\u003eOdak\u003cbr\u003eAra mekânlar\u003cbr\u003eKronolojik çizim\u003cbr\u003eSeri görüntü\u003cbr\u003eEşik\u003cbr\u003eMekânın içinden - mekâna doğru\u003cbr\u003eKaide\u003cbr\u003eBiçim, teknoloji ve program\u003cbr\u003eMaliyet, yapım süresi ve kalite\u003cbr\u003e \u003cbr\u003eGELİŞME KAYDETMEK 142\u003cbr\u003eSözlü sunum\u003cbr\u003eGiyim ve stil\u003cbr\u003eMimarlık insanlar içindir \u003cbr\u003eAncak, şu tip insanlarla çalışmayın...\u003cbr\u003eİş yükünüzün, kilit hedeflerinizin ve yaşam biçiminizin planlanması\u003cbr\u003eGörüşünüz ne?\u003cbr\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370208833779,"sku":"9786058119192","price":280.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/9786058119192.jpg?v=1616017716"},{"product_id":"klasik-muzik-islikla-calinmaz","title":"Klasik Müzik Islıkla Çalınmaz","description":"\u003cblockquote class=\"blockquote\" style=\"margin: 0cm 0cm 0.0001pt; background-image: initial; background-position: initial; background-size: initial; background-repeat: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; vertical-align: baseline;\"\u003e \u003cspan arial=\"\" blinkmacsystemfont=\"\" cambria=\"\" font-size:=\"\" lang=\"EN-US\" neue=\"\" open=\"\" sans=\"\" sans-serif=\"\" system-ui=\"\" ui=\"\"\u003eCengiz Yetken’ in 20. yüzyıl mimarlığının en önde gelen isimlerinden Louis I. Kahn ile yaşadığı“öğrenme ve üretme” deneyimini özgün bir yaklaşımla aktardığı kitabı\u003cspan\u003e \u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003cspan arial=\"\" blinkmacsystemfont=\"\" cambria=\"\" font-size:=\"\" lang=\"EN-US\" letter-spacing:=\"\" major-latin=\"\" neue=\"\" open=\"\" sans=\"\" sans-serif=\"\" system-ui=\"\" ui=\"\"\u003eYEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003c\/span\u003e\n\u003c\/blockquote\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cb\u003e\u003cspan cambria=\"\" lang=\"EN-US\" major-latin=\"\" style=\"font-size: 11.0pt;\"\u003e“Büroda çalışırken, Beethoven’in 5. Senfonisi’ni ıslıkla çalma alışkanlığım vardı. ‘Cengiz, lütfen... Beethoven'ı ıslıkla çalamazsın!’ Bu, ani ve beklenmedik bir şeydi. Kahn devam etti: ‘Klasik müziği ıslıkla çalamazsın, ama mırıldanabilirsin.’”\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e Cengiz Yetken, Louis Kahn’ın Pennsylvania Üniversitesi Mimarlık Okulu’nun efsanevi yüksek lisans stüdyosunda öğrencisi olarak, ardından 1501 Walnut Caddesi’ndeki bürosunda genç bir meslektaşı olarak birlikte çalışıp, ürettiği bir isimdir. Yirminci yüzyıl dünya mimarlığının önemli aktörlerinden aynı zamanda düşünür,sanatçı, bir mimarlık gurusu olan Kahn’ın 1950’ler ve 70’ler arasındaki görece kısa ama parlak kariyerinde önemli projelerin masada olduğu bir dönemdir.Kitabın ismine taşınan Yetken-Kahn diyaloğundan da anlaşıldığı gibi bu kitap,mimarlığı bir yaşam biçimi olarak içselleştirmiş iki mimarın, yaşamın olağan akışı, müziğin tonaliteleri, tasarlama sanatı, bir binanın tuğla ve harç dışındaki deneyimleri, başlangıcının, oluşumunun, yaşamının, ölçülebilen ve ölçülemeyen değerlerinin, ışık ve sessizliğin esasının üzerine deneyimlerine ilişkindir\u003cu\u003e.\u003c\/u\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e Müge Cengizkan’ın editörlüğünü, Özlem Erdoğdu Erkarslan’ın çevirisini, Utku Lomlu’nun tasarımını üstlendiği kitap YEM Yayın tarafından okuyucu ile buluşuyor. Cengiz Yetken kitabı şöyle anlatıyor:\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e \u003cem\u003e“Hem mimarlık pratiğinde hem de tasarım eğitiminde bir profesör olarak geçirdiğim mesleki yaşamım boyunca, sık sık 20. yüzyılın belki de en seçkin mimarlarından biri olan Louis Kahn hakkında sorularla karşılaştım. Pek çok dostum Kahn hakkında yazmam için beni teşvik etti. İlk önce, çocuklarıma Lou ile yaşadığım deneyimi ve binalarının neden bu denli özel olduğunu aktaran bir dizi mektup yazmayı düşündüm. Ancak sonradan farkettim ki, bunları aslında mimarlık okullarındaki öğrencilere ve uygulamadaki arkadaşlarıma aktarmalıydım.Binalarının içine işlemiş tasarım duygusunu ve onları doğuran fikirleri iletmek için bu en iyi yol olacaktı. Giderek yazdıklarımın salt anılardan ibaret kalamayacağını ve tasarım eylemi üzerine ışık tutacağını anladım. Bu aynı zamanda, kendi tasarım anlayışımı da yeniden keşfetmemi sağlayan bir kişisel yolculuk oldu. Bu kitap Kahn’ın mimarlık yaklaşımını veya onun görüşlerini anlatmayı amaçlamıyor. Bu anılar Kahn ile beraberliğimden, sınıfından,bürosundan, binalarından ve bunca yıl mesleğin içinden öğrendiklerimdir.Yanıtlaması zor bir soruyu yanıtlamaya çalışıyorum: Kahn’dan ne öğrendim?”\u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e \u003cb\u003e\u003cspan cambria=\"\" lang=\"EN-US\" major-latin=\"\" style=\"font-size: 11.0pt;\"\u003eİÇİNDEKİLER\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e ÖNSÖZ\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e\u003cbr\u003e\r\n\u003cb\u003e\u003cspan cambria=\"\" lang=\"EN-US\" major-latin=\"\" style=\"font-size: 11.0pt;\" text-transform:uppercase=\"\"\u003ePENN’DE KAHN STÜDYOSU\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e\u003cb\u003e\u003cspan cambria=\"\" lang=\"EN-US\" major-latin=\"\" style=\"font-size: 11.0pt;\" text-transform:uppercase=\"\"\u003e1.BİR YABANCI ÖĞRENCİ\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e PHILADELPHIA\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cb\u003e2. “SANAT TANRI DİLİDİR”\u003c\/b\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e TANIŞMA\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e AĞACIN ALTINDA\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e ARZU \/ İHTİYAÇ\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e RICHARDS\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e MÜCADELE\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e MASANIN ETRAFINDA\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e BOYANMIŞ ÇİZGİLER\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e YERİ GÖRME\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e HAYAT HİKAYELERİ\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e MAKET YAPMAK\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e ŞİİRSELLİK\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e STRADIVARIUS\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e İNANÇ\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e MASANIN ETRAFINDA\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e PANEL\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e KAHN’I KOPYALAMAYIN\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e SENFONİ\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e KORİDOR\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e GİDİLEN VE GEÇİLEN\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e SORMA\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e SES\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e KESİŞİMLER\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e FİNAL JÜRİSİ\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e \u003cb\u003e\u003cspan cambria=\"\" lang=\"EN-US\" major-latin=\"\" style=\"font-size: 11.0pt;\" text-transform:uppercase=\"\"\u003e3. “MİMARLIĞIN VARLIĞI YOKTUR”\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e PROJE TANITIMI: FDR ANITI\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e ÇEŞME\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e MASANIN ETRAFINDA\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e YUNANİSTAN’DA MOZART\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e \u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e\u003cstrong\u003eCENGİZ YETKEN KİMDİR?\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNoSpacing\"\u003e1940 yılında Adana, Ceyhan’da doğar. ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nden 1963 yılında lisans, 1964 yılında yüksek lisans derecesi ile mezun olur. 1965 yılında Pennsylvania Üniversitesi’ne, Louis Kahn’ın stüdyosunda yüksek lisans eğitimi almaya gider, 1966 yılında mezun olur. Eğitimi sırasında çalışmaya başladığı Louis Kahn Bürosu’nda 1968 yılına kadar “proje yürütücüsü” olarak çalışır. Bürodaki çalışmalarının yanı sıra, 1966 ile 1968 arasında aynı zamanda Pennsylvania Üniversitesi’nde mimari tasarım stüdyosu yürüten bir öğretim üyesi olarak görev yapar. 1968 yılında Türkiye’ye döner ve mezunu olduğu ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nde 1975 yılına kadar mimari tasarım eğitimi verir. 1975 yılında ABD’ye dönmeye karar verir. 1977 yılına kadar Ball State Üniversitesi, Mimarlık ve Planlama Okulu’nda, 1981 yılına kadar ise Virginia Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışır. Akademiden mesleki uygulamaya geçmeye karar verir. 1981 ile 1986 arasında SOM Şikago’da kıdemli mimar olarak çalışır. 1984 yılında Amerikan Mimarlar Enstitüsü (AIA) üyesi olmaya hak kazanır. 1986 yılında kendi bürosunu açmaya karar verir, 1990 yılına kadar Oak Park’taki bürosunda mimari üretimin yanı sıra endüstriyel tasarım nesneleri de tasarlar, film yönetmenliği çalışmalarına devam eder. 1987 ile 1991 arasında Şikago Sanat Enstitüsü Okulu’nda konuk sanatçı olarak eğitim verir. 1990 yılından 2006’ya kadar uzun erimli bir çalışma hayatını Perkins+Will Şikago’da kıdemli proje mimarı olarak geçirir. 2006’dan 2009’a kadar ise aynı şirkete mimari tasarım danışmanlığı yapar. AIA üyesi olarak Illinois eyaletinde lisanslı mimar olmanın yanı sıra Türkiye Mimarlar Odası ve Fulbright Eğitim Komisyonu üyesidir. 2009 yılında emekliliğinin ardından Şikago ve Bodrum Demir Tatil Evleri’nde kişisel çalışmalarıyla ilgilenerek yaşamını sürdürmektedir.\u003c\/p\u003e\r\n","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370207850739,"sku":"9786257008051","price":490.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/9786257008051.jpg?v=1616018036"},{"product_id":"zoru-basarmak-10-bin-kisinin-yolculugu","title":"Zoru Başarmak: 10 Bin Kişinin Yolculuğu","description":"\u003cp class=\"MsoNormal\"\u003eKitap, 1875 yılının bir Haziran günü Alexander GrahamBell’in telefonu icadıyla başlıyor. Ardından Osmanlı döneminde Posta Nezareti’nin kurulması; genç Cumhuriyet ile birlikte PTT’nin devreye girmesi;1960’larda Netaş’ın kurularak haberleşme alanında öncülüğü üstlenmesi; Netaş’ın ekonomik, teknolojik, siyasi, sosyal zorlukları aşıp sürekli gelişerek ve yenilenerek günümüzdeki ilham veren lider konumuna ulaşması...\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e Bir kurum tarihinin ötesinde, \u003cspan style=\"letter-spacing: .05pt;\"\u003eTürkiye teknoloji tarihini belgelemek açısından da oldukça değerli çalışmanın ortaya çıkması için araştırmaları üstlenen ve metinleri kaleme alan Rıdvan Akar, kitabın “Sunuş” bölümünde şunları söylüyor:\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e “...Kurumsal tarih araştırmaları ülkemizde 1990’lardan sonra önem kazandı. Gerek Türkiye’de sadece 75 firmanın 100 yıllık geçmişe sahip oluşu, gerekse ‘kurucuların’ yaşamını kaybetmesiyle koskoca kurumsal geçmişlerin silinmesi nedeniyle o izlerin peşinde koşulmasına dönük merak, butür araştırmaların önünü açtı...\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e Kurumsal kültür Netaş’ta anlatılan değil, yaşanan veyazılan, yani kendini her defasında yeniden üreten bir tarihti. Bu bağlamda Netaş’ın öyküsüne baktığımızda ilginç kilometre taşları görebiliyoruz. Kuruluş ve gelişim sürecinde Netaş çok uluslu bir ortaklıktı. Ama ilginçtir ki Türkiye’deki karşılığı kârlılık değil, zaruretler ve ihtiyaçlardı. Ülkenin en önemli sorunlarından biri olan haberleşmede yaşanan sıkıntı ve açığın giderilmesi için kurulmuştu Netaş.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e Netaş’ı benzerlerinden ayıran başlıca farklılıklarından biri, ‘patronsuz’ olmasıydı. Tabii ki Netaş’ın sahipleri vardı, ancak biz‘sahiplenenleri’ kastediyoruz. Bu, yukarıda vurguladığımız aidiyet ve sorumlulukla ilgili bir refleksti. Kurumun, özellikle Türk genel müdürler dönemindeki gelişme ve büyüme sürecinde, çalışanların bir ‘iş’ten öte ‘milli bir görev’ duygusuyla hareket etmesi, bu sahiplenme sürecinin kilit noktasıydı...”\u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370211094771,"sku":"9786257008259","price":490.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/9786257008259.jpg?v=1616018060"},{"product_id":"mimarlik-nedir-ve-diger-100-soru","title":"Mimarlık Nedir? ve Diğer 100 Soru","description":"\u003cp\u003eYEM Yayın’ın, mimarlık, tasarım, kent, mekân vb. kavramlar üzerine düşünme, alışılagelen manzaraya farklı bir pencereden bakma niyeti taşıyan \u003cem\u003eMimarlık Nedir? ve Diğer 100 Soru\u003c\/em\u003e adlı yeni kitabı yayımlandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e Kolay okunmak ve iletişim kurmak üzere hazırlanan kitapta Rasmus Wern ve Gert Wingardh mimarlık, kent, tasarım, mekân üzerine sordukları 101 sorunun kısa ve uzun yanıtlarını, biraz mizahi, hatta kışkırtıcı denebilecek eleştirel dille arıyorlar.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e  Kitabı Türkçeye Prof.Dr. Özlem Erdoğdu Erkarslan kazandırdı. Erkarslan önce bir okur, mimar, akademisyen olarak tanışıp sonra çevirisini yaptığı \u003cem\u003eMimarlık Nedir? ve Diğer 100 Soru\u003c\/em\u003e’yu şöyle anlatıyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e  “Her mimarlık öğrencisinin hayali, ‘Mimarlığın Sırları’! adında bir tek kitap bulup okuyarak ‘aydınlanmak’tır. Özellikle birinci sınıfı bitiren öğrenciler, geriye dönüp baktıklarında öğrenme deneyiminden çok, kafa karışıklığı deneyimini tarifler. Bu süreçte bilgi, beceri, nosyon olarak o kadar farklı kazanım katmanı vardır ki bir öğrencinin kazanımlarını sınıflayarak tanımlayabilmesi çoğu zaman mümkün değildir. Bu nedenle, bütüncül tek bir doğrunun aslında var olabileceğini farz ederek o gizemli kitabın arayışından hiç vazgeçmez.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÇağdaş mimarlık kuramının \u003cem\u003etreatise\u003c\/em\u003e geleneğinden en önemli farkı, uygulama ve inşa etme bilgisinden sıyrılıp söyleme yönelmesidir. Örneğin, foseptiği nasıl kazdığımız mimarın sorumlu olduğu bilgiler arasından çıkmış, ama buna karşın, içinde foseptiği de barındıran ve yapının tutunduğu toprak ve gökyüzünü bir bütün olarak ele alan ‘yer’ kavramına dönüşmüştür. Bu arada inşa etme bilgisi parça parça başka uzmanlık alanlarına delege edilirken; düşünce, fikir, felsefe, söylem nasıl adlandırırsak adlandıralım mimarlığın tek tartışma alanı haline gelmiştir. ‘Büyük anlatı’ uygulamayı terk etmiştir; soyut olanın, fikrin daha önemli olduğuna hükmetmiştir. Artık kuram, görgül bilgiden bağımsızdır. İnşa etme geleneğinin rasyonelliği ikincilleştirilmiş, yerini teknoloji uzmanlığı almıştır.\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e  Kitabın yazarları Rasmus Wern ve Gert Wingardh bu kitapta aslında bir yandan ‘büyük anlatı’yı ince bir mizah diliyle eleştiriyor; öte yandan da, kitabın bizzat kendisi, başlığıyla ‘Mimarlığın Sırları’nı arayan o meraklı okuyucuya göz kırpıyor. Bu yapıt kolay okunmak ve iletişim kurmak üzere yazılmış. Mimarlık kuramının uzun ve dolambaçlı cümleleri yerine kısa ve basit açıklamalar var. Rasmus Wern ve Gert Wingardh, bizi ilk “treatise”lara  geri götürüyor. Anlatı parçalara bölünmüş ve iddialı bir sayıyla (101) konuyu ele aldığını söylüyor. Vitrivius’un ve Alberti’nin on maddelik kitaplarından sonra 21. yüzyılda herhalde ancak 101 madde tüm kapsama yetmiş olmalı!..\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKitapta söylenenlerin çoğunun daha önce de söylendiğini ifade eden yazarlar Rasmus Wern ve Gert Wingardh, böyle bir çalışmayı hazırlama gerekçelerini şöyle özetliyorlar:\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e “Bu kitapta söylenenlerin çoğu daha önce de söylendi. Adolf Loos gibi mimarlar, sanat ve mimarlık arasındaki ayrım hakkında kendilerini mükemmel bir netlikle ifade ettiler. Gunnar Asplund, zaman ve mekânın tarzı üzerine dahiyane yorumlar yaptı; Bruno Taut renk ve Jacques-François Blondel mimari karakter üzerine konuştu. Bu kitabı sözünü ettiğimiz eski bilgeliğin üzerine inşa ettik, onu çağdaş koşullara uyarladık ve bazı yeni fikirler ürettik. Başka bir deyişle, mimari tasarım yaparken izlenen süreci uyguladık.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e Mimarlar, daha öncesini bilemesek de, antik çağlardan beri mimarlığın özünü tanımlamaya çalışıyorlar. Diğer sanat türlerinin aksine, mimarlığın genellikle kendini açıklaması beklenir. Pahalı olacaksa, ne için bu bedeli ödediğimizi bilmeyi hak ediyoruz. Temel kullanışlılık ve rahatlık ölçütlerine ek olarak, mimarlık ürünü, bir imaj oluşturmak, tanıtmak veya gelir elde etmek de dahil olmak üzere, müşteri için birçok yönden ticari değer katabilir. Ancak mimarlığın gizemli özü bu tür faydaların ötesine geçer. Bu öz nedir? Biz işte bunu tarif etmenin 101 farklı yolunu bulduk. Yanıtlarımızdan bazıları \u003cem\u003e–\u003c\/em\u003etam da olması gerektiği gibi\u003cem\u003e–\u003c\/em\u003e çelişkili görünebilir. Hayatının bir döneminde kent yaşamına tanıklık etmiş herkesin bilebileceği gibi, aynı sorunun birden farklı doğru yanıtı olabilir. Konu hem çok eğlenceli hem de çok ciddi olduğundan kendi yapılarımızın ya da yanıtlarımızın tüm bu yelpazeyi kapsamaması garip olurdu.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBu kitap, okuyucunun mimarlığın ne kadar harika (ve duygusal) bir oyun olabileceğini takdir etmesine yardımcı olabilirse, bunu duymak ve öğrenmek bizi çok mutlu edecektir.”\u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370208702707,"sku":"9786257008280","price":280.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/9786257008280.jpg?v=1616018062"},{"product_id":"modulor-ve-le-corbusiernin-kulubesi","title":"Modulor ve Le Corbusier’nin Kulübesi","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eProf.Dr. Genco Berkin YEM Yayın’dan çıkan yeni kitabında “Modern Mimarlığın Babası” olarak da tanımlanan Le Corbusier’nin dünya mimarlığına armağan ettiği “Modulor” sistemini ve bu yöntemle kendisi için tasarladığı “Le Cabanon” adlı kulübesini anlatıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Bu kolay okunur, anlaşılır, taşınır mini kitabı her mimarın ve iç mimarın yanından hiçbir zaman ayırmadığı pergel, kalem ya da cetvel gibi ceplerde bir tasarım düsturu olarak taşınması amacıyla kaleme aldığını söyleyen Genco Berkin şunları söylüyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e “Günümüzün yaşam alanı seçiminde oldukça popüler olan ‘Tiny House’ ve ‘Small House’ gibi eğilimlerin temelinde fazlalıklarımızdan kurtulma ve doğanın içinde kendimizi bulma isteği yatmaktadır. Le Corbusier, bunu 100 yıl kadar önce Le Cabanon adı verilen, kendisi için yaptığı kulübe tasarımında gerçekleştirmiş ve deneyimlemiştir. Le Cabanon, aslında onun geliştirdiği oranlama sistemi olan Modulor’ün ete kemiğe bürünmüş halidir. Modulor’ün ortaya çıkışı, gelişmesi ve mimarlığa kazandırılması, uzun ve meşakkatli bir yolda menzilinden şaşmayan bir gezginin yaşadıklarına benzetilebilir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eLe Corbusier her ne kadar “Modern Mimarlığın Babası” sayılsa da kurduğu yapısal sistemin kökleri Helenistik dönem ve Rönesans’a kadar uzanır. Helenistik dönemdeki standardizasyona karşı büyük bir hayranlık besleyen Le Corbusier, mucidi olduğu “Modulor”deki oranlama dizisini Fibonacci dizisi sayesinde oluşturur. İnsan vücudunun ölçülerinden çıkan ve eklenerek büyüyen bu sistem sayesinde “insan-mobilya-mekân” üçlüsü ilk kez sayısal olarak ifade edilebilir hale gelmiştir. Günümüzde mimaride çığır açan parametrik tasarımın temellerini atan Christopher Alexander, Modulor’ün açtığı yoldan ilerlemiştir.Modulor, en basit tabiriyle tasarımcılar için (oran kaygısının yitirilmesini engelleyen) yapay çevre oluşturma kılavuzudur.