Tangül Akakıncı: Resme Adanmış Bir Ömür / A Life Dedicated to Painting

105.00TL

Yazar: Burçin Yılmaz (Ed)

Marka: YEM Yayın

Basım Tarihi: Nisan 2022

Sayfa Sayısı: 128

Boyut: 19.5 x 23.0 cm

Stokta

9786257008501

Title:  

Ürün Açıklaması

YEM Yayın’ın, Ressam Tangül Akakıncı’yı, sanata ve resme yaklaşımını, eserlerini sanatsever okuyuculara aktarmak amacıyla hazırlanan yeni kitabı Tangül Akakıncı: Resme Adanmış Bir Ömür / A Life Dedicated to Painting yayımlandı.

 "Hep bir biçim kaygısı vardı içimde; renk kaygısı da vardı elbette ama özellikle görmeye alışık olmadığım biçimler yaratmak istiyordum...”

 Sanat hayatına 1960’lı yıllarda Devlet Güzel Sanatlar Akademisi bünyesinde Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesinde başlamasına karşın, Süleyman Velioğlu ile birlikte 50 yılı aşan bir süre sanat çalışmalarına devam etmiş olan bir ressam Tangül Akakıncı. Akatünvel Sanat Topluluğu kurucuları arasında yer alan, 2021 yılında aramızdan ayrılan Akakıncı, yıllar önce Pelin Özer tarafından kendisiyle yapılan bir söyleşide sanat anlayışını derinlemesine ifade ediyordu:

“Babam saraçtı, eski ustalardan. Çocukluğumda sık sık onun Eminönü, Küçükpazar’daki dükkânına giderdim ve orada at dünyasına ait çeşit çeşit obje görürdüm: Çerkes eyeri, İspanyol eyeri, kırbaçlar, koşumlar, terkiler, üzengiler... Bir çocuk için büyüleyici, merak uyandıran bir at dünyası... Babamın kullandığı kesici aletleri incelerdim. Bir yarım ay düşünün; keski denen saplı bir alet, babam onunla deri keserdi. Çok arkaik, bilmediğim, daha önce hiç görmediğim bir biçim. Deriyi dövmek, inceltmek için de demirden, enteresan bir alet kullanılırdı. İlginçtir, benim için önemli olan hep o aletlerin kendisiydi, onlarla yapılan işlem değil. O güne dek etrafımda bunlara benzer başka alet görmemiştim, daha sonra da görmedim, eğitimimde de o tür şeyler olmadı. Onların hepsini kaydetmişim; bunu sonradan fark ettim, resimlerimde o formlara yakın formlar karşıma çıkınca... Yolculuk böyle başladı. Bilinmeyen hep dikkatimi çekti...

... Kendimi var edebilme sürecimde, hocam Süleyman Velioğlu’nun çağdaş insan varlığı kuramının estetik boyutu benim de sanat anlayışım oldu. Atölyemizin duvarında ‘Burada ölümün elinden bir şeyler kurtarmaya çalışıyoruz’ sözü asılıdır. Bu cümlenin anlamı şu: Gerçek alanda gerçekleşemeyen, bütünselleşmeyi geist alanda yaratarak temin etmektir. Böylece ölümlü olan bizler, ölüme direnme, kalıcı olma eylemini gerçekleştirmekteyiz. İnsan varlığına dayalı olan sanat anlayışımız, insanın sade bilinç ve eylem varlığı olmadığını, bir yaratma varlığı olduğunu savunur. 1970 yılında Hoca ile birlikte kurduğumuz Akatünvel Sanat Topluluğu, özgün estetik anlayışı ve çağdaş insan varlığı anlayışıyla sanat tarihi sürecinde yer alan diğer topluluklardan farklı bir çizgiye sahip. Çağdaş insan varlığı anlayışı, Velioğlu’nun ‘Çağdaş İnsan’ isimli kuramının bir özeti. Kuramın estetik boyutu da topluluğun sanat anlayışını ortaya koyuyor. Velioğlu’na göre çağdaş insan, ‘Biyolojik organizmanın üstüne nerede ve ne zaman özbilinç potansiyeli oturursa, orada ve o yerde insan varlığı yeryüzünde görünüşe çıkar” tanımına dayanıyor...