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eŞayet Le Corbusier hiç yaşamamış olsaydı, bugün içinde yaşadığımız evlerimiz, işyerlerimiz ve okullarımız iki katından daha fazla bir maliyetle yapılacak; halkın büyük çoğunluğu nitelikli konutlardan mahrum kalacak, öğrencilerin bir kısmı da belki eğitim alamayacaktı. Üstelik bu yapıların hiçbirinde tasarım ve üretim açısından bir standart anlayış bulunmayacağından dolayı inşaat malzemelerinde sürdürülebilir bir üretim olamayacak ve bu ürünlere erişimde de sıkıntılar yaşanacaktı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBu kitap, Le Corbusier’nin küçük dünyasında yeşeren büyük hayallerine ve dünyayı daha yaşanabilir kılma adına planladığı emellerine nasıl ulaştığının izini sürmektedir. Okuyuculardan mimar veya iç mimar olanlar bu kitabı bitirdiklerinde tasarımda çözümün norm ve standart oluşturmaktan geçtiğini görecek; mobilya ve mekânın bir bütün olarak ele alınması gerekliliğine daha çok kafa yoracaklardır.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e İÇİNDEKİLER\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eGiriş\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eLe Corbusier ve Mimarlık\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eDoğu Seyahati\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eAlexander Klein ve Le Corbusier Etkileşimi\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eModulor’ün Doğuşu ve Kuruluşu\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eKulübenin (Le Cabanon) Doğuşu\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eEileenGray ve Le Corbusier Etkileşimi\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eLe Cabanon’un Ölçüleri\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eLe Cabanon’un Mobilyaları\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eLe Cabanon’un Çağdaş Mimarlığa Yansımaları\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eSonuç\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eModulor ve Le Corbusier’nin Kulübesi \u003c\/em\u003ekitabının kapak tasarımını ve çizimlerini Sedef Sav yaptı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48439370285299,"sku":"9786257008372","price":105.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/Modulor_LeCabanon_ONKAPAK.jpg?v=1624278488"},{"product_id":"tangul-akakinci-resme-adanmis-bir-omur-a-life-dedicated-to-painting","title":"Tangül Akakıncı: Resme Adanmış Bir Ömür \/ A Life Dedicated to Painting","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eYEM Yayın’ın, Ressam Tangül Akakıncı’yı, sanata ve resme yaklaşımını, eserlerini sanatsever okuyuculara aktarmak amacıyla hazırlanan yeni kitabı \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eTangül Akakıncı: Resme Adanmış Bir Ömür \/ A Life Dedicated to Painting\u003c\/em\u003e yayımlandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e\"Hep bir biçim kaygısı vardı içimde; renk kaygısı da vardı elbette ama özellikle görmeye alışık olmadığım biçimler yaratmak istiyordum...”\u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Sanat hayatına 1960’lı yıllarda Devlet Güzel Sanatlar Akademisi bünyesinde Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesinde başlamasına karşın, Süleyman Velioğlu ile birlikte 50 yılı aşan bir süre sanat çalışmalarına devam etmiş olan bir ressam Tangül Akakıncı. Akatünvel Sanat Topluluğu kurucuları arasında yer alan, 2021 yılında aramızdan ayrılan Akakıncı, yıllar önce Pelin Özer tarafından kendisiyle yapılan bir söyleşide sanat anlayışını derinlemesine ifade ediyordu:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Babam saraçtı, eski ustalardan. Çocukluğumda sık sık onun Eminönü, Küçükpazar’daki dükkânına giderdim ve orada at dünyasına ait çeşit çeşit obje görürdüm: Çerkes eyeri, İspanyol eyeri, kırbaçlar, koşumlar, terkiler, üzengiler... Bir çocuk için büyüleyici, merak uyandıran bir at dünyası... Babamın kullandığı kesici aletleri incelerdim. Bir yarım ay düşünün; keski denen saplı bir alet, babam onunla deri keserdi. Çok arkaik, bilmediğim, daha önce hiç görmediğim bir biçim. Deriyi dövmek, inceltmek için de demirden, enteresan bir alet kullanılırdı. İlginçtir, benim için önemli olan hep o aletlerin kendisiydi, onlarla yapılan işlem değil. O güne dek etrafımda bunlara benzer başka alet görmemiştim, daha sonra da görmedim, eğitimimde de o tür şeyler olmadı. Onların hepsini kaydetmişim; bunu sonradan fark ettim, resimlerimde o formlara yakın formlar karşıma çıkınca... Yolculuk böyle başladı. Bilinmeyen hep dikkatimi çekti...\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e... Daha çok anıtsal kayaları gözlemledim ve özümsedim. Taş dokusunu verebilmek için çok katmanlı çalışıyorum zaten; hep kazıyarak. Babam kesici aletiyle deriyi keser, döver, örselerdi. Ben baştan beri kat kat çalıştığım boyaları jiletle kazıdım. Babamdan farklı olarak, ben aynı işlemi boyayla yapıyorum. Kat kat çalışıyorum, kazıyorum. Kazıdıktan sonra kompozisyon dahil olmak üzere yeni bir biçim anlayışı geliyor; figüründen tonuna resim dönüşüyor. Sonra tekrar kazıyorum, tekrar çalışıyorum.Jiletten başka alet kullanmadım. Hoca spatülle çalışırdı. Biz hep kâğıda çalışırız. Hoca üstübeçle beyaz tutkalı karıştırır, belli bir kıvama getirir, spatülle beyninde oluşturduğu biçime kâğıtta nasıl yer vereceğini düşünür, o kalın mamayı spatülle döşerdi. Başlardı üstüne renkleri koymaya; renkleri koyduktansonra baktı olmuyor, başlardı kazımaya. Ben spatül kullanmıyorum, boyayı fırçayla koyuyorum. Ama kazımaya başlayınca faraş dolusu boya çıkar, dünyanın belki de en çok boya kullanan ressamları bizleriz. Kat kat çalışıyoruz. Bunlardan üst üste kaç kompozisyon, kaç katman çıkar. Başlarız kazımaya; olmadı, beğenmedik, bozarız. Çalışılır çalışılır, biter ya da bitmez. Bir resim ne kadar sürede biter, bunun hiç ölçüsü olmadı. Üç sene çalıştığımız resimler de oldu. Hocanın ölümünden sonra olabildiğince kendimi korumaya çalıştım. Neden korumaya çalıştım? “Az iyi”den, geçiştirmekten ve güncel olmaktan...”\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eTANGÜL AKAKINCI: A LIFE DEDICATED TO PAINTING\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e“... There was always a form of sensitivity that I had. Of course, there was also color sensitivity, but I especially wanted to create forms with which I was unfamiliar...”\u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Tangül Akakıncı is a painter who began her artistic career in the 1960s at the State Academy of Fine Arts, in the atelier of Bedri Rahmi Eyüboğlu, but she continued to work with Süleyman Velioğlu for more than 50 years. In an interview with Pelin Özer, carried out years ago, Tangül Akakıncı, one of the founders of Akatünvel Art Group who passed away in 2021, expresses her understanding of art in detail in depth.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370210210035,"sku":"9786257008501","price":490.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/TANGUL_AKAKINCI_KAPAK.jpg?v=1650286564"},{"product_id":"palimpsest","title":"Palimpsest","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eGörsellik ve yazı hiç böyle buluşmamıştı…\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eDeniz Barlas Velioğlu’nun, \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003ePalimpsest\u003c\/em\u003e adlı kitabı YEM Yayın’dan çıktı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Deniz Barlas Velioğlu, geliştirdiği özgün sanat anlayışını şu şekilde anlatıyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Geliştirdiğim görsel-yazılı dil iki temel katmandan oluşuyor: Çoğunlukla gazete sayfaları gibi basılı malzemeler ve üzerinde kurguladıklarım. Tek başına sınırlı anlamlar içerebilecek bu iki dünyanın diyaloğu\/çarpışması, ‘artı anlamlar’ doğuruyor. Gazete sayfası, yazıları, fotoğrafları, renkleri ve dokusu ile çoğu zaman benim için esinleneceğim görsel-anlamsal bir başlangıç noktası oluşturuyor. Üstte kurguladığım dünya ise bazen alttakinin varlığını reddedip görmezden geliyor bazen de ona cevap veriyor. Her iki durumda da anlamsal bir bütünlük oluşturuyorlar. Bu birlikteliğin izleyicide de yeni çağrışımlar uyandırarak onu yolculuklara çıkaracağını umuyorum.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Deniz Barlas Velioğlu’nun resimleri hiçbir şeyin göründüğünden ibaret olmadığını bize hatırlatıyor ki bence bu sanatın temel işlevlerinden biridir.”\u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e- Prof.Dr. Haluk Şahin, Öğretim Görevlisi, İletişim Kuramcısı, Yazar\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/em\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Bakar ve okurken kendi palimpsestimde kayboldum; hem ‘ortak’ (sosyolojik) hem de ‘tekil’ (psişik) bir tecrübeydi. Sizlere de tavsiye ederim.”\u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e- Prof.Dr. Orhan Tekelioğlu, Kültür Sosyoloğu\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eBenim gözümde Deniz’in resimleri çarpıcı bir kitap kapağı veya bir afiş kadar güçlü ve anlamlı. Yazılı dil ile görsel dili harmanlıyor, düşünsel-sanatsal bir katman oluşturuyor.”\u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e- Uğurcan Ataoğlu, Alametifarika Kurucu Ortağı ve Tasarım Direktörü, Öğretim Görevlisi\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Gazete sayfaları, baskı dokümanları üzerine yaptığı resimleri görünce ‘çağımızın gerçek sanatı işte budur’ diye yorumladım.”\u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e- Rahmi Çöğendez, RC Art Gallery\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Deniz’in resimleri için yaptığım müzik çok güçlü bir vecd hali ile ortaya çıktığından benim için hâlâ çok özel bir değer taşıyor.” \u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e- Prof.Dr. Yüksel Demir, Mimar\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e “Her yerde şifreler, ipuçları var. Sonsuz bir oyun gibi, gerçek bir buluş.”\u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e- Prof.Dr. Hülya Kayserili, Genetik Bilimci\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eDENİZ BARLAS VELİOĞLU KİMDİR?\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eDeniz Barlas Velioğlu 1961 yılında İstanbul’da doğdu. İlkokulu Londra, Brigthon, Ankara gibi farklı kentlerde okudu. Orta ve lise eğitimini TED Ankara Koleji’nde tamamladı. 1982 yılında ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. 1989-2009 yılları arasında ulusal ve uluslararası reklam ajanslarında Yaratıcı Yönetmenlik ve Ajans Başkanlığı yaptı. Ulusal ve uluslararası yarışmalarda çok sayıda ödül kazandı, jüri üyelikleri ve başkanlığı yaptı. Çocukluk yıllarında başlayan sanata ve tasarıma olan ilgisi nedeniyle özellikle resim alanında çalıştı. Kişisel sergiler açtı, karma sergilere katıldı. 150’yi aşkın yapıtı yurtiçi ve yurtdışındaki çeşitli koleksiyonlarda bulunan sanatçı, halen İstanbul ve Bozcaada’daki atölyelerinde resim çalışmalarını sürdürmektedir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003ePALIMPSEST\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eDeniz Barlas Velioğlu describes her artistic life and her unique understanding of art as follows:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“The visual-textual language I developed consists of two basic layers: mostly newspaper pages and what I’ve built on them. The dialogue\/collision of these two worlds, which can have limited meanings on their own, creates ‘additional meanings’. With its writings, photographs, colors, and textures, most of the time the newspaper page creates a visual-semantic starting point for me that I will be inspired by. The world I build on it, on the other hand, sometimes rejects and ignores the existence of the one below, and sometimes responds to it. In both cases, they form a semantic unity. I hope that this union will awaken new associations of ideas in the minds of viewers and take them on new journeys.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e“Deniz Barlas Velioğlu’s paintings remind us that nothing is just what it seems, which I think is one of the main functions of art.”\u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e- Prof.Dr. Haluk Şahin, Lecturer, Communication Theorist, Author\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e“I was lost in my own palimpsest as I stared Deniz’s paintings; unfortunately, it was both a ‘common” (sociological) and an ‘individual’ (psychic) experience. I suggest that you do it.”\u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e- Prof.Dr. Orhan Tekelioğlu, Cultural Sociologist\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e“To my eyes, her paintings are as powerful and meaningful as a stunning book cover or a poster. She creates a philosophic-artistic layer by blending textual language and visual language.”\u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e- Uğurcan Ataoğlu, Co-founder and Design Director of Alametifarika, Lecturer\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eI started to follow Deniz’s works and especially when I saw the paintings she drew on newspaper papers and printed documents, I commented that “this is the real art of our age.”\u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e- Rahmi Çöğendez, RC Art Gallery\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e“But the score I composed for Deniz that night is still very special to me, as it was born from a powerful state of ecstasy.” \u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e- Prof.Dr. Yüksel Demir, Architect\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e“\u003c\/em\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eThere are passwords, hints everywhere. It's like an endless game, a real breakthrough.\u003c\/em\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e”\u003c\/em\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e- Prof.Dr. Hülya Kayserili, Geneticist\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eWHO IS DENİZ BARLAS VELİOĞLU?\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eDeniz Barlas Velioğlu was born in 1961 in Istanbul. She attended primary school in cities, including London, Brighton, and Ankara. She completed her secondary and high school education at TED Ankara College and graduated from the Sociology Department at METU in 1982. Between 1989 and 2009, she worked as a Creative Director and CEO for national and international advertising agencies. She has won many awards both in national and international competitions, and has taken part in some of them as a member and head of the jury. Since her childhood years, she has worked in the field of painting and has a strong interest in art and design. She has opened personal exhibitions and participated in group exhibitions. As an artist with over 150 works in various national and international collect\u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370209423603,"sku":"9786257008570","price":910.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/YEM_PALIMPSEST_KAPAK.jpg?v=1667469302"},{"product_id":"bir-anadolu-kentinin-modernlesmesi-sivas-ta-cumhuriyetin-meksnlari-1930-1981","title":"Bir Anadolu Kentinin Modernleşmesi: Sivas’ta Cumhuriyetin Mekânları, 1930-1980","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eSivas'taki Cumhuriyet dönemi Mimarlık çalışmalarının kapsamlı bir envanterini sunan, Doç.Dr. Uğur Tuztaşı ve Dr. Pınar Koç tarafından yönetilen “ \u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eBir Anadolu Kentinin Modernleşmesi: Sivas'ta Cumhuriyetin Mekânları, 1930-1980”\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/em\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e adlı kitap YEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e Doç.Dr. Uğur Tuztaşıve Dr. Pınar Koç; SURTAŞ İnşaat ve Akaryakıt A.Ş.'nin katkılarıyla yayımlanan bu kitap kaleme alma açıklamaları şöyle özetleniyor:\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e2016 yılından itibaren süregelen alan çalışması, arşiv araştırmaları, diğer belgeleme yöntemleri ve sürekli güncellenen bilgi dağarcığı sonunda ortaya çıkan bu çalışmayla Sivas'ta 20. yüzyıl mimarlık durumunun ortaya çıkmasının ve modernleşme pratiğinin kent dokusundaki izleklerinin takip edilebilmesi. Yapı-bozuma uğrayan Modern Mimarlık'ın evrenselliği geçersiz kılınmış ve 'modern', temelen yerel olarak kurulmuş diyalog aracılığıyla yerel gezinmelerini üretmiştir. Elbette yerel olan, amaçlı bir sunum biçimi olarak sadece gösterilen\/seçilen bir mimari pratik değil ama aynı zamanda yerel karşılaşma, farklı mekanda sezilen\/sezinlenen bir pratiktir. Bu nedenle yerel mimari külliyat ile Modern Mimarlık arasında bağ, içselleştirme süreci olmaksızın kavranabilecek bir durum söz konusu değildir. Bu bağlamda \u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eBir Anadolu Kentinin Modernleşmesi: Sivas'ta Cumhuriyetin Mekânları, 1930-1980\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/em\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e isimli bu eser, salt bir katalog olmak gibi modern-yerel arasındaki karşılaşmayı ve diyaloğu Sivas'ın performansında özelliklerik amacıyla da tarzda. Mustafa Kemal Atatürk'ün Sivas'ı ziyareti sırasında ifade ettiği 'Cumhuriyetin temellerini burada attık' sözü ve Erken Cumhuriyet döneminin önemli kamu olay girişimlerinden olan Sivas Cer Atölyesi'nin bilinmeyen mekandaki modernleştirici tahakkümü bölgesinde bu kitap, Cumhuriyetimizin 29 Ekim 2023'te kutlanacak olan 100 . yılın anısına ithaf edilmiştir...”\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e Kitap, Sivas'taki modernleşme pratiğinin ayrı mekanlardaki deneylerini deşifre etmek amacıyla kurgulanan altı ana bölümden oluşuyor:\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eBirinci bölüm, 'Kent Meydanı'nın Dönüşümü' olup bu kesici alan, kent, yıkım-yeniden inşaa edilen parçalara ve daha fazla maruz kalan bölgedir.\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e'Kentsel Açık Alanlar' bölümü, kamusal görünenin yeni tanımı olan, mekandaki yeşilleşmeye izini sürüyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e'Yıkılan Yapılar' bölümü ise 1930-1980 zaman aralığında inşa edilen ve çeşitli sebeplerden dolayı yıkılan yapılar resmetmektedir. Bu bölüm beraberinde bir ironiyi de getirmektedir. Öyle ki, öğrencinin ilk çıkışı olan 2018 yılındaki sergisinde ayakta olan ancak sonrasında maalesef yıkılan yapılar bu gruba dahil oldu. Yaklaşık dört yıl gibi bir dönemi kapsayan süreç 20. yüzyılda inşa edilmiş pek çok yapı için hızlandırılmış bir yıkım süreci yürümüştür. Kısaca, Sivas'ta 20. yüzyıl mimari akışıyla hızla eriyen bir sürece yayıldı ve bu kitap, bu genel kapsamlı bir belgeleme özelliğinden bahsetti.\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eKitabın dördüncü bölümünde, ayrılan mekândaki 'Kamu Yerleşmeleri' konu edilmektedir. Devlet Demiryolları Yerleşkesi, Cer Atölyesi Yerleşkesi, Çimento Fabrikası ve Yerleşkesi gibi önemli kamu kurumsal girişimleri, Sivas'ta Erken Cumhuriyet döneminin modernleştirici araçlar olarak ortaya çıkarken, 1950 sonrasında kamu yönetiminin taşra teşkilatları olarak organize edilen Karayolları ve Devlet Su İşleri gibi bölgelikler de kuruluşa büyük parçalar halinde nakledilmiştir.\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e'Kamusal Yapılar' adlı kitabın beşinci bölümü, mekânda kamu yapılarının etkinliği üzerine yoğunlaşmış ve 20. yüzyılda kentte kamusallığın sürekli büyümekte olan, iş hanları, okullar ve hastaneler gibi öne çıkan yapı türleri sunulmaktadır.\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003e\u003cspan style=\"vertical-align: inherit;\"\u003eKitabın son bölümünde ise kentteki modern 'Konutlar' yine kronolojik bir izlekle aktarılmıştır. Bu içerikte kira apartmanlarından kooperatif çalışmalarına kadar genişleyen bir çeşitliliğin olmasına dikkat edilmiştir.\u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370206212339,"sku":"9786257008617","price":490.0,"currency_code":"TRY","in_stock":false}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/Sivasta_Cumhuriyetin_Mekanlar_KAPAK_50905a43-469b-4872-b297-644afc6f9ee4.jpg?v=1671443877"},{"product_id":"sivas-i̇cin-duslemek-mimari-studyo-seckileri-2014-2021","title":"Sivas İçin Düşlemek: Mimari Stüdyo Seçkileri 2014-2021","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eYEM Yayın’ın, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde gerçekleştirilen mimari stüdyo uygulamalarının kapsamlı bir seçkisinden oluşanve Sivas’ı bir deney mekânı olarak kavrayan “Sivas İçin Düşlemek: Mimari Stüdyo Seçkileri 2014-2021” adlı yeni kitabı çıktı.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Kentler, mimarlık okulları için bir laboratuvar alanıdır. “Sivas İçin Düşlemek” teması da bu deney mekânının, mimari stüdyo bağlamındaki pedagojik yaklaşım biçimini işaretlemektedir. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde 2014-2021 yılları arasında gerçekleşen mimari stüdyo uygulamalarının bir seçkisinden oluşan, Doç.Dr. Uğur Tuztaşı ve Dr. Pınar Koç tarafından yayına hazırlanan bu kitap, Sivas’ı bir deney mekânı olarak kavramıştır. Kentin deney mekânı olarak kavranması, mimarlık öğrencisinin sadece tanımlanmış bir sorun alanına çözümler üreten bir proje sürecine tabi olmasını değil aynı zamanda sezgisel ve algısal tüm duyargalarını kente açmak ve kentin gündelik ritmini de hissetmek üzerine kurgulanan bir keşif süreciyle sarmalanmasını sağlamaktadır.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eÖğrencileriyle birlikte tasarım stüdyolarında Sivas için birlikte düşleyerek proje üreten Uğur Tuztaşı ve Pınar Koç’un tasarım stüdyoları, öğrencilere kattıkları ve kitaba ilişkin görüşleri şöyle:\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“...Bir tasarım stüdyosunun farklı içeriklerle tasarlanmış olması gerekir. Tanımlanan problemin ve stüdyo katılımcılarının tasarım stüdyosundaki pozisyonu ne olursa olsun, süreci tekdüzelikten kurtarmak üzere stüdyo ortamını hareketlendirmek elzemdir. Yeri geldiğinde uzaklaşarak ana soruna mesafelendiren uygulamalar ve diğer pedagojik yöntemler stüdyoya eklemlenmelidir. Çeşitlilik, başlangıçta belirlenen problem alanının kaçınılmaz süreç ve sonuçlarına doğrudan açılan fikirler, üretimler ve stüdyo katılımcılarının görmezden gelinen diğer anlamlarını\/yeteneklerini açığa çıkartabilir. Pedagojik araçlardaki değişim, deneysel uygulamalar için elverişli ortamı hazırladığından tüm katılımcıların farklı tasarım etkinlikleri karşısında aldığı pozisyon ve sunduğu çözümler daha kolay ayırt edilir. Homojen bir stüdyo ortamı olarak proje grubu bazında değerlendirilen katılımcıların farklı öğrenme biçimleri ve farklı yöntemler karşısında farklı beceriler geliştirme kapasiteleri olduğu keşfedilir.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eBeceri, yetenek ve görsel düşünce açısından mutlak doğrunun olmadığı heterojen stüdyo ortamının varlığı kabul edildikçe roller yeniden tanımlanır. Tasarım araştırması ve tasarım etkinliğine dayanan sorumluluk biçimlerinin dağılımı her yöntem \/uygulama değişiminde nasıl değişiyorsa, stüdyo ortamının başka araçlarla beslenmesi de tasarlama ediminin çeşitliliğini geliştirir. İster gizli müfredat uygulamaları olsun ister deneysel yöntemler olsun praksise dönüştürülen tüm yöntemler, stüdyo ortamını biçimlendirir. Sonuçta varılan yol, tek çıkar yol olmayan ve çeşitlilikle sınanmış üretken bir ortamın kendisidir...\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eProje gruplarında yürütülen süreç, ölçek ve içerik farklılaşması, proje konularının seçilme yöntemini de belirlemektedir. Bu aşamada belirleyici temel iki etken bulunmaktadır. Bunlardan ilki, kentte önemli dönüşüm alanlarını, çöküntü mekânlarını ya da atıl parçaları yenileme ve iyileştirmeye yönelik girişimlerdir ve bu türden temalar, kent gündemine kendiliğinden taşınmaktadır. Proje konularının seçilme yöntemini belirleyen ikinci temel etken ise, mimarlık eğitim müfredatının sunduğu olanaklar ve her bir dönemde öğrencinin mesleki deneyiminin ulaştığı farklı düzeydir. Bir başka anlatımla, mimarlık eğitim müfredatının ‘omurgası’ olarak mimari stüdyo, kentsel mekânda mevcut düzenin eleştirisi olarak ortaya çıkar ve stüdyo, tasarlama edimini, durağan bilgi olmaktan çıkararak pratik haline dönüştürür. Bu da, mimari stüdyonun geleneksel kalıplarını aşarak stüdyo içerisine strateji, taktik gibi tasarım mekanizmalarının angaje edilmesini sağlar.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e‘Sivas İçin Düşlemek’ teması ekseninde belirtilmesi gereken bir diğer konu ise, mimari proje stüdyolarının bitimsiz ve soluksuz bir süreç olarak kurgulanması yerine, kimi zaman, stüdyoda tasarım çeşitliliğini artırmak, tasarım sürecini verimli hale getirmek ve tasarım edimini, stüdyoya daha fazla nakletmek amacıyla, küçük duraklama noktalarının inşa edildiğidir. Bunun anlamı, genellikle keşfedilmesi beklenen bir sorun alanı, öznel deneyimler ve çözüm için üretilmiş alternatif tasarımlardan oluşan mimari stüdyonun eskiz sınavı ya da eskiz uygulamaları aracılığıyla bir rahatlama\/gevşeme\/mesafelenme mekânı üzerinden sunulduğudur. Bir tür durup-dinlenme, projeye ve proje sürecine mesafelenme aşamasını temsil eden bu süreç, tasarım egzersizlerinin yapıldığı bir başka deneyim alanını stüdyoya taşımaktadır. Özelleşmiş bir pedagojik yöntemin kurgulanmadığı bazı eskiz uygulamalarında, çoğunlukla, yine kentsel deneyimin ön plana çıkarıldığı tasarımlar üzerinde durulmaktadır. Böyle bir içerik, bir anıt tasarımından oluşabileceği gibi kentsel ölçekte güncel sorunlara dair bir mekânsal organizasyon olarak da kurgulanabilir. Sonuçta, tüm bu sürecin temel itkisi, bir mimarlık öğrencisi ve bir mimar adayı olarak bireyin, kentsel mekânı deneyimlemesi ve bunu içselleştirmesinin sağlanmasıdır. \u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eKenti deneyimlemek üzerine kurgulanan tüm bu sürecin amacı, içinde yaşanılan yapılı çevreyi tanımak, kentsel değerleri algılamak ve kentsel katmanlar arasında geçirgen bağıntıları çözümleyebilmek olarak tarif edilebilir. Daha özelleşmiş bir ilgi alanını vurgulayan bir ifadeyle, Sivas’ın kentsel ölçeğini kavrayabilmek, tarihi mekân algısını artırabilmek, tarihsel çevre katmanlarını sorgulamak, yaşanan kent için farkındalık tanımlamak gibi içerikler, ‘Sivas İçin Düşlemek’ ekseninde ele alınan proje konularının hedeflediği temalardır. Ayrıca kitapta ele alınan proje konuları, kent gündemindeki güncel konular ile birlikte tek yapı ölçeğinden kentsel ve tarihsel çevre analizine, Sivas kent hafızasında yer etmiş kalıtsal imgeler üzerinden geliştirilen anıt tasarımlarına kadar çeşitlenen bir deney mekânının sonuç ürünlerini ve sürecini içermektedir. Bu içerik, aynı zamanda, kentsel mekânda geleceği öngören olası potansiyelleri açığa çıkarmak ve mekânsal senaryolar üzerinden alternatifler üretmek anlamında da kurgulanmıştır...”\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e Kitapta yer alan ve Sivas’ta üzerine proje, tasarım geliştirilen alanlar ile çalışma başlıkları şöyle sıralanıyor:\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cul data-mce-fragment=\"1\"\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eSivas Yıldız Blokları Yerleşkesi ve Yakın Çevresinin Yeniden Değerlendirilmesi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eKesit Modellerden Mekânsal İşleve:Serbest Tasarımsal Denemeler\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eEski Askeri Hastane Yerleşkesinde Öğretmen Evi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eEski 4 Eylül Stadyum Alanının Yeniden Değerlendirilmesi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eSivas Yüksek Hızlı Tren ve Demiryolu Mirası Anıt Tasarımı\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eSivas Arkeoloji Müzesi Yakın Çevresinin Analizi ve Etnografya Müzesi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eTarihi Meydan Cami Yakın Çevresinin Yeniden Değerlendirilmesi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eTarihi Güdük Minare Yakın Çevresinin Yeniden Değerlendirilmesi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eHöllüklük Caddesi’nin Geleneksel Dokusunun Analizi ve Yeni Yapı Önerileri\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eTarihi Jandarma Binası ve Yakın Çevresinin Yeniden Değerlendirilmesi: Sivas Kent Müzesi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eGeçici Yüksek Hızlı Tren İstasyonu\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eEski Numune Hastanesi ve Yakın Çevresinin Yeniden Değerlendirilmesi: Sivas Kent Müzesi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eSivas Cumhuriyet Üniversitesi Kampüsünde Hukuk Fakültesi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eSpor Kompleksi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003e4 Eylül Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Kampüs Tasarımı\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eSivas Cumhuriyet Üniversitesi Kampüsünde Tabiat Tarihi Müzesi ve Bilim Merkezi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eTarihi Subaşı Hanı Yakın Çevresinin Yeniden Değerlendirilmesi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eTarihi Buğday Pazarı Alanının Yeniden Değerlendirilmesi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eTarihi Eski Cezaevi Binasının Yeniden Değerlendirilmesi ve Etnografya Müzesi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eTürkülerin Başkenti Sivas Anıt Tasarımı\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eMuzaffer SarısözenAnıt Tasarımı\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eÇeşme Tasarımları\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eAşık Veysel Şatıroğlu Anıt Mezar Tasarımı\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003eSivas Kongresi 100. Yıl Anıt Tasarımı\u003c\/li\u003e\r\n\u003c\/ul\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e\r\n","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370210177267,"sku":"9786257008457","price":630.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/products\/YEM_SIVAS_ICIN_DUSLEMEK_KAPAK_d2c7ece9-0b37-4ed9-89de-8d9f09cd1cf3.jpg?v=1677655426"},{"product_id":"mehmet-gazioglu","title":"Mehmet Gazioğlu","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong\u003eFotoğraf, dijital sanat, metal duvar heykelleri ve metal heykeller üretmiş olan çok yönlü sanatçı Mehmet Gazioğlu’nun eserlerinin yanı sıra yaşam öyküsüne de yer verilen \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMEHMET GAZİOĞLU\u003c\/em\u003e adlı kitap İngilizce-Türkçe olarak YEM Yayın’dan\u003c\/strong\u003e \u003cstrong\u003eçıktı.\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eMehmet Gazioğlu çocukluğundan itibaren sahip olduğu hayal gücünü, büyüdükçe malzemesini insandan, hayattan devşirip; tekniğini resimden, fotoğraftan, yazıdan, çiziden, sesten, görüntüden, dijital teknolojiden, metalden kotarıp; mayasını günümüzden, disiplinden yoğurarak sanat kozasını örmüş bir sanatçı...\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eKitap; başta sanata ilgi duyanlar olmak üzere hayalini, rüyasını anlatmanın yollarını arayan herkese ilham kaynağı olmaya aday bir sanatçıyı, Mehmet Gazioğlu’nu yakından tanıma fırsatı sunuyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eMüge Gazioğlu tarafından yoğun bir çabanın sonucunda yayına hazırlanan kitabın grafik tasarım konstepti ise Selim Cennetoğlu tarafından yapıldı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eCenk Gençdiş, kitabın Önsöz’ünde Mehmet Gazioğlu’nu ve çalışmalarını şöyle anlatıyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“…Mehmet Gazioğlu, çocukluğundan itibaren sahip olduğu hayal gücünü, büyüdükçe malzemesini insandan, hayattan devşirip; tekniğini resimden, fotoğraftan, yazıdan, çiziden, sesten, görüntüden, dijital teknolojiden, metalden kotarıp; mayasını günümüzden, disiplinden yoğurarak sanat kozasını ördü… Hayalini, rüyasını, anlatmak istediği görsel masalları hangi teknikle görünür kılacaksa büyük bir disiplinle o tekniğin detaylarını öğrenmeye zaman ayırdı. Saatlerce, günlerce fotoğraf dersleri dinledi; fotoğraflar izledi, İstanbul sokaklarında, Hindistan şehirlerinde, Nepal yollarında sahip olduğu makineyi, objektifleri en verimli şekilde kullanmak için yorulmak bilmeden çalıştı… Herkes için normal, herkes için güzel, herkes için sıradan olabilecek görüntüleri kaydetti. Ancak bir farkla: O görüntüleri izlerken de fotoğrafları çekerken de fotoğrafları değerlendirirken de herkes gibi bakmadı, görmedi, düşünmedi… Aklındaki, kalbindeki, ruhundaki zaman zaman gerçek dışı sayılabilecek görselleri aradı. Bunun için fotoğraf makinesi, mobil telefon, çeşitli bilgisayar programları ve uygulamalar; ne gerekiyorsa kullandı, o hayali imajı herkesin görebileceği hale dönüştürecek cesareti gösterdi… Fotoğraf sanatıyla olan bu alışverişinin her çalışmasında farklı bir tekniği, farklı bir yaklaşımı denemeyi de ihmal etmedi… Böylece sanatın bu alanına tek bir pencereden bakmamayı, tüm imkânları kullanmayı deneyimledi…\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e‘Bir fotoğrafçıyı sanat ve tarih tartısına nasıl koyacağız?’ diye her düşündüğümde aklıma iki kanatlı, rengarenk tüylü, göz alıcı bir kuş geliyor. Bir kanadında üretim, bir kanadında paylaşım olduğuna inanıyorum bu zümrüdüanka kuşunun. Yani bu fotoğrafçı neler üretmiş, ne kadar süredir üretiyor, hâlâ üretiyor mu sorularını kurcalıyor ve bu ürettiklerini paylaşıyor mu, insan içine çıkarıyor mu diye de sorguluyorum. Mehmet GAZİOĞLU, tüm bu tutkusu, disiplini ve denemeleriyle çok kısa sürede çok farklı tarzlarda birçok çalışma üretti. Bununla da kalmayıp düşündüğü, hayalini kurduğu, çalıştığı, emek ve zaman harcadığı bu çalışmalarının hepsini farklı platformlarda paylaştı. Çağımızın olanaklarını değerlendirdi, Instagram gibi sosyal medya platformlarını kullandı, galerilerde sergiler açtı, sanat fuarlarına katıldı. Üretim aşamasındaki cesaretini, paylaşımdaki cömertliğiyle besledi… Açtığı sergileri kısaca inceleyecek olursak denediği farklı çalışmaları görme şansımız olacaktır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e2016-2020 yılları arasındaki çalışmalarını incelediğimizde, Mehmet Gazioğlu’nun hem fotoğrafın teknik sınırlarını hem de kendi hayal gücünün sınırsızlığını keşfettiği bir dönemle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. Klasik yöntemlerle fotoğrafladığı görüntüleri, teknolojik imkânları da en uç noktaya kadar taşıyarak gerçeküstü, sıra dışı, hayali karelere dönüştürmüştür. Bu aynı zamanda daha sonraki çalışmalarda daha çekim öncesinde kurgulayacağı anlatım dilinin oluştuğu bir koza dönemi olarak da tanımlanabilir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eMehmet Gazioğlu’nun ilk sergisi olan \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eSürrealist’in Rüyası,\u003c\/em\u003e ‘Neyi yansıtırsan sana o geri döner. Hayat böyle bir aynadır’ fikrinden yola çıkarak dört ay gibi kısa bir sürede hazırladığı bir sergidir. Bu kez çalışmanın ana çatısını daha makineyi eline almadan kurmuş, çekeceği konudan kadrajına, yapacağı düzenlemeden sunuma kadar her detayı planlayarak ‘gerçeğe, gerçek dışı bir pencereden bakmanın bir rüya olduğu’ mottosuyla çalışmasını tamamladı… Bu serginin bence önemli bir noktası da gelirini, çalışmanın duygusu ile ortak bir bağ kurduğu otizmli çocuklarla paylaşmasıdır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eGazioğlu, ikinci sergi çalışması \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMorphosis\u003c\/em\u003e’de bu kez bir önceki sürrealist rüyasını ters yansımayı dikey eksende sunarak, ayna etkisi tekniğiyle devam ettirdi. Bu da fikr-i takib ile bir devam rüyası özelliği taşımasını sağlıyor. Böylece \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eSürrealist’in Rüyası\u003c\/em\u003e sergisi dert ortağıyla hikâyesini tamamlamış oluyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eDönüşüm (Transform)\u003c\/em\u003e isimli üçüncü sergisinde ise Mehmet Gazioğlu, artık kendi dönüşümünü de tamamlıyor ve ilk sergisinde örmeye başladığı kozasından çıkıyor. Artık fotoğraflarını sadece fotoğraf makinesiyle değil mobil telefonuyla da kaydediyor, hem uygulamaları hem bilgisayar programlarını hayal gücüne itaat edecek şekilde kullanıyor ve görüntülerden fikirlere, fikirlerden çağımız insanının veri dünyasına evrilmesi yolculuğunu tamamlıyor. Bu aynı zamanda üç yıllık yoğun bir çalışmanın da son örneği olarak portfolyosunda yer alıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eGünümüzde ‘uzmanlaşma’ adı altında tek boyutlu insan yetiştiren onlarca, yüzlerce okulumuz var… Herkes tek bir başlık altında “Neredeyse her şeyi bilir” olarak hayat mücadelesine devam ediyor. Ancak eski zamanlarda böyle değilmiş… Batı’da da Doğu’da da herkes birden çok disiplinle ilgiliymiş... Tanıdığımız bildiğimiz pek çok ‘insan-ı meşhur’ farklı alanlarda da ömür tüketmiştir. Ömer Hayyam’ın şiirleri sosyal medyada cirit atarken aslında matematikçi ve astronom olduğunu, Nietzche’nin felsefeci yanını överken şair ve besteci olduğunu bilmeyiz… Ünlü besteci Hans Eisler’in ‘Yalnızca müzikten anlayan kişi, müziği de anlayamaz’ sözünde de belirttiği gibi, sanatın bilimle ve hayatla kopmaz bir bağı vardır.