... Daha çok anıtsal kayaları gözlemledim ve özümsedim. Taş dokusunu verebilmek için çok katmanlı çalışıyorum zaten; hep kazıyarak. Babam kesici aletiyle deriyi keser, döver, örselerdi. Ben baştan beri kat kat çalıştığım boyaları jiletle kazıdım. Babamdan farklı olarak, ben aynı işlemi boyayla yapıyorum. Kat kat çalışıyorum, kazıyorum. Kazıdıktan sonra kompozisyon dahil olmak üzere yeni bir biçim anlayışı geliyor; figüründen tonuna resim dönüşüyor. Sonra tekrar kazıyorum, tekrar çalışıyorum.Jiletten başka alet kullanmadım. Hoca spatülle çalışırdı. Biz hep kâğıda çalışırız. Hoca üstübeçle beyaz tutkalı karıştırır, belli bir kıvama getirir, spatülle beyninde oluşturduğu biçime kâğıtta nasıl yer vereceğini düşünür, o kalın mamayı spatülle döşerdi. Başlardı üstüne renkleri koymaya; renkleri koyduktansonra baktı olmuyor, başlardı kazımaya. Ben spatül kullanmıyorum, boyayı fırçayla koyuyorum. Ama kazımaya başlayınca faraş dolusu boya çıkar, dünyanın belki de en çok boya kullanan ressamları bizleriz. Kat kat çalışıyoruz. Bunlardan üst üste kaç kompozisyon, kaç katman çıkar. Başlarız kazımaya; olmadı, beğenmedik, bozarız. Çalışılır çalışılır, biter ya da bitmez. Bir resim ne kadar sürede biter, bunun hiç ölçüsü olmadı. Üç sene çalıştığımız resimler de oldu. Hocanın ölümünden sonra olabildiğince kendimi korumaya çalıştım. Neden korumaya çalıştım? “Az iyi”den, geçiştirmekten ve güncel olmaktan...”

 

TANGÜL AKAKINCI: A LIFE DEDICATED TO PAINTING

“... There was always a form of sensitivity that I had. Of course, there was also color sensitivity, but I especially wanted to create forms with which I was unfamiliar...”

 Tangül Akakıncı is a painter who began her artistic career in the 1960s at the State Academy of Fine Arts, in the atelier of Bedri Rahmi Eyüboğlu, but she continued to work with Süleyman Velioğlu for more than 50 years. In an interview with Pelin Özer, carried out years ago, Tangül Akakıncı, one of the founders of Akatünvel Art Group who passed away in 2021, expresses her understanding of art in detail in depth.

 “My father was a saddler, one of the old masters. When I was a child, I used to go to his shop in Küçükpazar, Eminönü quite often, and every time I saw various objects from the world of horse breeding. Circassian saddles, Spanish saddles, whips, harnesses, pillions, stirrups... A fascinating, intriguing world of horse breeding for a child. I used to examine the sharp objects my father used. Consider a half-moon, which is a tool with a handle known as a chisel. My father used to cut leather with it. It has a very archaic form that I was unfamiliar with and had never seen before. An interesting tool made of iron was used to hammer and refine the leather. Interestingly, it was always the tools themselves that interested to me, not what they were doing with them; by then, I had not seen any other tools like these around me; neither did I see them later, nor have I encountered such things during my education. All of these appear to have been etched on my memory; I realized this later when I noticed in my paintings that the forms I drew resembled those forms... It is the story of how my journey began. The unknown has always piqued my interest…