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eİşte Mehmet Gazioğlu da vizyonunu ve hayal gücünü, yeteneği ile birleştirerek çıktığı bu yolda sadece fotoğrafla uğraşmamış; dünyayla, duygularla, heyecanlarla, düşüncelerle olan koşturmasına aslında ekonomik–ticari işi olan çeliği de işin içine dahil etmiştir. Hem de fotoğraftan çok daha zor olarak, saatlerce hatta günlerce fiziksel gücünü kullanarak, bu kez üretim ve paylaşım kanatlarını çok daha güçlü çırpmak için daha yoğun bir emek ortaya koyarak… Tıpkı fotoğraf çalışmalarında olduğu gibi önce anlatacağı kavramı, aktaracağı rüyayı kurgulamış, daha sonra bunu en etkili ileteceği aracıyı bulmuştur. Metali, çeliği bize ne kadar farklı sunabileceği üzerine kafa yormuş, bunun için gereken disiplini ve emeği sarf ederek farklı ve sıra dışı sanat eserleri üretmiştir. Fotoğraf sergileriyle edindiği paylaşım alışkanlığını, sıradan bir nesneyi sanat eserine dönüştürdüğü heykellerle de devam ettirmiştir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eMehmet Gazioğlu, dört yıl gibi kısa bir sürede açtığı üç solo, dahil olduğu bir karma sergi ve katıldığı yedi sanat fuarıyla Batılıların \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003epolimat\u003c\/em\u003e dedikleri, farklı disiplinlerde bilgiye sahip insan unvanını hak etmiş, yarattığı tüm eserleriyle sanatçı kimliğini, önce kendine sonra da izleyicilerine ispat etmiştir…”\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eMEHMET GAZİOĞLU KİMDİR?\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eMehmet GAZİOĞLU, 1977 yılında İstanbul’da doğdu. Ailesinin dört kuşaktan beri işlettiği çelik sanayi dünyasında büyüdü ve orada Baş İşletme Sorumlusu ve Yatırım Sorumlusu olarak çalıştı. Kimliğini destekleyen açık fikirli, sosyal bir ailede büyümek, ona bir ilham kaynağı oldu. Açık bir zihinden ilham alarak, mekanik malzemeleri daha eril ve canlı, popüler kültür tasarımlarını kavramsal sanat haline getirdi. Antik ve modern sanat, görsel dil, modern mimari, popüler kültür ve fotoğraf sanatıyla ilgilendi.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eMehmet GAZİOĞLU; yaratıcılığı, tutkuyu ve vizyonu sanatının merkezine koyarak, hızla gelişen teknolojiye, kendine özgü stiliyle ayak uydurdu. Hayal gücünün kilidini, sanatsal tercihleri ve yeni renkli teknikleri birleştirerek açan Mehmet GAZİOĞLU; böylece kendi hikâyesini yazmaya başladı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eMetalde görünmeyeni, görünür hale getirmeye çalıştı. Materyalde fiziksel algımızın bile fark edemediği ayrıntıları görünür kıldı. Bu bir farkındalık yaratırken hem nesnenin hem de algının dönüşümü ile özdeş bir fikir oluşturmaktaydı. Hayal gücünün sınırlarını aşarak yeni teknikleri, soyut sanatsal tercihiyle birleştirerek çalışmaya başladı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eMehmet GAZİOĞLU, görmezden geldiğimiz atıkları ve fark etmediğimiz daha birçok materyali dönüştürürken, formların ve renklerin tercüme edilmesiyle, hayal gücünün gelişmesine ve artmasına da izin verdi. Yaptığı heykellerin değişken ve sakin ama kesinlikle pasif olmadığına inandı. Malzemeye eklediği ve malzemeden kestiği ile bilinmezliğin ortasında bir ateş yaktı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eSanat dünyasına erken yaşlarda koleksiyoner olarak adım atan Mehmet GAZİOĞLU, sanatsal ifade araçları, psikadelik fotoğrafçılığın yol açtığı soyut modeller ile ortaya çıkmaya başlasa da metalin çevresel ve boyutsal özellikleri sayesinde sağladığı kışkırtıcı olanaklar, sanatçının yolculuğuna yön verdi.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eDijital efektlerin gizemini, sürrealist çalışmaları ile karakterize ederek; yeteneklerini, duygularını ve ruhsal senaryolarını birleştiren farklı eserler yaratmaya devam etti. Fiziksel benliğinin farkındalığının azalması ile dijital sanat kavramında kendi hedefine ulaştı. Dijital ve pop-art sanat uygulamalarında izleyiciyi yalnızca görsel olarak değil, duyusal ve bilişsel olarak da etkiledi.\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eO, kendi hikâyesini, bize bıraktığı eserleriyle anlatmaya devam ediyor…\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e------------------------------------------------\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eThe book titled \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMEHMET GAZİOĞLU\u003c\/em\u003e, which includes the works of the versatile artist Mehmet Gazioğlu, who has produced photography, digital art, metal wall sculptures and metal sculptures, as well as his life story, was published in English and Turkish by YEM Publishing.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eAs Mehmet Gazioğlu grew up, he gathered his imagination from people and life; He derives his technique from painting, photography, writing, drawing, sound, image, digital technology and metal; An artist who has woven his artistic cocoon by kneading his yeast from today and discipline...\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eBook; It offers the opportunity to get to know Mehmet Gazioğlu, an artist who is a candidate to be a source of inspiration for everyone who is looking for ways to express their dreams, especially those who are interested in art.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eThe graphic design concept of the book, which was prepared for publication as a result of intense efforts by Müge Gazioğlu, was made by Selim Cennetoğlu.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eIn the Foreword of the book, Cenk Gençdiş describes Mehmet Gazioğlu and his works as follows:\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003e“… Mehmet Gazİoğlu knitted his cocoon of art by gathering his imagination from his childhood, his materials from people and life as he grew up, using his technique from painting, photography, writing, drawing, sound, image, digital technology, metal, and kneading his leaven from today and discipline... He listened to photography lessons for hours and days, watched photographs, worked tirelessly to use his camera and lenses in the most efficient way on the streets of Istanbul, cities of India, roads of Nepal… He recorded images that could be normal for everyone, beautiful for everyone, ordinary for everyone. But with one difference… He did not look, see, or think like everyone else while watching those images, neither taking the photos nor evaluating them… He searched for images that could be considered unreal from time to time in his mind, heart and soul. For this, he used a camera, mobile phone, various computer programs and applications and showed the courage to transform that imaginary image into a visible one. He experienced not looking from a single window, but using all the possibilities of art…\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eEvery time I think about how to put a photographer on the art and history scale, I think of a glamorous bird with two wings and colorful feathers. I believe that there is production on one wing and sharing on the other of this Phoenix. In other words, I question what this photographer has produced, how long he has been producing, whether he is still producing and whether he shares what he has produced or reveals it to people… With all his passion, discipline and experimentation, Mehmet Gazİoğlu has produced many works in very different styles in a very short time. Not only that, he shared all of these works that he thought, dreamed of, worked, and spent time and effort on different platforms. He evaluated the possibilities of our age, used social media platforms such as Instagram, opened exhibitions in galleries and participated in art fairs. He nourished his courage in the production phase with his generosity in sharing… If we briefly examine the exhibitions he opened, we will have the chance to see the different works he tried.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eWhen we examine his works between 2016 and 2020, we can say that we are facing a period in which Mehmet Gazioğlu discovered both the technical limits of photography and the limitlessness of his own imagination. He transformed the images he photographed with classical methods into surreal, extraordinary, imaginary frames by carrying the technological possibilities to the extreme. This can also be defined as a cocoon period in which the language of expression that he will construct before shooting in later works is formed.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eSurrealist’s Dream, \u003c\/em\u003eMehmet Gazİoğlu’s first work, based on his idea ‘Whatever you reflect comes back to you. Life is such a mirror.’ is an exhibition that he prepared in a short period of four months. This time, he set up the main frame of the work even before he used the camera, planned every detail from the subject he will shoot to the framing, from the arrangement to the presentation, and completed his work with the motto ‘looking at reality from an unrealistic window is a dream’... I think an important point of this exhibition is that he shared the exhibition’s income with the children with autism since he felt a bond with the children and the feeling of his work.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eIn his second exhibition \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMorphosis\u003c\/em\u003e, Gazİoğlu continued his previous surrealist dream by presenting the reverse reflection on the vertical axis, with the mirror effect technique. This makes it a continuation dream with the idea of following. Thus, the \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eSurrealist’s Dream \u003c\/em\u003eexhibition completes its story with its confidant.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eIn his third exhibition titled \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eTransform\u003c\/em\u003e, Mehmet Gazİoğlu is now completing his own transformation and coming out of his cocoon, which he started to knit in his first exhibition. Now, he records his photos not only with his camera, but also with his mobile phone, uses both applications and computer programs in a way that obeys his imagination and completes the journey of modern man’s evolution from images to ideas, from ideas to data world. This is also in his portfolio as the last example of three years of intense work.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eToday, we have tens and hundreds of schools that train one-dimensional people under the name of ‘specialization’… Everyone continues their struggle for life under a single title as ‘Knows almost everything’. However, this was not the case in ancient times… Everyone in the West and the East was involved in more than one discipline… Many ‘famous people’ we know have spent their lives in different fields as well. We do not know that Ömer Hayyam was a mathematician and astronomer while his poems were circulating on social media, and that Nietzche was a poet and composer while praising his philosopher side. As the famous composer Hans Eisler stated in his saying ‘A person who only understands music cannot understand music,’ art has an inseparable connection with science and life.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eHere, Mehmet Gazİoğlu did not only deal with photography on this path he embarked on by combining his vision and imagination with his talent; in his rush with the world, with emotions and thoughts, he also included steel, which is actually an economic-commercial business. Much more difficult than photography, by using his physical strength for hours or even days, this time by putting forth a more intense effort to flap the wings of production and sharing much more powerfully... Just like in his photography works, he first fictionalized the concept he would describe, the dream he would convey, and then put it in the best way possible. He has found a medium to communicate effectively. He pondered on how different he could present metal and steel to us and produced different and extraordinary works of art by exerting the necessary discipline and effort for this. He continued the sharing habit he acquired through photography exhibitions, with sculptures where he turned an ordinary object into a work of art.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eMehmet Gazİoğlu has deserved the title of a person with knowledge in different disciplines, which the Westerners call \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003epolymat\u003c\/em\u003e, with three solo exhibitions he opened in a short period of four years, a group exhibition he participated in, and seven art fairs he participated in, and proved his artist identity first to himself and then to his audience with all the works he created.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eWHO IS MEHMET GAZİOĞLU? \u003c\/strong\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eMehmet GAZİOĞLU was born in 1977 in Istanbul. He grew up in the steel industry, where his family has run it for four generations, and worked there as Chief Operating Officer and Investment Officer. Growing up in an open-minded, social family that supported his identity provided him with an inspiration. Inspired by an open mind, he turned mechanical materials into more masculine and vibrant pop culture designs as conceptual art. He was interested in ancient and modern art, visual language, modern architecture, popular culture and photography.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eMehmet GAZİOĞLU; putting creativity, passion and vision at the center of his art, he kept up with the rapidly developing technology with his unique style. Mehmet GAZİOĞLU, who unlocked his imagination by combining artistic preferences and new colorful techniques; So he began to write his own story.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eHe tried to make the invisible to visible in metal. He made the details visible in the material that even our physical perception could not notice. This constituted an idea identical with the transformation of both the object and the perception while creating an awareness. By exceeding the limits of imagination; he started to work by combining new techniques with his abstract artistic preference.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eMehmet GAZİOĞLU, while transforming the wastes we ignore and many more materials that we do not realize, also allowed the imagination to develop and increase by translating forms and colors. He believed that his sculptures were changeable and calm, but certainly not passive. He lit a fire in the middle of obscurity by adding and cutting from the material.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eMehmet GAZİOĞLU, who stepped into the world of art as a collector at an early ages, started to emerge with the means of artistic expression and abstract models created by psychedelic photography, but the provocative possibilities provided by metal thanks to its environmental and dimensional properties shaped the artist’s journey.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eBy characterizing the mystery of digital effects with his surrealist works; he continued to create different works that combined his talents, emotions and spiritual scenarios. With the decrease in awareness of his physical self, he achieved his own goal in the concept of digital art. In his digital and pop-art art applications, he affected the audience not only visually, but also emotionally and cognitively.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan style=\"color: #808080;\"\u003eHe continues to tell his own story with the arts, that he left for us…\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370208342259,"sku":"9786257008808","price":1400.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/MEHMET_GAZIOGLU_KAPAK.jpg?v=1703338347"},{"product_id":"boslukta-gezinirken-mimari-mekanin-oykusu","title":"Boşlukta Gezinirken.. Mimari Mekânın Öyküsü","description":"\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eSema Soygeniş’in, \u003c\/strong\u003e\u003c\/span\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003emimari mekân tasarım sürecinin doğadan kente, yapılardan iç mekâna uzanan yolculuğunu aktardığı yeni kitabı \u003c\/strong\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eBoşlukta Gezinirken.. Mimari Mekânın Öyküsü\u003c\/em\u003e\u003c\/strong\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003e YEM Yayın’dan çıktı.\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eProf.Dr. Sema Soygeniş, tasarımcı ve tasarım eğitimi vermiş bir mimar olarak, mimari mekân tasarım sürecini belirli temalar üzerinde yoğunlaşarak anlatmayı, mimari tasarımın doğadan iç mekâna uzanan yolculuğunda doğayı, kenti ve iç mekânı irdeleyerek, hissederek, bu üçlünün arakesitlerini bulmaya yardımcı olabilmeyi amaçlıyor.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eKitap, daha önce yine YEM Yayın tarafından yayımlanan \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMimarlık Düşünmek Düşlemek\u003c\/em\u003e adlı kitabının devamı niteliğini taşıyor. \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003eMimarlık Düşünmek Düşlemek\u003c\/em\u003e’te mimarlığın ne olduğu konusunu belirli temalar üzerinden tartışan ve okuyucuları mimarlık hakkında düşünmeye, düş kurmaya yönlendirmeyi amaçlayan Sema Soygeniş kitabın içeriğini şöyle anlatıyor:\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e“... Bu kitapta, tasarımın başlangıç sürecinde araştırılması, düşünülmesi, yorumlanması gereken ana temalar üzerinden tasarımı tartışmaya ve tasarımın ifadelendirilme süreçlerine yoğunlaştım. Tasarım sürecinde yaratıcı ve üretken olabilmek amacıyla, bu süreçte ya\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eş\u003c\/span\u003eanan sancılara, bir ölçüde ı\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eş\u003c\/span\u003eık tutabilmek, yol gösterici olabilmek dü\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eş\u003c\/span\u003eüncesiyle\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e;\u003c\/span\u003e \u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eDoğa, Kent, Arayüz, Mekân, Tektonik, Mimari İfade\u003c\/strong\u003e başlıkları altında, meslek hayatım boyunca gezdiğim, deneyimlediğim birçok yapı üzerinden, boşluğun, mekânın hikâyesini sorgulayarak, tartışarak aktarmaya çalışmaktayım. Tasarım eyleminde, bağlam ile ilgili incelenecek konuların başında doğa gelmektedir. Kitapta, doğadan kent ve kent mekânlarına kadar bağlam ile ilgili veri ve potansiyelleri görmek, mekânın sınırlarını ve niteli\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eğ\u003c\/span\u003eini olu\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eş\u003c\/span\u003eturan çeper\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e, \u003c\/span\u003earayüz, duvarı anlamak, anlamlandırmak, mekânın işlerliği ile birlikte mekân algısını zenginleştirmek, algı ve tektonik üzerinden mekânı düşlemek ve bu kavramlar üzerinden tasarımın nasıl kurgulanacağı ve sunulacağı üzerine bir kurgu düşünülmüştür. Mimari İfade bölümünde tasarım süreç ve düşüncesinin grafik ifadesini bir tasarım projesinden seçilmiş grafikler eşliğinde açıklamaya çalı\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eş\u003c\/span\u003etım. Mimari tasarım eyleminin gidiş gelişli bir süreç olarak gelişmesine olanak tanıyacak sözel ifade ile birlikte grafik ifadenin ana düşüncenin kristalleşmesine olan katkısı göz ardı edilmemelidir. Bu, tasarımın düşünsel boyutuyla anlaşılıp anlatılmasını da mümkün kılmaktadır. Bu bağlamda tasarımcının kendisi ile olduğu kadar işveren ve bu sürecin diğer aktörleri ile iletişiminde etkili bir dil olan düşüncenin grafikleştirilmiş ifadesinin önemini vurgulamak istiyorum.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eTasarım eylemi çeşitli bilimsel verilere dayandırılabilir ama tasarım eylemi kişiye özeldir. Tasarımın nasıl yapılacağı ve tasarım eğitimi konusunda çeşitli araştırmalar yapılmakta, çeşitli deneyim paylaşımları ve akademik yayınlar bulunmaktadır. Tasarım eğitimi, kişinin mimarlık eğitiminin hangi aşamasında olduğu kadar, eğitimi veren kişinin deneyimini ve bireyselliğini de içinde barındırmaktadır. Mimarlığın çağlar boyunca ne ölçüde değiştiği tartışılabilir. Mimarlık eğitiminde de bu değişimin farklı boyutlarda yer aldığı görülebilir. Mimari tasarım eğitiminde kilit sözcükler olarak ‘sorgulamak’, ‘sorgulatmak’, ‘ufuk açmak’, ‘farkındalık yaratmak’ın etkili olabileceğini, yaratıcılık içeren tasarım eyleminde tasarımcının çe\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eş\u003c\/span\u003eitli araştırmalar ve değerlendirmeler sonucunda oluşturduğu hikâyesinin, kurgusunun odaklanılması gereken bir konu olduğunu hatırlamakta fayda vardır. Tasarım yaklaşımı, yöntemi de ürünün değerlendirilmesi gibi farklılık ve bireysellik içerebilir. Eğitim sürecinde farklı tasarım yaklaşım ve yöntemlerini deneyimlemek ve özgün bireysel yaklaşıma ulaşmak amaçlanmaktadır. Bir mimarın meslek hayatı sürecinde bile mimarlığa yansıyacak, toplumsal, teknolojik gelişmelerin, değişimlerin varlığını deneyimlemek mümkündür. Bu bağlamda tasarımcının güncele ve geleceğe yönelik açılımlara duyarlı olarak mimarlığı sorgulamalarının, tasarım yaklaşımlarını değerlendirmelerinin değişen dünyaya ayak uydurmak, günceli yakalamak açısından anlamlı olaca\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eğ\u003c\/span\u003eını dü\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eş\u003c\/span\u003eünmekteyim\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e.\u003c\/span\u003e Mimarlıkta iz bırakanların, geleceğe bakan, geçmişi ve içinde bulundukları çağı geniş bir perspektif içinde algılayabilen, yeniliklerden ve deneysellikten çekinmeyenler arasından çıktığını unutmamak gerekir.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eMimari tasarımın işlev ve bağlamın arakesiti olarak nitelendirilmesi kendi başına anlamlı bir tanım olacaktır. Tasarımcının bu tanımı nasıl yorumlayacağı, araştırma, değerlendirme yapmayı ve yaratıcılığı gerektirir. Tasarım sürecinde genellikle ilk aşama analiz çalışması ile başlar. Analiz çalışması makro ve mikro düzeyde yer, bir başka deyişle bağlam ve i\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eş\u003c\/span\u003elev ile ilgili bilgilenme ve bulguları içerir. Bu bilgilenme sürecinde amaçlanan, ilgili ara\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eş\u003c\/span\u003etırma konularından elde edilen bilgilerin tasarımcı tarafından değerlendirilmesi, çeşitli ipuçlarının elde edilmesidir. İşlev ile ilgili benzer örneklerin incelenmesini içeren bu süreçte mimarlığı oluşturan sistemlerin ayrıştırılması ile strüktür, zarf sistemi, kamusal, özel mekân ilişkileri, geometri, doluluk ve boşluk gibi ilişkiler incelenir. Bu ilişkiler mimarlık içi ve dışı konular olarak farklılık gösterebilir. Biçim, strüktür, film, resim, doğa, biyolojik davranışlar gibi farklı alanlardan beslenebilir. Analiz çalışması bilimsel verilere, gözlem ve tespitlere dayanır, bunların değerlendirilerek kavramsallaştırılması, soyutlaştırılması, bu sürecin en zorlu kısmını oluşturur. Yer ile ilgili tarihsel, sosyal, politik, iklimsel, topografik, doğal ve insan yapımı fiziksel çevre verilerinin toplanması, ifadelendirilmesi, birbirleriyle ilişkilendirilmesi, haritalama\u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e (mapping)\u003c\/em\u003e olarak adlandırılır ve böylelikle elde edilen veriler grafikleştirilerek ifade edilir. Bu veriler doğrultusunda ortaya koyulacak ilkeler, üst ve alt ölçekteki kararlar, tasarım sürecinde önemli bir yer tutar. Tasarım konsepti; ça\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eğ\u003c\/span\u003eda\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eş \u003c\/span\u003emimari e\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eğ\u003c\/span\u003eilimler ve teknolojik olanaklar bağlamında bu verilerden ortaya çıkan kararlar, ilkeler, öngörüler olarak tanımlanabilir. Bu kararların oluşturulup grafik olarak ifadelenmesi şemala\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eş\u003c\/span\u003etırma \u003cem data-mce-fragment=\"1\"\u003e(diagramming)\u003c\/em\u003e, tasarım düşüncelerinin şekillenmesi olarak ifade edilebilir. Tasarımcı aldığı tasarım kararlarını, ilkelerini grafik olarak iki ve üçboyutlu ifade edebilir, analog ve dijital olarak üçboyutlu maketini oluşturabilir. Tasarım sürecinde belki de en zayıf nokta, ilke veya kararların hızla biçime dönüştürülmesi ve biçim ile hapsedilmesidir. Haritalama\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003e, ş\u003c\/span\u003eemala\u003cspan data-mce-fragment=\"1\"\u003eş\u003c\/span\u003etırma ve konsept eskizleri olarak tanımlanan bu sürecin yeniden değerlendirilmeye, yeni açılımlara olanak vermeye açık bir şekilde üretilmesine dikkat edilmelidir. Tasarım ürününün yeni düşünceler, mesajlar ve düşleri iletebilme özelliğini koruyabilmek için alt ve üst ölçeklerde tasarımın gelişimine olanak veren bir süreç yaratabilmek önem taşımaktadır.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eKitapta yer alan ana temalar, başlıklar; \u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eDoğa, Kent, Arayüz, Mekân, Tektonik, Mimari İfade\u003c\/strong\u003e tasarım sürecinde değerlendirilmeye açık temalar olarak, hızlı değişen dünyamızda bir süre daha mimarlık gündeminde kalacak gibi görünmektedir. Bu nedenle, bu temaların irdelenmesinin tasarım sürecini anlamaya yönelik bir yaklaşım olarak üzerinde düşünülmesinin, değerlendirilmesinin faydalı olacağını düşünmekteyim.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003eTasarım; ciddi ve detaylı analiz, verilerin değerlendirilmesi, ana kararların yaratıcı bir şekilde anlam kazanması ve soyutlanarak ifadelendirilmesi ve geliştirilmesi, en önemlisi tasarım heyecanını hissetmekle başlar.”\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e \u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp data-mce-fragment=\"1\"\u003e\u003cstrong data-mce-fragment=\"1\"\u003eİÇİNDEKİLER\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cul\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003e\n\u003cstrong\u003eDOĞA\u003c\/strong\u003e\u003cbr\u003e\r\n\tDoğa ve Mimarlık Etkileşimi\u003cbr\u003e\r\n\tMimarlık Yazınında Doğa\u003cbr\u003e\r\n\tDoğa ve Mimarlık: Çağdaş Yaklaşımlar\u003cbr\u003e\r\n\tDoğayı Dışlamayan Mimarlık\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003e\n\u003cstrong\u003eKENT\u003c\/strong\u003e\u003cbr\u003e\r\n\tKent Mekânı ve İnsan\u003cbr\u003e\r\n\tKentsel Mekânın Tarihsel Gelişimi\u003cbr\u003e\r\n\tKamusal Yapılarla Bütünleşmiş Kentsel Mekânlar\u003cbr\u003e\r\n\tKentin Etkinlik Alanları Olarak Meydanlar\u003cbr\u003e\r\n\tKentsel Deneyim Mekânları\u003cbr\u003e\r\n\tArayüz\u003cbr\u003e\r\n\tAyırıcı ve Yalın Bir Eleman Olarak Duvar\u003cbr\u003e\r\n\tBoşlukların Tasarımı\u003cbr\u003e\r\n\tHareketli Duvar Elemanları\u003cbr\u003e\r\n\tÜçboyutuyla Algılanan Duvar Elemanı\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003e\n\u003cstrong\u003eMEKÂN\u003c\/strong\u003e\u003cbr\u003e\r\n\tParalaks\u003cbr\u003e\r\n\tKent Ölçeğinde Promönat\u003cbr\u003e\r\n\tYapı Ölçeğinde Promönat\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003e\n\u003cstrong\u003eTEKTONİK\u003c\/strong\u003e\u003cbr\u003e\r\n\tMalzeme ve Detay\u003cbr data-mce-fragment=\"1\"\u003e\r\n\tBağlam ve Yer\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli data-mce-fragment=\"1\"\u003e\n\u003cstrong\u003eMİMARİ İFADE\u003c\/strong\u003e\u003cbr\u003e\r\n\tAnaliz ve Haritalama\u003cbr\u003e\r\n\tDiyagram Oluşturma\u003cbr\u003e\r\n\tMimari Konsept\u003c\/li\u003e\r\n\u003c\/ul\u003e\r\n\r\n\u003cdiv\u003e\r\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eProf.Dr. SEMA SOYGENİŞ KİMDİR?\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eSema Soygeniş orta ve lise öğrenimini Robert Kolej’de tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni (B. Arch., M. Arch, PhD) ve University at Buffalo, Mimarlık ve Planlama Okulu’nu (M. Arch)\u003cspan\u003e \u003c\/span\u003ebitirdi. 1986-1995 yılları arasında ABD’de mimarlık çalışmalarını sürdüren Soygeniş 1990 yılında kendi mimarlık stüdyosunu kurdu. Mesleki çalışmalarına Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’nde öğretim üyesi (Prof.Dr.) olarak devam etmektedir.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cem\u003eYapılar+Projeler 1982-1997, Yapılar+Projeler 2\u003c\/em\u003e\u003cspan\u003e\u003cem\u003e \u003c\/em\u003e\u003c\/span\u003eadları ile monografi olarak yayınlanan projeleri farklı ülkelerde çeşitli mesleki ortamlarda sergilendi. Sema Soygeniş’in\u003cspan\u003e \u003c\/span\u003e\u003cem\u003eMimarlık Düşünmek Düşlemek,\u003c\/em\u003e\u003cspan\u003e\u003cem\u003e \u003c\/em\u003e\u003c\/span\u003e\u003cem\u003eİstanbul: An Urban Commentary \/ Bir Kent Yorumu\u003c\/em\u003e\u003cspan\u003e \u003c\/span\u003eve\u003cspan\u003e \u003c\/span\u003e\u003cem\u003eBoşlukta Gezinirken.. Mimari Meka\u003c\/em\u003e\u003cem\u003enın Öyküsü\u003c\/em\u003e\u003cspan\u003e \u003c\/span\u003eadlı kitaplarının yanı sıra çeşitli ulusal ve uluslararası yayınları bulunmaktadır.\u003c\/p\u003e\r\n\u003c\/div\u003e\r\n","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370206507251,"sku":"9786257008792","price":280.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/BOSLUKTA_GEZINIRKEN_MIMARI_MEKANIN_OYKUSU_Kapak.jpg?v=1703619535"},{"product_id":"ekrem-erk-mimarligi-the-architecture-of-ekrem-erk","title":"Ekrem Erk Mimarlığı \/ The Architecture of Ekrem Erk","description":"\u003cp class=\"MsoNormal\" style=\"text-align: justify;\"\u003e\u003cb\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif;\"\u003eMimar Ekrem Erk’in 1970’li yıllardan bugüne İstanbul ve Viyana merkezli sürdürdüğü mimarlık serüvenini projeleri üzerinden aktaran \u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003cb\u003e\u003ci\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .25pt; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003eEkrem Erk\u003c\/span\u003e\u003c\/i\u003e\u003c\/b\u003e\u003cb\u003e\u003ci\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .2pt; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003c\/i\u003e\u003c\/b\u003e\u003cb\u003e\u003ci\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .4pt; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003eMimarlığı\u003c\/span\u003e\u003c\/i\u003e\u003c\/b\u003e\u003cb\u003e\u003ci\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .2pt; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003e \/ \u003c\/span\u003e\u003c\/i\u003e\u003c\/b\u003e\u003cb\u003e\u003ci\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .4pt; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003eThe Architecture of\u003c\/span\u003e\u003c\/i\u003e\u003c\/b\u003e\u003cb\u003e\u003ci\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .2pt; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003c\/i\u003e\u003c\/b\u003e\u003cb\u003e\u003ci\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .25pt; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003eEkrem Erk\u003c\/span\u003e\u003c\/i\u003e\u003c\/b\u003e\u003cb\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .25pt; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003e adlı kitap Türkçe-İngilizce olarak YEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNormal\" style=\"text-align: justify;\"\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .25pt; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003eEkrem Erk’in mimarlığa bakış açısını hem kendisinin hem de çalışma arkadaşlarının, meslektaşlarının kaleminden okumak gerekirse:\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"METINTR\"\u003e\u003cb\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .35pt;\"\u003eEKREM ERK:\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .35pt;\"\u003e “\u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .3pt;\"\u003eİyi mimarlık nedir? Bunu size tarif edemem. Burada size yalnız kendi mimarlık serüvenimde önem verdiğim veya vermekte geç kaldığım konuları ve tasarım eylemlerimi anlatmak istiyorum. Bunu yaparken de mimarlığa ideolojik bir anlam vermek istemiyorum. İnsanın varoluşu bireysel özgürlüğüne bağlı olarak gelişir. Değerlerini kendisi belli bir ortamda yaratır. Tasarımın varoluşu da belli bir teknik ve metod ile ortaya çıkmalıdır. Yani zihinsel bir faaliyetin sonucu olmalıdır. Duygu ve düşüncelerimizin buluştuğu pota, kültürü ifade eder. Burada duygularımız ve düşüncelerimiz arasında bir denge söz konusudur. Tasarımcının duygularından faydalanarak bir hayalin peşinde koşması, yaratıcı bir olgudur. Önceden kabul edilmiştir; otoriterdir. Halbuki yeryüzü ve sosyal çevre, birisinin başkaları için yaratıcı olma sorumsuzluğuna terk edilmemelidir. \u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .25pt;\"\u003eMimarlık ise ideal bir programın, mekân kurgusunun, inovatif tekniklerin ve poetik detayların analitik bağlamında gerçekleşmesidir. Tasarım böyle bir sürecin sonunda varılan bir buluş olmalıdır. Bu sonuç özgündür ve yalnız kendine benzer. Her tasarımın bir senaryosu olmalıdır. Mimarın hayal ettiği masal bütün bilgilerimizin, eğitimimizin, teknik ve sosyolojik birikimlerimizin bir araya getirildiği bir bütündür...”\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"METINTR\"\u003e\u003cb\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003eUTE NEUGEBAUER: \u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .35pt;\"\u003e“Ekrem Erk, bütün tasarımlarında işlevsellik, tasarım ve işverenin kendi tarihi arasında gezinerek ortak bir yol bulmaya çalışır. Mimari değerleri daima içinde taşıyan, zamansız, moda akımlardan bağımsız bir mimari anlayış ve işverene artı değerler sunma arzusu... Erk; boyutları, mimari varlığı ve gösterişi ne olursa olsun, her tasarımına ve böylece her işverenine aynı azami dikkat, ısrar ve yaratma neşesiyle eğilir. Detay sevgisi ve göze batmayan mükemmeliyetçilikle...”\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNormal\" style=\"text-align: justify;\"\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .35pt;\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"METINTR\"\u003e\u003cb\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .25pt;\"\u003eMEHMET KONURALP:\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .25pt;\"\u003e “Tasarımları içinde küçük ev projeleri benim en çok beğendiğim çalışmaları olmuştur. Yaptığı evler benim açımdan anlamı olan projelerdi. Bilhassa taş evlere getirdiği yorum, çalışmalarında oldukça önemli bir yer tutmuştur... \u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .3pt;\"\u003eEkrem Erk, 35 seneyi aşkın bir süredir yaptığı projelerle Türk mimarlığı içinde ön sırada bir yer almış bulunuyor...”\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNormal\" style=\"text-align: justify;\"\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .35pt;\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"METINTR\"\u003e\u003cb\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1;\"\u003eEBRU KAYA:\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1;\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif;\"\u003e“Mimarlık mesleğiyle ilk tanışması, hocası Prof.Dr. Bülent Özer aracılığıyla olur. Hocası artık onun yol göstericisi olacaktır. Ruhundaki aykırılık Bülent Özer’in katkısıyla kendisine bir yol bulmuştur artık. Bu yol onu 70’li yılların başında Graz Teknik Üniversitesi’ne götürür. O yıllar “Grazer Schule” (Graz Okulu) diye adlandırılan bir akımın veya mimari arayışın belirginleştiği zamanlardır. Bu arayışın içinde bulunan mimarlar yakın arkadaş olup çoğunlukla da aynı çizim salonunu paylaşmışlardır... \u003c\/span\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: black; mso-themecolor: text1; letter-spacing: .3pt;\"\u003eOnunla beraber geçirdiğim çalışma süreçlerinde, daima yeniliğin ve farklılığın, formda ve mekânda aranmadığına şahit oldum. Farklılık; konsept ve yapı tasarımının senaryosunda saklıydı. Tasarım zaten o hikâyenin bir sonucuydu. Çalışmalarımızın ilk aşaması güçlü bir hikâyenin sosyolojik kriterlerle birlikte mükemmel bir senaryoya dönüşmesiydi. Bu konsept artık doğadaki örneklerin taklit edilme süreciyle yapılandırılır. Nasıl ki ördeğin ve yunus balığının yaradılış konseptleri farklılık gösteriyorsa; ne yunus balığı ördeğe, ördek de ne yunus balığına ne de martıya benzer. Erk’in tasarım süreci de canlıların yaradılış süreci gibidir. Bu yaratıkların estetik olup olmadıkları yargılanmadığı gibi uçak, helikopter ve yapı tasarımı da estetik kriterlerle sorgulanamaz. Senaryosu hazırlanmış bir yapının tasarımı iskelet ve deriden ibarettir. Bütün bunlar artık bir mühendislik sürecidir; mekân ikincildir; örtünün altında veya derinin içindeki arta kalan yerdir ve çok kere de anonimdir. Erk için mimarlık mekân yaratma sanatı değildir, sosyolojik tabanlı bir kurgu ve mühendisliğin büyüsüdür. Hem kurgunun hem de mühendisliğin yeniliklere açık olmasından mutlu olur... Özellikle genç mimar meslektaşlarıma ve mimarlık öğrencilerine onunla mesleki bir sohbete katılmalarını hararetle tavsiye ederim.”