… In the process of realizing myself, the aesthetic dimension of my master, Süleyman Velioğlu’s theory of contemporary human existence became my understanding of art. The phrase “We are trying to save something out of the hands of death here” hangs on the wall of our atelier. What this sentence means is: To ensure unity, which cannot be realized in the real area, it must be created in the geist area. Thus, we, mortal beings, perform the act of resisting death, of being perpetual. Our understanding of art, which is based on human existence, argues that man is not a simple being of consciousness and action, but a being of creating. Akatünvel Art Group, which I and the Master established together in 1970, has a line diverging from other communities in the progress of art history through its unique aesthetic understanding, as well as an understanding of contemporary human existence. The understanding of contemporary human existence is a summary of Velioğlu’s theory called ‘Contemporary Human’. The aesthetic dimension of the theory also demonstrates the artistic understanding of the community. According to Velioğlu, the contemporary human is based on the definition that “Wherever and whenever the potential of self-consciousness converges with the biological organism itself, human existence appears on earth there and in that place”. This definition also explains the unique understanding…

… I observed and imbibed monumental rocks more. I am already working in multiple layers to give the stone its texture, always through scraping. My father used to cut the leather with sharp objects before hammering and crumpling it. Since the beginning, I scraped the paints that I apply in layers with a razor blade. Unlike my father, I do the same process with paint. I work in layers and I scrape. After scraping, there comes a new sense of form, including the composition; the painting undergoes a transformation from its figure to its tone. Then I scrape again and I work again. I didn’t use any tools other than a razor. Velioğlu used to work with a spatula. We always work on paper. He would mix the white glue with the white lead paint, bring it to a certain consistency, think about how to erect the shape that he created in his mind with the spatula on the paper, and then lay that thick daub with a spatula. He would begin to add colors to it, and if he was not satisfied with the colors, then he would start scraping. I don’t use a spatula. I apply the paint with a brush. But when you start scraping, a dustpan full of paint comes out. We are perhaps the most paint-consuming painters in the world. We work in layers. Many compositions and many layers are coming out. We begin to scrape. If it doesn’t work or we don’t like it, then we paint it again. We work and work. Sometimes we can finish it, and sometimes we can’t. How long does it takes to finish a painting? We have no means of measuring this. There are some paintings that we have worked on for three years…”

 

TANGÜL AKAKINCI KİMDİR?

Tangül Akakıncı 1946 yılında Balıkesir’de doğdu. Lise öğreniminden sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. 1970 yılında Yüksek Resim Bölümü Bedri Rahmi Eyüpoğlu Atölyesi’ni bitirdi. Süleyman Velioğlu ile birlikte “Akatünvel Sanat Grubu”nu kurdu. Sanatçı, 1976-77 yıllarında Münih, Salzburg, Nürnberg, Roma, Floransa müzelerinde incelemeler yaptı. İlki 1971 yılında olmak üzere, İstanbul, Ankara, Bayreuth’da (Almanya) altı kişisel sergi açtı. Yurtiçinde ve yurtdışında New York, Philadelphia, Nürnberg, Zürih, Bükreş ve Fransa’da açılan karma sergilere; 26. ve 27. Bayreuth Sanat Festivalleri ile 9. Uluslararası Basel Sanat Fuarı’na yapıtlarıyla katıldı. Bazı yapıtları İstanbul, Ankara, Bayreuth, New York, Viyana ve Avustralya’daki özel koleksiyonlardadır. 1973 yılında 50. Yıl Atatürk ve Cumhuriyet Ödülü’nü aldı. 1975 yılında Darüşşafaka Resim Birincilik Ödülü’nü ve Uluslararası Kadın Sanatçılar Grup Ödülü’nü (Fransa) aldı.