\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"METINTR\"\u003e\u003cb\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; letter-spacing: .35pt;\"\u003e-------------------------------------\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"METINTR\"\u003e\u003cb\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; letter-spacing: .35pt;\"\u003eThe book titled \u003ci\u003eEkrem Erk Mimarlığı \/ The Architecture of Ekrem Erk\u003c\/i\u003e, which conveys the architectural adventure of architect Ekrem Erk, which has been based in Istanbul and Vienna since the 1970s, through his projects, was published in Turkish and English by YEM Yayın.\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"METINTR\"\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; letter-spacing: .35pt;\"\u003eIf we read Ekrem Erk's perspective on architecture from both his own and his colleagues' pens:\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"METINTR\"\u003e\u003cb\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003eEKREM ERK\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003e: “One difficult question is “What is fine architecture?” It is very difficult to give a precise answer to this question. My purpose in this book is to inform the reader about my architectural journey; my ideas and my concepts of importance, also concepts that I have been late in giving a response to, and to describe my acts of design. In doing so, I refrain from giving an ideological meaning to architecture. The existence of humanity develops in correlation with the level of his existence of freedom. All humans create their set of values in a certain environment. The design stage must be a product of technology and method, it must also be the result of just rational thinking. The synthesis where our feelings and decisions meet represents our culture. There must be a certain balance between our feelings and decisions. On one hand, the designer using his feelings, creating a vision and his dream is the describer of creativity. He is preguided and authoritative. On the other hand, the world and social community must not be left in the hands of an authority demonstrating his creativity on behalf of others. \u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; letter-spacing: .15pt; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003eArchitecture can be described as defining the “room” by the usage of innovative techniques and poetic details with the help of an analytical mind. The design must be real and the end result of such a process. This result is unique. Each design must have a scenario. The story told by the architect is a resume and result of his knowledge, education, background and usage of technology with a sociological point of view...” \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"METINEN\"\u003e\u003cb\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003eUTE NEUGEBAUER: \u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; letter-spacing: .35pt;\"\u003e“In all his designs, Ekrem Erk tries to find a common path by navigating between functionality, design and the customer’s own history. A timeless architectural approach that always carries architectural values, independent of fashion trends, and the desire to offer added values to the customer... Regardless of its size, architectural presence and ostentation, it treats every design, and thus every client, with the same utmost attention, persistence and joy of creation. With love of detail and unobtrusive perfectionism...”\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"METINEN\"\u003e\u003cb\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; letter-spacing: .25pt;\"\u003eMEHMET KONURALP:\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; letter-spacing: .25pt;\"\u003e “\u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003eAs a result, he produced very positive projects and brought them to the present day. In almost all of his projects, there was a common idea that was previously structured. This conceptual view has always been the main basis for all his projects… Ekrem Erk has taken a leading place in Turkish architecture with the projects he has done for more than 35 years…”\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"METINEN\"\u003e\u003cb\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128;\"\u003eEBRU KAYA:\u003c\/span\u003e\u003c\/b\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128;\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003e“His first encounter with the profession of architecture was thru his teacher Prof.Dr. Bülent Özer. Bülent Özer has always been a mentor in his life and has been the person who discovered the tempests in his soul and has quided him for finding an outcome. A second start in his career was with his new start at Graz Technical University at the beginning of 70s. Those years were the period when the search for a movement of architecture called ‘Grazer Schule’ (Graz School) became evident. The architects involved in this movement are close friends and most of them shared the same drawing room… \u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; letter-spacing: .1pt; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003eDuring the working process I spent with him, I witnessed that innovation and difference are not always sought in form and space. Difference; It was hidden in the scenario of the concept and building design. The design was already a result of that story. The first stage of our work was to transform a strong story into a perfect scenario with sociological criteria.\u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; letter-spacing: .1pt; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003eThis concept is now structured through the process of imitating examples in nature. Just as the creation concepts of ducks and dolphins differ, neither a dolphin resembles a duck nor a duck resembles a dolphin or a seagull. Erk’s design process is like the creation process of living things. Just as it is not possible to judge whether these creatures are aesthetic or not, the design of aircraft, helicopters and buildings cannot be questioned with aesthetic criteria. The design of a building with a scenario prepared consists of skeleton and skin. All this is now an engineering process, space is secondary. It is the leftover place under the covers or inside the skin and is often anonymous.\u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-GB\" style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; color: gray; mso-themecolor: background1; mso-themeshade: 128; letter-spacing: .1pt; mso-ansi-language: EN-GB;\"\u003eFor Erk, architecture is not the art of creating space, it is a sociologically based fiction combined with the magic of engineering. He is happy that both the design and the engineering are innovative… I highly recommend my young architect colleagues and architecture students to attend a professional conversation with him.”\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp class=\"MsoNormal\" style=\"text-align: justify;\"\u003e\u003cspan class=\"PlainTable31\"\u003e\u003cspan style=\"font-size: 11.0pt; font-family: 'Arial',sans-serif; font-style: normal;\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370206834931,"sku":"9786257008884","price":630.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/EKREMERK_KAPAK.jpg?v=1729172695"},{"product_id":"cagdas-mimarlik-ve-sanat-prof-dr-bulent-ozer-e-armagan","title":"Çağdaş Mimarlık ve Sanat - Prof.Dr. Bülent Özer’e Armağan","description":"\u003cp\u003e“Gerçekte Bülent Özer, çağının çok ötesinde bir düşünürdü. Yeterince iyi okunup anlaşıldığını sanmak güç. Eğer iyi özümsenseydi, çağcıl Türkiye mimarisi Batı kopyacılığı ile boğulmazdı...” Prof.Dr. Suha Özkan’ın bu şekilde tanımladığı Bülent Özer’i gelecek kuşaklara da tanıtmak amacıyla hazırlanan \u003cstrong\u003eProf.Dr. Bülent Özer’e Armağan: Çağdaş Mimarlık ve Sanat\u003c\/strong\u003e adlı kitap \u003cstrong\u003eYEM Yayın\u003c\/strong\u003e tarafından yayımlandı.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eMimarlık Tarihi disiplininin Türkiye’deki en önemli isimlerinden biri olan ve Haziran 2016’da kaybettiğimiz, Prof.Dr. Y. Müh. Mimar Bülent Özer’in anısına adanmış olan kitapta, Prof.Dr. Filiz Özer’in kaleme aldığı “Bülent Özer Kimdir?” başlıklı yazının ardından dört kısım bulunuyor. “Bülent Özer’den Seçilmiş Makaleler” başlıklı birinci kısım, Bülent Özer’in yıllara yayılan çalışmaları doğrultusunda yazdığı, geniş bilgi birikimini yansıtan ve her biri farklı mecralarda yayınlanarak çok ses getirmiş yazılarından bazılarını yeniden gündeme taşımak amacıyla derlendi. Özer’in anısına 2017 yılından bu yana düzenlenen sempozyumlarda bugüne kadar sunulmuş çağrılı bildiriler ile serbest çağrılı makalelerden bir seçki olarak hazırlanan ikinci ve üçüncü kısımlar, sırasıyla “Eski-Yeni İlişkileri” ile “Teknoloji ve Sanat” temalarına odaklanıyor. Dördüncü kısımda ise sempozyumlar bağlamında kaleme alınmış anma yazıları yer alıyor... Sonunda kapsamlı bir “Bülent Özer Bibliyografyası” da bulunan kitapta yer alan bölümler, konu başlıkları ve yazarlar şu şekilde sıralanıyor:\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cbr\u003e\r\n\u003cstrong\u003eBÜLENT ÖZER’DEN SEÇİLMİŞ MAKALELER\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cul\u003e\r\n\t\u003cli\u003e2000 Yılına Doğru Sanat Kavramının Tanımı ve Kapsamı\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eMimaride Dizaynlama Yöntemleri Üzerine Bir Sistem Önerisi\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eCami Mimarisinde Çoğulculuğun Temsilcisi Olarak Mimar Sinan\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003ePostmodernizme Sınıflandırıcı Bir Bakış\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eBruno Taut: Kişiliği ve Boğaziçi’ndeki Bir Evi Üzerine\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eCelâl Esat Arseven\u003c\/li\u003e\r\n\u003c\/ul\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eESKİ-YENİ İLİŞKİLERİ\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cul\u003e\r\n\t\u003cli\u003eÇağdaş Mimaride Gelenekselden Yararlanmaya Farklı Çözümler: Prof. Gottfried Böhm (Ayla Antel)\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eKent Savunma Yapılarının Korunmasının Güncel Anlamı (Işık Aydemir)\u003cbr\u003e\r\n\tKılıç Ali Paşa Hamamı Restorasyonu (Cafer Bozkurt )\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eGeçmişten Günümüze Sahne Mimarisi, Müzikli Drama ve Sahne Tasarımı İlişkisi (A. Bengi Buğay)\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eİmkânsız Sentez: Sedad Hakkı Eldem’in Arkitekt Yazılarında Yenilik ve Deneyim (Efe Duyan)\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eMimarlıkta Geçmişle Kurulan Tutarsız İlişkiler (Doğan Hasol)\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eMimarlıkta Eski-Yeni İlişkilerine Ağa Han Ödüllü Projeler Üzerinden Bir Bakış (Ebru Özeke Tökmeci)\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eProf.Dr. Bülent Özer ile Prof.Dr. Filiz Özer’in “Tarihsel Süreklilik ve Çağdaş Mimari” Üzerine Düşünceleri (Filiz Özer)\u003c\/li\u003e\r\n\u003c\/ul\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eTEKNOLOJİ VE SANAT\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cul\u003e\r\n\t\u003cli\u003eDeneyim Odaklı Ortodonti Klinikleri Üzerine Tasarım ve Diş Hekimliği Arakesitinde İnterdisipliner Düşünceler (Abdüsselam Selami Çifter - Muhsin Çifter)\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eMimarlık ve Robotik Üretim: Mimarın Araçları ile Evrimi (Efe Gözen)\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eDördüncü Devrim (Ayşe Hasol Erktin)\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eKamusal Alanda Mekânlaşmış Heykel İçin İki Öneri (Meriç Hızal)\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003ePerformans Sanatları Mimarisi ve Teknoloji İlişkisinde Son Nokta: Franco Dragone’nin Su Tiyatrosu (Anıl Özgür - Özge Gündem)\u003c\/li\u003e\r\n\u003c\/ul\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eSEMPOZYUMLAR BAĞLAMINDA BÜLENT ÖZER’İN ARDINDAN\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cul\u003e\r\n\t\u003cli\u003eYerellik, Çağdaşlık, Katmanlaşma (Hasan Çalışlar)\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eBülent Özer’de Tasarımcının Etkin Zekâsı Modeli (Ufuk Doğrusöz)\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eHocam Prof.Dr. Bülent Özer (Erol Evgin)\u003c\/li\u003e\r\n\t\u003cli\u003eBülent Özer Üzerine (Suha Özkan)\u003c\/li\u003e\r\n\u003c\/ul\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eKitabın editörlüğünü üstlenen Prof.Dr. Ebru Özeke Tökmeci, önsözde Bülent Özer’den şu şekilde söz ediyor:\u003cbr\u003e\r\n“….. Güzel Sanatlar Akademisi’nin uzun geçmişi boyunca Sanat ve Mimarlık Tarihi dersleri Vedad Bey (1899-1913), Celal Esad Arseven (1924-1943), H. Kemali Söylemezoğlu (1936-1946), Ali Saim Ülgen (1939-1944), Turgut Cansever (1946-1952) ve Behçet Ünsal (1952-1982) gibi hocalar tarafından yürütülmüştür. Prof.Dr. Bülent Özer’in DGSA’ye dâhil olduğu 1964 yılı sonrasında ise Mimarlık Tarihi dersleri, müfredatına eklenen Çağdaş Mimarlık konuları ile yeni bir dinamizm kazanır. Prof. Esad Suher’in sözleriyle: ‘… [Özer’in] mimarlık tarihi ve özellikle çağdaş mimari konusunda yapmış olduğu çalışmalar ve verdiği derslerle, bu disiplin kurumumuzda gerçek bir aşama yapmıştır.  Dersleri, diğer üniversite fakülteleri öğrencilerinin katılım istekleriyle bir kültür şöleni niteliğindeydi.’\u003cbr\u003e\r\n….. Prof.Dr. Özer’in uzun yıllara yayılan akademik çalışmalarına dayanan yayınları; kültür, sanat ve mimarlık üzerine yorumlardan tarihsellik ve geleneksellik kavramlarına, yerli ve yabancı sanatçılar ile eserlerinin tanıtımlarından mimari eserler üzerine izlenimlere dek uzanan bir konu çeşitliliğine sahiptir. Burada hiç şüphesiz devreye çok yönlü, araştırmacı bir kişilik ve alışılagelmiş kalıpların dışına çıkan geniş bir görüş açısı girer. Özer’in kültür kavramına getirdiği yorum, insanlığın bugün içine düşmüş olduğu bunalımdan çıkma çabalarına yol gösterebilecek ölçüde geniş kapsamlıdır: ‘Kültür belirli bir toplumun maddi ve manevi alanlardaki gerçek ihtiyaç ve imkânları çerçevesinde, o toplumun akıl ve his dünyaları arasında oluşan denge halidir.’ Bu dengenin sağlanmasında toplumun yaratıcı hale sokulması önemli bir etken olarak karşımıza çıkar. Burada sözü edilen yaratıcılık ise her bireyin, çevreyle etkin bir bilgi alışverişinde bulunan, nesnelerle olumlu veya olumsuz ama mutlaka bilinçli bir ilişkiler sistemi kurabilen bir hale getirilmesiyle mümkün olabilecektir.\u003cbr\u003e\r\nÖzer’e göre sanat yapıtı, ‘kültürün duyusal simgesi’ olarak yorumlanır. Bu durumda bir toplumun kültürüyle sanatı, sanatıyla da kültürü arasında sınırsız ve organik bir bağıntının varlığından söz edilebilir. Özer, sanat kavramını da ‘kişiyi, giderek de toplumu tinsel (spiritüel) yönden etkileyebilecek dürtüleri sağlama becerisi’ olarak tanımlamakta, bu tanım ise estetik yaşantı üzerinde düşünmeyi gerekli hale getirmektedir. Estetik yaşantı sadece ‘zevk veren yaşantı’, ‘güzel yaşantı’ olarak algılanmamalı, sanat eseri de yerine göre hoşa gidici, sevindirici, güldürücü, ağlatıcı, şaşırtıcı ya da figüratif, soyut, kalıcı veya geçici olabilmelidir.\u003cbr\u003e\r\nProf.Dr. Bülent Özer, mekân düzenleri gerçekleştirmeyi amaç edinen sanat dallarının başlıcası, ayrıca çeşitli veri ve disiplinlerin karmaşık, bir o kadar da organik bir sentezi olarak gördüğü mimariyi, ‘uzayı bir toplumun gerçek imkânlarıyla ihtiyaçları çerçevesinde, barındırdığı faaliyetleri duygusal yönden de destekleyebilecek nitelikte düzenleme becerisi’ olarak tanımlar. Nitekim en küçüğe indirgenmiş mekân birimlerinden en büyük ölçeğe vardırılabilecek uzay düzenlemelerine kadar bu alandaki her türlü çalışma ve davranış mimari kavramının kapsamına rahatça sığdırılabilmektedir. Bu tanımda, toplumun özgün ihtiyaçları olarak ifade edilen kavram mimari eserin işlevine işaret ederken, özgün imkânlar eserin malzeme, konstrüksiyon ve strüktürünü belirleyecek teknolojik olanakların yanı sıra optimal finansman faktörünü vurgulamakta, duygusal yönden destekleme fikri ise sanatsal etkiyi anlatmaktadır…”\u003c\/p\u003e\r\n","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370206638323,"sku":"9786257008921","price":420.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/Cagdas_Mimarlik_Sanat_KAPAK.jpg?v=1732711564"},{"product_id":"ktu-nun-kurulus-yillarinda-mimarlik-egitimine-adanmis-bir-yasam-iki-mimar-ozgonul-erdem-aksoy","title":"KTÜ’nün Kuruluş Yıllarında Mimarlık Eğitimine Adanmış Bir Yaşam İki Mimar: ÖZGÖNÜL – ERDEM AKSOY","description":"\u003cp\u003e“Özgönül ve Erdem Aksoy’un Karadeniz Teknik Üniversitesi’ne ve özellikle KTÜ Mimarlık Fakültesi’ne verdikleri hizmetler her türlü övgünün ötesindedir. 1980 sonrası karşılaştıkları haksızlıklar asla kabul edilemez. Güçlü çınar fidanları olarak benim sevgili kentimin üniversitesinde kök salan ve bugün iki ulu çınar olarak orada anılarıyla hâlâ var olan bu iki değerli insan bizim de belleklerimizde örnek akademisyenler, örnek insanlar olarak yaşayacaktır...”\u003cbr\u003e–GÜLSÜN SAĞLAMER\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKaradeniz Teknik Üniversitesi İnşaat-Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü kurucuları Prof.Dr. Özgönül ve Erdem Aksoy’u hem hatırlamak hem de gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla hazırlanan KTÜ’nün Kuruluş Yıllarında Mimarlık Eğitimine Adanmış Bir Yaşam İki Mimar: ÖZGÖNÜL – ERDEM AKSOY adlı kitap Mimarlık Eğitimi Derneği (MimED) ve YEM Yayın işbirliğiyle yayımlandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKaradeniz Teknik Üniversitesi İnşaat-Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü kurucuları Prof.Dr. Özgönül ve Erdem Aksoy, Mimarlık Eğitimi Derneği (MimED) tarafından düzenlenen bir toplantıyla, mimarlık bilimine ve eğitimine adanmış yaşamları üzerinden dostları, meslektaşları ve öğrencilerinin katılımıyla, hem de yetiştikleri kurum olan İTÜ Mimarlık Fakültesi, Taşkışla’da anıldılar. \u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTürkan Ulusu Uraz ve Ahsen Özsoy tarafından yayına hazırlanan bu kitapta anlatılan Aksoyların sıra dışı öyküsü, mimarlık öğrencisi olarak girdikleri İTÜ'den genç birer öğretim üyesi olarak 1960'larda gittikleri Trabzon'da KTÜ Mimarlık Bölümü'nün temellerini atmalarıyla başlıyor. Ardından, kurdukları bölümü özveri ve kararlıkla geliştirmelerine; merkeze uzak bir Anadolu şehrinde \"çağdaş bir mimarlık ve tasarım eğitimi nasıl verilir?