Yurtiçinde ve yurtdışında katıldığı diğer sergiler:

1977  İstanbul Sanat Festivali, Çağdaş Sanatçılar Sergisi

1977  Vakko Karma Sergisi, Ankara

1978  Sanat ‘78 Basel Sanat Fuarı, Ertem Galeri, İsviçre

1978  İstanbul Festivali, Türkiye Ressamlar Cemiyeti Plastik Sanatlar Sergisi

1978  Sanat, Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul

1979  Türkiye Ressamlar Cemiyeti Sergisi, Ankara

1983  4. İstanbul Sanat Bayramı, Yeni Eğilimler Sergisi

1983  4. İstanbul Sanat Bayramı, Galeriler ‘83 Çağdaş Türk Sanatı Sergisi

1983  11. İstanbul Festivali, Günümüz Sanatçıları Sergisi

1984  “Türk Resmi”, Fransız Büyükelçiliği Sergisi, Ankara

1984  Tanak Galeri, Grup Sergisi, İstanbul

1985  Siyah-Beyaz Galeri, Grup Sergisi, Ankara

1986  Destek Galeri, Kişisel Sergi, İstanbul

1990  Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul

1993  Eşler Sergisi, Etibank Sanat Galerisi

1994  İş Bankası Parmakkapı Sanat Galerisi, Kişisel Sergi

1996  TÜYAP Sanat Fuarı, Minyatür Galeri

1997  Uluslararası “Grands et jeunes d’Aujourd’hui” Resim ve Heykel Sergileri, Paris

1998  Mimar Sinan Üniversitesi Mezunları Resim Sergisi, Almati, Kazakistan

1998  Uluslararası “Grands et jeunes d’Aujourd’hui’ Resim ve Heykel Sergileri (Akatünvel Sanat Topluluğu olarak) Lüksemburg, Paris, Zagrep, Dubrovnik

1998  Galatea Sanat Galerisi, Kişisel Sergi

2000  İş Bankası Parmakkapı Sanat Galerisi, Kişisel Sergi

2000  Akatünvel 30. Yıl Grup Sergisi, Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul

2006 EKAV Sanat Galerisi, Kişisel Sergi

 

ABOUT TANGÜL AKAKINCI

Tangül Akakıncı was born in 1946 in Balıkesir, Turkey. After her high school years, she went to the Public Art Academy in Istanbul. In 1970, she went to the High Art Section in the Bedri Rahmi Eyüpoğlu Studio. Tangül Akakıncı and Süleyman Velioğlu founded an art group called “Akatünvel”. The artist analised the Münih, Salzburg, Nuremberg, Rome and Florence museums between 1976-77. Tangül Akakıncı opened exhibitions. Her first exhibition was in 1971. She opened her personal exhibitions in Istanbul, Ankara and Bayreuth (Germany). She participated in composite exhibitions in New York, Philadelphia, Nuremberg, Rome, Zurich, Bucharest, France. Akakıncı participated in the 26th  - 27th Bayreuth Art Festivals and the 9th International Basel Art Festival with her works. Some of her works are in private collections in Istanbul, Ankara, Bayreuth, New York, Vienna, Australia. In 1973, she won the 50th Year of Atatürk and the Republic Award. In 1975 she won the First Price in “Darüşşafaka Painting” and the “International Female Artists Group Price” in France.

The other exhibitions in which she participated abroad are as follows:

1977  Istanbul Art Festival, Contemporary Artists Exhibition

1977  Vakko Mixed Exhibition, Ankara

1978  Art ‘78 Basel Art Fair, Ertem Gallery, Switzerland

1978  Istanbul Festival, Turkey Artists Society Plastic Arts Exhibition

1978  Art, Atatürk Culture Centre, Istanbul

1979  Turkey Artists Society Exhibition, Ankara

1983  4th Istanbul Art Celebration, New Trends Exhibition

1983  4th Istanbul Art Celebration, Galleries ‘83 Contemporary Turkish Arts Exhibition

1983  11th Istanbul Festival, Contemporary Artists Exhibition

1983  “Turkish Painting” France Embassy Exhibition, Ankara

1984  Tanak Gallery, Group Exhibition, Istanbul

1985  Siyah-Beyaz Gallery, Group Exhibition, Ankara

1986  Destek Gallery, Personal Exhibition, Istanbul

1990  Atatürk Culture Centre, Istanbul

1993  Pair Exhibition, Etibank Art Gallery

1994  İş Bank Parmakkapı Art Gallery, Personal Exhibition

1996  TÜYAP Art Fair, Miniature Gallery

1997  International “Grands et jeunes d’Aujourd’hui” Art and Sculpture Exhibitions, Paris

1998  Mimar Sinan University Graduates Art Exhibition, Almaty, Kazakhistan

1998  International “Grands et jeunes d’Aujourd’hui” Art and Sculpture Exhibitions (as Akatünvel Art Community), Luxembourg, Paris, Zagrep and Dubrovnik

1999  Galatea Art Gallery Personal Exhibition

2000  İş Bank Parmakkapı Art Gallery, Personal Exhibition

2000  Akatünvel 30th Year Group Exhibition, Atatürk Culture Center, İstanbul

2006 EKAV Art Gallery, Personal Exhibition

Returns Policy

You may return most new, unopened items within 30 days of delivery for a full refund. We'll also pay the return shipping costs if the return is a result of our error (you received an incorrect or defective item, etc.).

You should expect to receive your refund within four weeks of giving your package to the return shipper, however, in many cases you will receive a refund more quickly. This time period includes the transit time for us to receive your return from the shipper (5 to 10 business days), the time it takes us to process your return once we receive it (3 to 5 business days), and the time it takes your bank to process our refund request (5 to 10 business days).

If you need to return an item, simply login to your account, view the order using the 'Complete Orders' link under the My Account menu and click the Return Item(s) button. We'll notify you via e-mail of your refund once we've received and processed the returned item.

Shipping

We can ship to virtually any address in the world. Note that there are restrictions on some products, and some products cannot be shipped to international destinations.

When you place an order, we will estimate shipping and delivery dates for you based on the availability of your items and the shipping options you choose. Depending on the shipping provider you choose, shipping date estimates may appear on the shipping quotes page.

Please also note that the shipping rates for many items we sell are weight-based. The weight of any such item can be found on its detail page. To reflect the policies of the shipping companies we use, all weights will be rounded up to the next full pound.

TEŞEKKÜRLER İlk baskısının ardından YEM Yayın’a “Memet Fuat Yayıncılık Ödülü” de kazandıran “Osmanlı Mimarisi”, çok sayıda uzmandan oluşan bir ekip tarafından hazırlandı. Uzun yıllara yayılan bir çalışma ve emek sonucunda ortaya çıkan bu eşsiz esere emeği geçenlerden bahsetmenin en iyi yolu, Doğan Kuban’ın kaleminden bir kez daha “Teşekkür” etmek: “Bu kitabın ortaya çıkmasına yardım eden, bilinçli bir sorumlulukla çaba gösteren pek çok insan var. Genelde yazar adı ile kitabın bütünleşmesi bir ürün olarak kitabı ortaya koyanların emeklerini unutturmamalı. Kitabın yayımlanması bağlamında Yapı-Endüstri Merkezi’nin, başta Doğan Hasol olmak üzere, idarecilerinin sürekli ilgisini vurgulamak istiyorum. Fakat ürünün asıl işçileri uzun, sabırlı, güleryüzlü fedakâr emekleri ile editörler Gülçin İpek ve Dilşad Aktaş’tır. Kitabın fotoğraflarını büyük bir duyarlık ve sorumlulukla tekrar tekrar çeken Cemal Emden’i başarılı çalışması için kutluyorum. Dil editörü Gültekin Tarı’ya, çizili belgelerin zenginleşmesine yardımcı olan Şirin Akıncı ve Nadide Seçkin’e, Kani Kuzucular’a, Nur Akın’a, Ayla Ödekan’a; Doğu Anadolu’ya ilişkin bazı fotoğrafları kullanmamıza izin veren Bünyad Dinç’e, Osmanlıca-Türkçe küçük yapı sözlüğünü hazırlayan Münevver Eminoğlu’na, geniş bir kaynak çalışması yapan Yonca Erkan’a, Sema Altındağ’a ve YEM Yayın’ın bütün ilgililerine teşekkür ediyorum.”

Bunları da beğenebilirsiniz

Sizin için seçtiğimiz ilgili diğer ürünlere göz atın