\" sorusuna verdikleri yanıta; kurdukları eğitim modeli ile yetiştirdikleri öğrenciler, öğreticiler üzerinde bıraktıkları kalıcı-geliştirici izlere; başardıklarına, yapamadıklarına, neşelerine, hüzünlerine uzanan uzun bir yolcuğa çıkacaksınız.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eHem merak uyandırıcı hem öğretici bu yolculukta, Aksoyları ve KTÜ Mimarlık Bölümü'nün ilk yıllarını birinci derece tanıklardan öğreneceksiniz. Onların dönemin koşullarına göre oldukça şaşırtıcı, ilham verici kişiliklerini, çabalarını ve çok da hakkı ödenmemiş değerlerinin büyüklüğünü anlayacaksınız.\u003cbr\u003eVe belki de kitabın sonuna geldiğinizde, \"görev yaptıkları yaklaşık 15 yılda bunları başaran bu iki insan acaba bir 15 yıl daha görevlerinde kalabilselerdi neler olmazdı?\" diye sormadan edemeyeceksiniz!\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKitabın editörlerinin; içeriği, hazırlık süreci ve Aksoylara ilişkin görüşleri özetle şöyle:\u003cbr\u003eAHSEN ÖZSOY: “Mimarlık Eğitimi Derneği (MimED)’in mimarlık eğitimcilerine odaklanan ‘Unutulmayanlar’ başlıklı anma toplantıları dizisi MimED’in tüm faaliyetleri arasında çok özel ve anlamlı bir yere sahip. Bu dizinin ilk ürününde, Aksoyların, mimarlık bilimine ve eğitimine adanmış yaşamlarının çok katmanlı öyküsü; dostları, meslektaşları ve öğrencilerinin tanıklığıyla aktarılıyor. Böylece o yılların koşullarında bir üniversitenin kuruluşu, organizasyonel ve mekânsal gelişimiyle birlikte mimarlık eğitiminin biçimlendirilmesi, dolayısıyla KTÜ Mimarlık Bölümü’nün kuruluş ve gelişme öyküsü çeşitli yönleriyle değerlendiriliyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eKitap, mimarlık eğitiminin Türkiye’deki gelişiminde iz bırakan bu iki değerli figürü, bu eğitim gönüllüsü çifti, yaşamları ve eğitimci kişilikleriyle derinlemesine tanıtıyor. Erdem Bey’in mimarlık eğitiminin rasyonel ve bilimsel içeriğini öne alan yaklaşımına karşılık, Özgönül Hanım’ın eğitimde yaşamı ve insanı öncelemesi; bu farklı gibi görünen bakış açılarının özünde ‘İyi bir mimarlık eğitimi nasıl olmalıdır’ sorusuna yanıt aramak üzere buluşması…\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eAz sayıda mimarlık okulunun büyük şehirlerde yer aldığı dönemin koşullarında, Trabzon’da ortaya konulan bu zorlu ve inanılması güç çabanın ne kadar önemli olduğu; bu büyük mücadelenin nasıl verildiğini, bedellerini, sonuçlarını ve günümüzdeki etkilerini farklı kalemlerden okurken, bugünün mimarlık eğitimi ortamının da daha farklı bir gözle değerlendirileceğine inanıyorum. Cumhuriyetimizin 100. yılında Türkiye’deki mimarlık eğitiminin önemli kilometre taşlarından biri olan bu özgün projeyi hayata geçirerek çok derin izler bırakan bu iki değerli insanın çeşitli yönleriyle tanınmasını ve anlaşılmasını sağlayacak bu kitabın, ülkemiz mimarlık eğitimi tarihine yönelik araştırmalar için de yol gösterici olacağını düşünüyorum...”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eTÜRKAN ULUSU URAZ: \u003cbr\u003e“Mimarlık Eğitimi Derneği (MimED, 1998) tarafından, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İnşaat-Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü kurucuları Prof.Dr. Özgönül ve Erdem Aksoy’u anmak amacıyla 29 Kasım 2013 tarihinde bir toplantı düzenlendi ve onlar mimarlık bilimine, eğitimine adanmış yaşamları ve kişilikleri üzerinden dostları, meslektaşları ve öğrencilerinin katılımıyla hem de yetiştikleri çatı altında, İTÜ Mimarlık Fakültesi, Taşkışla’da anıldılar.... Toplantı sırasında dinleyici olarak söz isteyip konuşma yapanların olgunlaştırdıkları metinleriyle; kitap hazırlığını duyan Aksoyların öğrencileri Gamze Kaymak Heinz, Bekir Gerçek, dostları Yavuz Önen ve Sevinç Hadi’nin özenle kaleme aldıkları yazılarıyla kitabımızda yer almaları sevindiriciydi. Dahası, Aksoyların kendilerine yazdığı mektup ve kartları çekmecelerinden çıkarıp bizlerle paylaşmak isteyen Ülkü Özen ve Şehnaz Özkan; mezunlarımızdan S. Mehmet Altuner, Nurel Akkaş, Tahir Ayçiçek, T. Fikret Bilgin, Erkin Erten, Bekir Gerçek, Gülnaz T. Gezgin, Ayhan Karadayı, Şengül Öymen Gür, Şenay Ö. Eryavuz, Kayhan Topel, Zihni Turkan, Vehbi Tosun, İlkay Özdemir, N. Kırhan Yazıcı, Seyhan Yılmaz, KTÜ Mezunlar Derneği Başkanı Bedir Toker ve hocam Erdal Aksugür fotoğraf arşivlerini açarak, bunlarla ilgili sonu gelmeyen sorularıma sabırla yanıt vererek desteklerini esirgemediler; kendilerine teşekkür borçluyuz. Hocam Hasan Saltık’ın ve çok erken kaybettiğimiz sınıf arkadaşım İbrahim Okman’ın ve Aksoylar dostu merhum Haldun Özen’in fotoğraf arşivleri hep bizimleydi. Doğaldır ki KTÜ’nün ancak ilk yıllarına ait görseller kitabımızda yer alabildi...\u003cbr\u003eKitapta yer alan yazılar Sunuş ve Açılış Konuşmaları ardından üç ana başlık altında düzenlendi. Anma toplantısı konuşma metinleri, ‘AKSOYLAR HAKKINDA ANLATILAR, ANLATILANLAR’ başlığı altında Aksoyların İTÜ Yılları: Eğitim İdealleri; Aksoyların KTÜ Yılları: Mimarlık Eğitiminin ve Ortamının Tasarımı; Aksoyların KTÜ Sonrası Dönemi ile Dinleyicilerden Anılar ve Yorumlar olarak gruplandı. İkinci başlık ‘AKSOYLAR HAKKINDA YAZILANLAR’, çoğu artık hayatta olmayan dostları tarafından Aksoyların kaybı ardından kaleme alınan yayımlanmış metinlerden oluşmakta. Üçüncü başlık ‘AKSOYLARIN YAZDIKLARI, ÇİZDİKLERİ’ ise özellikle eğitimle ilgili olanların ağırlıkta olduğu bilimsel yazılar, ödüllü tasarımlar, ek olarak uzaktaki dostlarıyla buluşma ve haberleşme aracı olan mektup ve kartlar seçkisidir. Bu bölümler arasında, Aksoyları ve zamanın KTÜ ortamını anlatan fotoğraflar yer alır. Günümüzde mobil telefonlar sayesinde her anın görüntülenip aynı kolaylıkla hafızamızdan dahi silinebildiği düşünülecek olursa, Aksoy dostlarının bizlerle paylaştıkları en az yarım asırlık bu fotoğrafların değeri paha biçilmez. Belki de bu nedenle baskıya uygun hemen hemen her fotoğrafı, yaşanan ortamı biraz daha iyi anlatmak için kullanmayı önemsedik. Bunların her birinin, okuyucu için farklı bir anı ve anlatı değeri taşıyacağını, okuduklarını hayal etmesini, belki de dönüp tekrar okumasını teşvik edeceğini ve başlıklar arası geçişi bir seyir şölenine dönüştüreceğini umuyoruz.\u003cbr\u003eSonuç olarak bu kitap, Aksoyların kurucusu oldukları KTÜ Mimarlık Bölümü’ndeki öğretim görevlerinin yanı sıra aynı kurumda Mimarlık Bölüm Başkanı, İnşaat ve Mimarlık Fakültesi Dekanı ve Rektör olarak görev yaptıkları dönemleri de kapsayan son 35 yıllık yaşamları üzerinden mimarlık eğitimi ve eğitimcisi misyonuna, mimarlık bilimleri araştırmalarına ve mimarlık okulları kimliğine ve aynı zamanda KTÜ’nün 1965-82 arası, kuruluş yıllarına ışık tutar. Bu nedenle de yükseköğretimde kurucu ve yenilikçi girişimlerde genç akademisyenler ve yöneticiler için yol gösterici olabilir. Ayrıca 80’li yıllar sonu baskıcı askeri yönetim ve öncesinde, üniversitelerin yaşadığı kaotik ortam ve sonunda Aksoyların uğradığı haksız kıyım ve yalnızlaştırma hakkında tanıklıklara dayalı alçakgönüllü bir not düşer. Amaç, unutulanları hatırlatmak ve gözden kaçanları fark ettirmektir...” \u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370208112883,"sku":"9786257008662","price":490.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/YEM_OZGONUL_ERDEM_AKSOY_KITAP_KAPAK.jpg?v=1733316492"},{"product_id":"tasarimin-pesinde-1960-lar-avrupasinda-bir-mimarin-gezileri","title":"Tasarımın Peşinde – 1960’lar Avrupası’nda Bir Mimarın Gezileri","description":"\u003cp\u003eY. Müh. Mimar Firuzan Baytop’un, 1960’lı yıllarda yaptığı Avrupa seyahatleri izlenimlerini ve anılarını aktardığı “Tasarımın Peşinde – 1960’lar Avrupası’nda Bir Mimarın Gezileri” adlı kitap YEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eFiruzan Baytop’un, genç ve başarılı bir mimar olarak çıktığı yolculuklar sırasında günlüklerine aldığı notları derleyerek kitabı yayına hazırlayan, Baytop’un kızı Binnaz Baytop Dinçer, önsözde şunları söylüyor: \u003cbr\u003e“Akıllı telefonların, internetin, sosyal medyanın olmadığı zamanlarda turist olmak, seyahat etmek nasıl bir şeydi acaba? Gördüklerini Instagram’da paylaşmak yerine sadece hafızana kazımak, belki bir anı defteri tutmak…\u003cbr\u003eİkinci Dünya Savaşı sonrasında hızla toparlanan, kültürel ve sanatsal olarak yeni keşiflerin peşine düşen bir Avrupa ve bu keşfe çıkan insanların yarattığı turizm patlamasının ortasında Avrupa şehirlerinde yaşam nasıldı?\u003cbr\u003eBu kitap babam Firuzan Baytop’un ilk defa 1959’da çıktığı Avrupa gezilerinde tuttuğu günlüklerden hareketle hazırlanmıştır. Bu gezilerde aldıkları notlar, Avrupa’nın 1960’ların başında bir fotoğrafını çekerken, o günlerin Türkiyesi ile bir kıyas ve o zamanla günümüzün bakış açısını bir arada değerlendirme fırsatı sunuyor.\u003cbr\u003eİlk seferinde mimar arkadaşı Prof. Muhteşem Giray ile bir kültür ve mimarlık keşfi olarak gerçekleşen seyahat, sonraki yıllarda başka gezilerin yolunu açmış, babam 1959’dan itibaren hemen her yaz tatilinde Avrupa şehirlerine doğru bir maceraya çıkmıştı...\u003cbr\u003eBabamın 100. yaş günü için yayına hazırladığım bu kitaptan ve bu yolculuklardan umarım sizler de onun kadar keyif alırsınız…”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eFiruzan Baytop, seyahatlerinin başlangıç noktası olan Viyana’yı ve Viyanalıları kendine has diliyle şöyle tasvir ediyor: \u003cbr\u003e“Viyana bizim Avrupa ile birebir ilk temas ettiğimiz, yani bizler için doğrudan doğruya Avrupa idi. Viyana’da ancak iki gün kalabilen, şehir halkı ve insanlar ile yakın dostluklar, ilişkiler kuramayan kişiler elbette o şehri tam tanıdım diyemez. Biz de Viyana’yı o ölçüde tanıyabildik. Avusturyalılar temiz insanlar. Şehirleri de kendileri gibi tertemiz. Biz Almanları sarışın bilirdik, esas sarışın Avusturyalılar imiş! Sadece uzaktan görmemize göre özellikle genç kızları çok güzeller. Kılık kıyafetleri, bakımlı saçları ve de türlü çeşitli parfümleri ile şehirlerini çiçek bahçelerine çevirmişler...\u003cbr\u003eGüzel, taş konutları bir yana bırakırsak, Viyana’yı Viyana yapan şey sarayları ve bunları çevreleyen park ve bahçeler, heykeller, kiliseler diyebiliriz. Her biri muhteşem ve fevkalade bakımlılar. Akın akın da turist çekiyorlar. Çoğu Hofburg’un çevresinde toplanmış olan bu yapıların çevreleri, her an ellerinde fotoğraf makineleri, turist dolu...”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e1959-1964 arasında, Viyana’nın ardından Münih, Frankfurt, Berlin, Stockholm, Kopenhag, Amsterdam, Rotterdam, Londra, Paris, Milano, Venedik, Roma, San Marino, Cannes, Nice, Barselona, Zürih, Lozan gibi çok sayıda kente ilişkin izlenimini bir mimar gözüyle anlatan Baytop, tuttuğu günlüklerde İkinci Dünya Savaşı’nın ardından hızla toparlanmaya çalışan Avrupa kentlerini mimari özellikleri, öne çıkan tarihi ve modern yapıları, meydanları, insan öyküleriyle harmanlayarak adeta okuyucuyu da kendisinin yanında keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.\u003cbr\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370210439411,"sku":"9786257008938","price":210.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/YEM_TasariminPesindeBirMimarinGezileriKAPAK.jpg?v=1734000812"},{"product_id":"i̇simsiz-seyyareler","title":"İsimsiz Seyyareler","description":"\u003cp\u003eŞükran Balekoğlu Yamak’ın yeni kitabı \u003cem\u003eİsimsiz “Seyyare”ler\u003c\/em\u003e YEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e Kitapta, başkahramanlarını, yürek yakan yaşanmışlıklara sahip kadınların oluşturduğu beş öykü yer alıyor.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eYazarın edebi yönden beslendiği alanı zengin köklerinden kopmaması ve dilinde zorlama olmadan yalın ve akıcı bir biçimde aktarması olarak tanımlayan Adil Hacıömeroğlu, kitabın Önsöz’ünde şunları söylüyor:\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e “Öyküler ister birebir yaşanmış olsun ister yaşama uygun kurgulanarak yazılsın özlerindeki gerçekçiliği hep korur. Gerçekçilik ve yaşama uygunluk, insanların öyküye ilgisini çoğaltır. Kısa soluklu görülseler bile o kısa soluk, bir yaşama can verir.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDünya üzerindeki insanların yaşamları birbirine hiç benzemez. Yaşam dediğimiz süreç, inişli çıkışlı bir yol. Kişi, yaşamın karşıtlıklarını birlikte yaşar. Zaten doğal denge de karşıtlıklar üzerine kurulmuş değil mi? Gece olmasaydı gündüzün değeri bilinir miydi? İnsanoğlu, kışın zorluklarını iliğine dek duyumsamasaydı baharın özlemiyle yanıp tutuşur muydu?\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eŞükran Balekoğlu Yamak, hemşehrim bir yazar. Aynı zamanda iyi bir dostum ve arkadaşım da… Sanal ortamda tanıştık. Yazılarımız, bizi birbirimize yaklaştırdı. Sanal ortamdaki uzak arkadaşlık, telefonlara taşındı. Kırk yıllık bir dost gibi ya da deyim yerindeyse akraba evinin kızı gibi. Ancak henüz yüz yüze tanışamadık bu sıcak yürekli insanla.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBalekoğlu, Zonguldak’ta doğup büyümüş. Ata toprakları Of’la ilişkisi aile büyükleriyle olmuş. Annesi sayesinde Of genelinde, Bölümlü (Zisino) özelinde konuşulan dilin bütün inceliklerini kavramış. Ağız özelliklerinin ayrıntılarını içselleştirmiş. Annesi aracılığıyla anadilinin ağız özelliklerini benimsemiş.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eBunun içindir ki doğup büyüdüğümüz ortamda öğrendiğimiz, düşlerimizi gördüğümüz dile, anadili demekteyiz.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eŞükran Hanım’ın annesi bilge bir Karadeniz kadını. Belleği çok güçlü. Sözlü tarihin canlı bir örneğiydi yaşadığı dönemde. Bildiklerini, deneyimlerini, yaşadıklarını gömütlüğe götürmemiş kızına devretmiş sandıktaki en değerli çeyizler gibi. Şükran Balekoğlu da bu çeyizin değerini bilmiş, yazıya dökmüş. Daha önce çıkan iki kitabını (\u003cem\u003eKal-leş\u003c\/em\u003e ve \u003cem\u003eKurdar Beni Daa\u003c\/em\u003e) soluksuz okumuştum. Önceki kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da yaşam gerçeklerini, yaşanmışlıkları virgülüne dokunmadan anlatmakta yalın diliyle.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eDilinde zorlama yok! Günlük yaşamın konuşma dilini yansıtmakta öykülerinde. Yazılarında konuşma dilinin kullanılması, okurları sıkmıyor. Öykülerin konusu olan olaylar, kullanılan yalın dille lezzet bulmakta okurlarda.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÖykülerin her birinde derin bir gerçekçilik var. Yaşanmışlık, öyküleri çekici kılmakta. Öykülerin hepsinde yüreği yakan olaylar anlatılmış. Öykülerin başkahramanları genellikle kadınlar. Feodalitenin, kötü geleneklerin, cinsel ayrımcılığın ezim ezim ezdiği, horladığı kadınlar… Aslında kötü gelenekler, başkahraman olan erkekleri de ezmekte. Fırsatçılık, kazanma hırsı sevileri yeniyor öykülerde. Yüreği sevi ile dolu güzel insanlar, kötülüklerin karşısında eriyip gitmekteler. Kötülük canavarı, güzellikle besleniyor sanki…\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÖykülerde kadının ezilip horlanmasında diğer kadınlarında etkin olduğu görülmekte, özellikle \u003cem\u003eFatma-Dursun\u003c\/em\u003e ile \u003cem\u003eYıldız-Nejat’ta\u003c\/em\u003e çok belirgin bu. Kadınlarımızı geleneksel feodal kalıplardan kurtarmak hepimizin görevi. Erkeği de yetiştiren kadın…\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eÖyküler okurların yüreklerini yakmakla birlikte gülümsetmekte aynı zamanda. Yaşam da böyle değil mi?\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003eSayın Balekoğlu’na yazın yaşamında başarılar dilerim. Onun çıkınında nice öykülerinin olduğunu biliyorum. Bunları, okurlarıyla buluşturmalı. Toprağın altındaki altın yer yüzüne çıkarılmalı ki sarraf elinde değerini bulsun. Ortaya çıkan yapıtlar, sonsuzluk yolculuğuna başlasın.”\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370207588595,"sku":"9786257008563","price":210.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/YEM_ISIMSIZSEYYARELER_ONKAPAK.jpg?v=1734785430"},{"product_id":"avrupa-resim-yontemiyle-eslenik-dik-izdusum-alistirmalari","title":"Avrupa Resim Yöntemiyle Eşlenik Dik İzdüşüm Alıştırmaları","description":"\u003cp\u003eProf.Dr. Fehmi Kızıl tarafından özenle hazırlanan; mimarlık, iç mimarlık, endüstri ürünleri tasarımı öğrencilerine ve sanatçılara şekilleri zihinde üçboyutlu canlandırma ve görsel zekayı geliştirme konusunda yardımcı olacak “Avrupa Resim Yöntemiyle Eşlenik Dik İzdüşüm Alıştırmaları” adlı kitap YEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eTürkiye mimarlık ve tasarım eğitiminin temel başvuru kaynaklarından “Mimarlıkta Teknik Resim” ve “Artistik Perspektif” kitaplarının tamamlayıcısı olan bu özenli çalışmasına ilişkin Fehmi Kızıl şöyle söylüyor:\u003cbr\u003e\r\n“Bu kitapta, eşlenik dik izdüşüm alıştırmalarına başlamadan önce alıştırma sorularının kavranabilmesi için eşlenik dik izdüşüm ve epür anlatımı, eşlenik dik izdüşümün okunması, arakesitin oluşmadığı teğet yüzeylerin eşlenik dik izdüşümde grafik anlatımı, üçboyutlu grafik anlatımda (perspektifte) uygulanan kurallar, eşlenik dik izdüşüm çizimlerinde kullanılan çizgi türlerinin anlamı, özel konumlu düzlemler ve üç temel izdüşümü konusunda bilgilendirme yapılmıştır.\u003cbr\u003e\r\nParalel izdüşümle yapılmış üçboyutlu perspektif çizimlerde, aralarındaki açı 90° olan eksenlerin dışındaki eksene paralel doğrultudaki ayrıtlarda küçülme oranı uygulansa da –objenin perspektifi ile eşlenik dik izdüşümü arasında daha kolay ilişki kurulabilmesi için– kitaptaki alıştırmalarda verilen perspektiflerde eksenlere paralel doğrultudaki ayrıtlarda küçülme oranı uygulanmamıştır.\u003cbr\u003e\r\nÖnden görünüş doğrultusuna paralel ayrıtları olmayan objelerin perspektif çiziminde perspektifin oluşturulmasında kullanılan eksenlere paralel doğrultular, noktalı çizgilerle gösterilmiş; önden görünüş doğrultusuna paralel olan eksenin ve önden görünüş doğrultusuna göre objenin konumunun daha kolay kavranması ve dolayısıyla objenin eşlenik dik izdüşümlerini belirlemede yanılma olmaması sağlanmıştır.\u003cbr\u003e\r\nEşlenik dik izdüşüm alıştırma soruları, kolaydan zora doğru dört aşama şeklinde düzenlenmiştir. Alıştırma sorularının birinci, ikinci ve üçüncü aşamasında soruları yanıtlamada yardımcı olacak bilgiler verilmiştir. Yardımcı bilgilerde 154 obje, örnek olarak verilmiş; alıştırma sorularında da 261 obje kullanılmıştır.\u003cbr\u003e\r\nEşlenik dik izdüşüm alıştırmalarındaki sorularda kullanılan objeler, kavranması kolay olan, düzlem, silindir, koni ve küre yüzeyle oluşturulmuş şekillerdir. Eşlenik dik izdüşüm alıştırma soruları, kavranması kolay şekillerden kavranması zor şekillere doğru düzenlenmiştir.\u003cbr\u003e\r\nAlıştırmaların birinci ve ikinci aşamasında, objenin zihinde canlandırılmasını gerektirmeyen, objenin üçboyutlu grafik anlatımı (perspektifi) ile önden görünüş doğrultusu verilerek objenin özel konumlu düzlemlerinin kavranmasına ve üç temel izdüşümünün (görünüşünün) seçenekler arasından tanınmasına ait sorulara yer verilmiştir.\u003cbr\u003e\r\nAlıştırmaların üçüncü aşamasında, objenin zihinde canlandırılması becerisini kazandırmak için objenin bir veya iki temel izdüşümünden (görünüşünden) eşleniği olmayan izdüşümün, seçenekler arasından doğru seçilebilmesi istenmiştir.\u003cbr\u003e\r\nAlıştırmaların dördüncü aşamasında da objenin zihinde canlandırılması becerisini kazandırmak için objenin üç temel izdüşümünde (görünüşünde) hatalı çizgi veya çizgilerin belirlenmesine ait sorulara yer verilmiştir.\u003cbr\u003e\r\nAlıştırma sorularının çözümü, “Çözümler” bölümünde açıklanarak verilmiştir.”\u003c\/p\u003e\r\n","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370206114035,"sku":"9786257008952","price":315.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/ESLENIKDIKIZDUSUM_KAPAK.jpg?v=1736431511"},{"product_id":"endustriyel-tasarimda-malzeme-ve-detay-genco-berkin","title":"Endüstriyel Tasarımda Malzeme ve Detay","description":"\u003cp\u003e \u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eGenco Berkin’in, başta endüstriyel tasarım ve iç mimarlık öğrencileri olmak üzere, meslek hayatına yeni adım atan tasarımcı ve uygulamacılar düşünülerek hazırlanan yeni kitabı Endüstriyel Tasarımda Malzeme ve Detay YEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003c\/strong\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eBaşta endüstriyel tasarım, iç mimarlık, mimarlık öğrencileri olmak üzere, meslek hayatına yeni adım atan ürün tasarımcıları ve uygulamacıları düşünülerek hazırlanan Endüstriyel Tasarımda Malzeme ve Detay’da, endüstriyel ürün tasarımına yönelik 40 farklı tasarım ürünü, tasarım yaklaşımı, hammaddenin özellikleri ve işlenmesi, malzeme seçiminde tasarımcının dikkat etmesi gereken konular ve detay çözümlemeleri bir araya getirilerek özgün çizimler eşliğinde aktarılıyor.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eEndüstriyel tasarım alanına girebilecek binlerce, milyonlarca ürün olmasına karşın mesleğe yeni adım atacak tasarımcılara düşünsel bir pencere açmak amacıyla konular \u003cstrong\u003eGÜNDELİK EŞYALAR, KONUT EŞYALARI, SPOR EKİPMANLARI, TAŞITLAR, SAVUNMA SANAYİİ ve EKLER\u003c\/strong\u003e bölümleri altında; çatal-kaşık-bıçaktan takılara, ayakkabıdan termosa, avizeden ütüye, bisikletten tenis raketine, Audi’den Harley Davidson’a, uçak koltuğundan İHA’lara uzanan çok geniş bir perspektifte ele alınıyor. \u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eProf.Dr. Genco Berkin, kitabı hazırlama gerekçesini ve içeriğini şöyle özetliyor: “Bu kitap, Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencileri ve yeni mezunları için yazılmıştır. Kitapta verilen konular her ne kadar spesifik bir sektöre ait olsa da günümüz mesleklerinin hem üretim hem de tüketim anlamında ortak alanlara sahip olmalarından dolayı, kitabın içeriği kısmen iç mimarları ve hatta hatırı sayılır bir ölçüde mimarları da ilgilendirmektedir. Tarihte mimarlık, iç mimarlık ve endüstriyel tasarım meslek alanları hiçbir zaman bugünkü kadar birbirine yaklaşmamıştı. Bunu sağlayan faktörlerin başında gelen unsur, üretimde standartlaşmaya gidilmesidir. Elinizdeki kitapta yer alan bölümlerden biri olan “Konut Eşyaları” kısmında değinilen tüm araç gereçler aslında binalara entegre edilebilen sistemlerdir. Ayrıca binlerce yıldır endüstri alanından mimariye bilgi transferi olmuştur... Kitap beş ana bölümden oluşmakta; her bir bölüm kendi içinde sekiz adet güncel konu başlığı içermektedir. Kimi konularda geleneksel yöntemle yapılagelmiş olan ürünlerin alternatif olarak modern malzeme ve üretim teknikleriyle de imalatlarının gerçekleştirilmiş olduğunu göreceksiniz... Elinizdeki bu eser, günümüz tasarım dünyasına rehberlik ederken aynı zamanda geleceğe miras olarak bırakılan bir tür kayıt defteri niteliğini de taşımaktadır. Kitabın, endüstriyel tasarım öğrencilerine, mesleki bilgilerini pekiştirme aşamalarında temel bir kaynak oluşturacağı inancındayım.”\u003cbr\u003e\r\nProf.Dr. Önder Küçükerman ise kitabın Önsöz’ünde şunları söylüyor: “Genco Berkin, ‘her ürünün çok özel bir tasarım kültüründen hayat bulduğu ve ayrı ayrı uygulama alanları olduğu’na işaret edilen bu kitabıyla, çevremizde yer alan bütün ürünlerin arkasında çok ilginç ve gerçekçi tasarım derslerinin gizlendiğini ortaya koyarak tasarımcılara bu gerçekler doğrultusunda hareket etmelerini ve sorunlara malzeme-detay ekseninde yaklaşmaları gerektiğini söylüyor; endüstriyel tasarım için planlama ve yapım süreçleri ‘sadece genel geçer kurallarla değil, çok yönlü gerçek sorunların köküne inilerek çözümlenmelidir’ diyor...”\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eEndüstriyel Tasarımda Malzeme ve Detay’da, özellikle genç tasarımcılara, detay ve malzeme ekseninde, ürün tasarımı sürecini destekleyecek eksiksiz bir donanım kazandırma hedefiyle (bir ürün tasarlayabilmek için gerekli olan ergonomi, malzeme, işlevsellik, kimya bilgisi vb.) tüm veriler, özenle ele alınmış çizimler aracılığıyla yalın ve kolay anlaşılabilir bir biçimde sunuluyor.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eKitap, daha önce yine Genco Berkin tarafından hazırlanan ve temel başvuru kaynakları arasında yer alan Mimarlıkta Malzeme ve Detay ve İç Mimarlıkta Malzeme ve Detay, Mobilya Tasarımında Malzeme ve Detay, İç Mimarlıkta Paslanmaz Çelik ve Cam (Gökhan Mermi ile birlikte) kitaplarıyla birlikte, YEM Yayın’ın “Malzeme ve Detay Dizisi”ni oluşturuyor.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cstrong\u003eGENCO BERKİN KİMDİR?\u003c\/strong\u003e\u003cbr\u003e\r\n1971 yılında Niğde’de dünyaya gelen Genco Berkin, orta öğrenimini 1990 yılında Kadıköy Anadolu Lisesi’nde tamamlamıştır. Brighton (İngiltere) ve Lefke Avrupa Üniversitesi’nde (KKTC) mimarlık eğitimi alan Genco Berkin, 1995 yılında, mezun olduğu okuldan gelen teklif üzerine araştırma görevlisi olarak akademik çalışmalarına başlamıştır. \u003cbr\u003e\r\n1998 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde, Mimarlık Tarihi alanında hazırladığı “Mimari Ütopyalar” tezi ile yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. 2006 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Yapı Fiziği ve Malzemesi Kürsüsü’nde yaptığı çalışmalarla doktor (Ph.D.) unvanını hak etmiş; 2015 yılında doçent unvanı almış; 2020 yılında Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’nde profesör olmuştur. \u003cbr\u003e\r\nÇeşitli üniversitelerde mimarlık ve iç mimarlık dersleri veren Genco Berkin, “mimarlıkta ekolojik cam” üzerine araştırma-geliştirme çalışmalarının yanı sıra “proje-tasarım derslerinin iyileştirilmesi” konusunda düşünceler üretmiştir. Özellikle mobilya tasarımlarında ergonomiyi ve teknolojiyi birleştirmeyi göz önünde bulunduran Berkin, bu konuda da birçok eser ortaya koymuştur. \u003cbr\u003e\r\nProf.Dr. Genco Berkin, halen İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.\u003cbr\u003e\r\nGenco Berkin’in YEM Yayın tarafından yayımlanmış kitapları:\u003cbr\u003e\r\n• Mimarlıkta Malzeme ve Detay\u003cbr\u003e\r\n• İç Mimarlıkta Malzeme ve Detay\u003cbr\u003e\r\n• Mobilya Tasarımında Malzeme ve Detay\u003cbr\u003e\r\n• İç Mimarlıkta Paslanmaz Çelik ve Cam (Gökhan Mermi ile birlikte)\u003cbr\u003e\r\n• Ağacın İzinde: Tasarımda Orman Ürünleri Sözlüğü\u003cbr\u003e\r\n• Modulor ve Le Corbusier’nin Kulübesi\u003cbr\u003e\r\n• Kareden Plana Modül ve Mimarlık (Yusuf Civelek ile birlikte)\u003cbr\u003e\r\n• Endüstriyel Tasarımda Malzeme ve Detay\u003c\/p\u003e\r\n","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370206867699,"sku":"9786259710204","price":350.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/ENDUSTRIYEL_TASARIMDA_MALZEME_DETAY_KAPAK.jpg?v=1744733796"},{"product_id":"macar-turk-mimarlik-iliskileri-zafer-sagdic","title":"Macarların Tasarımları Türkiye’de – 19. ve 20. Yüzyılda Macar-Türk Mimarlık İlişkileri","description":"\u003cp\u003eZafer Sağdıç ve Mate Gergö Kovacs’ın editörlüğünde hazırlanan, başta Türk-Macar mimari ilişkileri olmak üzere, Türkiye ile Avrupa arasındaki henüz keşfedilmemiş ortak kültürel bağların yeni bir alanını sunan “Macarların Tasarımları Türkiye’de” adlı kitap YEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eKitap, “2024 Macar-Türk Kültür Yılı” çerçevesinde, Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanlığı, Gül Baba Mirasını Koruma Vakfı, Yıldız Teknik Üniversitesi, Budapeşte Teknik ve Ekonomi Üniversitesi, Liszt Enstitüsü – Macar Kültür Merkezi ve Türk Mimârîsi Araştırma Merkezi işbirliğiyle yayımlandı.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eTürk mimarlık kültürünün oryantalist sunumu ve kullanımından modern mimarlık ilkelerinin uygulanmasına kadar uzanan süreci anlatan kitapta sunulan mimari çizimler, fikirler ve mimari ilişkiler, konuya hâkim Türk ve Macar araştırmacıların ortak işbirliğiyle hazırlanmış olup daha önce bu sunum düzeninde kamuoyuna hiç sunulmamıştı.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eBudapeşte Teknik ve Ekonomi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Tarihi ve Tarihî Eserlerin Korunması Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. János Krähling’in kitaba yönelik düşünceleri şöyle:\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003e“Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’daki varlığının zayıflamasının ardından, mimarlık camiasının Türk mimarlık kültürüne olan ilgisi sona ermedi. Bu süreçte, 17. yüzyıldan itibaren giderek daha belirginleşen ve Guarini’nin Mağribi mimarisinin önemli yapıtlarını, özellikle de strüktürlerini öğrenmeye ve uygulamaya açık olmasıyla karakterize edilen bir ilgi ortaya çıkmıştır. Bu dönemde, Barok mimarisinin diğer kültürlere, dolayısıyla Türk mimarisine de açık bir perspektif taşıdığı görülmektedir. Avusturyalı Mimar Johann Bernhard Fischer von Erlach, 1721 yılında yayımladığı ve mimari çizimlerle zenginleştirdiği ‘Entwurff einer historischen Architektur’ adlı eserinde, Osmanlı’nın mimari mirasından bazı önemli anıtlar sunmuş ve bu tür bir açıklığı teorik düzeyde göstererek, ilk evrensel mimarlık tarihi kitabında Osmanlı’ya da yer vermiştir.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eMacar mimarisinin anıtları arasında, Macar romantik tarihselciliğinin önemli bir örneği olan Tata şehrindeki Saray Bahçesi’nde yer alan Türk mescidi gibi bu sürece uygun anıtları da bulabiliriz. Oryantalist formların romantik çağrışımı başlangıçta bu ilişkilerle karakterize edilmiştir. Daha sonra mûtat işveren, jüri, tasarım ve inşaat faaliyetleri kapsamında Türkiye ile ilgili mimari projeler profesyonel kamu yaşamının bir parçası haline gelmiştir.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eKitapta yer alan mimari çizimler, Osmanlı İmparatorluğu’nun önemli eski Avrupalı ortakları olan Macaristan, Almanca konuşan ülkeler ve İtalya arasındaki mimari bağlantıları sunmaktadır.\u003c\/p\u003e\r\n\r\n\u003cp\u003eOsmanlı İmparatorluğu’nun son döneminden Cumhuriyet’in ilk dönemine kadar, birçok Macar mimar Türkiye’de, ortak Avrupa boyutunu, Alman üniversitelerinde edindikleri bilgileri, Macar tasarım pratiğini, Türk işverenlerin ve uygulayıcıların ihtiyaçlarını yansıtan bir dizi mekân tasarladı. Bu mekânlar, gerçekleşmemiş olsalar bile, karşılıklı etkileşim ve bilgi aktarımının özel bir izdüşümü olarak değerlendirilebilir. Bu kitap, her ne kadar ilk etapta gerçekleştirilmemiş projeleri konu alsa da daha sonra Macaristan’daki bir dizi ilave düşünme etkinliğine dayalı, bir tür dalgalanma etkisi olarak algılanabilecek ‘tici gücü’ anlatmaktadır. Türkiye’de bursiyer olarak bulunan Károly Kós, İstanbul’un şehir mimarisi ve kamu kurumlarıyla bağlantılı olarak şu ifadelerde bulunmuştur: ‘Bu, işte şehir budur; burası herhangi bir şehir değildir. (...) Bu işin yabancı bir kişi tarafından yapılamayacağına, Türk mimarlık bilimi ve sanatı tarafından yapılması gerektiğine inanıyorum...’”\u003c\/p\u003e\r\n","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370208243955,"sku":"9786259710228","price":490.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/YEM_MACARLARIN_TASARIMLARI_TURKIYEDE_KAPAK.jpg?v=1749000788"},{"product_id":"seramik-ve-cini-terimleri-sozlugu","title":"Seramik ve Çini Terimleri Sözlüğü","description":"\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eCahit Yılmaz tarafından, Türk çiniciliğinin ve seramik sanatının daha sağlıklı biçimde tanımlanabilmesine katkı sağlamak amacıyla hazırlanan “Seramik ve Çini Terimleri Sözlüğü” başlıklı kitap\u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e \u003c\/span\u003eYEM Yayın tarafından yayımlandı.\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eKitapta çini ve seramik üretim malzeme, araç, teknik, yöntemlerinden motif, renk kullanımlarına; tarihi üretim merkezlerinden yöresel karakteristik ayrıntılara; ünlü çini ustalarından üsluplara uzanan geniş bir perspektif sunuluyor. Çininin yanı sıra seramik, keramik, arkeoloji, mimarlık alanlarına ait terimlere de yer verilerek zenginleştirilen, bir sözlükten çok  daha derinlikli bilgilerin sunulduğu kitapta, açıklamaları verilen kavramların özgün örnekleri çok sayıda renkli fotoğraf ve çizim eşliğinde veriliyor. Böylece okuyucu ile birçoğu özel koleksiyonlarda bulunan ve ilk kez bu kitapta sunulan çok zengin bir eserler manzumesi de paylaşılıyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e“Çini, süsleme sanatları içinde belki de en görkemli olanıdır” diyen Cahit Yılmaz, böyle bir çalışmayı hazırlama gerekçesini şöyle anlatıyor:\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e“Çini üzerine yapılan araştırma ve yayınlarda dikkat çeken önemli bir sorun, çini terminolojisinin yeterince sistematik olmaması ve bir bütünlük arz etmemesidir. Aynı kavramların farklı yazarlar tarafından farklı şekillerde kullanıldığını görmekteyiz. Terimlerin tanımları, kapsamları, birbirleriyle olan benzerlikleri ya da farkları net biçimde ortaya konmamıştır. Özellikle “çini” kelimesi, farklı coğrafyalarda farklı terimlerle ifade edilmiştir. İran, Türkistan ve Anadolu’da bu sanat dalına kaşi denirken, Türkçeye sonradan giren çini kelimesi yaygınlık kazanmış ve yerleşmiştir. Geriye dönüş mümkün olmamakla birlikte, bu kelimenin kökeni ve kullanımı üzerine düşünmek, terminoloji tartışmasının önemli bir parçasıdır.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eBatı dillerinde de benzer bir karmaşa söz konusudur diyebiliriz. Fransızlar bu kavramı céramique, İngilizler ceramic veya tiles, Almanlar ise keramik olarak adlandırmışlardır. Türkiye’deki araştırmacılar, bu terimleri kendi ekollerine göre doğrudan almış, çoğu zaman çini, seramik ve keramik kelimelerini birbirlerinin yerine kullanmışlardır. Oysa bu terimler arasında ciddi anlam farkları bulunmaktadır. Bu gözlemlerden yola çıkarak çini sanatıyla ilgili yazım, anlatım ve öğrenme süreçlerinde terminolojinin büyük önem taşıdığını fark ettim. Terminoloji, sanatın alfabesidir; alfabeyi bilmeden okumak da yazmak da mümkün değildir… \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eKütahya’da görev yaptığım 25 yıl boyunca çini sanatına ilgi duydum, bu sanatı yerinden ve ustalarından öğrenme fırsatı buldum. Hem teorik hem pratik birikimle çini üretmeye başladım; üç kişisel sergi açtım, on yedi makale kaleme aldım ve baskı aşamasında olan üç kitap çalışması hazırladım. Yaklaşık 40 yıldır Kütahya çinisini bire bir yaşadım... Amacım, bu kadim sanatı öğrenmek, öğretmek ve araştırmak isteyenlere sağlam bir referans kaynağı sunmaktır. Dilerim ki bu çalışma, daha kapsamlı ve nitelikli eserlerin yazılmasına ilham verir…”\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e \u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eDR. CAHİT YILMAZ KİMDİR?\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e1950 yılında Artvin’in Arhavi ilçesinde doğdu. Evli ve bir çocuk babası olan Cahit Yılmaz, 1976 yılında tıp fakültesinden mezun oldu; 1980’de göz hastalıkları uzmanı unvanını aldı. 1983 yılında atandığı Kütahya’da 25 yıl boyunca göz hastalıkları uzmanı olarak görev yaptı.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eÇini sanatının başkenti kabul edilen Kütahya’da, bu kadim sanata büyük bir ilgi ve sempati geliştirdi. Çininin tüm yapım aşama ve inceliklerini, teorik ve pratik yönleriyle öğrenme fırsatı buldu. Göz cerrahı titizliğiyle motif ve kompozisyonlarını sır altına nakşederek kendi çini eserlerini üretmeye başladı.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e“Tıbbiyeden her şey çıkar, arada sırada doktor da çıkar” düşüncesini kanıtlarcasına, çini alanında verdiği eserleri paylaşmak üzere Kütahya, Bursa ve Ankara’da üç kişisel sergi açtı. 25 yıl boyunca yerel sanatçılarla birebir temas kurarak Kütahya çini tarihine dair kapsamlı bilgi topladı. Bu araştırmalar sonucunda, Kütahya çini tarihine dair 17 makale kaleme aldı ve değerli bir arşiv oluşturdu. Son 40 yılın Kütahya çini sanatına birebir tanıklık etmiş, bu süreçte derlediği bilgileri çeşitli kitaplarda yayımlayarak kültür ve sanat mirasımızın gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla çalışmalarına ara vermeksizin devam etmektedir.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e\n\u003cp\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003eTürk Çinisinin Büyük Ustası Hafız Mehmet Emin Efendi\u003c\/span\u003e\u003cspan lang=\"EN-US\"\u003e, (Dergâh Yayınları, 2024) ve Seramik ve Çini Terimleri Sözlüğü (YEM Yayın, 2025) adlı iki kitabı bulunan Cahit Yılmaz’ın; Ankara’da Çini Bezemeli Mimari Yapılar, İstanbul’da Çini Bezemeli İskeleler, Türk Çini Süslemeciliğinde Kullanılan Motifler, Türklerde Çini Üretim Merkezleri, İskeleler Dünyası İstanbul, Kütahya Çini ve Keramik Tarihi başlıklı kitaplarının yayın hazırlıkları da YEM Yayın tarafından sürdürülüyor.\u003c\/span\u003e\u003c\/p\u003e","brand":"YEM Yayın","offers":[{"title":"Default Title","offer_id":48370210078963,"sku":"9786259710280","price":490.0,"currency_code":"TRY","in_stock":true}],"thumbnail_url":"\/\/cdn.shopify.com\/s\/files\/1\/0523\/3950\/7395\/files\/SERAMIKVECINITERIMLERISOZLUGU_KAPAK.jpg?v=1751362412"}],"url":"https:\/\/yemkitabevi.com\/tr-us\/collections\/99-tl\/yazar_burcin-yilmaz-ed.oembed","provider":"YEM Kitabevi","version":"1.0","type":"link"}